Reklamı Geç
Bizim Kebap
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Antakya Kuru Temizleme
Zülfiyar

Zülfiyar

Mail: [email protected]

Eğitim ve bilim…

 

Eğitim ve bilim…

Süleyman Yılmaz

İnsan doğuştan bir takım kabiliyetlerle donatılmış şekilde doğar, bu kabiliyetlerini zaman içinde çevresiyle anlamlı bir sürece dönüştürür. Eğitim dediğimiz bu süreçte, insan kendisini doğumundan ölümüne kadar yenilenmek, etrafında gelişmelere adapte olmak, uyum sağlamak zorundadır. Bilgi, sahibi olmak, bu bilgi ve temel becerileri çerçevesinde bir şeyler üretmek, kendine ve çevresine faydalı olabilmek eğitimin temel amacıdır.

Bilginin bilimselliği, deneme yanılma sürecinden geçmesi, test edilmesi öğrenmenin kalitesini belirleyecektir. Her insan her şeyi bilemeyeceği ve zorunda olmadığı için dünya ihtisaslaşmayı, alan uzmanlaşmasını esas tutar. Mühendis mühendislik alanında, doktor sağlık alanında, hukukçu adaleti ilgilendiren konularda, öğretmen eğitim, ekonomist ekonomi ve siyasetçi siyasal alanında söz sahibi olmalıdır. Aksi durum alan çatışmalarını, bilgi karmaşalarını doğuracaktır. İhtisaslaşmadaki başarı temel eğitimden itibaren çocuğun eğilimleriyle, neye ne kadar ilgi duyduğuyla, rehberlik servisinin görüş ve önerileriyle belirlenmelidir. Bunun için çoğu Avrupa ülkelerinde var olan, sınavsız kademe geçişleri olmalıdır. Elbette bu geçişler bilginin niteliğini ölçecek ve değerlendirecek kriterlerle sağlanır. Bu geçişlerin sağlıklı ve isabetli olması, eğitim yatırımlarının bölgesel farklılıkları ortadan kaldıracak sarf edilmesi ve yeterli olmasıyla mümkündür. İyi yetişmiş insan kaynakları, eğitim müfredatı, ölçme-değerlendirme süreçleri, eğitim pratikleri, okul iklimi, veli ve çevre dengesi bu sürecin en önemli bileşenleridir.

Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomi, eğitim, sağlık, çevre ve temel hak-hürriyetler olmak üzere beş temel ayağı vardır. Türkiye bir dönem sayılan hususlardan pek çoğunu sağlasa da eğitim her dönem ülkemizin yumuşak karnı, açmazlarının aşılması zor alanı olmuştur. Ekonomi-eğitim ikilisinde, eğitim yatırımlarının gün geçtikçe kısıtlanması, fiziki yatırımlar, insan kaynakları, teknoloji yatırımları gibi temel gereklilikleri doğrudan etkilemektedir. Son dönem öğretmen alımlarının tamamen tasarruf tedbirlerine takılması bunun somut örneğidir. Temel eğitimdeki açmazlar kısa, orta ve ileri vadede çözülemediğinde sonrasında telafisi zor kayıplara zemin hazırlamaktadır. Temel eğitim handikapları aşılamadığında bir ileri kademelerin de sağlıklı işlemesi zorlaşır. Bu sorunlar yükseköğretime kadar yansır. Eğitimi ihmal etmek, ikbali karanlığa baştan teslim etmektir. Bunun olumsuz çıktılarını PISA, TIMMS, PIRLS gibi uluslararası değerlendirmelerde görmek mümkündür.

Fizikte zincirleme reaksiyon diye bir olay vardır. Bu reaksiyon başlangıç enerjisiyle başlar ve zincirleme devam eder. Eğitimde de ilk enerjiyi iyi planlamak ve uygulamak gerekir. Yapılacak hata kademelerdeki eğitimin niteliğini etkiler. Tıpkı ilk düğmesi yanlış

iliklenen gömlek misali. Yükseköğretim kademesi mesleğe profesyonel isimler hazırladığı için çıktısı doğrudan hayatı etkileyecektir. Mesleki alanların başarısının, ülkede üretimin her bandında olumlu yansımaları olacaktır. Lisansüstü alan bilgiyi bilimsel anlamda işleyen akademik süreçlerdir. Mesleki alanlara insan kaynağı yetiştirmeyi hedeflediği gibi bilim ve teknoloji üretmek adına araştırma geliştirme faaliyetlerinin de adresidir.

Gerek Rus Klasiklerinde gerekse Türk Klasikleri ve son dönem yazarların eserlerinde eğitim tercihlerinde dikkati çekecek bir durum vardır. Önce Ruslardan başlayayım. Fyodor Dostoyevski, İvan Turgenyev ve Lev Tolstoy’un eserlerinde başrol karakterleri olan asilzadeler çocuklarına iyi bir eğitim aldırmak için ya Avrupa’ya gönderir ya da Avrupalı mürebbiyelerden ders aldırırlar. Bu eğitimler çoğunlukla bilgi, görgü, sanat, edebiyat ve felsefe üzerine olur. Benzer uygulamalara Osmanlının sön dönem Paşalarının çocuklarında da görmek mümkündür. Pek çok paşa iyi bir eğitim için çocuklarını Paris’e, Londra’ya, Berlin’e göndermiş veya oradan gelen mürebbiyelere teslim etmiştir. Sağlıklı bir durum mu? Hayır! Sadece zenginlerin ve aristokratların sağlayabileceği bir imkân. Sosyal bir devlet için aslolan memleketin en ücra yerindeki gariban öğrenciye de en iyi eğitim imkânını sağlamaktır.

Öze dönersek; bir ülke bilimin evrenselliğine, sanatın eşsiz güzelliğine, kültürel olguların gerekliliğine, eğitimli insan gücünün etkisine inanıyorsa, bilime, sanata, eğitime önem vermeli ve desteklemelidir. Finali İbni Sina’nın anlamlı ifadesiyle verelim;

“Bilim ve sanat, değer görmediği toplumları terk eder.”

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Güneyler