Cemile TUNA Dikey sol
Halep Tur sağ dikey

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde

  • Dolar 4.6960
  • Euro 5.4701
  • GR ALTIN 191.59
  • ÇEYREK 313.11

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu: “Bizim Medeniyetimiz İnsanlığa Zulmü Değil Kardeşliği Öğütleyen Ve Yayan Bir Medeniyettir”

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın ‘en cömert ülkesi’ olduğunu belirterek, TİKA’nın tüm dünyada yürüttüğü projeler için insanlığın umudunu yeşerttiğini vurguladı. Türkiye’nin küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Bizim medeniyetimiz insanlığa zulmü değil kardeşliği öğütleyen ve yayan bir medeniyettir” dedi.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu: “Bizim Medeniyetimiz İnsanlığa Zulmü Değil Kardeşliği Öğütleyen Ve Yayan Bir Medeniyettir”

Ankara Üniversitesi Akademik Bahar Yarıyılı Gayrimenkul Sektör Seminerleri açılış dersini Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu verdi. Burada öğrenciler ve öğretim görevlileri ile bir araya gelerek Bahar Yarıyılı açılış dersini veren Çavuşoğlu, “Hukuk Fakültesini bu üniversitede okumuş, bir Ankara Üniversitesi mezunu olarak sizlerle bir araya gelmekten dolayı çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Sizlerle 1946’da kurulmuş ülkemizin köklü üniversitelerinden biri olan ve hala 60 binin üzerinde öğrenciye eğitim sunan bir üniversitede bir araya gelmek büyük bir sevinç kaynağıdır. Bu güzide üniversitemizin tedrisatından geçmiş, hukuk eğitimi almış bir öğrencisi olmanın sevincini ve ayrıcalığını da her zaman gönlümde hissettiğimi vurgulamak isterim. Bizler, sizler ve sizden sonra gelecek olan öğrenci kardeşlerimizde emeği olan-olacak tüm hocalarımıza tekrar saygı ve şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümünün, 2 Şubat 2018 tarihinde, kuruluşunun 10. yılını tamamladığını ve Ankara’da Uluslararası Gayrimenkul Konferansı düzenlendiğini belirten Çavuşoğlu, “Bu vesileyle ben de, gayrimenkul yönetimi alanında, ülkemizin, uluslararası akreditasyonu olan, ilk ve tek akademik birimi Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümümüze, nice başarılı 10 yıllar diliyorum. Gelişmiş ülkelere baktığımızda 1900’lü yılların başlarından itibaren, gayrimenkul geliştirme ve yönetimi alanında akademik çalışmaların başladığını ve bu alanda enstitülerin kurulduğunu, dünyanın önde gelen üniversitelerinde bölümler açılmakta ve lisans ve lisansüstü eğitim programlarının yapıldığı görülmektedir. Bizler de, bu alanda kaliteyi arttırarak, ihtisaslaşarak, özellikle de akademik araştırmalarda, yüksek lisans ve doktora seviyesinde uluslararası alanda çok daha güçlü bir konuma gelmeyi hedeflemeliyiz. Bildiğiniz üzere son 15 yılda, inşaat ve gayrimenkul sektörümüzün, ülkemizin ekonomik büyümesinde önemli bir katkısı olmuştur. Konut ve altyapı yatırımları sektörünün gelişmesindeki en önemli itici güç olmuştur” şeklinde konuştu.

İnşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki olumlu gelişmelerin ülke ekonomisine daha fazla katma değer kazandırması için imar, vergi, yönetim ve finans alanlarında yeni düzenlemelerin yapılmasına gereksinim duyduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “Örneğin ben, bir hukukçu olarak, Türk Hukuk Mevzuatını incelediğimde, yüzlerce kanun ve yönetmelikte, taşınmaz, rayiç bedel, adil bedel, emlak vergi değeri, ecri-misil, kira bedeli gibi gayrimenkul ile ilgili kavramlara çok sayıda ve çeşitte atıf yapıldığını, müşahede etmekteyim. Hukuk mevzuatımızda bir literatür taraması yaparak gayrimenkul ile ilgili olan tüm kavramları, bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak, mevzuatımızı daha sade ve açık hale getirmeli, yeknesaklığı sağlamalıyız. Öncelikle, bu konuda mutlaka daha derinlemesine bir akademik araştırma yapılması, Taşınmaz Hukukuyla ilgili bir üst komisyon oluşturularak gerekli düzenlemelerin yapılması ve bundan sonraki Taşınmaz Hukuku ile ilgili tüm düzenlemelerin tek bir merkezden bu üst komisyon vasıtasıyla yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu şekilde, Taşınmaz Hukukumuz, daha sağlam ve sağlıklı bir zemine oturacak, yeknesaklık sağlanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Bizim medeniyetimiz insanlığa zulmü değil kardeşliği öğütleyen ve yayan bir medeniyettir”

Suriye’de 7 senedir bir iç savaş ve büyük bir insanlık dramı yaşandığına değinen Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Bugün ülkemizde 3,5 milyon Suriyeliyi hiçbir etnik ayrım yapmaksızın, Arap’ıyla, Kürt’üyle, Türkmen’iyle misafir etmekteyiz. Tabi Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere, ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz ilanihaye ülkemizde kalmayacaktır. Kardeşlerimizin evlerine yurtlarına tekrar yerleşmeleri, yeniden iskanları için planlama da yapmamız gerekmektedir. Müntesibi olduğumuz medeniyet bir kardeşlik ve dayanışma medeniyetidir. Bizim inancımızın temelinde sevgi ve kardeşlik bulunur. Bu güzel kardeşlik duygusunu en güzel şekilde pekiştirecek hasletlerden biri de dayanışmadır. Doğal afetler, savaşlar, hastalıklar gibi olumsuzluklar sebebiyle dünyanın birçok bölgesinde masum ve mazlum insanların sıkıntı yaşadığı günümüzde bu dayanışma hususu daha farklı bir önem kazanmıştır. Nasıl ki toplumun en küçük birimi olan ailelerimiz dayanışma sayesinde ayakta kalıyor, aile fertleri birlik olunca sıkıntılar aşılıyorsa, dünyanın herhangi bir yerinde ihtiyaç sahibi masum ve mazlumlar için de tüm insanlığın dayanışma göstermesi gerekir. İnsanlığı ayakta tutacak olan din, dil, ırk ayrımına bakmadan sadece ve sadece insan olduğu için her zorlukta dayanışma sergilemektir. Bizim medeniyetimiz insanlığa zulmü değil kardeşliği öğütleyen ve yayan bir medeniyettir. ’Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ diyen bir inancın müntesipleriyiz” diye konuştu.

Türkiye’nin, yaş ortalamasının 30,5 ile oldukça genç ve dinamik bir ülke olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Bu durum güçlü bir gelecek inşasında, bugün yaş ortalamaları 50’ye dayanmış, giderek yaşlanan ve doğum oranları azalan gelişmiş ülkeler karşısında, ülkemizi oldukça avantajlı bir konuma taşıyor. Fakat bu avantajı gerçek anlamda kullanabilmek, kapsayıcı refah ile sürdürülebilir bir kalkınma inşasından ve çağın gerektirdiği donanımlara sahip olmaktan geçmektedir. Bugün kalkınma bağlamında üzerinde duracağımız hususlar da esasen refaha ulaşmada mevcut küresel kalkınma anlayışını ve Türkiye’nin bu kulvarda çabalarını bir nebze ortaya koymayı amaçlamaktadır” dedi.

 

“TİKA’nın tüm dünyada yürüttüğü projeler insanlığın umudunu yeşertmektedir”

Günümüzde çatışmalar ve acı içinde kıvranan insanlığın çaresizlik içinde yüzünü çevirdiği tek ülkenin Türkiye olması ve aziz Türk milletinin gözlerinin içine bakmasının, medeniyet ufkumuzun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Uhdemde bulunan TİKA’nın tüm dünyada yürüttüğü projeler insanlığın umudunu yeşertmektedir. Bosna’dan Arakan’a, Afrika ülkelerinden Kolombiya’ya, Özbekistan’a kadar büyük bir coğrafyadaki sömürge amaçlı gütmeyen, gerçek ihtiyaçlara cevap veren faaliyetleri, TİKA eliyle yıllık ortalama olarak iki bin proje yapılması bambaşka bir ufku yansıtmaktadır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız YTB’nin faaliyetleriyle, dost eliyle dünyanın dört bir tarafında yurtdışında yaşayan 6 milyon vatandaşımıza ve akraba topluluklarını kucaklıyor olması, sahip çıkıyor olmamız, eğitim programlarımız, Türkiye burslarımız ve akademik çalışmaları destekleyen faaliyetler aracılığıyla uluslararası sahada eğitime katkılarımız etkin noktalara yükselmiştir. Bu noktada insani perspektifimizin temelinde gönülleri fethetmek bulunmaktadır.”

 

“Türkiye, küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir”

Bir hakikatin var olduğunu ve küreselleşen sorunların geleceğimizi tehdit ettiğine değinen Çavuşoğlu, “Ekonomik krizler, çevre felaketleri, eşitsizliklerin doğurduğu sosyal hareketler, savaşlara bağlı göçmen ve mülteci krizleri gibi pek çok konuda ’bize bir şey olmaz’ diyen bir ülkeden artık söz edemeyiz. Bugün dünyaya bakıldığında BM’ye üye 193 ülkenin 47’si En Az Gelişmiş Ülke (EAGÜ) statüsünde yani günlük geliri 2 doların altında olan, kırılgan iktisadi ve siyasi yapıya sahip ülkelerdir. Örneğin, 1,3 milyar nüfus ile dünyanın en zengin kaynaklarına sahip Afrika kıtasında 34 en az gelişmiş ülke (EAGÜ) bulunmaktadır. Yıllardır bu ülkelerin zengin yer üstü ve altı doğal kaynaklara sahip olduğu halde neden sefalet çektiği ve bir türlü kalkınamadığı sorusu üzerinde samimiyetle durulması gerekmektedir. Az gelişmiş her ülkenin yokluk, sefalet çeken ve cahil bırakılmış halkı, maalesef bir müddet sonra büyük güçlere taşeronluk yapan terör örgütlerinin tuzağına düşmektedir. Bugün küresel bir tehdit olarak görülen terörün, az gelişmişlik ile de arasında doğal bir ilişki olduğu unutulmamalıdır. 1950’den 1990’lı yılların başına kadar geçen sürede Türkiye’nin yaklaşık her on yılda bir derin ekonomik krize, 60’lardan sonra ise her on yılda bir askeri darbeler ile siyasi alanda müdahalelere maruz kaldığı ve kendi içine kapanmaya zorlandığı görülmektedir. Ancak bugün tablo hamdolsun hızla değişmiştir. Türkiye özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son dönemde küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu konuşmasında şunları kaydetti:

“Dünya Bankası’na göre üst-orta gelir grubu ülkeleri arasında yer alan ve dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan ülkemiz sahip olduğu zenginliği samimiyet ve eşit ortaklık zemininde tüm dünya ile paylaşmaktadır. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren uluslararası kalkınma yardımlarında etkili olmaya başlayan ülkemiz, 2009 yılından bu yana BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından kalkınma işbirliğinde yükselen ülkeler (emerging donors) arasında gösterilmektedir. Ülkemizin kardeş ve dost ülkeler ile kalkınma işbirliği esasen 90’lı yıllarda başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası (1991) kurulan Türk cumhuriyetlerinde iktisadi, idari ve sosyal her alanda kurumsal altyapıların oluşturulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu maksatla Türkiye gerekli desteği vermek için 1992 yılında Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nı (TİKA) kurmuştur. Bugün ülkemiz ulaşım, sağlık, kamu idaresi, mesleki eğitim, turizm, tekstil, inşaat, tarım, ormancılık ve sanayi gibi pek çok sektörde ciddi kapasite birikimine ulaşmıştır. Kapasitenin ve imkanların genişlemesi ile TİKA da sadece Orta Asya’da değil Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu başta olmak üzere Güney Asya, Latin Amerika ve Pasifik’i kapsayacak şekilde 150’nin üzerinde ülkede kalkınma işbirliği faaliyetleri yürütmektedir. Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarının uygulanması ve koordinasyonundan sorumlu kurumu olan TİKA, tüm kamu kurum ve sivil kuruluşlarımızla işbirliğinde, bugüne kadar 20 binin üzerinde projeyi tamamlamış ve yılda ortalama 2 bin proje gerçekleştirmektedir. Projelerin en önemli yanı; insanın doğumundan ölümüne, hayatın her alanına ve gerçek ihtiyaçlara dokunmasıdır. Eğitim, sağlık, anne-çocuk sağlığı, kadının güçlendirilmesi, su ve sanitasyon gibi sosyal altyapılar ve hizmetler olmak üzere, istihdama, beşeri ve kurumsal kapasite birikimine katkı sağlayacak tarım, hayvancılık, ulaştırma, iletişim, turizm gibi pek çok hizmet ve üretim sektöründe projelerimiz bulunmaktadır. Tüm bu çalışmalarda ana gayemiz; dost ülkelerin sahip olduğu beşeri, doğal ve her türlü kaynağı kendi halkı için kullanabileceği altyapıların kurulmasına katkı sağlamak ve ülkemizin güvenilir bir işbirliği ortağı olduğunu göstermektir.”

 

“Türkiye insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın ’en cömert ülkesi’ olmuştur”

BM mülteci verilerine göre dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkesi olan Türkiye’nin, 3,5 milyona yaklaşan rakam ile dünyadaki sığınmacıların % 16’sına ev sahipliği yaptığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır da Türkiye insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın ’en cömert ülkesi’ olmuştur. 2016 yılında Türkiye, 6 milyar dolar insani yardım gerçekleştirerek, miktar bakımında dünyada 2., % 0,69 milli gelire oranla ise dünyada 1. olmuştur. OECD’ye göre, 2016 yılında 6,7 milyar dolara ulaşan Türkiye’nin Resmi Kalkınma Yardımlarının milli gelire oranı, %0,76 olmuş ve Türkiye BM Hedefi’ni geçen 8 ülkeden biri olmuştur. Pek çok gelişmiş ülkeyi geride bırakarak Türkiye’nin bu rakamlara ulaşmasının arkasında birçok hikaye yatmaktadır. Bu hikayelerde Somali’de, Myanmar’da, Filistin’de, Afganistan’da, Şili ve Filipinler gibi dünyanın en uzak coğrafyalarında dahi hayatına dokunulmuş insanlar bulabilirsiniz. Örneğin, halen devam eden Myanmar’daki Rohingya Müslümanlarının (Arakanlılar) dramında da Sayın Cumhurbaşkanımızın 30’a yakın ülke lideri ile yoğun diplomasi trafiği içinde görüşmesi sonucu, hızlı bir şekilde bölgeye ulaşan ilk ülke Türkiye olurken, Myanmar resmi makamlarınca Arakanlılara yardım yapma yetkisi verilen ilk kuruluş da TİKA olmuştur. Bugün Bangladeş sınırında kamplarda yaşayanlardan 30 bin kişiye günlük sıcak yemek çıkmakta ve çeşitli yardımlar devam etmektedir. Bu ne demektir: Türkiye, önce insan demektedir” şeklinde konuştu.

Gençlerin, geleceğe dair bakış açılarına ilişkin gençlere seslenen Çavuşoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin yetiştirdiği büyük hukukçulardan Ordinaryüs Prof. Ali Fuat Başgil, gençlerimize tavsiyelerini kaleme aldığı ’Gençlerle Başbaşa’ yapıtında, muvaffak olma yolundaki ilk düşmanın tembellik olduğunu söyler. Tembelliğin ne denli zararlı olduğunu hepimiz biliriz ancak rahmetli Başgil, tembelliğin insanın karşısına nasıl sinsice çıktığını anlatırken, şöyle der: ’Tembelliğin adı havailiktir. Bir adı gevşeklik, bir adı hoppalık ve züppelik, bir adı uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlük, tenseverliktir. Tembellik herkesin karşısına her zaman aynı kılıkta çıkmaz. O mesleksiz aktör gibi daima rol değiştirir. Bazen samimi ve iyiliği sever bir dost tavrı alır. Bazen en meşru bir mazeret kılığına girer; hasta olur, yorgun düşer ve herkesi haline acındırır. Bazen tatlı bir dille konuşur ve gönül çeler.’ İşte bizler burada bahsedilen tembellik edebiyatından katiyen uzak durmalıyız. Gerçekten gençlerimizi bekleyen en sinsi tehlikelerden biri, geleceğimizi garanti altına alacak, milletimizi geçmişte ulaştığı ilmin zirvelerine taşıyacak gayretlerden ve çalışmaktan geri durmaktır.”

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, öğretim görevlileri ve öğrencilerle birlikte toplantı salonuna geçerek öğrencilerle sohbet etti.

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık