ovalı hasar destek dikey sol
OVALI siğorta Sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde

FETÖ’NÜN TÜM ENGELLERİNE RAĞMEN TÜRKİYE'NİN İLK PROTON KANSER MERKEZİ ANTALYA’DA KURULABİLİR

Eskiden sağlık sektöründe idareci olduğum için dikkatimi çeken bir konuyu siz okuyucularıma aktarmak istedim. Geçenlerde FETÖ’nün Antalya’daki en büyük düşmanlarından biri diyebileceğim, tam bir vatansever ve dava adamı olan, çok değerli dostum ve ağabeyim, ve Türkiye’nin en iyi Kanser uzmanlarından Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz ile beraberdik ve bolca hasbihal ettik.

FETÖ’NÜN TÜM ENGELLERİNE RAĞMEN TÜRKİYE'NİN İLK PROTON KANSER MERKEZİ ANTALYA’DA KURULABİLİR
  • 10 Ağustos 2018, Cuma 11:04

 Şu anda, halen Antalya da bulunan Onkotalya Kanser Kliniğinde çalışan Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz hoca aslında çok mütevazi olan, tam bir halk adamı. Oysa ki, hocamız, akademisyenlerin bilimsellik skorlanmasında en değerli kriter kabul edilen “bilimsel yayın-atıf indexi (H-İndex) sıralamasında Türk Radyasyon Onkolojisi camiasında “en üst” sırada yeralan biri. Üstelik, Dünyanın en büyük iki Kanser Kongresi kabul edilen Amerikan Klinik Onkoloji Kongresi (ASCO) ve Amerikan Radyasyon Tedavi Derneği Kongresi (ASTRO) kongrelerinde, yaptığı bilimsel çalışmaları nedeniyle “Sözel Bildiri” daveti ile onurlandırılan ilk Türk Bilim Adamı aynı zamanda.

   O yüzden sohbetimizin ana konusu doğal olarak kanser konusundaki en son gelişmeler oldu. Ancak, onun da benim de özel ilgi alanım olan FETÖ konusuna, özellikle de bu FETÖ illetinin sağlık sektöründe de çevirdiği bazı dolaplara da epeyce değindik, bu sohbetimizde.

Dünyanın En Gelişmiş Kanser Işınlama yöntemi: Proton Tedavisi

   Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz, Kanser tedavisinde dünyanın en gelişmiş ışın tedavi yönteminin Proton tedavisi olduğunu ve bu tedavi ile kanserin nokta atışıyla adeta tam 12’den vurulabildiğini anlattı. Halen radyoterapide kullanılan klasik foton ışınlarının vücuda girdikten sonra tümöre ulaşana kadar oldukça yüksek dozda radyasyonu gereksiz yere tümörün ön kısmındaki normal dokulara bıraktığı, radyasyonun tümörün arkasındaki sağlıklı dokulara da epeyce nüfuz ettiğini anlattı. “Buna karşın proton ışınları; dokuda ilerlerken tümörün ön kısmında ciddi hiç bir radyasyon bırakmaz. Yani tümöre varana kadar normal dokuları bir nevi pas geçer ve sadece tümörün olduğu yere gerekli yüksek dozda radyasyonu bırakır. Tümörün arkasında da hiç bir radyasyon dozu oluşmaz. Normal dokular için en güvenli kanser ışınlama yöntemi proton ışınlamasıdır.''

    Prof. Dr. Yavuz, proton tedavisinin lokal olarak sınırları belirgin olan ve vücudun diğer bölgelerine sıçrama (metastaz) yapmamış olan hemen tüm kanser tiplerinde uygulanabileceğini vurguladı. Dünya genelinde son 40 yılda 100 binden fazla kanser hastasının proton demetleri ile çok başarılı olarak tedavi edildiğine değindi.

Dünyada Proton Kanser Tedavisi ne durumda ?

   Dr. Yavuz: “Şu anda Dünyada 80’e yakın proton veya yüklü parçacık tedavisi merkezi bulunmaktadır. Bunların çoğu da Amerika’da ve Japonya’dadır. Avrupa’da da şu an 24 merkez bulunmaktadır. Daha önce 100-200 milyon dolarlar mertebesinde kurulabilen bu tedavi üniteleri günümüzde giderek daha da kompaktlaşmış durumdadır.

  Günümüzde 1 odalı bir proton tedavi merkezinin maliyeti 30 milyon dolar civarına kadar düşmüş durumdadır. Öte yandan kanser hastalarının protonla tedavi maliyetlerinin de klasik foton tedavilerine göre 5-10 kat daha fazla olduğunu belirtmekte fayda var. Örneğin: şu anda ABD nin Houston şehrindeki MD Anderson Kanser Merkezinde bir hastanın tedavi bedeli 100 bin dolar mertebesinde” dedi.

 

Türkiye’de henüz yok

   Yavuz hoca, Türkiye’de (ve hatta Ortadoğu da, balkanlarda ve Türki Cumhuriyetlerde de) bu tedavinin henüz yapılmadığını anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemizden de proton tedavisi için yurt dışına sevk edilen çok sayıda hasta söz konusu. Çünkü, ne yazık ki bu cihaz henüz Türkiye’de hiçbir ilimizde kurulmuş değil. Hatta gerek Ortadoğu, gerek Balkanlar ve gerekse yakın Asya ve Afrikalı komşu devletlerde bile bir proton merkezi henüz yok. Şahsen, 50 yıl öncesinden gelişerek gelen, ve iyice ihtiyaç duyulan bu teknolojiye geçmekte Türkiye’nin çok ama çok geç kaldığını düşünüyorum. Türkiye’de de proton merkezlerinin kurulması çok isteniyor ve bu konuda Türkiye’nin 2023 vizyonu ile de paralel bazı ciddi resmi çabalar da var. Sağlık Bakanlığımızın Türkiye’de farklı illerde toplamda 4 tane proton tedavi merkezi kurma konusunda ciddi bir motivasyonu olduğunu iyi biliyoruz. Ancak, birbiriyle uyum içinde çalışacak ve toplam en az 100 kişiden oluşacak alt eleman guruplarının biraraya getirilmesindeki zorluk gibi nedenlerle ülkemizde henüz ilk merkez bile hala kurulamamış durumda.

Fetöcü Eski Rektörden Engelleme

  Prof. Dr. Yavuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da önemini sık sık vurguladığı Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2023 vizyonuna da uygun olarak 3 yıl kadar önce, Türkiye'ye ilk Proton merkezinin kurulması ve “know-how”lı (bilgi ve teknoloji transferli) bir ar-ge projesi için gerekli ödeneğin Kalkınma Bakanlığınca ilk kez Akdeniz Üniversitesi'ne ayrıldığını ifade eden Yavuz, bu ödenekle bu merkezin daha önce Antalya'da tam kurulacakken şu anda FETÖ'den tutuklu olan dönemin rektörü İsrafil Kurtcephe tarafından son anda engellendiğini savundu. Yavuz, bu konuda şunları söyledi:

  “Bundan üç yıl önce proton için geniş kadrolu bir ekip kurulmuş, Kalkınma Bakanlığı'ndan da bir ar-ge projesine tam 25 milyon dolarlık bir destek alınmıştı. Para Akdeniz Üniversitesi kullanımına onaylanmıştı. Ancak, bu parayı gören müteahhitlerin bu paranın kendilerine borç ödenmesi şeklinde kullanılmasını istediklerini sonradan öğrendik. Bu konuda, eski Rektör Kurtcephe de bizden habersiz bakanlıkla temasa geçip bu parayı Proton Merkezi yerine, tamamen kendi insiyatifinde ve müteahhitlere ödemeler için kullanılmasının sağlanmasını istemiş. Bakanlık da, kanser projesinin sahibi bilim insanlarıyla rektörün farklı telden konuştuğunu görünce parayı geri çekti. Süresini tamamlayamadan görevden alınan ve daha sonra da FETÖ’den tutuklanan eski Rektör Kurtcephe yüzünden böylesine önemli ve aynı zamanda çok da gelir getirecek bir eser sekteye uğramış oldu”.

Yeni Gelen Rektör de Köstek Olmuş

  Bu arada, Halen FETÖ yöneticiliğinden tutuklu olan eski Rektör Israfil Kurtcephe'nin -FETÖ'nün en güçlü döneminde görevlendirdiği- eski başhekimi olan mevcut yeni Rektör Mustafa Ünal’ın da Akdeniz Üniversitesi öncülüğünde, Antalya’da, Türkiyenin bu ilk Proton Kanser Merkezinin kurulmasını hiç istemediği, onun da bu projeyi engellediği öğrenildi.

  Halen FETÖden tutuklu olan eski Rektör Kurtcephe'nin iddianamesinde, mevcut Rektör Mustafa Ünal'ın adı 15 yerde FETÖ'ye üye olduğu veya FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı biri olarak geçmekte.

  Eski Rektör İsrafil Kurtcephe (halen FETÖden tutuklu), eski Rektör Yrd. Ömer Geçici (halen FETÖden firari), başka bazı idareciler (halen haklarında tahkikat sürüyor) ile haklarında fetocu iddiaları olan 2 firma (sahipleri FETÖden adli işlem gördü) vs. hakkında -hem kanser tedavilerini kasten aksatıp özellikle de şehirdeki bir özel hastanenin ihya edilmesini sağladıklarına dair, hem de bu kişiler ve firmaların FETÖ ile irtibatlarına dair çok sayıdaki tanık, bilgi, belge ve gazete haberleri ile- Akdeniz Üni.nin Radyasyon Onkolojisi bölümü Hocaları ve personeli tarafından Savcılığa -hem de FETÖ’den de- bir Suç duyurusu yapıldıktan hemen sonra, yeni Rektör Mustafa Ünal ve ekibinin tüm Rad. Onkolojisi personeline büyük çaplı bir "cezalandırma operasyonu" başlattığı, bu hocalar ve personelin FETÖ tutuklusu İsrafil Kurtcephe ve bağlantılı firmalar aleyhinde tanıkliktan vazgeçmeleri için çok sayıda mobing ve kumpaslara başvurduğu öğrenildi.

  Çok kısa bir süre içinde bu bolümden toplam 28 çok seçkin kanser personelini; ve ayrıca, Temel Fizik, Nükleer Fizik ve mühendislik tarafından da onlarca kalifiye personeli gerekçesiz şekilde oraya buraya sürerek, veya açığa alarak, veya ihraç ederek aslında Antalya’da Proton Merkezini kurup işletecek nitelikte, son derece motive ve göreve hazır, 80’e yakın kişiden oluşan mükemmel bir proton ekibini yeni Rektör Mustafa Ünal’ın da resmen "darmadağın" ettiği de iddia ediliyor.

  Ancak, bu personelin hala birbirleriyle sıkı ilişkilerini aynen devam ettirdiği ve -kim veya kimler, ne kadar engellerse engellesinler- aslında yerli ve yabancı çok sayıda kanser hastasına bu en ideal ışın tedavi imkanını sunacak olan; Türkiye Cumhuriyeti Devleti için de büyük bir prestij ve gelir kaynağı olacak olan; ve eninde sonunda da bir şekilde hayata geçecek olan bu Türkiye'nin ilk Proton Kanser Merkezini kurmak için biran önce keyifli bir ekip çalışmasına başlamak istedikleri belirtiliyor.

İlk Proton Merkezi Kurmak için neden Antalya ?

  Proton tedavi merkezlerinden birinin, hatta ilkinin, rahatlıkla Antalya’ya kurulabileceğine değinen Profesör Dr. Aydın Yavuz sözlerini şöyle tamamladı:

  “Türkiyede kurulacak bir proton kanser merkezine Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler; Rusya, Balkanlar, hatta Avrupa ve Uzakdoğu’dan bir çok yabancı hasta başvuracaktır. Bu hastaların transfer, konaklama ve tedavi dönemi boyunca iyi vakit geçirmelerinin sağlanması da çok önemlidir. Antalya sağlık turizmi açısından muazzam potansiyele sahiptir. Ancak, şahsen Antalya’nın sağlık turizminde yıllardan beri bir türlü istenen sıçramayı yapamadığı kanaatindeyim. Devletimiz, sağlık turizmi alanında engellerin ortadan kalkması için elinden geleni ardına koymuyor, çok sayıda yasal düzenleme bir bir yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Ancak bir bölgede sağlık turizmini kışkırtmak için en gelişmiş ve en farklı tedavi seçeneklerini hastalara sunabilmek gereklidir. Dünyanın en gelişmiş kanser ışınlama yöntemi olan Proton tedavi merkezinin kurulması için 30 milyon dolarlık bir yatırım devletimiz için hiç zor değildir. Ancak, bu çok gelişmiş merkezin çok da iyi idame edilmesi gerekir. Bilindiği üzere ileri teknoloji yatırımlarında ülkemiz, batılı ülkelerce sadece müşteri ve kullanıcı gibi görülmektedir. Oysa aynen askeri veya nükleer santral ihalelerindeki gibi bu yatırımların başta Türk mühendis ve bilim adamlarınca da her türlü bakım ve idamesinin yapılabileceği şekilde, yani ‘know-how’ ile kurulması idealdir. Bu hem maliyetleri düşürecek, hem de Ar-Ge ile yeni model ve sistem üretimlerinin millileşmesi de sağlanacaktır. Şahsen ben proton için Antalya’da gerekli ekipman, yer ve uzman personelin şu anda hazır ve nazır olduğuna inanıyorum. Bu konuda, yıllardan beri bizler bazı önemli girişimlerde bulunduk ve birbiriyle mükemmel bir uyumla çalışabilecek Doktorlar, yardımcı sağlık personeli, radyoterapi Fizikçileri, Nükleer enerji Mühendisleri, Elektronik mühendisleri, Nükleer Fizikçiler vb. alt gruplardan onlarca personeli biraraya getirip, birbirleriyle dişli çark uyumuyla çalışabilecekleri bir şekilde ilk Proton merkezinin Antalya da kurulması için tüm ekibi oldukça iyi motive etmeyi başardık. Her ne kadar, "yerli ve milli" projelere karşı çıkan FETÖ’cülerce ve/veya vizyon-misyon sahibi olmayan bir takım liyakatsiz kişi ve kurumlarca, zaman zaman önümüze bazı engeller çıkarılmaya çalışılsa da, Türkiye Cumhuriyetinin 2023 vizyonuna da tam uygun bir şekilde, hem ülkemizin hem de Antalyamızın prestijini çok artıracak ve tam anlamıyla “yerli ve milli” bir ar-ge projesi olacak olan bu proton kanser merkezinin Antalya'da kurulması konusundaki istek ve çabalarımız aynı şevkle devam etmektedir” dedi.

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık