© Hatay Internet TV 2014-2020

ERGİN: BU SÜREÇ TÜRKİYE’NİN MESELESİDİR

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu’nda “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı açılım ve çözüm süreçlerinden önemli dersler çıkarılması gerektiğini söyledi.

 

ERGİN: BU SÜREÇ TÜRKİYE’NİN MESELESİDİR

 

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu’nda “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı açılım ve çözüm süreçlerinden önemli dersler çıkarılması gerektiğini söyledi.

 

Ergin, mevcut sürecin geçmiş dönemlere kıyasla daha geniş siyasi desteğe ve yasal altyapıya sahip olduğunu belirterek, çalışmanın bir siyasi partinin değil, 86 milyonun ortak meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.


ERGİN’DEN SÜRECE GÜÇLÜ DESTEK


Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden sorunlarının çözümü için ortaya konulan iradeyi desteklediklerini belirten Ergin, DEVA Partisi’nin sürecin ilk gündeme geldiği dönemden itibaren yapıcı katkı sunduğunu ifade etti.


Ergin, “Bugün Türkiye açısından son derece önemli bir kanun teklifini görüşüyoruz. 2024 Ekim ayında Sayın Devlet Bahçeli'nin gündeme taşıdığı bu konuya ilk desteği veren DEVA Partisi ve onun Genel Başkanı Sayın Ali Babacan olmuştur. O günden bugüne kadar bu sürece yapıcı katkı sunmaya devam ediyoruz” dedi.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında oluşturulan komisyona Yeni Yol Grubu olarak üye verdiklerini hatırlatan Ergin, komisyon çalışmalarında da aktif şekilde katkı sunduklarını söyledi.
Komisyonun katılımcı ve uzlaşmacı çalışma yöntemine dikkat çeken Ergin, “Sayın Kurtulmuş'un riyasetinde çalışan komisyon hem katılımcı ve uzlaşmacı bir metotla verimli bir çalışma yapmış hem de 86 milyon ülke insanının hissiyatını en geniş şekilde ifade edebilmesine zemin hazırlamıştı. Bu açıdan örnek bir uzlaşı komisyonu olarak bundan sonra da anılacaktır” ifadelerini kullandı.


HAZIRLIK SÜRECİNE ELEŞTİRİ GETİRDİ


Ergin, Genel Kurul’da görüşülen kanun teklifinin hazırlanış yönteminin ise aynı katılımcı anlayışla yürütülmediğini savundu.
Teklifin istihbarat birimleri ile üç siyasi partinin kendi arasındaki görüşmeler sonucunda hazırlanarak Meclis’e getirildiğini belirten Ergin, daha geniş bir katılımın sağlanmasının doğru olacağını söyledi.
“Keşke bu hazırlıkta da katılımcı ve uzlaşmacı bir çalışma yapılabilseydi” diyen Ergin, yönteme yönelik eleştirilerinin çözüm iradelerini değiştirmediğini vurguladı.


Ergin, “Bu nedenle teklifin hazırlanış yöntemiyle ilgili eleştirimizi ve usule dair çekincemizi ifade etmek istiyorum. Ancak bu eleştirilerimiz Türkiye’nin bu kadim sorununu çözme irademizi ortadan kaldırmaz. Tam tersine biz bu sorunun çözülmesini güçlü bir şekilde istiyor ve destekliyoruz” diye konuştu.


GEÇMİŞTEN DERS ÇIKARILMASI GEREKİYOR


Türkiye’nin 2009 ve 2013 yıllarında yaşadığı süreçleri de değerlendiren Ergin, bu dönemlerde yaşanan siyasi destek, kamuoyu iletişimi ve yasal altyapı eksikliklerinin sonuç üzerinde etkili olduğunu söyledi.
2009 yılında AK Parti’nin süreci tek başına gündeme getirdiğini belirten Ergin, CHP ve MHP’nin muhalif kaldığını, güvenlik ve yargı bürokrasisinin sürece hazır olmadığını ifade etti.


Ergin, o dönemde sivil toplum ve kamuoyuna yönelik özel bir çalışma yürütülmediğini, medya desteğinin bulunmadığını ve yasal altyapının yetersiz kaldığını belirterek, “Yasal altyapının yetersiz olması nedeniyle de 2009 Açılım Süreci maalesef başarısız oldu” dedi.
2013 yılında başlayan Çözüm Süreci’nde de benzer siyasi sorunların yaşandığını belirten Ergin, AK Parti’nin parlamentoda tek başına kaldığını, CHP ve MHP’nin sürece karşı çıktığını söyledi.


Bu dönemde “Akil İnsanlar Heyeti” aracılığıyla geniş bir kamuoyu iletişimi kurulduğunu ancak yeterli siyasi destek bulunmadığını aktaran Ergin, yasal altyapının oluşturulmamasının da sürecin olumsuz sonuçlanmasında etkili olduğunu ifade etti.


“BUGÜN DAHA MÜSAİT BİR ZEMİN VAR”


Mevcut sürecin geçmiş dönemlere göre daha avantajlı şartlara sahip olduğunu dile getiren Ergin, özellikle TBMM’de oluşan siyasi destek tablosuna dikkat çekti.


Ergin, “Günümüze gelirsek bugün geçmişe göre birçok avantaj mevcut. Parlamentoda çok geniş bir siyasi destek var. Güvenlik ve yargı bürokrasisinin geçmiş dönemdeki gibi olumsuz bir tutumu yok” dedi.
MHP’nin sürecin başat aktörü olmasının toplumsal muhalefetin genişlemesini önleyen önemli bir faktör olduğunu belirten Ergin, görüşülen kanun teklifinin de geçmiş dönemlerde bulunmayan bir yasal altyapı imkânı sunduğunu söyledi.
“Bu nedenlerle bu dönem önceki dönemlere göre daha müsait bir zemin var” diyen Ergin, şartların elverişli olduğu bu dönemde sürecin olumlu sonuçlanmasını samimiyetle arzu ettiklerini belirtti.


Ergin, “Şayet bu süreçte netice alınabilirse Türkiye, bulunduğu coğrafyada daha güvenli ve huzurlu bir ülke konumuna gelecektir” ifadelerini kullandı.


“86 MİLYONUN ORTAK MESELESİ”


Sürecin herhangi bir siyasi partinin veya ittifakın projesi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ergin, toplumsal barış hedefinin bütün Türkiye’yi ilgilendirdiğini söyledi.
Ergin, “Bu süreç yalnızca bir siyasi partinin veya bir siyasi ittifakın projesi olarak görülmemelidir. Bu, Türkiye’nin meselesidir. Bu, 86 milyonun meselesidir” dedi.
Hazırlıkların Türkiye’nin orta ve uzun vadede toplumsal barışını güçlendirmesi, iç ve dış güvenlik endişelerini gidermesi ve daha güçlü bir Türkiye’nin inşa edilmesine katkı sağlaması gerektiğini belirten Ergin, sürecin kapsamının yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlandırılmaması gerektiğini ifade etti.


BARIŞ İÇİN ADALET VE ÖZGÜRLÜK VURGUSU


Toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi için hukuk devleti ve adalet sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Ergin, farklı düşünen vatandaşların kendilerini güvende hissedeceği bir Türkiye’nin inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Ergin, “Toplumsal barış yalnızca silahların susmasıyla elde edilemez. Toplumsal barış için Türkiye'nin eksiksiz bir hukuk devleti olması gerekir. Toplumsal barış için güven veren bir adalet düzenini inşa etmek gerekir” ifadelerini kullandı.
Farklı düşünen vatandaşların kendilerini güvende hissetmesinin ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altında bulunmasının toplumsal barış açısından zorunlu olduğunu belirten Ergin, toplumun diğer kesimlerinin birikmiş sorunlarına yönelik adil çözümlerin de ortaya konulmasını istedi.


“KALICI BARIŞ GÜVEN DUYGUSUYLA MÜMKÜN”


Kanun teklifinin ardından hukuk güvenliğini, demokratik standartları, temel hak ve özgürlükleri güçlendirecek adımların atılacağı bir yol haritası oluşturulması gerektiğini belirten Ergin, kalıcı barışın toplumdaki güven duygusunun güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi.
Ergin, “Çünkü kalıcı barış, yalnızca çatışmanın sona ermesiyle değil, insanların adalete ve devlete güven duymasıyla ve aidiyet duygusunun güçlenmesiyle mümkün olur. DEVA Partisi’nin ve Yeni Yol Grubu’nun sürece bakış açısı budur” dedi.
Türkiye’nin geleceğinin ortak bir iradeyle kurulabileceğini ifade eden Ergin, “Beraberce bu coğrafyada daha mutlu, daha özgür, daha huzurlu olabiliriz. Birlikte kazanabiliriz. Bu ülke kazanır, insanlık kazanır. Türkiye’nin hasımları kaybeder. İsteğimiz budur” diye konuştu.
DEVA Partisi ve Yeni Yol Grubu olarak sürecin sonuç alması için olumlu katkı sunmayı sürdüreceklerini belirten Ergin, konuşmasını “Yaşamayı ve yaşatmayı kutsayalım” sözleriyle tamamladı.

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER