Kamil Akdoğan
Andımız
Atatürk: “Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denilir” demek suretiyle milletin tanımını yapmış;
“Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek de Türk olmanın sadece bir mensubiyet duygusundan ibaret olduğunu ortaya koymuştur.
Bu tanımlar karşısında, özellikle siyaset meydanındaki insanlar Türk kelimesinden ve içinde Türk kelimesi geçtiği için okullarımızda okunan andımızdan neden rahatsız olurlar ki?
Bu insanlar kendilerini Türk değil de Arap, Rum, Ermeni, Yahudi veya her ne ise hissediyorlarsa o koltuklarda ne işleri var?
Ve utanmadan Andımıza karşı açıklama yapıyorlar.
Burası Türkiye;
Bizler Türk’üz;
Türk olmaktan övünüyor ve “Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun” diyoruz.
Bütün bunlarla birlikte, Danıştay’ın andımızın okullarda okunmayacağına dair yönetmelik hükümlerini iptal kararından sonra MEB yetkilileri, kararın daha kesinleşmediğinden bahisle uygulanmayacağını ima etmişler.
Oysa kanun çok açık:
“İdare, Vergi ya da Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay’ın yürütmenin durdurulmasına veya işlemin iptaline ilişkin kararlarından sonra ivedilikle mahkeme kararına uygun yeni bir işlem tesis etmek zorundadır.
Bu süre, kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez.” (İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 28)
Kanundaki bu düzenleme karşısında MEB yetkililerinin andımızı otuz günlük süre içerisinde okunmasını sağlamayarak suç işleyebileceklerini düşünmek bile istemiyorum.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene
Kamil Akdoğan