Sabancı

AHÎLİK KÜLTÜRÜ ve İMAN KARDEŞLİĞİ

AHÎLİK KÜLTÜRÜ ve İMAN KARDEŞLİĞİ

Yüce Allah, Kur’anda: “İyilik ve takvâda birbirinizle yardımlaşın!

 

AHÎLİK KÜLTÜRÜ ve İMAN KARDEŞLİĞİ

 

Yüce Allah, Kur’anda: “İyilik ve takvâda birbirinizle yardımlaşın! 

Sakın, kötülük ve düşmanlıkta yardımlaşmayın! Allaha itaatsizlikten sakının!” (Maide-2) buyurduğu gibi Rabbimiz Allah, mü’minlerin iyilik ve takvada ( Güzel ahlak) birbirleriyle yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarını öğütler. Kâinatın efendisi ve insanlığın ebedî mürşidi sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed de (s.a.v) bu konuda müslümanlara şu uyarıda bulunur: “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” - “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyi diğer din kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş olamaz.”–“Komşusu açken kendisi tok sabahlayan bizden değildir.” İşte, Türkler islamla müşerref olduktan ve 1071 yılında Anadoluda kazanılan Malazgirt zaferinden sonra Orta Asyadan Anadolu’ya gelip yerleşen Türk Erenleri islamın; imani, insani ve ahlaki ilkelerini ve iman kardeşliğini ilke edinerek Anadoluda “Ahîlik Teşkilatı”nı kurmuşlar ve Anadolu’da Ahîlik kültürünün ve islamın iman kardeşliğinin temelini atmışlar.

Ahilik Kültürü; Her türlü alış verişte ve Sosyal hayatta; Eedeb ve âdabı, ehliyet ve liyakatı, helal kazancı, adaleti ve merhameti, iyiliği ve yardımlaşmayı, doğruluğu ve dürüstlüğü ilke edinen, fikrinde, sözünde ve işinde doğru olmayı, nefsine hakim olmayı, harama ve günaha meyletmemeyi, gıybet ve dedikodudan uzak durmayı, ölçü ve tartıda hile yapmamayı, yalan söylememeyi, kul hakkı yememeyi, Anaya ve ataya hürmetkâr olmayı, insanlara karşı saygılı ve edepli olmayı, helalden kazanıp helalden yemeyi, cömert ve merhametli olmayı, fakirleri, kimsesizleri ve yoksulları gözetmeyi ve yardım etmeyi, daima Hak’tan ve doğrudan yana olmayı, her hayırlı işe Besmele ve Duâ ile başlamayı, Namazları vaktinde kılmayı, hayata ve işe Sabah Namazıyla birlikte erken başlamayı, rızkı yalnızca Allah’tan istemeyi, mütevâzi ve kanaatkar olmayı ilke edinen Sosyal bir yardımlaşma ve dayanışma kültürüdür. Ahîlik kültürünün ilkeleri aynı zamanda islamda iman kardeşliğinin de ilkeleridir. Bu bağlamda Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Müslüman Türk Erenleri yaşadıkları ve bulundukları bölgelerde kurdukları Ahîlik Teşkilatlarıyla, bir taraftan iş ve ticaretle, sanat ve zanaatla uğraşan esnaf ve sanatkarların belli bir düzen ve iş ahlakı içinde iş ve ticaret yapmalarına imkan sağlamışlar, bir taraftan da Anadolu’da Türk-İslam kültür ve medeniyetinin temelini atmışlardır.

İlk yıllarda sadece Esnaf ve Sanatkarların iştirak ettiği bir Tekke/Dernek hüviyeti arzeden “Ahîlik Teşkilatı” on birinci yüzyıldan itibaren daha etkili olmuş ve o dönemden itibaren Sosyal ve İktisadi bir teşkilat olarak insanlara çok güzel hizmetlerde bulunmuştur. Ahîlik Teşkilatında; “Ahî mensubu” olmak için sadece esnaf ve sanatkar olmak yetmiyordu. İlim, ahlak, edeb ve mesleki yönden belli bir eğitimden geçmek gerekiyordu. Ahî mensubu olanlar, meslekî eğitimlerinin yanında haftanın belli günlerinde belli zamanlarda Kur’an, Hadis, Fıkıh, Siyer, Ahlak, Matematik, Fen, Tarih ve Coğrafya gibi insanı yücelten ve feyizlendiren ilim dersleri de alıyorlardı. Ahî mensubu olanlar kültürlü, görgülü, ilim ve irfan sahi, merhametli ve müşfik insanlardı. Geçmiş tarihe bakarsak, yakın tarihimize kadar Anadolu’daki Esnaf, zanaatkar ve Sanatkârlarımızın merhametli, âdil, müşfik, iyiliksever ve güvenilir insanlar olduğunu görürüz. Anadolu’da ilk Ahîlik Teşkilatının ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, ilim ve irfan sahibi, nüfuzlu ve itibarlı bir âlim olan Ahî Evran öncülüğünde on birinci asrın başlarında Anadoluda Kayseri ve Kırşehir yöresinde kurulduğu rivayet edilir. Selçuklular zamanında halka büyük hizmetlerde bulunan Ahîler, özellikle Osmanlı Devletinin kuruluşunda büyük katkıları olmuştur. Osmanlı devletinin kurucusu Osman Bey’e ilmi ve manevi yönden yakın ilgi gösteren ve kızının onunla evlenmesiyle de Ona akraba olan, Osmanlı devletinin manevi kurucusu kabul edilen Şeyh Edebâli de büyük bir âlim ve itibarlı bir Ahî müderrisi idi. Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra Müslüman Türk milletinin verdiği İstiklâl mücadelesinde ve Cumhuriyetimizin kuruluşunda da Ahîlerin büyük hizmeti ve katkısı olmuştur. Ahîlik Teşkilatına isim olarak ‘Kardeş’ anlamına gelen “Ahî” isminin seçilmesi ise; toplumda her türlü başarının ve mutluluğun ancak “İman kardeşliği” anlayışıyla ve yukardaki imani ilkeler dğrultusunda elde edilebileceğini teyid içindir. Ahîlik Teşkilatında icazet alanlar iyi birer tâcir, sanatkâr ve esnaf olmanın yanında ilim, ahlak ve edebleriyle ve örnek yaşayışlarıyla çevresini aydınlatan birer Gönül dostu olmuşlardır.. Ama ne yazık ki, islam dininin ve islam ahlakının yozlaştırıldığı, materyalist ve doyumsuz bir ticari anlayışın, gösterişli, vahşi ve kirli bir sosyal hayatın hakim olduğu günümüzde bu feyizli teşkilatın ve islamın iman kardeşliğinin güzel izlerini göremiyoruz. Öyleyse sevgili dostlar, huzurlu, güvenli ve feyizli bir millet olarak yaşamak istiyorsak, yarından tezi yok tüm milletçe topyekün yukardaki Ahîlik kültürü ilkelerine ve islamın İman kardeşliği ilkelerine geri dönmeliyiz. Çünkü, bu ilkeler aynı zamanda iyi insan ve iyi müslüman olmanın da ilkeleridir. Medenî insan ve medeni millet olmanın da ilkeleridir.

 26.10.2026. 

(muallimosman)

 

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.