Reklamı Geç
Nissan Arslanoğlu’ndan son fırsat!!
Güneyler
CHP
CHP
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

İNSANLIĞI AYDINLATAN GÖNÜL DOSTU  Hz.MEVLÂNA) 

İNSANLIĞI AYDINLATAN GÖNÜL DOSTU  Hz.MEVLÂNA)                                                                                                                        

 

        Yüce Rabbimiz Allah, insanlık hayatının başlamasıyla  birlikte kullarını karanlıktan aydınlığa, cehaletten hidayete ulaştırmak ve onlara dünya ve ahiret  saadetinin yollarını göstermek için ilk insan ve ilk peygamber Hz.Adem'den başlayarak  son  peygamber bizim  Peygamberimiz Hz.Muhammed'e (s.a.v) kadar pek çok peygamber göndermiştir. Bu peygamberlerin hepsi insanlığı aydınlatan birer Nebi ve birer Gönül dostu’ydu. Bu bağlamda: "Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" buyuran  sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam da bir Gönül dostuydu. Ayrıca Peygamberimizin  nübüvvet nûrundan  feyizlenen  binlerce âlim, ârif, velî  ve mürşid de Kur’an  nûru ve Peygamberimizin sünneti ışığında İslâmın edep ve ahlakını  insanlara öğütleyen,öğreten ve insanlığı aydınlatan birer Gönül Dostu olmaya devam etmişlerdir. İşte, bu gönül dostlarından biri de büyük bir tasavvuf âlimi ve Hak aşığı olan Gönüller sultanı Mevlana Celaleddini Rumi'dir.

         Mevlana, devrin âlimlerinden Muhammed Behaaddin Veled'in oğlu olup 1207 yılında Türkistan'ın Belh şehrinde doğmuştur. İlk ilim ve edep tahsilini, babasından almıştır. Babasıyla birlikte Nişabur, Bağdat,  Mekke ve  Şam, gibi birçok ilim merkezini dolaştıktan sonra ailesiyle birlikte Konya'ya gelerek  buraya  yerleşmiştir. Konya'da ünlü âlimlerden Şemsi Tebrîzi'nin talebesi olmuş, ondan aldığı ilim ve feyiz ile devrinin en büyük, âlimlerinden biri  olup Hak ve Halk âşığı büyük bir veli olmuştur.

     O,  Kur’an ve sünnet pınarından  gıdalanan, Allah ve Peygamber aşığı, iman ve irfan sahibi,  kâmil bir müslümandı. "Ben yaşadıkça, Kur’an’ın kulu, kölesiyem. O pâk Muhammed Mustafa'nın yolunun toprağıyam, tozuyam." buyuran  Mevlâna , Kur’an ve Peygambere olan aşkını böyle ifade ediyordu. Ona göre kalbin  cevheri  "İman" dır. Kimde iman yoksa, onda ne ruh vardır ne de aşk vardır. O bir hiçtir! Mevlana gönüllere "İman" lezzetini, dillere "Allah" zikrini yerleştirerek imandan haz duymayı, ibadet ve zikirden feyz  almayı öğretmiştir. Mevlana, her ibadeti bir davranışa ve her davranışı da bir ibadete dönüştürmüştür. Ona göre davranış haline dönüşmeyen bir "iman" boştur, hiçtir, kuru bir imandır. Mevlana, Allahın emir ve yasaklarını helal ve haramlarını bizzat yaşayarak öğretmiştir. Kur’an ve Sünnete dayanmayan hiçbir ameli makbul görmemiştir. O, helal kazanmayı, helâl yemeyi, helal giyinmeyi ve helâl konuşmayı ilke edinen bir Velî idi. Gönüller sultanı Mevlana'ya göre; Gönül bir aynadır. Eğer o, kirli olursa onda güzellik görünmez. O, temiz tutulmalıdır ki onda güzellikler ve iyilikler görülebilsin!  Kalp ise; ancak "iman" ve "zikir" ile temizlenir. "Hikmet" ve "edep" ile güzelleşir. Ona göre Gönlün cilası "Aşk" ve "Sevgi" dir. O, güzel olan her şeye âşıktı. Ve gönlünün en güzel köşesini de sevgililer sevgilisi Allah'a ayırmıştır.  O'nun olduğu yere asla kötülerin ve kötülüklerin giremeyeceğini söylemiştir.

     O; "Dil ve dudak ancak sevgi içindir" der. Allah'ı zikretmeyen ve O'na şükretmeyen "Dil" i yok sayar.  Ona göre Hak ve hakikate ulaşmanın yolu; Kalbi ve ruhu kötülüklerden temizleyip, kalbe "iman" ve "ihlas"ı yerleştirmek ve İslam edebiyle edeplenmek gerek. Ona göre edepsizin kötülüğü yalnız kendine değildir, tüm insanlığa ve bütün dünyayadır. Hz. Mevlâna, hayvan ile insan arasındaki farkın da "edep" olduğunu söyler ve şöyle ifade eder: "İnsanoğlu eğer edepsiz ise o insan değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark "edep"tir. Aç ve gözünü bak, ayet, ayet Kur’an'ın manasının tamamı edeptir.”  Mevlâna bir yönüyle Hak'ka dönük iken diğer yönüyle de Halka dönüktü. Hak'tan aldığını halka veren ve halkla beraber Hakka yürüyen bir gönül dostuydu. 0 şöyle der: "Biz, bir pergel gibiyiz. .Bir ayağımız Hak'ta sağlam durur. Öteki ayağımız ise, yetmiş iki milleti dolaşır durur. Mevlâna, tükenmeyen bir pınar kadar  cömert  ve umman kadar hoşgörü sahibiydi. 

     "Gel, Ne olursan ol gel!  İster mecusi, ister putperest ol yine gel! İstersen yüz kere tevbeni bozmuş olsan yine gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir." diyen  Mevlana müslim olsun gayri müslim olsun, herkese gönlünü açan bir velî idi. O şöyle der: “Ben ki her meclisin ağlayanıyım. İyilerin de kötülerin  de arkadaşıyım. Fakat, herkes kendi niyetine göre bana dosttur.Bizim sohbetimizi herkes dinler, ancak herkes  nasibi kadarını alır.” 

Onun dergahına girenler  “Hak"  ve "Hakikat" nûruyla aydınlanır.. Oraya  “Günahkar" olarak girenler  “tevbe” ve  “zikir”  iksiriyle  temizlenir, "İman”  ve “Edep”  elbisesini giyerek  çıkar,    Burada şunu da ifade edelim ki; bu gün insanların çeşitli müzik âletleriyle sundukları Semâ gösterilerinin Hz.Mevlâna’nın manevi şahsiyetiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu tür merasimler  Onun vefatından  sonra Onu anmak için düzenlenmiş merasimlerdir,  O, hiçbir zaman Semâ âyini yapmamıştır. O, Kur’an ölçeğinde yaşayan ve Kur’an ölçeğinde ve peygamber sünnetinde tesbihat zikirde bulunan Kur’an ve  Peygamber  aşığı Hak yolunda yürüyen,  Hak  ve halk âşığı  bir mü’mindi, bir Velî idi. Onu böyle  tanıyalım ve  böyle bilelim  ve bu düşünceyle Onun ilim ve  hikmet deryasından hissedâr olmaya çalışalım. Tüm Gönül Dostlarına Mevlâna Şehri Gönül Şehri  Konya’dan selam ve sevgiler..  (muallimosman)              

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Alo Böcek