Reklamı Geç
Gökçesan
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Dilan Polat
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Mail: [email protected]

NÖTR OLMAK MÜMKÜN MÜDÜR?

 

NÖTR OLMAK MÜMKÜN MÜDÜR?

Bir ressam düşünün ki; aynı resmi çiziyor olsun. Bir aşçı düşünün, hep aynı yemeği pişirip dursun. Oynanan oyunlar aynı, dinlenen şarkılar aynı olsun. Şairler, aynı şiirleri yazsın; noktası virgülüne kadar... Aynı dertten muzdarip olsun yazarlar, kalemler tutsak. Hemen her gün aynı duygulanımlarla insanlık çağrısı yapılsın. Aynı kalmasını istediğimiz her şeyi bloke edelim zamana. Görmezden geldiğimiz bütün zararların faturasına yine dünden hüküm giymiş bir öncekileri ekleyelim. Köşe bucak topladığımız kalburüstü zamanlardan aynı âdetleri, aynı değerleri içselleyelim. Mekansız olmasın zaman. Kafa tutalım mevsimlere, geceye, gündüze… Kışlar hep yaz olsun diye. Hep aynı mevsimde aynı açsın çiçekler, aynı lezzette meyve versin ağaçlar… Aynı mağduriyetlerle hep aynı sloganları atalım. Ama yine de özgürlük eşitlik çağrısı yapalım. Aynı dertten kederlenelim, aynı hüzünle aksın miktarınca gözyaşlarımız. Ya da unutalım gurbet türkülerini, hep aynı sabaha uyanalım güllük gülistanlık bayramlarda. Sevinçlerimiz aynı, mutluluklarımız aynı olsun.

Peki hiç mümkün olur muydu böylesi bir aynılık?

Birbirini tutmayan akıp giden zamanda, toplumdan topluma, topluluklardan topluluklara, fertten ferde farklılık gösteren çeşitli koşul ve standartların, olgu ve olayların, uyarlanmaların seyri bile fermente olurken, mümkün müdür aynılık ve böylesi bir arzu?
İnşa olan algılama, anlama, düşünme ve davranış geliştirme biçimleri, istek ve seçimlerimiz “duyum ve deneyim” olmadan gerçekleşemez. Sezgisel olarak gerçekleşen duyum ve deneyimi izleyen bu bilişsel dizim, varoluşsal düzlemde boşluk kabul etmeyeceği gibi, duyum ve sezgilerin varlığında “nötr” olma durumundan söz edilebilir mi ?

Duyumdan ve deneyimden bağımsız kalarak ‘düşünme’ gerçekleştirmek, olguları (gerçekliği) ve değer ayırımlarını (gerekleri) algılamak, anlamak mümkün müdür?

‘Olgu’ ve ‘gerekleri’ reddiyede inşa olan düşünme biçimleri; başka bir kök algılama ve anlamlandırmada farklı bir duyum ve deneyimin seyrindeki inşası değil midir?

Şimdi bu varoluşsal ve bilişsel dizimi yok sayıp, bunca farklı algılama biçimleri karşısında bir psikoloğun yahut insanın ‘nötr’ olma durumundan nasıl söz edilebilir? Ya da farklılıklar olmadan “empati” kavramından söz edile bilir mi? Her ne kadar insanın nötr olma durumu imkansız olsa da, konuyu nötr değerlendirmek hususunda bile bu minvalde karşıt cins bir psikolog tercih etmek yahut danışan olmak durumunda tarafsızlık, yüzde kaç oran ve güvenirlikle hangi cins boyutunda ele alınacak?

Kimilerinde fiziki boyutta sembolize olan inançlar; kimilerinin görünmez zihinlerinde bilinmez gizemini sürdürürken, bunun ayırımı hangi nötr kanaatle yapılacak?

Şiddet ve etkisi ile taraflıkların ve farklılıkların görülebileceği hiçbir duyum ve deneyim, aynılık barındırmaz. Ancak ve ancak aynılığın mümkün olmayacağı bu olağan farklılıklarda “empati" kavramı, işlevsel olarak anlam kazanır.

Algılama ve anlamlandırmanın temeli olan duyum ve deneyimlemeye tabii olgu ve değer ayırımlarından soyutlanmak, nötr olmak mümkün müdür? Reddiyesi yapılan bir şeyin, karşıt bir düşünce ürünü olası ve mutlaktır.

Nitekim zıddıyla var olan her şey, bir denge unsurudur. Tarafsız, kucaklayıcı, hoşgörülü tavır ve tutum içerisinde olan nice evliyaların, peygamberlerin dahi nötr olmadıklarını ‘inandıkları hak yönü ve tarafına uyarlı’ bir tutum ve davranış sergilemelerinden ve bu tutumun karşıtı tutum ve davranışlarında var olmasından anlamak mümkündür.

Velhasıl, ufkumuzu aydınlatıp ışığımızı yayacağımız ve sağlıklı empati kuracağımız tek unsur, hırs, nefret ve kin ateşinin sönmesidir/söndürülmesidir!...


 

vadi

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Dilan Polat