Reklamı Geç
Özyurt Silah
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Dilan Polat
Zülfiyar

Zülfiyar

Mail: [email protected]

Hoşgörü kültürü veya tolerans sınırı…

 

Hoşgörü kültürü veya tolerans sınırı…

Süleyman Yılmaz

 

Eflatun (Platon) hocası Sokrates ile en iyi devlete dair tartışmalarını, çıkarımlarını ve düşlerini Devlet isimli kitapta toplamıştır.     Kitaptan yapılan somut çıkarımda devlette çatışan iki düşünce modeli vardır; Birincisi, insanlar doğuştan iyidir ve eşittirler, toplumun kötü düzeni onların dengesini bozar, güçlüler güçsüzleri ezer. Kanunlar ise güçlülerin elinde güçsüzlere karşı silah olarak kullanılır. İkincisi, insanlar doğuştan ne iyidir ve ne de eşittirler. Yalnızca güçlüler ve güçsüzler vardır. Güçlünün güçsüz olanı yönetmesi, doğanın bir gereği ve gerçeğidir. İnsan haklı olmaya değil, güçlü olmaya bakmalıdır. İkinci görüş, daha sonraki Darwin’in güçlü olan hayatta kalır felsefesini içeren, “Doğal seleksiyon kanunu” ile uyumludur. Genel olarak bakılırsa, devlet “insan değeri” orijininde ele alınmalıdır.

 Eflatun’un derlediği devlet anlayışı insanlardan oluşan ve dayanışmayı gerektiren bir örüntüdür. Önce insanlar bir araya gelmiş, her insan öbeğinde Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi dediğimiz unsurlar oluşmuş. Yeme içmeye, barınmaya, korunmaya ve üst seviyelere doğru psikolojik destek, saygı görme ve kendini ispatlamaya kadar giden bir piramit hiyerarşisi. Her bir katmandaki her bir unsurun bir hizmet sunumu var. Bakkalı, manavı, fırıncısı, öğretmeni, doktoru, mühendisi, polisi, askeri, psikiyatrı, hukukçusu, siyasetçisi vesaire liste uzayıp gidiyor. Tıpkı biri biriyle ilintili bileşik kaplar misali. Herkesin biri birine ihtiyacı ve muhtaçlığı var. Ben bir eğitimci olarak hepsinin çocuklarını eğiteceğim, onlar da benim için ihtiyaç hiyerarşimdeki unsurların tedarikçisi ve sunucusu olacak. Sistematik bir dayanışma. İşlerse devlet olur, işlemezse?

İşlemezse sonucu, istenmedik bir sonuçtur. Fabrikanın çarklarının durması, bir keşmekeş, bir karmaşa, bir cinnet halidir. Her birim senkronize işlemezse dayanışma bozulur, toplumsal düzen kalmaz. Tıpkı değerlerini yitiren toplumlar gibi, sevgi yok, saygı yok, hakkaniyet yok, eşitlik yok. Bu yoklar toplumsal polarizasyonu da beraberinde getirir, kimsenin kimseye tahammülü kalmaz, kimse kimseyi tolere edemez. Toplumun katmanlarının iyi işlemesi bireyler arasında hoşgörü kültürünün oluşmasına veya toleransın sınırların çizilmesine bağlıdır. O nedenle ne denilir? Hoşgörünün bittiği yerde, tolerans başlar. Bu kavramları epistemolojik bakımdan açmamız gerekir.

Tolerans, Fransızcadaki tolérance "tahammül" sözcüğünden alıntıdır. Kökeninde "kaldırmak, tahammül etmek, katlanmak, görmezden gelmek veya göz yummak" fiilinden türetilmiştir. Sağlık alanında bünyenin bir olumsuzluğa dayanmasını ifade eder. Psikolojik anlamda size karşı yapılan haksızlığı, hakareti sakin karşılamayı ifade eder. Başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakmak, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hem de yan tutmadan katlanmak demektir. İzin vermek, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.

Hoşgörü ise; eylem, inanç, din, gelenek, milliyet ve diğer özellikler bakımından farklı olan kişileri oldukları gibi kabul etme halidir. Sosyal ilişkilerde bir tarafın, bazen farkında olmadan, kasıtlı olmayarak, bazen de kasıtla diğer tarafa (maddi/manevi) zarar verebilecek bir sahne yaratması durumunda, diğer tarafın bunu görmezden gelerek veya cevabından vazgeçerek ödün vermek tahammülünü (erdem) gösterebilmesidir. Tasavvufta Mevlana hoşgörüye örnektir.

            İşte Eflatun’un düşlediği devlet anlayışında devlet sisteminin sağlıklı işlemesi için hoşgörü kültürünü yeşertmek, bunun sağlanamadığı durumlarda ise olumsuz halleri tolere etmek gerekir. Diğer türlü hiyerarşik yapı bozulur. Biri birimizi sevmek zorunda değiliz, ama tolere etmek ve biri birimize saygı duymak zorundayız. Biri birimizin inançlarını geleneklerini, taşıdığı kültürel değerlerini, farklılıklarını hoş görmek zorundayız. Hoşgörü sergisi, tolerans seviyesi insani erdeme açılan yegâne kapıdır.

 

[1] Prof. Dr. ASÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Demirhanlar

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Diva Otel