VAHİD Turizm Dikey Sol
Horoz Pompa sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 12 Mart 2018, Pazartesi 14:59
NecmettinÇALIŞKAN

Necmettin ÇALIŞKAN

Kapitalizm, Müslümanlar ve Kadın

Kapitalizm, Müslümanlar ve Kadın

 

Çağrı filmini çoğumuz izlemiştir. Filmin önemli sahnelerinden biri Habeşistan Kralı Necaşi önünde Cafer-i Tayyar ile o zamanlar henüz Müşrik olan   Amr b. As arasındaki veciz tartışmadır. Sahnede "İslam’ın kadına bakış açısının nasıl olduğu" Cafer tarafından güzel   biçimde özetlenmiştir.

Cafer-i Tayyar: “Allah kadını erkeğe eş olsun diye yaratmıştır. Erkekten farklıdır ama onunla eşittir.”

Amr: “Eşit mi!? Satın alırız kadınları; yedirir, giydirir, kullanır, sonra da başımızdan atarız. Hiç kadın erkekle eşit olabilir mi?”

Cafer-i Tayyar: “Allah insanı bir kadın ve bir erkekten yarattı. Amr, seni karnında taşıyan anaya saygın bütün kadınlara yansımalı!”

İslam’ın cahiliye toplumundan nasıl bir medeniyet oluşturabildiğini bu örnek cümlelerde aramalıyız. Gelin görün ki asırlar önce deklare edilmiş bütün eşitlikçi ve hakkaniyete dayalı söylemler bir kenara bırakılmıştır. Nüfusunun büyük çoğunun Müslüman olduğu ülkemizde kadınlara yapılan eziyet dünya standartlarını(!) Geçmiştir. 409 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 387 çocuk   istismara uğradı. 332 kadına şiddet uygulandı. Bu veriler 2017 yılına ait. Önceki yıllar da bu rakamlardan farklı değil.

Bu rezalet ve ayıp hayli fazla!

***

 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü birkaç buket çiçek ile geçiştirilmek istenmesi de işin vehametini ortadan kaldırmıyor. Bugün en fazla istismar kadınlar konusunda yaşanmaktadır.

Sanayi devrimiyle güç kazanan kapitalist sistem, sömürüsüyle ve özgürlük yalanıyla en şaşırtıcı etkisini kadınlar üzerinde oluşturmuştur.

Fabrikalarda canlarından bezdirilinceye kadar çalıştırılan kadınlar, kendi biyolojik ve duygusal yapılarının zarar gördüğü birçok işte çalıştırılmış, reklam sektörünün metası durumuna düşürülerek aşağılanmışlardır. Sözüm ona feminist örgütler de buna çanak tutmuşlardır.

 Özgürleştirilen(!) kadınlar, annelikten uzaklaştırılmış ve bu da süt tozu, kreş, bakıcı, ana-babalı öksüz ve yetim çocuklar vb. gibi yeni nesillerin yetiştirilmesinde birçok sorun ortaya çıkarmıştır. Temel vasfı annelik olan kadın bu vasfından soyutlanarak kapitalizm çarkına dişli olmamalıydı.

  Cinsiyetçilikten uzak bir şekilde eşref-i mahlûk olarak yaratılan kadınlarımız "özgür/birey" yalanıyla ezilmeye devam etmektedir.

Günün idrak edilmesine sebep olan trajik olay 8 Mart 1857’de yükselen kapitalizmin getirdiği insan sömürüsüne karşı, insanca çalışabilme, insanca yaşayabilme hakkını müdafaa etmek isteyen 40 bin işçinin ayaklanmasıyla başlamıştır. New York polisinin sert   müdahalesi ve işçileri fabrikaya hapsetmesiyle devam eden olaylar esnasında çıkan yangında çoğunluğu kadınlardan oluşan 129 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu kadınların yaşadığı ne ilk ne de son hazin hadisedir.

Fıtratına aykırı olarak fabrikalarda olumsuz koşullarda çalıştığı için hastalanan, doğurganlığını kaybeden, patronunun veya amirinin tacizine maruz kalıp susan ve bunalıma giren… örnekler saymakla bitmez.

Çalışma mecburiyetinde bırakılmaması ve/ya doktor, hemşire ve öğretmen gibi hayatın değişik alanlarında çalışma şartlarının annelik gibi kutsal bir vazifeyi icra eden kadınlarımıza uygun hale getirilmesi Müslümanlar olarak görevimizdir.

***

Özgürlükler deyince meseleyi yalnızca "başörtüsü" üzerinden değerlendirmenin kimseye faydası olmadığını öğrenmiş durumdayız. Bu konu üzerinden kutuplaştırılan toplumun sığ tartışmalara kurban edildiği vakidir.

Son dönemlerde Müslümanların, "kadın ve aile" ile ilgili konularda tartışmaları cinsellik üzerinden yürütülüyor olması da ayrı bir facia olarak önümüzde durmaktadır.

  Kişilikler ve ahlak üzerinden değerlendirilmesi gereken konular; cennetteki huri sayısı, cariyelerin hukuku, evliliklerin dörtle sınırlanması, kadın ve erkek deyince sırf şehevi duygular üzerinden konuşulması İslam'a hiç hizmet etmiyor.

Tarihimizde kadın; davasında kocasına destek olan Hz. Hatice, ilim insanı Hz. Ayşe, ev hanımı Hz. Fatıma iken, Akabe biatında peygamberimize destek olan, Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi taşıyan, oğlunu kınalayıp askere gönderen şahsiyettir.

Dinimizde kadın, adını sureye veren (Nisa Suresi), Peygamber (as)’e isteğini çekinmeden dile getiren ve Allah indinde haklı gösterilen adına ve bu nedenle adına ayetler inen (Mücadele Suresi), iftiraya maruz kaldığı için (Nur suresi-İfk Hadisesi) Allah tarafından kollanan korunandır.

 

Dr. Necmettin ÇALIŞKAN


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık