Reklamı Geç
Ekrem
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Ekrem
Zülfiyar

Zülfiyar

Mail: [email protected]

Şu fani hayattan haz duyabilmek

Şu fani hayattan haz duyabilmek…

Hayat bir döngüdür. Tıpkı mevsimler gibi, tıpkı gece ve gündüzün biri birini takip etmesi gibi. Dünya üçyüz almış beş gün altı saat boyunca sürekli görevini yenileyen bir gezegen. Doluyor boşalıyor, doğuyor soluklanıp ölüyorlar. Vatan-ı asliye doğru sürekli bir sevkiyat var. Soluklanma faslı oldukça kısa, göz açıp kapayıncaya kadar hızlı bir film şeridi gibi işliyor. Cahit Zarifoğlu’nun ifadesiyle;

Burası dünya,

Ne çok kıymetlendirdik,

Oysa bir tarla idi,

Ekip biçip, gidecektik.

Maalesef göründüğü gibi olmuyor. Dünya öyle bir meta oluyor ki, takılıp niza etmemize değiyordu. Literatürde buna dünyevileşme (sekülerleşme) deniliyor. Hayatın merkezine dünya oturuyor. Hayatımızı dünya işleri ve meşgaleleri şekillendiriyor. Aramızda hırsa, hasarete varan bir bağ oluşuyor. Bağlandıkça hırsımız artıyor, hırsımız arttıkça hiç gitmeyecekmişiz gibi bağlanıyoruz. Sanki bir sarmala, kısır döngüye giriyoruz. Kanaatimiz daralıyor, mala, metaa, makama, mevkie tamahkârlık ediyoruz. Bir avuç toprağın dolduracağı gözümüzü koca dünya tatmin etmez oluyor. Böylece dünyamız da esas memleketimiz olan ahiretimiz de zayil oluyor. Görmüyoruz kimseyi, yanı başımızda çaresizce çırpınanları. Duyarlarımızın ölçüsü değişmiş, nemelazım duygusuzluğunda boy vermeye çabalıyoruz.

Oysa insan insana emanetti. Yanı başında hayatın acıları yaşayanla acıyı paylaşacaktık. Ramazanlar geliyor, Ramazanlar geçiyor. Sanıyoruz ki, Ramazanlar lüks sofralarda dünya nimetlerini tek başımıza bencilce yutup, kabaran iştihamıza lezzet durakları aramakla ilgili. Gösterişli iftar sofraları, hele devletin kasası ve kesesinden verilen ikramı şahaneler amel defterimizin sayfalarını kabartacak sanıyoruz. Toplum bilimciler, din âlimleri öyle tanımlamıyor Ramazan’ı. Ramazan; yardımlaşma, dayanışma, yoksulu yetimi, fakiri fukarayı, garibi gurebayı gözetmedir, diyor. Ramazan; iktisattır, kanattır, şükürdür, berekettir, diyor. Ramazan; uyanıştır, diriliştir, farkındalıktır, diyor. Diyor da kime dinletiyor. Mazlumun izzeti, zalimin zilleti değişiyor mu?

Oysa ne diyor İslam âlimleri; iki cümle toplumsal kaosun kaynağıdır, diyor. Birincisi; sen çalış ben yiyeyim. Yani emek sömürüsü, kolay kazanç, başkasının sırtından geçinme halleri. Ne kadar çok var bu anlayıştan. Oysa kim görmüş kefenin cebi olduğunu, bu dünyadan diğer âleme kazancın götürüldüğünü? Karına kar katanlar, yoksulun sırtından geçinenler, ne bilir yekdiğerinin çektiği açıyı, yaşadığı ızdırabı? Onun için varsa yoksa, kesesini doldurmak, yedi ceddinin kursağına neyi akıttığını bilmeden haramda boğulmak. Ne acı, ne hazin değil mi? Kısacık dünya hayatı için bunca hırs, bunca çaba, bunca diğer insanların sırtına fütursuzca basma halleri. Değer mi? Kesinlikle hayır! İkinci cümle; ben yok olduktan sonra başkası aç olsun banane anlayışıydı. Sorulsa mangalda kül bırakılmaz. Allah der, Kuran der, peygamber der ama onların ne dediklerine kulak kabartmaz. Oysa uğruna öleceğini söylediği Peygamber (sav) “Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir” demiyor mu? Bu söz kime hitap ediyor? Fakir ve fukaraya mı? Onların zaten durumu ortada.

Şu fani dünyadan haz duymak kolay değildir öyle. Sarrafın hassas terazisi gibi ölçü gerektir. Kimsenin hakkına, hukukuna girmemeyi gerektirir. Toplumsal dengeyi yakalamak için zekât, sadaka ve fitre gerektirir. Hepsinden önemlisi fani âlemden göçerken gök kubbede bir hoş sada bırakmak gerektirir. Gelin Ramazanlar bu farkındalığın sebebi olsun. Bırakınız kendinizi, bırakınız dünyayı, terk ediniz gözünüze kadar inen hırslarınızı. Yarım dakikasına bile garantiniz olmadığı dünya için bu çabaların değmeyeceğini hissetmemeye çalışınız. Eğer isterseniz hissedersiniz. Eğer isterseniz insanlığınızı ortaya çıkaracak vicdanınız size yolu gösterir. Bir dakika kendinizi düşününüz. Ben neyim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum? Bu dünyadaki asli vazifem nedir? Hayvani şehvetimi, bitmek, doymak bilmeyen iştihamızı tatmin etmek mi? Yoksa insan gibi yaşayıp, insan gibi ölebilmek mi? Karar sizin!

Marina

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
vadi