BAZEN SÜKÛT İYİDİR

BAZEN SÜKÛT İYİDİR

BAZEN SÜKÛT İYİDİR

 

3 Zarf hikâyesini bilirsiniz.

Ben çok sever, sıklıkla da anlatırım. Umarım siz de beğenirsiniz.

 

ÜÇ ZARF

Şirketin durumu iyi gitmemekteymiş ve patronların genel müdürü değiştirmekten başka da çaresi kalmamış.

Görev değişimi esnasında eski ve yeni genel müdür tanışıp sohbet ederler.

 Eski genel müdür:

“Ben bu şirketi düzlüğe çıkaramadım, başarılı olamadım. Umarım sen başarırsın. Ama olur ya, işler yine iyi gitmez ise sana 3 zarf bırakıyorum. Önce bir numaralı zarfı açarsın. İşler yine iyi gitmez ise iki numaralı zarfta sıra. O da olmaz ise artık üç numaralı zarfı açıp gereğini yapmaktan başka çaren yok.”

Teşekkür eder yeni genel müdür ve ayrılırlar.

Bir zaman sonra şirkette işler düzelmez ve daha kötüye gitmeye başlar.

Yeni genel müdür hemen zarfları hatırlar. Gider çekmecesinden 1 numaralı zarfı alır ve açar. Okudukları heyecanlandırır:

“Eski yönetimi kötüle!”

 “Akıllı adammış” der yeni genel müdür.

Gerçekten de, işlerin iyi gitmemesinden dolayı eski yönetimi suçlar durur. Fakat günler geçer, haftalar geçer, işler daha da sarpa sarar. Aklına 2 numaralı zarf gelir.

Onda da “Birlikte çalıştığın insanları suçla ve organizasyonu değiştir!” yazmaktadır.

Yeni genel müdür hemen çalışma arkadaşlarını kötülemeye başlar ve müdürlerin yerini değiştirdiği gibi bazı çalışanların da işine son verir.

Ama ortada düzelen bir durum olmamıştır. Gün geçtikçe işler daha da kötüye gitmektedir. Artık son zarfa gelmiştir sıra. Yeni genel müdür bir kere daha heyecanla çekmecesini açar, 3. zarfı çıkarır açar ve okur:

“Sen de 3 zarf hazırla!”

Yönetsel pozisyondakiler için anlatılır ama ilgilisi ne kadar anlar bilemem.

Bence yapmayı beceremediğin bir görevde ısrar etmeyip 3 zarf bırakmayı bilmek çok erdemli bir davranış.

*****

Bütün olayları kendi şartlarına göre değerlendirmek gerekir.

O şartları iyi analize etmek ve ona göre de yorum yapmak akıllıcadır.

Söz gelimi “kurtuluş savaşında neden atom bombası kullanılmamıştır?” gibi abuk bir soru sizi gülünç duruma düşürebilir.

Atom bombasının ilk kez 2. Dünya savaşı esnasında 6 Ağustos 1945 sabahı Enola Gay isimli bir bombardıman uçağı ile ABD tarafından, Japonya’nın Hiroşima şehrine atıldığını bilmeyen pek çok kişi bu soruyla verilen mesaja inanıp kurtuluş savaşında atom bombası atma talimatı vermediği için Atatürk ve silah arkadaşlarına düşman gözüyle bakabilir ama hayatın gerçeklerini bilen aydınlar nezdinde beş paralık olurlar.

Sonra, herkes her şeyi bilmek ve her konuya maydanoz olmak zorunda da değil ki zırt vırt konuşsun.

 

Ve bazı sözleri yabana atmamak gerekir:

“Söz bilirsen konuş ki, sözünden ibret alsınlar,

Söz bilmezsen sükût et ki seni adam sansınlar” gibi

 

Sevgiyle kalın

Kamil AKDOĞAN