Reklamı Geç
Musullu Ticret
Musullu Ticret
Tosthane
Güneyler
Nizamettin DURAN

Nizamettin DURAN

Mail: [email protected]

Yeryüzünde İşlenen Cinayetler, Kutlu Günler ve Tövbe

Yeryüzünde İşlenen Cinayetler, Kutlu Günler ve Tövbe

Nizameddin DURAN

Dünyada olup bitenlere baktığımızda, insanın tam bir aymazlık içinde olduğu fark edilir. Öyle ki, evreni yaşanmaz kılmak için ne gerekiyorsa yapmaktan geri durmuyor. Nasıl bir ruh halidir bu, yaşam evrenini yaşanmaz kılmaktadır? İnsanları kahrederek, yeryüzünü cehenneme çevirerek, her yeri talan ederek, acımasızca, hunharca öldürerek, zulmederek, katlederek veya yaşam imkânını elinden alarak; köleleştirerek… Bu mudur insanlık? Bu mudur hayat? Bu hasta ruh, bir başkasına değil, kendisine bile huzur getiremez.

Bir bakın Allah aşkına, son yaşanan olaylara. İnsan demeye bin şahit lazım olan bu hilkat garibesi yaratıklar, neden bu savaşları çıkarıyorlar, neden ülkeleri işgal ederek insanlara zulmediyorlar? Neden şu mübarek günlerde, kutsal mekânları basarak, kopasıca çizmeli ayaklarıyla mabetleri çiğneyerek, ibadet halinde olan insanlara hunharca davranıyorlar? Hangi alçak gaye, bu menfur olayı ve olayları haklı çıkarabilir?

İnsanlığın rahmet damarı kurumamışsa, gelişmeleri tefekkür ederek ve analiz ederek insanlığına döner. Yaptıklarının yanına kâr kalmayacağını bilir ve hatasından dönerek Yaradan’ına sığınır. Allah’ın, insanlığın ve tüm yaratıkların huzuru için kurduğu ve istediği düzeni değiştirmeye kalkışmak ve yeryüzünü fesada boğmaya çalışmak ve bunda ısrarcı olmak, O’nun affetmeyeceği günahlardandır.

Hiçbir Müminin, yeryüzünü fesada boğmak gibi bir şenaatin içinde olmayacağı, olamayacağı kesindir. Ancak, insan olarak olabilecek günah ve hataları olabilir. Bundan da rücu ederek kurtulmanın yollarını, fırsatlarını kovalaması onun imanının gereğidir.

Bu bakımdan şu mübarek günlerde Müslüman’a düşen, Allah’ın, dünya üzerindeki olup biten her şeyi bir düzen, bir mana ve hikmet üzere yaratmış olduğunu unutmamasıdır. Ve bu manada Allah’ın uyarılarına kulak vermeli, yol gösterici olan işaretlerini, sözlerini rehber edinmelidir.

"Sizi imtihana çekip, hanginizin daha güzel davranışta bulunduğunu bildirmek için ölümü ve dirilişi yaratan O'dur." (Mülk:2)

İmtihan dünyasında, hata ve günah işleme ihtimalimiz var. Kul olarak, hatadan ve günahtan hali değiliz. Peygamber (SAV), buyuruyor ki; "Bütün insanlar günah işleyebilir. Günah işleyenlerin en hayırlı, (işlediği günaha pişman olup) tövbe edenlerdir." (İbni Mace, 'Züht', 30)

İnsan, melek değildir. Bu bakımdan hatasını ve günahını anlayıp Yaradan’ına dönmesi esastır. İşlediği günahları çoğaltıp onlarda ısrarcı olması kulluğunu zedeler. Bu durum Allah tarafından hoş karşılanmaz ve uyarılır:

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir." (Haşr: 18,19)

Kulların Allah'ı unutması, onun kitabı Kur'an'ı, bir kenara atmaları ve ilahi ahlak esaslarına uymamalarıdır. Allah da Kur'an'ı arkaya atan kişilere kendi nefislerini unutturur. Böyle kişiler, kendilerinin doğru yolda mı, yoksa eğri yolda mı bulunduklarını düşünmezler ve ahiret hayatları için bir şey hazırlayamazlar. (Gazali, ilahi Nizam, c.1, s. 51)

Şahsımızla ilgili bu kadar önemli bir uyarıyı dikkate almamak akıllıca olmayacağını her aklıselim kabul eder. Bu sebepledir ki kullar olarak namazımızda Allah'ı unutmamamız, zekâtımızda, orucumuzda, sosyal yaşantımızda, konu komşumuzla olan ilişkilerimizde Allah’ı unutmamamız gerekir... Sehven veya kasten, komşumuz, arkadaşımız hakkında olumsuz konuşmaya yeltendiğinde, yani gıybetini, dedikodusunu yapmaya kalkıştığında -ki Allah, hepimizi bu kötü huylardan korusun- hemen aklımıza Allah gelmelidir.

Her ne kötülük işlenmeye niyet edilirse veya işlenmeye başlanırsa Allah hatırlanmalı ve derhal vazgeçilmelidir. Böyle anlarda Allah'ı hatırlamaz ve onu göz ardı edersek O da bizi unutur ve bizden vazgeçer, Allah korusun.

Bundan dolayı kişi, şeytana, nefsine, heva ve hevesine uyarak bir hata, bir günah işlemişse mutlaka tövbe etmelidir, tövbeye sarılmalıdır. Bu, her Mümin için bir vecibedir.

Şu mübarek günleri fırsat bilerek günahlarımızdan, hatalarımızdan arınmaya ve kurtulmaya bakalım... Hedefe varmak için yavaş yavaş değil, oldukça hızlı davranalım, hatta mümkünse, elverdiğince koşalım... ola ki Allah’a sığınmaya vaktimiz kalmaz. Bunu hep birlikte ve birbirimize yardım ederek yapmalıyız... Allah bunu bizden istiyor; bizleri affetmek, mağfiretini üzerimize yağdırmak istiyor: "Kurtuluşa ermeniz için, ey iman edenler topluca Allah'a tövbe ediniz." (Nur:31)

Tövbe etmek ve günahlardan arınmak, kendimiz içindir, bir başkası için değil! Çünkü insan, yaptıklarından sorumlu tutulmak üzere yaratılmıştır. Yani, ifade ettiğimiz üzere bu dünya imtihan dünyasıdır ve insan, Allah'ın buyurduğu gibi; "insan başıboş olarak bırakılacağını mı sanıyor?" (Kıyamet:36) Elbette insan, başıboş bırakılmayacaktır, çünkü manasız ve boş yere yaratılmamıştır ve başına buyruk olarak da bırakılmamıştır.

İmkân olarak verilen mübarek günleri fırsata çevirmek elimizdedir. Tefekkürle varlığın hikmetini idrak etmekle her şeyimizi borçlu olduğumuz Yaradan’ımıza yönelmeye, O’na sığınmaya ve O’ndan eksiklerimizin affını dilemeye o kadar çok ihtiyacımız var ki!

Rabbim bizleri nefislerinize esir olmaktan korusun, yolundan ayırmasın, yeryüzünde işlenen cinayetlere ve zulme mani olma gücünü ve basiretini bizlere lütfetsin. Bu mübarek günler hürmetine de bizleri razı olduğu kullarından eylesin.

Antikya

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Tosthane