Büro Kent Dikey Sol
Defne Çiçekçilik Dikey sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 13 Ocak 2018, Cumartesi 15:54
Şemsettin Günay

Şemsettin Günay

ANAYASA MAHKEMESİ YİNE TARTIŞMALARIN ODAĞI

ANAYASA MAHKEMESİ YİNE TARTIŞMALARIN ODAĞI

ŞEMSETTİN GÜNAY

 

 

Anayasa Mahkemesinin Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında aldığı karar yeniden “Gazetecilere hapis cezası verilebilir mi?” sorusunu gündeme taşıdı.

Prensip olarak hiçbir gazetecinin yaptığı gazetecilik mesleğinden dolayı hapse atılması taraftarı değilim.

Bu yalnız gezetecilik mesleği için değil tüm yasal meslekler için de geçerlidir.

Doktorlar da yaptıkları doktorluk hizmetinden, itfaiyeciler, kasaplar, memurlar da yaptıkları meslekten dolayı hapse atılmamalı, cezalandırılmamalıdır.

Gazetecinin diğer meslek erbabından ne bir farkı, ne de bir ayrıcalığı olmamalıdır.

Değilmi ki kanunlar önünde her kes eşittir, o halde bu eşitlik herkes için uygalanabilir olmalıdır.

Şahin Alpay’ın ve merhmet Altan’ın suçlu olup olmadığını bilmiyorum. Aynı şekilde Ali Bulaç, nazlı ılıcak, Ahmet Altan içinde bunu söylüyorum.

Hatta bunların yazılarını zevkle okuyan ve içeride olmaları yüreğimi sızlatan biriyim şahsen.

Onların suçlu olup olmadıkları ancak mahkeme kararı subut bulunca anlaşılacak ve tartışılacak konular. Henüz mahkeme süreci bitmiş bile değil.

Ancak bildiğim bir konu var.

Bu insanlar gazetecilik faaliyetinden dolayı yargılanmıyorlar.

Bu insanlar 15 Temmuz darbe girişimine destek verdiklerinden ve Fetö organizasyonu içerisinde yer aldıklarından dolayı yargılanmaktalar.

Hasbelkader bu organizasyona bilerek veya bilmeyerek dahil olan binlerce alt gelir gurubu memur, esnaf, sanatkar varken ve bunlar sadece ancak kendi ailelerine etkide bulunabilirken, bu insanların yargılanmalarına, tutuklu kalmalarına hiç ses çıkarmayacakken bunların basını kullanarak yaptıkları faaliyete karşı çıkmak hakkaniyetle bağdaşmaz.

Hatırlayacaksınız, MKE Müdürü elindeki Türkiye’nin geliştirdiği piyade silahı projesini ABD’lilere satarken yakalandı ve tutuklandı. Aynı işi o projeyi bir şekilde ele geçiren gazeteci gazetesinde yayınlayarak yapsaydı bu işi gazetecilik faaliyeti olarak mı görecektik?

Onun gizli saklı yaptığı işi aşikar eden gazeteci suçsuz mu sayılacaktı?

Örneğin Can Dündar’ın yaptığı işin bundan ne farkı vardı?

Kaldı ki anayasa mahkemesinin verdiği karar da hukukçular arasında sıkı tartışmalara neden olmuş durumdadır.

Anayasa mahkemesinin kendini Temyiz mahkemeleri yerine koyduğu hukukçular tarafından iddia edilmektedir.

Aşağıya alıntıladığım yazı bir kısım yetkin hukukçunun AYM’nin verdiği son kararla ilgili görüşleri yansıtmaktadır:

“AYM’nin Alpay ve Altan kararı HUKUKEN SORUNLUDUR :

Aym’nin Alpay ve Altan kararları henüz gerekçeleri açıklanmış olmamakla birlikte hukuki bir karar olma izlenimi vermiyor.

Bireysel başvuru hakkı kişisel hak ve özgürlükler bakımından önemli bir üst yargısal güvencedir. Ancak bu güvenceyi realize etmesi gereken yetki sahibi Aym’nin, denetim yaparken “iç karışmazlık” ilkesini ihlal etmemesi gerekir.

Karışmazlık ilkesi sadece yargı, yasama ve yürütme kuvvetleri arasında uygulanan bir ilke değildir. Yargı açısından her mahkeme mecrasının işlevsel bağımsızlığını “iç karışmazlık” ilkesi güvence altına alır.

Aym, mahkemelerin temyiz merci değildir. Kararları ilgili mahkemenin hükümlerini bozma gücüne sahip değildir. Aym’nin ilgili mahkemenin yerine geçerek karar verme yetkisi yoktur. Aym kararları yönlendirici kararlardır. İlgili mahkemeye talimat verme gücü yoktur. İlgili mahkeme Aym’nin yönlendirici kararları üzerinden yeniden değerlendirme yapar. Ancak “yerinde yargılama

ilkesi” gereği ilgili mahkeme Aym’nin karar gerekçelerini uygun bulmazsa Aym kararına uymak zorunda değildir, uyarsa da bu, Aym kararlarının bağlayıcı olduğu anlamına gelmez. Sadece ilgili mahkemece Aym kararlarının uygun bulunduğu anlamına gelir.

Aym, Alpay ve Altan kararlarında “temyiz mahkemesi” görüntüsü vermiştir. Şekli denetimi aşarak esas denetimine geçmiştir. En azından hüküm fıkraları esasa ilişkin karar verildiği izlenimini güçlü bir biçimde vermektedir. Gereği için ilgili mahkemelere talimat hükmü kurmuştur. Ayrıca Aym ilgili mahkemelerin red karar gerekçelerini ortadan kaldırmak için twit atmak gibi yargı mercine yabancı bir uygulama yapmıştır.

Gerekçeli kararlar açıklandığında ayrıca değerlendirme elbette yapılır. Ancak ortaya çıkan sonuçlar ve tutumlar açısından bakıldığında Aym kararı, iç karışmazlık ilkesini göz ardı ettiği gibi, hukuki değil siyasi bir karar niteliğindedir.

Aym, hukuk fetişizmi yapmamalıdır. Sulandırılmış bir liberal anlayışla hareket etmemelidir. Türkiye karşıtı stratejilere yarayacak yaklaşımlar sergilememelidir. Çeşitli dış kurum ve kuruluşlara iyi gelsin diye karar vermemelidir.

Aym, bize ait, yurtsever bir kimlikle hareket etmeli ve bu çerçevede yurttaşlarımızın hak ve özgürlükleri açısından bir güvence merci olmalıdır. Aym, dış güçlerin değil Türkiye’nin, Türkiye toplumunun mahkemesidir, ona uygun davranmalıdır. Hatalar yapsa da Aym’nin bu kimlikle davranacağına ilişkin toplumun inancı vardır. Aym toplumun bu inancının gereğini yapmalıdır.”

 

Bence doğru olan şey bir mesleğe ayrıcalık tanımadan ziyade genel olarak düşünce özgürlüğünü savunmaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık