OVALI EMİSYON SOL
OVALI siğorta Sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 12 Eylül 2018, Çarşamba 15:21
Recep AYDÖNER

Recep AYDÖNER

BİR TAŞLA ONLARCA KUŞ VURMAK

BİR TAŞLA ONLARCA KUŞ VURMAK

Bazen bir taş, bir mermi atarsınız, hiç ummadığınız tarzda bir değil on, yirmi, hatta otuzdan fazla şeye isabet ettiğini görürsünüz ya… İşte Amik Gölünün kurutulması aynen böyle bir vakadır. Zamanında sırf millete şirin gözükmek, onların oylarını alabilmek uğruna, belki az da olsa memlekette yaygın sıtma hastalığının önüne geçmek maksatlı kurutulan Amik Gölünün kurutulması dünya üzerindeki doğal dengenin mahvedilmesinde büyük bir katliamdır. Tamam, Hatay dünya üzerinde küçük bir yerdir ama aynen Türkiye’mizin jeopolitik, jeostratejik önemi gibi, ülkemizde en stratejik yerlerinden biridir. Dünyanın en önemli kuş göç yollarından biri olan Belen Geçidi sonrası kuşların dinlenme-üreme için konakladıkları bu güzel mekân yok edilmiştir. Hani domino taşları gibi her bir olay gerisinde daha büyük bir olayı tetiklemiş, önceleri Antakya’yı kış yağışlarında seller basmış. Asi’nin yatağını deşmek suretiyle derinleştirilmiş, yine olmadı. Bu büyük akışa engel olarak görülen Roma Köprüsü dinamitlenerek yıkılmış, çevresi beton parçalarla desteklenmiş, ama yine de her yıl gölün bir hortlak gibi geri dönmesi engellenememiştir. Geçtiğimiz yıllarda havalimanımıza uçaklar yerine yine ördeklerin konması da yaşadığımız en büyük rezaletlerden biridir.

Ben yıllardır adam gibi balık tutamamış, balık tutmayı, su kenarlarında stres atmayı özlemiş amatör bir balıkçı olarak yine bu tarz yaşamayı seven kardeşlerimin en büyük derdinin bitirilen iç sulardaki balık neslinden gölün kurutulmasının sebep olduğunu düşünüyorum. Göl kocaman bir arazide kışın aşırı yağışlarda büyüyor, genişliyor, sonra su azaldıkça tedricen suyu Asi Nehrine gönderiyordu. Burada balıkların yaşayabileceği çok geniş sulak alan bulunuyordu. Hatta rahmetli babam gölde su iti dediği su samurlarına fak kurmak suretiyle onları avlayıp sattığından bahsederdi. Şimdi ne göl kaldı, ne su, ne balık… Asi Nehri ise bahardan itibaren dişleri dökülmüş, çirkin bir canavar gibi bize sırıtıyor, yazları leş gibi kokusuyla çevresinde dolaşmayı bize haram kılıyor. Kırıkhan’lı amatör balıkçılarımızı Tahtaköprü Barajı kenarında görünce “hayırdır amcalar, siz burada ne arıyorsunuz” diye takılmıştım. Adamlar meğerse yıllardır Hatay’da kendilerine dinlenip, balık tutacak yer kalmayınca orayı mesken tutmuş. Aynen öyle, çil yavrusu gibi dağılan Hatay’daki avcılar, kendilerine yeni yerler araştırıp çok uzaklara sırf bu maksatlarla yol alıyorlar.

Artık büyükşehir olduk, ilçe belediyelerinin pek fazla bir görevi kalmadı. Sosyal odaklı çalışmalar her yerde hız kazandı. Ben ilçe belediyelerinin ilk görevinin mesire yerlerini herkesin ulaşabileceği şekilde yaygınlaştırmanın yanında bizlere su kenarlarında vakit geçirebileceğimiz mekânlar oluşturmak olduğunu düşünüyorum. Orman Bakanımız Veysel Eroğlu döneminde hiç akarsuyu olmayan bir sürü yere barajlar, göletler inşa edildiğini bilmeyen yoktur. Devlet milletinden neyi kıskanıp, fazla görmüştür? Bu göletlerin çevresini güzel bir peyzajla ağaçlandırıp milletine sunan kaç tane belediye başkanı olmuştur? Karlısu Mahallesindeki gölet hariç, hangisinin aklına böyle bir proje gelmiştir? Hem bu alanlar insansız kaldığı sürece işlevsiz, ruhsuz, atıl kalmaya mahkûmdur. Güvenlik endişeleri arkasına sığınılarak oraları boş bırakmak insanlıkla bağdaşacak iş değildir.

Kime söylüyorum, ne diyorum diye kendime kızdım şimdi… Yıllardır Kırıkhan-Reyhanlı yolunda Gölbaşı Gölü var ki, doğal güzelliği insanı mest ederken elini atıp bir şey yapmayan adamlar, yolu bile yapılmamış göletlere el atacaklar. Heyhat!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık