Reklamı Geç
Hatay Alo Böcek
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Diva Otel
Zülfiyar

Zülfiyar

Mail: [email protected]

İşi tadında bırakabilmek…

 

İşi tadında bırakabilmek…

Süleyman Yılmaz

Yetiştirdiğimiz coğrafya yedi bölge, yedi iklimiyle geniş spektrumlu kültürel verileri, kültürel değerlerin mirasını barındırır. Kimisi yaşayan değerdir, hayata renk katar, kimisi göçmüştür bu âlemden geride derin izler bırakarak. Atasözlerimiz, öykülerimiz, masallarımız, ninnilerimiz, manilerimiz, bilmecelerimiz, oyunlarımız, deyiş ve söyleyişlerimiz her biri ayrı zenginliğimizdir, yaşadıkça yaşatabildiğimiz.

Anadolu kültürünü, taşıdığı özü, kıvamı seviyorum. Tecrübelerden devşirilmiş irfan yüklü, samimi ve alabildiğine sıcak. Toprağının rengi, hayat tarzına yansır. Çilelidir hayatı, kiminde neşe, sevinç olsa da kiminde keder ve hüzün yüklüdür. Kanaatkârdır insanımız. Zilletle yaşamayı, izzetle ölüme tercih eder. İtaatkârdır devletine, anasıdır, babasıdır onun. Düşmana alabildiğine asidir ama devletine de bir o kadar munis, boynu büküktür. İstismar edilse de hali, edvarı, duyguları, o yine sabırlıdır yaşadıklarına, ezelden ebede. Sözleri bilimsel olmasa da hisleri kuvvetlidir. Ömer Seyfettin’e göre, “Anadolu insanı âlim olmasa da ariftir.” Bu nedenle, Anadolu insanının duygularını istismar etmemek, sabrını yormamak lazım.

Büyüklerimizde bir söz vardır; “Haddi aşmamak.” Bu sözü büyükler iki şekilde yorumlar; birinci karşılığı yerini bilmek, sınırları zorlamamak, ikinci karşılığı biraz daha derin anlamlarla ben dünyaya doydum artık, sonrası kendime külfet, meşakkat, başkasına eziyet olarak düşünür. Urfalı Şair Nabi’nin dediği Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz. Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz (Zaman bağının baharını da gördük güzünü de; üzerimizden neş’e rüzgârları da geçmiştir gam fırtınaları da) mısradaki biz dünyanın nimetlerini, zevklerini tatmışız, uzun yaşlar kalsak ne katar dünyamıza, haddi aşmayalım denilir.

Haddi aşmamak aslında bir anlamda işi tadında bırakmaktır. Sabrı yormamak, kapı gösterilmeden çekip gidebilmektir, vakur olabilmek, izzetini kimseye ezdirmemektir.

Keşke bu anlamlı meziyeti hayatın her demine, her iklimine uygulayabilsek.

Keşke, kabiliyetler körelmeden tahsis edilen bir makamı, mekânı terk edebilsek,

Keşke, ehliyet ve liyakatimiz olmadığı mevkileri işgal etmesek,

Keşke, emaneti ehline teslim edebilsek,

Keşke, halkın teveccühünü, altın tepside sunduğu yetkisini istismar etmeden, deyim yerinde ise “işi tadında bırakarak” daha ehil olanlara teslim edebilsek. Bu keşkeler peş peşe dizilse, sanki ta Fizan’a yol olur gibi.

Bir göreve layıkıyla gelmek, insanımıza bihakkın hizmet etmek, gönül huzuruyla aldığımız emaneti yeni ehillere terk etmek ne kadar erdemli bir hal ise, keyfilikle, ben bilirimci tavırla, ısrarla işleri zora sokmak, hayatı hem kendimize, hem insanımıza çekilmez hale getirmek bir o kadar erdem dışı bir yaklaşım, bencillik olur. Her eşyanın miadı gibi, her gençliğin bir ileri yaşı vardır. Taşıyamayacağınız yük için ısrar etmek akla ziyandır. Hele artık yapamayacağının farkına varamamak daha mahsurlu bir handikaptır. Bu ısrar yeni simaların, yeni kabiliyetlerin önünü kesmek, insanımızın menfaatini hiçe saymak olur. Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal.

Artık başaramıyorum, yenil bir söylem, yeni bir fikir, yeni bir hizmet üretemiyorum, o halde ne kendime, ne gayrıma eziyet edip finali kötü yapmamalıyım, insanların gözünden düşüp, ahirimi berbat etmemeliyim, diyebilmeliyiz. Hz. Mevlana da öyle demiyor mu?

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,  

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

İşi tadında bırakıp, haddi aşmamak şiarımız, mottomuz olması dileğiyle…

 

Prof. Dr. ASÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Dilan Polat

Makale Yorumları

  • Bestami ÇELEBİ17-12-2021 18:21

    17 AralıktaTadındaçok güzel bir yazı.

  • Handan17-12-2021 15:15

    Hocam yazılarınızı keyif alarak, zevkle okuyorum, ders çıkarıyorum ,teşekkür ediyorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Mert Kasap