Reklamı Geç
Merkez Market
Dilan Polat
Yönden
Pati Oto Yıkama
Mehmet Haşmet Kolağası

Mehmet Haşmet Kolağası

Mail: hasmetkolagasi@hotmail.com

MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI 2

MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI 2 !!!

Yaklaşık 10 yıl önce aynı isimde bir makale yazmıştım, ancak 10 yıllardır devam eden yanlış eğitim süreci son 10 yılda neler götürmüştür ve kısa yoldan eğitim trenini rayına nasıl taşıyabiliriz, bunu araştıralım. Ne yazık ki yanlış gidişat 10 yıldır bilindiği halde çok az olumlu gelişme sağlanmıştır. Salgına rağmen yeni eğitim dönemi başlamışken bu konunun yeniden irdelenmesi gerekmektedir.

Devlet görevini tam yaptığında bundan istihdamın zarar gördüğünü hep anlatmıştık. Burada bir fark var, aslında nasıl ki kamu sektöründe adama göre iş bulmak yanlış bir anlayış ise, devletin görevini yapmamasıyla oluşan istihdam da adama göre iş mantığıyla örtüşmektedir. Yanlış anlaşılmamak için hedefimizi baştan çizelim. ABD’de 5 bini aşkın üniversitede tüm dünya eğitilmektedir ve bu sayede ABD, turizmde bir numaradır. Üstelik öğrenci sadece 15 günlük değil en az 4 yıl binlerce dolar para harcayacak turisttir. Aynı zamanda ABD vatandaşlarını Akademisyen olarak istihdam etmiştir. Üstelik hizmet sektöründe istihdam teknolojiden olumsuz etkilenmez.

Bizde ise eğitim ordusu, ilk ve orta öğretimde evlatlarımızı yarış atı olarak yarıştırmaktadır. Yani aynı kadrolar üniversitelerde akademisyen olarak dünyayı eğitecek iken hiçbir katkısı olmayan, kimin çocuğunun üniversiteye gireceğini tespit gibi anlamsız bir çaba uğruna kaynaklarımızı ve enerjilerini tüketmektedirler. Ekmeği büyütmüyor, küçük ekmek etrafında fırtınalar koparıyoruz. Aileler gelirlerinin ortalama üçte birini özel öğretmen, dershane, etüt merkezi ve kaynak kitaba harcamaktadırlar. Bu nedenle rüşvet ve gayrimeşru gelir artık mubah görülmektedir. Yani eğitim sektörü, hedeflerinin aksine vatandaşın ahlakını bozmuştur. Ya aile bütçesinin bir türlü denkleşmemesi! Bundan da en büyük nasibi iktidarlar yıpranarak almaktadırlar.

2010 yılından beri üniversite sayısı 208’e çıkarılmış ve yabancı öğrenci sayısı 70 bine ulaşmıştır, yani ilk olumlu adımlar atılmıştır. Eğitim ordusunu akademisyen yaptık diyelim, ya kırtasiyeciler, onlar da sayısı milyonları aşan yabancı ve yerli üniversite öğrencilerine kitap ve kırtasiye satacaklardır. Bu, havanda su dövmenin vasıtası olmaktan çok daha iyidir ve bir işe yaramanın huzuru, sektörün psikolojisini de daha dengeli hale getirecektir, zira bal yapmaz arı gibi koşuşturmak tüm piyasayı maddi ve manevi, yeteri kadar yıpratmıştır.

Okul kitapları ilk ve orta öğretimde öğrencilere bedava verilmektedir. Burada yanlış giden bir şeyler var. Bunları sıralayalım. Almanya’da da kitaplar bedava veriliyor, ancak sene sonunda geri toplanıyor ve bir sonraki yıl öğrencilerine veriliyor, böylece milyonlarca ağaç kurtarılıyor, dolayısıyla talebelere tasarruf ve çevrecilik te öğretilmiş oluyor. Kitapların sonuna 100-500 civarında üniversite ve lise giriş sınav soruları eklense ve sınavlarda bu sorular sorulsa kaynak kitaplara gerek kalmaz. Böylece 10 bin civarında soru oluşur.

Burada şunu belirtmeliyiz ki, en büyük mantıksızlık ve sorunun kaynağı, sınavların ÖSYM tarafından hazırlanması ve öğretimin Milli Eğitim Bakanlığı’nca verilmesidir. Bu nedenle birçok ülkede üniversiteler milli eğitim bakanlıklarına bağlıdır. En azından bizde soruları Milli Eğitim Bakanlığı hazırlamalıdır.

Dünyada birçok ülkede işe alış, yüksek öğretime giriş, seçme tercihlerinde ‘olumlu vatandaşlık puanları’ da dikkate alınmaktadır. Yani gönüllü olarak kütüphane, hastane, huzurevi, çevrecilik ve benzeri alanlarda çalışarak alınan puanlar da tercih puanlarına eklenmektedir. En büyük kazancımız ise aile bütçesinin yamalı bohça olmaktan kurtulmasıdır. Bunun yanında olumlu vatandaşlar yetiştirmede ilk adım da atılmış olur.

Diğer bir konu ise milli eğitimin hedefini kaybederek, milli öğretime dönüşmesidir. Okul ve eğitim kurumları, çocuk ve gençlerin bir araya gelip takım oluşturup kaynaşacağı ve iyi vatandaşlar olmayı öğreneceği yerlerdir. Bize lazım olan eğitilmiş insandır. Eğitim ise, kişinin öğrendiklerini kötü alışkanlıklarının yerine koyması, iyi ortak davranış standartlarını kazanmasıdır.

Eğitim, nesiller arası çatışmanın önüne geçen, yatay ve dikey olarak toplumu kaynaştırmanın, tüm ülkedeki yaşayanların bir aile, hatta vücut olmasını sağlamanın en önemli aracıdır. Tıpkı hukuk kurallarında olduğu gibi; örf, adet ve inançların; toplumun ortak ruhunu oluşturan en önemli kaynaklar olduğu unutulmamalı, eğitimin temelini oluşturduğu kabul edilmeli ve öğretilmelidir. Bunun yanın inanç ve etnik zenginliğimizin ise asla kötüye kullanılmasına fırsat verilmemelidir, bunun kazanılacağı yer de eğitim kurumlarıdır. “Öğretmen ne ise öğrenci odur.” Sözünü unutmadan; öğretmen ve ailelerin, çocuklarının nasıl olmasını istiyorlarsa öyle yaşamaları gerektiğini vurgulamalıyız.

Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise, gelir dağılımında adaletin daha iyi noktalara getirilmesidir. Yoksa eğitim; öğretim olmanın, yarış atı yetiştirmenin, takım olmak yerine arkadaşını gammazlayan nesillerin yetiştirildiği bir arena olmanın yeni adı olur.

Sağlık ve Esenlikler Mehmet Haşmet Kolağas

Günün Önemli Manşetleri

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
istanbul oto gaz