Reklamı Geç
Dilan Polat
Mehmet Bayrak
Ceviz Ticaret
Kapan
Aslıhan Toksoy

Aslıhan Toksoy

Mail: [email protected]

MİSYONERLERİN SURİYE’DEKİ YETİMLERLE  NE İŞİ VAR? (IV)

 

MİSYONERLERİN SURİYE’DEKİ YETİMLERLE
 NE İŞİ VAR? (IV)

 

Aslıhan TOKSOY

Yetimhanede Çocuklara Verilen Eğitimler
Misyonerlerin Suriye’de yetimler için yetimhaneler inşa etmelerinin ve onlarla ilgilenmelerinin arka planında neler olduğu, hangi niyet ve amaçlarla bu ve benzer faaliyetleri yürüttükleri konusuna bu sayımızdaki yazımızla da devam edeceğiz.
Geçen yazımızın sonunda, Suriye Yetimhanesi’nin ilk şubesi Birsalem’de “Philistäische Waisenhaus (Filistin Yetimhanesi)” adıyla kurulduğunu ifade etmiştik.
Bu yetimhane ilk kurulduğunda J. Ludwig Schneller’in okulla ilgili planlanmış bir eğitim sistemi yoktu. Temel eğitim ve meslek eğitimiyle ilgili düzen zamanla oluşmaya başladı.
Yetimhaneye çocuklar 6 yaşından itibaren alınıyordu ve Schneller için bu yaş çocukların eğitiminde ideal bir dönemi ifade ediyordu.
Burada, Württemberg’deki Protestan Halk Okulu ve Göppingen’de bulunan “Kinder Rettungsanstalt (Çocuk Yardım Kurumu)” örnek alınarak bir eğitim modeli oluşturulmuştu.
Bu modele göre, temel eğitim (Elementarschule) 4 bölümden oluşuyordu. Çocuklar ilk önce bu eğitimden geçiriliyordu. Dersler Arapça ve Almanca olarak iki dilde veriliyordu.
Okulda dersler haftada 30 saatten ibaretti ve bir ders saati 60 dakika idi. Yılsonunda yapılan sınavda başarılı olmak gerekiyordu.
Okulda verilen dersler; dil eğitimi (Almanca, Arapça), yazı çalışmaları (Almanca, Arapça) dersleri veriliyordu.
Ayrıca tarih dersi vardı ancak bu tarih dersindeki konular İncil, Kilise Tarihi ve diğer konuları içermekteydi.
Coğrafya dersi de bunun gibiydi,  İncil, kroki, doğa tarihi, çizim gibi konulardan oluşuyordu.
Matematik yani hesap dersi kafadan ve tahtada hesap yapma şeklindeydi.
Gelelim Müzik dersine.  Müzikte nota ile şarkı söyleme ve kilise şarkıları öğretiliyordu.
Derslerde konulara 1880’li yıllardan itibaren geometri, Dünya Tarihi, Hayat Bilgisi ve Piyano Çalma Dersleri eklense de verilen eğitim genelde sessiz bir Haçlı seferi idi.
Schneller için akademik bilginin yanında eğitimin ayrı bir önemi vardı.
Ona göre eğitimsiz öğretim faydasızdı ve bu anlayışını “eğitimsiz öğretim nihayetinde öğrenim almış dilenciler yetiştirir” şeklinde ifade etmekteydi.
Başlangıçta 4 yıl olarak belirlenen eğitim süresi, 1866’da 5’e, 1881 yılından itibaren de 6 yıla çıkarıldı.
Yetimhane okulunda Alman ve Arap öğretmenler ders veriyordu ve ders yılı ilerledikçe derslerin içeriği artıyordu.
İleriki sınıflarda İngilizce de derslere dâhildi. Temel eğitimi bitiren çocuklara iki tercih hakkı veriliyordu.
İsteyen ve yeteneği olanlar ortaokul (üst sınıflar ortaöğretim) diye tabir edebileceğimiz “Sekunderschule/Seminar/Lehrerberuf”a devam edebileceği gibi, akademik başarısı düşük olanlar ise Sanayi Mektebi’ne devam edebiliyordu.
Suriye Yetimhanesi’nde temel eğitimden sonra önem verilen diğer bir husus din adamı (papaz) yetiştirilmesiydi.
Bu kurum, yetimhaneye ait okullar için gerekli olan öğretmenleri yetiştirdiği gibi akademik mesleklerin yolunu da açıyordu.
Yani papaz olmak akademik meslek sahibi olmaktı, papaz lık eğitiminden geçmek doktor, avukat veya yüksekokul öğretmenliği gibi mesleklere sahip olmak demekti, yetimhaneye ait işletmelerde çalışacak personelin de yetiştirilmesi demekti.
Bu okulda okuyan öğrencilerle J. L. Schneller yakından ilgileniyor, hatta küçük çocuklar akşam istirahate gittiğinde Schneller öğretmen veya papaz ola cak çocukları toplayıp onlara İncil’den dersler veriyordu.
Schneller’in gayesini Muttalip Şimşek Bey şöyle açıklar: “Onun gayesi, bu başarılı öğrencilerin günün birinde öğretmen, papaz veya işletmelerde görev alacak Protestanbir görevli olarak misyonerliğin bayraktarlığını yapmalarını sağlamaktı.
En büyük hayali ise, yetişen bu Hristiyan Arap çocukların ileride hemşerileri olan diğer Araplar üzerinde misyonerlik yaparak yetimhaneyi bir koloni haline getirmekti.”
Bundan da İslam ülkelerindeki faaliyet gösteren misyonerlerin Müslüman çocuklarını Hristiyanlığa devşirmek için olağanüstü bir gayret gösterdiklerini anlamaktayız.
Bu gayretleriyle günümüzdeki Arap ve Müslüman ülkelerini nasıl şekillendirdiklerini, yetiştirdikleri o çocukların vakti geldiğinde yönetimde nasıl söz sahibi olduklarını ve Türkleri, hatta Müslümanları nasıl ötelediklerini artık anlayabiliyoruz sanırım.
Meslek Eğitimi (Sanayi Mektebi)
Yetimhanede temel eğitimi bitiren öğrencilerin büyük bir bölümüne Sanayi Mektebi çatısı altında, ileride geçimini sağlayabileceği en az bir el işçiliğine dayalı meslek öğretiliyordu.
Ancak bu yine Schneller’in “Protestanlık anlayışı ve din formasyonu” çerçevesinde yapılıyor ve el sanatına ve tarım alanındaki uygulamalı eğitime dayanıyordu.
Terzilik, tornacılık, kunduracılık, kiremitçilik/tuğla imalatı, tarım- ziraatçılık, marangozluk, nalbantlık/demircilik değirmencilik (buharla işleyen) ve makine tamirhanesi, çömlekçilik, matbaacılık, dikim ve fırın işleri idi.


(Devam edecek)

 

 

vadi

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Mert Kasap