© Hatay Internet TV 2014-2020

Başkan Seçer: Çağdaş belediyecilik, vatandaşı yönetime ortak etmektir

MERSİN’DE DÜZENLENEN SİVİL KATILIM ZİRVESİ’NDE KONUŞAN MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI VAHAP SEÇER, "ÇAĞDAŞ BELEDİYECİLİK; HİZMET ÜRETMENİN YANINDA, VATANDAŞI YÖNETİME ORTAK ETMEKTİR" DEDİ.

Mersin’de düzenlenen Sivil Katılım Zirvesinde konuşan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, "Çağdaş belediyecilik; hizmet üretmenin yanında, vatandaşı yönetime ortak etmektir" dedi.


Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Avrupa Birliği finansmanıyla, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), TBB ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü (STİGM) iş birliğinde yürütülen ‘Türkiye’de Demokratik Yerel Yönetişimin Geliştirilmesi İçin Sivil Katılımın Güçlendirilmesi Projesi’ kapsamındaki Mersin Sivil Katılım Zirvesine katıldı.


Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirilen programa Başkan Seçer’in yanı sıra, Mersin Vali Yardımcısı Faik Arıcan, Avrupa Birliği Başkanlığı Temsilcisi Ege Erkoçak, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, siyasal parti il ve ilçe başkanları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.



"Çağdaş belediyecilik, vatandaşı yönetime ortak etmektir"


Zirvede yalnızca sivil katılımı değil, yerel yönetim anlayışını da nasıl büyüteceklerini ve demokrasi kültürünü inşa etmeyi konuşma fırsatı yakalayacaklarını da ifade eden Başkan Seçer, "Vatandaşın yalnızca seçim dönemlerinde hatırlandığını değil, karar süreçlerinin gerçek paydaşı olduğu bir yönetim anlayışını konuşacağız. Mersin bu projenin en önemli örneklerinden biri. Çünkü Mersin’in sosyolojisi, kendine özgü dinamikleri, sosyo-kültürel yapısı bu işin en güzel örneği olarak karşımıza çıkıyor. Dünya, kentler ve toplumların beklentileri de değişiyor" diyerek, klasik belediyecilik anlayışının kentler ve içinde yaşayan insanlar için yeterli olmadığını belirtti. Belediyelerin altyapı ve yol gibi yatırımlara ek olarak sosyal hizmetleri de büyütmesi gerektiğini söyleyen Seçer, "Çağdaş belediyecilik, hizmet üretmenin yanında, vatandaşı yönetime ortak etmektir. Bir kenti gerçekten güçlü yapan şey sadece beton, asfalt ya da binalar değildir. Asıl güç, o kentte yaşayan insanların birbirine güvenmesi, birbirine saygı duyması, birbirini dinlemesi ve ortak geleceğe birlikte karar vermesidir" diyerek, sivil katılımın bunların gerçekleşmesine hizmet ettiğini söyledi.



"Yerel yönetimlerde katılımcılığı güçlendirmek, Türkiye’nin demokratik kapasitesini güçlendirmektir"


Sivil katılımın vatandaşların yönetimin bir parçası olduğunda gerçekleşebildiğini vurgulayan Seçer, kent geleceğinin toplumla birlikte şekillenmesi gerektiğini söyledi. Katılım olduğu zaman şeffaf, güvenli ve güçlü bir yönetimin mümkün olduğunu ve böyle bir yönetim anlayışına sahip olduklarını aktaran Seçer, "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında belediyelerimizin daha şeffaf, katılımcı, hesap verebilir bir yönetim anlayışına ulaşması için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Belediye Akademimizden kapasite geliştirme programına, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) süreçlerinden uluslararası iş birliklerine kadar çok geniş bir alanda belediyelerimizin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü yerel yönetimler, demokratik katılımının en güçlü zeminlerinden bir tanesidir. Vatandaşın yönetime en doğrudan temas ettiği kurumlar belediyelerdir. Millet iradesinin direkt yansıdığı makamların başında belediye başkanlıkları gelir. Seçmen seçimlerde partimize oy verirken, belediye başkanını değerlendirirken onun bugüne kadar yaptığı hizmetlere, kullandığı dile ve kenti sahiplenme biçimine oy verir. Bu nedenle yerel yönetimlerde katılımcılığı güçlendirmek, aslında Türkiye’nin demokratik kapasitesini güçlendirmektir" diyerek, demokrasinin yerelden başladığını ve sivil toplumun güçlenmesiyle Türkiye’de de demokrasinin kurum ve kurullarıyla güçleneceğini söyledi.



"Sivil katılım bir tercih değil; demokratik ve sürdürülebilir yönetimin temel şartıdır"


Kamu kurumlarını, üniversiteleri, STK’ları, meslek örgütlerini ve toplumun farklı kesimlerinden insanları aynı masada buluşturduklarına dikkat çeken Seçer, "Afet hazırlığı, göç ve uyum, yerel kalkınma gibi kritik alanlarda ortak aklı büyütmeye çalıştık. Bugün Mersin’in proje kapsamında pilot il olarak öne çıkması tesadüf değildir. Bu başarı, ortak çalışmanın, kurumsal iş birliğinin ve samimi diyaloğun sonucudur. Bu süreçte Mersin Valiliğimizin katkıları, İçişleri Bakanlığımızın desteği, UNDP’nin teknik uzmanlığı ve Avrupa Birliği’nin sağladığı güçlü destek çok kıymetli olmuştur" dedi.


Dünyanın pek çok yerinde toplumların ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Seçer, "Böylesi dönemlerde, toplumsal dayanışmayı güçlendirecek en önemli unsur katılımcı yönetim anlayışıdır. Çünkü vatandaşın sesini duymayan hiçbir yönetim modeli sürdürülebilir değildir. Kaynakların sınırlı olduğu dönemlerde ortak akıl daha da kıymetli hale gelir. Kararları kapalı kapılar ardında değil, toplumla beraber almak gerekir. İşte bu nedenle sivil katılım bizim için bir tercih değil, demokratik ve sürdürülebilir yönetimin temel şartıdır" sözlerine yer verdi.



"Sivil toplum kuruluşlarını çok önemsiyoruz"


Mersin Vali Yardımcısı Faik Arıcan, devletin ve tüm kurumlarının vatandaşa hizmeti esnasında sivil katılımın önemli olduğunu vurguladı. Arıcan, sivil toplumun alınan kararlarda oldukça önemli bir yeri olduğunu sözlerine ekleyerek, "Bizler sivil toplum kuruluşlarını önemsiyoruz. Toplum için değerliler. Aslında bizim medeniyetimiz de buna çok uzak değil. Ahilik mekanizması, loncalar, vakıflar, tarihimizde bunlar aslında birer sivil toplum kuruluşu ve birçok karar mekanizmasında bulundular. Aslında biz bunu şu anda da kamuda sosyal yardımlaşma vakıflarında uyguluyoruz, mütevelli heyetinde yerel yönetim, halktan üye, sivil toplum, kamu. Aşağı yukarı benzer ama zaten önemli olan aktivasyonu ya da alanı genişletmek" dedi.


Mersin’de bin 500’ün üzerinde dernek olduğunu ve bunun büyük bir güç olduğunu vurgulayan Arıcan, "Bu derneklerin her türlü karar alma mekanizmasında dahil olması, dinlenmesi, katılması çok değerlidir. Biz bu gayret ve çaba içindeyiz. Bu çalışma da çok önemli bir emeğin olduğu 3 yıllık bir çalışma. Bu proje kapsamında emekleri geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi.



"Bu projede yapılan tüm çalıştay ve kampanyaların arkasında bu şehrin halkı var"


UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, projenin çok güçlü paydaşları olduğunu söyleyerek, "Özünde bu proje içerisinde çok güçlü bir inanış var. Demokratik yönetişimin sadece kurumlarla ilgili olmadığı, bunun aynı zamanda hayatlarını şekillendiren kararlara vatandaşların dahil olma şekilleri de var. Tüm dünyada sosyal, ekonomik ve çevresel şoklara karşı dirençli olan şehirler, sivil katılımın kapsayıcı ve sürdürülebilir olduğu ve köklerini yerelden aldığı şehirlerdir. Bu inanış sivil katılım görev gücünün pilot illerimizde oluşturulmasını sağladı" dedi.


Mersin’de 12 üyeli görev gücü, 3 tematik öncelik belirlendiğini sözlerine ekleyen Merino, bunların Afete Hazırlık ve Afet Sonrası Toparlanma, İyileşme, Göç ve Mülteci Çalışmaları, Yerel Kalkınma ve Girişimcilik olduğunu vurgulayarak, "Bütün bu önceliklilerin halihazırda çok anlamlı sonuçlar ortaya koyduğunu görüyoruz. Bu projede yapılan tüm çalıştay ve kampanyaların arkasında bu şehrin halkı vardır. Görev gücü üyeleri, evlerini memleketlerini, güzelleştirmek, şekillendirmek için çaba ve vakit harcadılar. Bu taahhüt ve cömertlik bizim çalışmamızın en anlamlı sonucudur" ifadelerine yer verdi. Merino, yapılan zirvenin uzun bir sürecin tepe noktası olmasının yanı sıra, aynı zamanda da yeni bir başlangıç olduğunu belirtti. Yapılan çalışmanın geleceğe taşınabilmesi için sürdürülebilir olması gerektiğini de kaydeden Merino, projede emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür etti.



Mersin Büyükşehir Belediyesi sivil katılım stratejileri ile yerel demokrasi güçleniyor


Mersin Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında hayata geçirilen Sivil Katılım Stratejisi ve Eylem Planı (SKSEP) ile kentte katılımcı demokrasinin güçlendirilmesi, sivil toplumun karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanması ve yerel yönetişim kültürünün geliştirilmesi amacıyla çok paydaşlı çalışmalar yürütüldü. Proje süresince, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, gönüllüler ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla ortak akıl toplantıları, tematik çalıştaylar ve saha ziyaretleri gerçekleştirilerek özellikle afet hazırlığı, göç ve mülteci çalışmaları ile yerel kalkınma ve girişimcilik başlıklarında somut strateji ve eylem planları oluşturuldu. 9 hedef ve 47 faaliyet içeren plan doğrultusunda birçok eğitim, farkındalık ve bilinçlendirme faaliyeti, atölye ve çalıştay düzenlenerek kapsayıcı bir hedef kitlesine ulaşıldı. 2026 yılının sonuna kadar devam edecek eylem planı sürecinde planlanan tüm faaliyetlerin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER