OVALI EMİSYON SOL
OVALI siğorta Sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 16 Kasım 2018, Cuma 8:51
NizamettinDURAN

Nizamettin DURAN

Ödül ve Anma Törenleri

Nizamettin DURAN

Ödül ve Anma Törenleri

Bugün sizlere Star Gazetesi tarafından düzenlenen “Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri” münasebetiyle ödül ve ödül törenlerinden bahsedeceğim.

Kelime anlamı itibariyle ödül, bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat; bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan, mükâfat; herhangi bir başarı karşısında armağana layık görülmek, ödül vermek, ödüllendirmek gibi manalara gelmektedir.

Gerek anma programları olsun ve gerekse bir şahıs adına verilen ödül programları olsun, bunların vesilesiyle düzenlenen etkinlikler, her ne hikmetse genellikle onların ölümünden sonra gerçekleştirilmektedir. İster istemez, bu insanların, gerçekten değerli olduklarına inanılıyorsa, bunların adına bir faaliyetin yapılması için illa ölmeleri mi gerekecek? şeklinde bir soru akla gelmektedir. Bu anlayış ve tutumun, bir samimiyeti ifade etmediği gün gibi aşikârdır. Sebilürreşad Dergisi, bir ilki gerçekleştirerek 2017 yılında Osmaniye'de düzenlediği "Bestami Yazgan Ödül Töreni"yle bu anlayışı yıktı ve Osmaniye halkı, mülki amir, bürokrat, şair, yazar ve sanatçıların bir araya gelmesiyle muhteşem bir anma gecesi yaşandı. Böylece bu etkinlik, yaşayan -Allah ömürlerini daim etsin- değerlerimize karşı, hayattayken onlara gösterilen vefanın bir örneği oldu.

Esasen Türkiye’de düzenlenen ödül törenleri öteden beri birtakım şaibeleri, polemikleri de taşıya gelmişlerdir. Birinin adına düzenlenen ödül töreninden tutun da onun adına ödül verilen sanatçıya varıncaya kadar neredeyse tümünde bir ideolojik çerçeve içerisinde seçim yapılmaktadır. Bu bilinmedik bir değerlendirme değildir. Maalesef Türk aydınının kendisini bu ön yargıdan kurtardığı söylenemez. Bu itibarla kimin adına ödül verildiği ve ödülü kimlerin aldığı önem arz etmektedir.

Herhangi bir kasd-ı mahsusamız olmaksızın ifade edersek, ödül törenlerini kimin düzenlediği, ödüllerin kimlere verildiği dikkatli bir gözle incelendiğinde dediklerimize hak verilecektir. Hak edene değil, yandaş olana, fikirdaş olana verilmesi bu ülke aydınının onmaz hastalığıdır.

Bakıldığında Türkiye’de bir ödül verme enflasyonunun olduğu gerçeği görülecektir. Verilen ödüllerin bu kadar çok olması bu açıdan düşünüldüğünde insana şaşırtıcı geliyor! Her yıl bu ülkede bu kadar ödüle layık eserin üretiliyor olması sizce de bir müphemiyet doğurmuyor mu? Bu duruma göre de dikkatler seçici kurullar üzerinde odaklanmış oluyor!

Evet, bu gerçekler bize “seçici kurullar”ın ne kadar önemli olduğu göstermektedir. Adına ödül verilen bu kadar şair ve yazarlar içerisinde olmazsa olmazları diyebileceğimiz isimlerin olmamış olması dikkatimizi çekmiyor mu? Mesela İstiklal Marşı için şiir seçilirken merhum Akif'in yarışmaya katılmaya razı edildikten sonra pek çok şairin şiirlerini geri çektikleri biliniyor olmasına rağmen böylesine milli ve güçlü bir şairin adına bir ödül etkinliğinin düzenlenmemiş olması sizce de trajik değil midir? Son zamanlarda onun adına düzenlenen “Mehmet Akif Ersoy Bilim ve Sanat Ödülleri”ne hak ettiği değer verilip gereken ilgi gösteriliyor mu?

Hak etmediği halde ödül alanlar olduğu gibi yine hak etmediği halde adına ödül düzenlenenler de her zaman ovardır. Bunun yanında hak ettiği halde ödülünü alamayan sanatçılarımız da olmuştur. Öyle ki, bunlar da, jürilerin sübjektif değerlendirmeleri sonucunda yurt içinde alamadıkları ödüllerini yurt dışında almışlardır. Türkiye'de bunun örnekleri sıkça görülmektedir. Mesela, 2011 yılında Altın Portakal Film Festivali ön jürisinin sıfır puan vererek, yarışmada daha baştan saf dışı bıraktığı İsmail Güneş’in Ateş’in Düştüğü Yer adlı filmi, dünyanın en saygın festivallerinden biri olan Montreal Film Festivali’nden iki büyük ödülle döndü.1

Günümüzde çok yaygın olarak Adına Ödül Avcılığı veya Zafiyet Avcılığı denilen bir yolla artık çeşitli ödüller elde etmenin mümkünlüğü anlatılıyor. Bunun adeta bir iş kolu haline geldiği, bu yöntemi kullanan şirketler ve uygulayan uzmanlar için karlı bir iş olduğu ve olanaklarının arttığı ifade

edilmektedir.2 Bu gerçeklerden yola çıkarak şimdi siz gelin de sıkça düzenlenen bu ödül törenlerinin ciddiyetine inanın! Aslında Nobel ödülleri dâhil dünyada yapılan ödüllendirmelerin neredeyse tamamında bu ideolojik yaklaşımın hâkim olduğunu söylersek abartmış olmayız.

Ekim ayının son haftasına girilirken, Twitter hesabından Müslüman olduğunu ilân eden ve bir anda dünyanın gündemine oturan İrlandalı ünlü kadın şarkıcı Sinead O’Connor, birçok sanatçının hayali olan Grammy Ödülü’nü kazanmasına rağmen, adaylıkların hakkaniyetten uzak olduğu gerekçesiyle ödülü reddetmiştir.3 1986 yılında verilmeye başlanan Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün 1992 yılında Mandela’ya verilmesini kararlaştırıldı. Ancak Mandela, bu ödülü reddetti. Çünkü Mandela, hapisten çıkmak için İlluminati örgütü ile anlaşmıştı. Kendisi, bu örgütün Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlığı sebebiyle onun adını taşıyan bir ödülü almamıştır. Ancak bunun yanında 1993 yılında Nobel Barış Ödülü’nü almaktan da imtina etmemiştir.4 Hayatı boyunca tüm resmi ödülleri almayı reddeden Fransız yazar Jean-Paul Sartre, 1964'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü de geri çevirdi.5 Marlon Brando 1955’te, ‘Baba’ filmindeki rolüyle aldığı ikinci Oscar’ını Kızılderililer için reddetti. İngiliz tarihçi Prof. Catherine Hall, İsrail vakfı Dan David’in kendisine verdiği 300 bin dolarlık ödülü Filistinlilere yapılan müdahaleler gerekçesiyle İsrail’e yönelik akademik boykot faaliyetleri kapsamında reddetti.6

Yazımızın girişinde sözünü ettiğimiz Star Gazetesi tarafından düzenlenen Necip Fazıl Kısakürek ödülleri konusuna gelince, Odatv.com’un, hükümete yakınlığıyla bilindiğini iddia ettiği Star gazetesinin 2014 yılından bu yana düzenlediği “Necip Fazıl Ödülleri” etkinliği çerçevesinde Türk Edebiyat tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl adına verdiği ödüllerden “saygı ödülü”nü Necip Fazıl’a “faşist” diye hakaret eden birisine verildiği konusunda dikkat çekiyor. Daha önce Star gazetesinin konuyla ilgili uyarıldığını ancak gazetenin “dışlayıcı” bir tavır gösterdiği belirtilen Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı’nın (NFKKAV) açıklamasında, “İdeolocya Örgüsü’ kitabını Faşist bir manifesto olarak itham eden birine de saygı ödülü verilmiştir” şeklinde ifadelerin yer aldığı söylendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan iki yıl önce randevu talep edildiğinin, fakat talebe yanıt verilmediğinin belirtildiği açıklamada, “Söz konusu Gazeteye, bu isim altındaki ödüllere son verilmesi hususunda ihtarname gönderilmiştir” dendi.7

Şimdi Hükümete yakın olduğu iddia edilen gazete ya bir de uzak olsa ne yapardı diye düşünmekten insan kendini alıkoyamıyor. Yani bir değerimizi onurlandırırken ona hakaret eden birisine ödül vermek, şaşılacak bir şey elbette. Bu tutumuyla gazetenin çelişkili bir garabetin içine düştüğü söylenebilir. Hükümete yakın olmak neyin ifadesidir? Önemli olan milletin değerlerine yakın olmak değil midir?

Diğer taraftan faşistlikle itham ettiği bir yazarın saygı ödülünü alacak kadar şahsiyetini pazara çıkarmak da başka bir meziyet doğrusu! Jüriye bakıyorum, Necip Fazıl’ı temsil edecek yakınlarından bir Allah'ın kulu yok! Bu nasıl bir ahlaki duruş ki, ailesine rağmen adına ödül, program, etkinlik düzenleniyor! Rızaları olmadığı, kamuoyuna yaptıkları açıklamalardan belli. Boynuzsuz koyunun hakkını, boynuzludan alacak olan Allah’ın, haksızlıklara göz yumacağı mı sanılıyor?

Ey hazreti jüri, şu veya bu sebeple hadi gazetenin işine öyle geliyor ve yapıyor; ya siz, öteden beri iyi bildiklerimiz, saygı duyduğunuzu söylediğiniz üstada hakaret edene ödül veriyorsunuz! Yazık ki ne yazık! Bilesiniz ki üstadın kemikleri sızlamıştır. Bu ahın altından nasıl kalkacağınızı bence bir düşünün, vakit varken!

Cumhurbaşkanı’nın istenen randevuya cevap vermemiş olması, acaba bu çok değerli ve üstadı sevenlerin tepkisini, verdikleri kıymeti bilmeye yönelik olmasın! Kim bilir?!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık