
Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar, göreve geldiği günden bu yana klasik belediyecilik anlayışının dışına çıkan bir yönetim tarzı ortaya koyuyor.

O ESKİ RAMAZANLAR ARTIK ANTAKYA’DA
Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar, göreve geldiği günden bu yana klasik belediyecilik anlayışının dışına çıkan bir yönetim tarzı ortaya koyuyor.

Sadece rutin hizmetlerle değil, şehir hafızasına dokunan, sosyal hayatı canlandıran ve vatandaşın gündelik yaşamına temas eden uygulamalarıyla fark yaratıyor.
Hep söylenir; “Nerede o eski Ramazanlar?” diye. İşte bu Ramazan, o nostaljik ruhun Antakya sokaklarına yeniden sindiğine şahitlik ediyoruz. Özellikle Kemalpaşa Caddesi’nde oluşturulan kumpanya atmosferi, geçmişin o sıcak ve samimi Ramazan gecelerini hatırlatıyor. Işıklandırmalar, sahne gösterileri, geleneksel etkinlikler… Şehir adeta bir açık hava kültür meydanına dönüşmüş durumda.

Hacivat-Karagöz orta oyunu, mehteran konserleri ve geleneksel gösterilerle sadece bir eğlence programı değil, kültürel bir ihya süreci yaşanıyor.
Çocuklar şaşkın ve mutlu, büyükler geçmişe dalmış, esnaf memnun. Bu tabloyu görmek bile başlı başına umut verici. Depremin ardından ağır bir travma yaşayan Antakya’nın moral ve motivasyona ne kadar ihtiyacı olduğu ortada. İşte tam bu noktada belediyenin sosyal organizasyonları devreye giriyor. İnsanların bir araya gelmesini, aynı atmosferi paylaşmasını, birlikte gülmesini sağlamak küçümsenecek bir iş değil.
Elbette hakkı teslim etmek gerekir. Hatay Büyükşehir Belediyesi de Ramazan boyunca söyleşiler, kültürel programlar ve ilçelerde düzenlediği iftar organizasyonlarıyla sürece katkı sunuyor. Yazarlara, fikir insanlarına yer verilen programlar şehrin entelektüel iklimini de besliyor. Bu yıl Hatay genelinde Ramazan ayının daha organize ve daha canlı geçtiğini söylemek mümkün.
.jpeg)
Ancak bugünkü yazımın merkezinde özellikle Antakya Belediyesi var. Çünkü şehir merkezinde hissedilen dönüşüm gözle görülür düzeyde. Millet lokantaları uygulaması, sosyal belediyecilik açısından önemli bir adım. Ekonomik şartların zorlaştığı bir dönemde, her bütçeye uygun menülerle vatandaşın yanında olmak yalnızca hizmet değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk göstergesidir. Ramazan ayında da bu hizmetin kesintisiz sürdürülmesi takdire değer.
İki ayrı mahallede kurulan iftar çadırlarında binlerce kişi aynı sofrada buluşuyor. Bu sadece bir yemek organizasyonu değil; dayanışmanın, paylaşmanın ve kardeşliğin somut hali. İftar saatinde aynı duaya “âmin” diyen yüzlerce insan, şehrin yeniden ayağa kalkma iradesini temsil ediyor.
Bir diğer önemli başlık ise park ve yeşil alan çalışmaları. Antakya artık büyüyor.

Kırsal yaşamın imkanlarına sahip olmayan, toprağa ve bahçeye erişimi bulunmayan binlerce aile için parklar adeta nefes alanı haline geliyor. Çocukların güvenle oynayabildiği, ailelerin huzurla vakit geçirebildiği mahalle içi yeşil alanlar bir lüks değil, ihtiyaç. İbrahim Naci Yapar’ın bu alana özel önem vermesi stratejik bir tercih.
Çünkü şehir planlamasında yaşam kalitesini belirleyen unsurların başında kamusal yeşil alan oranı gelir.
Her çocuğu kendi evladı gibi görme yaklaşımı romantik bir söylemden ibaret değil; yapılan parklara, oyun alanlarına ve sosyal yaşam alanlarına bakıldığında bunun pratiğe yansıdığı görülüyor. Deprem sonrası yeniden yapılanan bir şehirde, betonun arasına sıkışmış bir hayat değil; nefes alabilen, sosyal bağları güçlü bir kent hedefleniyor.

Antakya bugün bir dönüşüm sürecinde. Fiziki yeniden inşa kadar, moral ve kültürel yeniden ayağa kalkış da önemli. Ramazan etkinlikleri, sosyal projeler, millet lokantaları ve park yatırımları bu bütünün parçaları.
Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu Ramazan Antakya’da farklı bir hava var. Geçmişin sıcaklığını bugünün imkanlarıyla harmanlama çabası görülüyor. Şehir sadece onarılmıyor; yeniden canlandırılıyor.
Bu nedenle emeği geçen herkesi, başta Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar olmak üzere, şehrin sosyal dokusuna katkı sunan tüm kurum ve ekipleri kutluyorum. Antakya, eski ruhunu yeniden hatırlıyor. Ve belki de en önemlisi; geleceğe daha umutla bakıyor.
Kalın SAĞ’lıcakla…





































Yorum Yazın