akabe sehpa
Halep Tur sağ dikey

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 08 Temmuz 2018, Pazar 17:41
Serdar Kayhan

Serdar Kayhan

ADALETİN GERÇEK SAHİBİ KİMDİR? 

ADALETİN GERÇEK SAHİBİ KİMDİR? 

 

Bir ülkedeki "adalet" in gerçek sahibi o ülkede yaşayan akıl sahibi insanlardır.

 

Bununla beraber bu akil sahibi insanlar içinde daha ağır bir sorumluluk varsa o da ilim sahibi insanlarındır. Yani aydınlar ve alimler. 

 

Zira toplum cehalet içinde olabilir , uyutulmus uyusturulmus olabilir, nereye gittiğini bilmeyebillr.

Toplumu uyandırmak, hakikate yöneltmek ,, toplumu ve adalet hakkında bilgilendirmek. Adalete sahip çıkılması gerektigi ideasini topluma aktarması gereken bu aydın grubudur.

 

3. sıradaki sorumluluk devlet başkanınındır. Tarih bize göstermiştir ki. Adalet, hakimlerden ve kadılardan değil öncelikle devlet başkanlarından sorulmuştur.

 

(Buraya kadar yazdıklarımız demokrasiler için geçerlidir. Demokratik olmayan yani krallıkla yönetilen ülkeler için sorumluluk ilk olarak kralındır.)

 

Tarihten ismi bize kadar gelmiş adaleti  ile ün salmış   hakim sayısı çok fazla değildir. Ama adil hükümdar olarak tarihten bugüne kadar gelmiş pek çok isim  bilmekteyiz.

 

Hükümdar ne kadar adil olursa devlet o kadar adil olur.  Nusirevan , Hz. Ömer ve Ö.Bin Abdülaziz in hayatını okuyanlar bunu net olarak görürler.

 

Adaletsiz bir toplum ilelebet yaşayamaz Adalet, bir ülkenin, bir milletin bekasını ve selametini temin eden en önemli faktördür. Ülkeler ancak adaletten saptıklarında yıkılmaya mahkum olurlar.

 

4. Sıradaki sorumluluk, o ülkedeki  Hakimler ve ülkenin hukukçularıdır .

Ancak bu gruptaki sorumluluk, diğerlerinin aksine asli değil tali sorumluluktur .

 

Zira bir hakimin atanması, yetiştirilmesi, denetimi  ve meslekteki serüveni tamamen devletin kontrolünde olan bir yetkidir. Hiçbir insan ben Hakim oldum diyerek mahkeme başına geçmez.

 

Bir hakim ne kadar mükemmel insan olursa olsun onu yetiştiren , onu Seçen, onu atayan ve onu denetleyen devlet yetersizse o hakimin bu ülke adaleti için yapacakları sınırlıdır.

 

Bu hakim ancak kendine çizilmiş sınırlı bir alanda, sınırlı bir yetki ile ve somut davada adaleti  mükemmel hale getirebilir Bu da sorumluluğun tali  olduğu hakikatini perçinlemektedir.

 

 

Sonuç olarak aydınlar, ilk sorumluluğu kendilerinde bilerek Adaleti ne olduğu, adaletsiz bir ülkenin nereye gideceğini adaletin devletler için ne kadar hayati bir önemde olduğu idrakini kendileri kavrayarak bunu  toplum aktarmak ve toplumu ikna etmekle yükümlüdür.  

 

 

Adaletin bir ihtiyaç olduğu halka hissettirilmesi halkın Adalet talebi gerçekleşmez .

 

Bunu şu örnekle anlatabiliriz.

Ömründe klimalı bir araç görmemiş insan bindiği aracı mükemmel zannedebilir o insan, kendisine  klimalı bir araç gösterildikten sonra klimalı araç talep etmeye başlar.

 

 Halkın bilmediği ve inanmadığı bir olgunun devlette şekil bulması imkânsızdır. Ve hiçbir hükümdar halka rağmen halkın hilafina bir şey yapacak kudrette değildir. 

 

Serdar Kayhan. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık