ÇALIŞKAN: ADALET SİSTEMİNDEKİ SORUNLAR TOPLUMSAL HUZURU DA ZEDELİYOR
HATAYSaadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de adalet sisteminin işleyişi, cezaevlerindeki kapasite sorunu, cezasızlık algısı ve toplumsal yozlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ÇALIŞKAN: “ADALET SİSTEMİNDEKİ SORUNLAR TOPLUMSAL HUZURU DA ZEDELİYOR”
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de adalet sisteminin işleyişi, cezaevlerindeki kapasite sorunu, cezasızlık algısı ve toplumsal yozlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çalışkan, adalet mekanizmasına duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini savundu. Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada adalet sistemine ilişkin eleştirilerini gündeme taşıdı. Çalışkan, yeni adalet sarayları ve cezaevlerinin yapılmasının tek başına adalet sistemindeki sorunları çözmeye yetmeyeceğini belirterek, asıl meselenin hukuk sisteminin etkin ve adil şekilde işletilmesi olduğunu söyledi.
Toplumda adalete duyulan güvenin zedelenmesinin farklı sorunları da beraberinde getirdiğini ifade eden Çalışkan, özellikle cezasızlık algısının şiddet olayları ve bireylerin kendi adaletini sağlama eğilimi açısından ciddi bir risk oluşturduğunu savundu. Çalışkan, suçla mücadelede yalnızca yakalama ve operasyon sayılarına odaklanılmasının yeterli olmadığını belirterek, suçun ortaya çıkmasına neden olan sosyal ve toplumsal sorunların da ele alınması gerektiğini dile getirdi.
“CEZAEVLERİ AĞZINA KADAR DOLU”
Cezaevlerinin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çalışkan, kapasite sorunlarının mahkumların yaşam koşullarını ve rehabilitasyon süreçlerini olumsuz etkilediğini öne sürdü. “Adalet sistemimiz tümüyle çatırdıyor. Cezaevleri ağzına kadar dolu; 20 metrekare yerde 50 kişi yatıyor. İnsanlar havasız, her türlü hizmetten mahrum vaziyette” diyen Çalışkan, ceza infaz sisteminin yalnızca cezalandırma işlevi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Çalışkan, eğitim ve ceza infaz sistemlerinin toplumsal sorunların çözümündeki rolüne de dikkat çekerek, “Öyle bir noktadayız ki okullar eğitmiyor, cezaevleri ıslah etmiyor” ifadelerini kullandı. İktidarın suçla mücadele konusunda açıkladığı operasyon ve yakalama rakamlarını da eleştiren Çalışkan, bu rakamların tek başına suçun nedenlerini ortadan kaldırmadığını savundu. Çalışkan, “İktidar ise sorunları kökünden çözmek yerine ‘Şu kadar insanı yakaladık, bu kadarı yargıladık’ diyerek operasyon algısı ve rekor denemesi peşinde koşuyor” dedi.
“CEZASIZLIK ALGISI ŞİDDETİN ÖNÜNÜ AÇIYOR”
Konuşmasında cezasızlık algısına geniş yer veren Çalışkan, suç işleyen kişilerin yeterli yaptırımla karşılaşmadığı yönündeki düşüncenin toplumdaki adalet duygusunu zedelediğini ileri sürdü. Çalışkan, “Sorunların temelinin kurutulmamasının yanı sıra cezasızlık algısı da yeni şiddetlerin önünü açıyor” dedi. Adalete güvenin azalmasının bireyleri farklı arayışlara yöneltebileceğini belirten Çalışkan, bazı kişilerin devletin hukuk mekanizmalarına güvenmek yerine kendi adaletini sağlama eğilimine girdiğini savundu. Çalışkan, “Suçluların ceza almaması ya da torpil vasıtasıyla sıyrılması nedeniyle insanlar kendi elleriyle kendi adaletini sağlamaya çalışıyor. Durum açıkça ortadadır” ifadelerini kullandı.
UYUŞTURUCU VE KUMARLA MÜCADELE ÇAĞRISI
Çalışkan, konuşmasının devamında uyuşturucu ve bahis-kumar faaliyetlerinin yanı sıra televizyon yayınlarının toplumsal yapı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplumsal yozlaşmanın yalnızca adli tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Çalışkan, çocukların ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması için eğitim, medya ve sosyal politikaların birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Televizyon dizileri, bahis ve kumar çeteleri ile uyuşturucu kullanımının toplum üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çalışkan, bu alanlarda daha etkin mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“RTÜK’ÜN GÖREVİ MUHALEFETİ SUSTURMAK OLMAMALI”
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun yayıncılık alanındaki uygulamalarını da eleştiren Çalışkan, RTÜK’ün toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlayacak bir yayıncılık anlayışını desteklemesi gerektiğini savundu. Çalışkan, “Televizyon dizileri, bahis-kumar çeteleri ve uyuşturucu batağıyla bu tabloyu hep birlikte yaşıyoruz. RTÜK’ün ise tek bir görevi kalmış: Sansür uygulamak ve iktidara muhalif yayınları ortadan kaldırmak. Toplumsal sorunların kaynağına inmek gibi bir kaygıları ne yazık ki yok” dedi. Adalet sisteminin yanı sıra toplumun farklı alanlarında yaşanan sorunların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çalışkan, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesinin toplumsal huzur açısından da önem taşıdığını dile getirdi.
Çalışkan, konuşmasının sonunda mevcut tabloyu eleştirerek, “Hani et kokarsa tuzlarsınız; ama bugün ne yazık ki tuz kokmuştur” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir