Kapan Ambalaj sol
Asi Künefe sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 05 Şubat 2018, Pazartesi 20:29

AFRİN OPERASYONU  VE BAZI GERÇEKLER  

AFRİN OPERASYONU  VE BAZI GERÇEKLER  

Ferit LİF yazdı...

Emperyal güçler , Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşık yüz yıl önce Anadolu topraklarında kurduğu  Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını bir türlü içlerine sindiremediler.

Dolayısıyla bu sınırları değiştirmek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık değerlerini çökertmek için, Türkiye’de sayısız darbe ve darbe girişimi yaptılar. Böylece Türkiye’nin ekonomik siyasal yapısını sürekli bozmak suretiyle,  geri kalmasını  ve kendilerine ekonomik ve siyasal olarak bağlı kalmasını sağladılar.

27 Mayıs 1960, 1962 Talat Aydemir’in darbe girişimi, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980,  28 Şubat 1997, bütün bu askeri  darbelerin ve darbe girişimlerinin bir tek amacı vardı.  Türkiye’de gelişen demokratik anlayışı yok etmek ve ülkenin ekonomik  ve siyasal olarak Batı’ya  bağımlı kalmasını sağlamaktır.

15 Temmuz  darbe girişimi  eğer başarıya ulaşsaydı, daha  önce yapılmış darbe ve darbe girişimlerinin bir FİNALİ olacaktı. Türkiye parçalanacak ve emperyal güçlerin,  yüz yıldır Anadolu coğrafyasında yapmak istedikleri bölme ve parçalama planları  başarıya ulaşmış olacaktı.15 Temmuz darbe ve işgal girişimine    “kontrollü darbe “ diyen siyasi anlayışları anlamakta zorluk çekiyorum.

Ama Anadolu coğrafyasında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra, Recep Tayyip Erdoğan gibi ikinci bir liderin doğduğunu emperyal güçler ve Batı sanırım hesaplayamadılar.

Geçtiğimiz günlerde Zonguldak’ta bir konferans veren Ak Parti İstanbul milletvekili Metin Külünk,  dinleyicilere şöyle bir soru sordu.  15 Temmuz darbe ve işgal girişimi 1990’lı  yıllarda, siyasal bunalımın had safhada olduğu dönemde olsaydı, Türkiye’nin hali ne olurdu? Konferansı dinleyenlerin  nasıl bir cevap verdiklerini bilmiyorum ama,  ben buradan açıkça ifade ediyorum, Türkiye diye bir devlet kalmaz ve emperyal güçlerin,   Sevr Antlaşması  amacına ulaşmış olurdu.

Önceki gün Mazman  Medya’nın Radyo programına katılan Ak Parti eski Defne ilçe Başkanı Atilla Önal çok ciddi iddialarda bulundu ve dedi ki; “Kisecik’in üst kesiminde bulunan radar üssünün bu süreçte çok iyi kontrol edilmesi gerekir. Reyhanlı ve Kilis’e atılan füzelerin koordinatları belki de bu üsten sağlanıyor” dedi.

Atilla Önal bir iddia daha ortaya attı ve dedi ki “Hatay’da yardım kuruluşu adı altında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin  faaliyetleri ve hesapları mutlaka incelenmelidir.  Atilla Önal’ın ortaya koyduğu iddialar, bence devlet tarafından ciddiye alınmalı  ve araştırılmalıdır.

İstanbul milletvekili Metin Külünk ve Hatay’da Atilla Önal gibi cesur konuşmacıların çoğalmasını  diliyorum.

*******

Dönelim Afrin Operasyonu’na. TSK’nın  Afrin’e yönelik operasyonu,  Hatay ilimizin güvenliğini sağlama girişimidir. Bu operasyona  karşı çıkan “sözde barış yanlısı” kuruluşları, Atilla Önal radyo programında  hainlikle suçladı ama ben buradan biraz daha  gerçekçiliğe  ve sağ duyuya davet ediyorum. Çünkü TSK’nın Afrin’e yönelik operasyonu Hatay ilimizi terör’e yönelik koruma amaçlı bir operasyondur.

Kuzey Irak ve kuzey Suriye topraklarında ABD destekli kurulacak  bir Kürt devletinin Akdeniz’e açılma alanı sadece Hatay topraklarıdır.  Kilis’ten Dörtyol’a ABD desteğiyle açılacak bir Kürt koridoru, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’ye son hediyesi olan Hatay topraklarının feda edilmesi anlamına gelir.

Hatay’da yaşayan bir vatandaş olarak,  Hatay topraklarının Türkiye’den koparılıp  ABD ve İsrail destekli kurulması düşünülen yapay bir Kürt devletine  verilmesini bende kabul etmiyorum.

Barış yanlısı olmak ve savaş karşıtı olmak, bazen ideolojik saplantılara  neden olabiliyor.

Bu gün Hürriyet Gazetesi’nde 30 civarında tabib odasının  bir ilanı yayınlandı. Bu ilanda Hatay Tabib Odası’nın da imzası bulunuyordu. İlanda göz altına alınan Türk Tabibler Birliği yöneticilerinin serbest bırakılması isteniyordu. Türk Tabibler Birliği yöneticilerinin yayınladıkları bir bildiriden dolayı  göz altına alınmasına bende karşı çıkıyorum. Ama bildirinin içeriğine katılmadığımı açıkça ifade ediyorum.

Afrin’e yönelik  Zeytin Dalı Operasyounu’na karşı çıkan bildiriye  imza koyan Hatay Tabib Odası’nı  tutumunu biraz ideolojik bir tutum  olmakla beraber, Ak Parti ve Tayyip Erdoğan  düşmanlığına bağlı bir anlayış olarak algılıyorum.

Bünyesinde çok sayıda doktor arkadaşımın bulunduğu Hatay Tabib Odası bence bu tutumunu gözden geçirmeli ve Hatay’ın  işgaline yönelik emperyal güçlerin  oyununa  gelmekten vazgeçmelidir.

İlimiz Hatay’da  kalburüstü yaşayan doktorlarımız,   Hatay’ın işgaline yönelik  bir girişimde,  bence Hatay halkının yanında yer  almalıdırlar.  Ama maalesef  Hatay işgal girişimine  karşı  çıkacaklarına,  Hatay ‘ı işgal etmek isteyen emperyal güçlere  destek verdiklerini ima ediyorlar.   HATAY TABİB ODASI’NIN  BU ANLAYIŞINI KABUL ETMİYOR VE ŞİDDETLE RED EDİYORUM.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık