OVALI siğorta Sol
OVALI EMİSYON SAĞ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde

İRANI DOĞRU OKUMAK

Ortadoğu’da devrilen domino taşları nihayet İran’a dayandı. Bana göre İran’da olan biteni anlamak son derece kolay, her şey son derece açık ama bazıları nedense aykırı söylemlerle hedef saptırmaya, gerçekleri çarpıtmaya çalışıyor.

İRANI DOĞRU OKUMAK
  • 04 Ocak 2018, Perşembe 22:58

Bu arada doğru tespitlerde bulunanlar da var. Mesela Dış İşleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu gibi… İran’ı ve İran’daki halk isyanını çeşitli görüşleri dile getirerek irdelemek istiyorum.

Donald John Trump: ABD Başkanı. Çılgın sarı oğlan. Eski model Melania’nın son kocası. Muhterem zat diyor ki: “İran’daki gösteriler barışçıldır, özgürleşmedir, hür insanların hak arayışıdır.” Ben de diyorum ki onlarca kişinin öldüğü, askeri merkezlerin ele geçirilmeye çalışıldı, devlet binalarının ateşe verildiği bir gösteri nasıl barışçıl olabilir? Biraz yerden at da kuşlar da yesin Şakir…

Nikki Haley: ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi. Çirkin, sivilceli bir kadın. Melania’ya hiç benzemiyor. En son Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN, BM’deki Filistin görüşmelerinde façasını alınca mosmor kesilmişti. Mor hâli de çirkin. İşte bu hatun kişi hakkında devrik kara oğlan Barack Obama facebooktakisayfasında diyor ki: “Nikki Haley 21. yüzyılın en yalancı insanıdır.” Obama’nın böyle düşünmesi ise Haley’in İran’daki olaylara yaklaşımı. Demişti ki Haley, “İran’daki barışçıl halk isyanı karşısında İran rejiminin gösterdiği sert tutumdan endişeliyiz, durumu değerlendirmek ve gereken adımları atmak için konuyu BM’de görüşeceğiz.” Başka bir dille “gerekirse uluslar arası barış gücünü İran’a müdahale için sevk edeceğiz ki rejim daha kolay devrilsin”. Bu kadar sahtekarlık karşısında Obama az bile söylemiş. Aferin kara oğlan.

Sigmar Gabriel: Jöleli, tombik Alman. Teröre destek vermekten fırsat bulamadığı için son zamanlarda dış politikada sesi kısılan Almanya’nın Garfield lakaplı silik dış işleri bakanı. “İran'da yaşanan protestolarda göstericilerin öldürülmesi ve çok sayıda tutuklama nedeniyle endişeli olduğunu” açıkladı. Acaba İran Hükûmeti göstericileri zevk için mi öldürüyor, yoksa huzur ve sükunu bozan Amerikan beslemesi teröristlere karşı meşru müdafaa hakkını kullanmak için mi..? Acaba İran Hükûmeti göstericileri keyfine mi tutukluyor, yoksa ifade hürriyeti ya da protesto hakkını suistimal ederek cürüm üstüne cürüm işledikleri için mi..? Gördüğünüz üzere Almanya her zamanki gibi abuk subuk bir devlet ve Almanlar da her zamanki gibi dumkof.

Michael D’Andrea: Kod adı: Ayetullah Mike. CIA’nın İran operasyonlarını yöneten birimin başına getirilen isim. O geldikten sonra da zaten İran karıştı. Yersen Müslüman. Bir de ad takmışlar “Ayetullah” diye. Ta oradan belli İran işlerine baktığı. Duyumlarımıza göre Ortadoğulu bir grup insanla karşılaşınca çantasındaki seccadeyi çıkarıp hemen namaza duruyormuş. Kerahet vakti mi duruyormuş, abdestsiz mi duruyormuş, orasını bilemeyiz. Lakin bildiğimiz bir şey var ki o da İran’ı karıştıran ajanın bu herif olduğudur. Elbette kendine göre çalışma grubu ve iş arkadaşları mevcuttur; lakin ABD yönetiminin bu kişiyi özel bir görevle İran Masasına atadığı anlaşılmaktadır. Gerçi biz bu tür CIA fitnelerine alışkınız, o yüzden hiç garipsemiyoruz. İstanbul Büyükada'da 1919'daki işgal günlerinde İngiliz Ordu Karargâhı olarak kullanılan Splendid Otel, 15 Temmuz akşamı azılı CIA ajanı HenriBarkey ve şürekası tarafından 15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişiminin merkez üssü olmuştu. O CIA ajanlarını helikopterle Yunanistan’a kaçıran asker üniformalı FETÖ militanları ise hâlen Yunanistan’dan sığınma dileniyor. 

Meral Akşener: Siyaset sahnesine büyük hedeflerle ve iddialı söylemlerle çıkan bu hatun kişi de elbette dişe dokunur üç beş kelam etmiştir diye düşünmüştüm ama arıyorum tarıyorum İran olayları hakkında dişe dokunur bir demecine rastlayamıyorum. Olsa şaşardım zaten. Kuzey Irak’taki Kürdistan referandumu için de iki çift laf etmemişti. Nereden geldin aklıma ey kadın! Git şurdan!

İlnur Çevik: Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanlarından... “İran’daki olaylar, Gezi Kalkışmasından farklı; çünkü Gezi Kalkışması Ankara ve İstanbul’la sınırlı kalmıştı ama İran’daki olaylar ülkenin birçok şehrine yayılmış durumda” dedi. Sayın İlnur Çevik meal esef çok yanlış tespitlerde bulunuyor. İran Olayları bal gibi de İran’ın Gezi Kalkışması’dır. Bizde iki şehirde, orada ise onikişehirde isyan mevzubahis diye neden farklı bir nitelendirmede bulunalım. Bizim halkımız daha sağduyuluydu, bizim emniyet güçlerimiz olaylara daha hâkimdi; bu doneleri göz önünde bulundurmayalım mı? Ayrıca üçe beşe de bakmamak lazım. İran’da daha çok gösterici öldü diye farklı bir yaklaşım mı sergilemek gerekiyor! Nerden bakarsanız bakın gerçekle ilgisi olmayan tespitler. 

Mevlüt Çavuşoğlu: Bizim Dış İşleri Bakanımız. Dedi ki: “İran’daki sürece destek veren iki kişi var: Birisi Netanyahu, diğeri Trump.”. İşte budur! Apaçık ortada duran bir realiteyi hiç kem küm etmeden işte böyle söylemek gerekir. Bakanımızı saygıyla selamlıyoruz.

Bendenizin Naçizane Görüşü: Daha önce ‘’Saygın Bir Devlet Adamı Remzi ULUŞAHİN’’ başlıklı köşe yazımda Gezi kalkışması sırasında benim de cezaevinde olduğumu ve Gezizekalıların amaçlarından birinin de , İzmir Buca Cezaevini hedef alıp isyan çıkartarak bütün cezaevlerine sıçramasını sağlamak olduğunu ve Rizeli Müdür Remzi ULUŞAHİN’ in de geceleri korkusuzca koğuşlara girip mahkumlarla çay içerek babacan nasihatlar ederek, mahkumlarla birebir konuşup dertlerini sıkıntılarını dinleyerek, Buca Cezaevinde isyan çıkmasına engel olması hususundaki başarısını anlatmıştım. İran’daki olaylar, hiçbir tartışmaya mahal vermeksizin İran’ın Gezi Kalkışmasıdır. Başlayış ve oluş şekli, yakıp yıkma taktikleri, destek veren dış güçlerin imalı söylemleri ve tezgahlayanların provokasyonmetodları yönünden kesinlikle Gezi Kalkışması’nın İran versiyonuna tanıklık ediyoruz. Bir defa göstericilerin çoğu 25 yaş altı gençler ve özellikle de ergenler. Böyleleri hayat tecrübesinden yoksundur, doğru ile yanlışı tam ayırt edemezler, çok kolay kışkırtılırlar, kırmızı olan her şeyden tahrik olup kızgın boğa gibi saldırırlar. Bir de çok çıtkırıldımdırlar. Kafalarına iki cop yeyince ağlamaya başlar, ellerinden cep telefonunu düşürmezler. İşte bu sersemsemelek kitleyi kontrol etmek çok kolaydır ve esasında CIA’in en iyi becerdiği işlerdendir. Duran adamlar, oturma eylemleri, maske takmalar, sağı solu boyamalar ve daha birçok eylem; CIA’in toplum kontrol kitaplarında yazan ve ilgililerin gayet iyi bildiği mevzulardır. Gezi kalkışması esnasında sıkça rastladığımız bu sembolik eylemlerin aynısını şimdi de İran’ın gezizekalılarısergiliyor. Her taraf yine yangın yeri, bilboardlar yine kırılıp dokülmüş, tutuşacak ne varsa yine yakılıp yıkılmış…

Daha da spesifik inceleyecek olursak İran’daki kalkışma, İran’ın sürgündeki muhalifleri Mesud ve Meryem Recavi çifti tarafından yönetilmektedir. Bizdeki Gezi Kalkışmasının sözde nedeni Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesi idi. Ondan sonraki süreçte CHP’li belediyeler tarafından onlarca ağaç katliamı oldu ama kimsenin gıkı çıkmadı. İran’daki kontrollü isyanın bahanesi ise hayat pahalılığı olarak karşımıza çıkıyor. Sanki yeni bir şeymiş gibi. Ancak işin ilginç yanı şu ki İran’ın gezizekalıları “Kahrolsun Rusya” diye slogan atıyor! Rusya ne alaka, alakaya çay demle diyeceksiniz. Haklısınız. İran’ın düşmanları ABD ve İsrail değil mi? Sudi Arabistan değil mi? O hâlde neden Rusya? Çünkü gösterici kılıklı militanlar ABD, İsrail, Suudi uşağı olunca elbette onlar aleyhine slogan atamaz. Onlar, İran’ın millî çıkarlarına karşı. Severiz sevmeyiz, İran’ın Ortadoğu’daki fitnelerinden rahatsız oluruz olmayız, bu ayrı mesele. Gerçekleri konuşmalıyız, ders çıkarmalıyız. İran’daki sokak teröristleri, aynen bizdeki gezizekalılar gibi asla ama asla millî değildir, Amerikalılar’ın kiralık uşaklarıdır.

Yine bu sokak teröristleri bir de “Diktatöre Ölüm” diye slogan atıyor. Diktatör yakıştırmasına da ülkemizden aşinayız. Cumhurbaşkanımız ne zaman ABD’nin, İsrail’in ya da Hollanda, Almanya, Fransa gibi saçmasapan bir ülkenin kuyruğuna bassa hemen mason medyadan ve dış mahfillerden yönetilen muhalif kanattan “diktatör” naraları duymaya başlıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan ya da İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gerçekten diktatör olsa, sokaklarda terör estiren o çakal sürülerinin kellelerinden dağ gibi yığınlar olurdu. 

Şu anda İran’da bir kaos var, kabul ediyorum; ama bu geçici bir kaos... İran Hükûmeti er ya da geç, tatlı ya da sert bu aymazlığa bir son verecek ve sokaklara tamamıyla hâkim olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

 

Muhammed GÖMÜK

TAY-DER Başkanı

04/01/2018

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık