Köyüm Yumurta sol dikey
Meclis Kültür Sanat Merkezi dikey sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde

SABIR NEDİR VE SABRI NASIL  ANLAMALIYIZ? 

Sabır, asla çaresizlik ve boyun eğmek değildir.

SABIR NEDİR VE SABRI NASIL  ANLAMALIYIZ? 
  • 09 Mayıs 2018, Çarşamba 13:40

SABIR NEDİR VE SABRI NASIL  ANLAMALIYIZ? 

 

Sabır, asla çaresizlik ve boyun eğmek değildir.

 

TDK sözlüğünde sabır şöyle anlatılır.

Sabır 1- isim Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç

2. Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.

 

 Sabır, gerçek anlamda acıya tahammül iradesi ve  zafer gününü  beklemektir .Bir kelamı kibarda “Sabreden zafere ulaşır denilmiştir.”

 

Sabır , zorluklara tahammül ve zorluklarla hesaplaşmak  için Allah’a  sığınmak ve Allah'tan yardım talebidir. Zira sabrın bir kanadı yaradana açılmaktadır.

 

İnsanlar pek çok olayda sabırsız davrandıkları için zarar görmüş ve daha büyük felaketlere maruz kalmışlardır. Peygamberimiz Taif halkına beddua etmeyerek sabretmiş bir süre sonra o bölge halkının tamamı peygamberimize tabi olmuşlardır.

 

Allah sabrı tavsiye ederken iki müjde veriyor. Birincisi sabrın sonunda ya zafere ulaşacak amaçladığınız saadeti bulacaksınız Size zulmedenin cezasız kalmadığını görecek ve siz ise sonunda kurtuluşa ereceksiniz. İkincisi dünyada bu sonuçları almamış olsanız bile mahşer günü çok büyük mükafat ve ödülle ödüllendirileceksiniz. Önce sizin hakkınızı ihlal eden kişi size bütün hayır ve sevaplarını vermek zorunda kalacak ve bunlar yetmediğinde günahlarınızı sizden almak zorunda kalacak. Bunun yanında siz Allah’ın emri olan sabra sığındığınız için bunun ayrı bir mükafatını elde edeceksiniz.

 

 Sabır hesaplaşmak için en uygun zamanın gelmesini beklemek ve bunun için kaderin yardımını talep etmektir. 

 

Sabır acıya sebep olan olayın sıcaklığının geçmesi ve soğumasını beklemektir. Zira insan olayın sıcaklığıyla hata yapabilir ve daha büyük bir zulüm işleyebilir.

 

 Sabır,  Allah'ın yardımı ile zafere ulaşmaktır.Bir başka ve en net ifade ile zafere ulaşmayı beklemektir 

 

Çünkü sabır bir imtihandır. Sabır insan için bir olgunluktur.  Sabır. netice itibariyle Yaradanın Zafer vaadidir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. Şöyle der.

 

Hak şerleri hayr eyler

Zannetme ki gayr eyler

Arif onu seyr eyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler

 

Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

 



Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrarın güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir: Önce ağacın tohumu ekilir,sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. 

Ve nihayet be
şinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur : Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı Yoksa beş yılda mı ulaşştır? Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır. 

Büyük bir sabırla ve 
ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir -... miydik?... Bir başarının şartları her zaman çok basittir. 


Bir süre için alışın, 

Bir süre tahammül edin. 

Her zaman inanın 

Ve hi
çbir zaman geri dönmeyin.

 

Molla Hüseyin’in bir hikayesi vardır. Hüseyin isminde bir delikanlı evlenir. Düğününde Kur’an, ilâhi ve mevlidler okuyan, vaaz ve nasihatlerde bulunan hoca efendilerin hâli pek hoşuna gider. Ve Hüseyin de o hocalar gibi olmaya karar verir. İki üç aylık evli iken düşer gurbetin yollarına..., ilim öğrenmeye…

 

Biraz da deli dolu birisidir Hüseyin. Hatta köyünde lakabı da Deli Hüseyin’dir. Tam 21 sene köyüne hiç dönmeden ilim okur, hoca olur. Sonunda köyüne gitmek üzere yola çıkar. Yolunun üzerindeki köylere şehirlere uğraya uğraya köyüne doğru yol alır. Bir köyde misafir kaldığında yaşlı güngörmüş bir ihtiyar, köy odasında ona bir sual sorar.“Sana bir soru soracağım evladım, bakalım bilebilecek misin? Söyle bakalım bana ilmin başı nedir?” der. Deli Hüseyin:“Besmeledir.”“Bilemedin.”“Fatiha’dır.”“Bilemedin.” “Nasara Yensuru’dur.”“Bilemedin.”“Öyleyse sen söyle, nedir?”“Yok öyle! o kadar ucuz olmaz. Söyleyemem.

 

Eğer altı ay benim hizmetimde çalışırsan, sana o zaman söylerim.” “Kabul, çalışırım. Yeter ki, sen bana bunu öğret.” Köyün güngörmüş ihtiyarı ile Deli Hüseyin arasında bu konuşma geçmiş. Ve Deli Hüseyin, adamın hizmetinde altı ay kalmış. Müddet dolunca Deli Hüseyin:“Eee, amca! De bakalım bana artık, İlmin başı nedir?” Köylü:“Oğlum, ilmin başı SABIRDIR.”

 

Deli Hüseyin:“Be adam! Sen beni bu bir kelime için mi bu kadar çalıştırdın. Ben de bilmediğim bir şeyi öğreneceğim diye bekliyordum. Ben sabrı bilmiyor muyum? İstersen sana sabır hakkında saatlerce vaaz edebilirim. Bana bu yapılır mı, senin hiç insafın yok mu?” Köylü:“Kızma evladım. Sen sabrın ilmini bilebilirsin, saatlerce vaaz da edebilirsin. Fakat sen sabretmesini bilmiyorsun. Sana bakar bakmaz anladım. Sabrı bilmek ayrı, sabretmek ayrı şey. Sana burada ben sabretmesini öğrettim. Altı ay bekleterek sabretmeyi öğrenmiş oldun. Var git şimdi, yolun açık olsun. Acele karar verme. Sabret sonra karar ver.” demiş ve Deli Hüseyin’i yolcu etmiş.

 

Deli Hüseyin yoluna devam eder. Köyüne akşamın alaca karanlığında varır. Evine yaklaşınca bakar ki, bir delikanlı evine giriyor. İçine bir kurt düşer. Acaba hanım bir başkası ile mi evlendi?… Acaba?… Acaba?… der durur. “Vururum, billahi vururum, eğer hanımım beni aldattı ise.” diye söylenirken ihtiyarın sözleri aklına gelir…Ne demişti ihtiyar:“Sen sabretmesini bilmiyorsun.” Acele etme Hüseyin. Acele etme, sabret. Hem Resûlullah Efendimiz:“Siz seferden döndüğünüz zaman ehlinizin yanına gece girmeyiniz, sabahı bekleyiniz.” dememiş miydi? Hele sabah ola hayrola… der. Geceyi köy odasında misafir olarak geçirir. Sabah namazını camide cemaatle kılar. Odaya gelir. Köyün ihtiyarlarına:“Bu köyde Deli Hüseyin diye birini tanıyor musunuz?” diye sorar. Köylüler:“Tanımaz mıyız, elbette tanırız. Sabah namazında bize namazı kıldıran genç, onun oğlu idi. O doğmadan babası ilim tahsiline gitti ve bir daha dönmedi.” derler. Deli Hüseyin sabrın ve Peygamberimizin tavsiyesine uymanın güzelliğini bir defa daha anlar ve ALLAH’a şükreder.“Ya bir delilik yapsaydım da akşam evime giren adamı ve hanımımı öldürseydim, hâlim ne olurdu?” diye düşünür. Ve sonra da köylülere kendini tanıtarak evine gider

 

Kuranı Kerim:  Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.  (Bakara 153 )

 

 Hz. Peygamber (sav): bir hadisinde Bozuk bir işi düzeltemezseniz, sabredin! Allahü Teâlâ onu düzeltir.) Beyheki

 

Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım" (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır" buyurmuştur.

Sabır göstermeyip kul kendi intikamını kendisi almaya kalkarsa hem amaçladığı sonuca ulaşmayabilir hem de istemediği ve beklemediği sonuçlara maruz kalabilir. Hayat göstermiştir ki netice itibari ile huzura eren daima sabırla neticeyi bekleyenler olmuştur.

 

Sabredenlerden olmak ümidi ile.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık