Sabancı

BİR DİN İNŞASI;MODERNİZM 

BİR DİN İNŞASI;MODERNİZM 

BİR DİN İNŞASI;MODERNİZM 

 

İnsan iki arada bir dere de nasıl kalınırın cevabını son iki üç yüz yıllık yaşam yolculuğunda travmaya benzer bir ruhsal sarsıntı ile sürdüregelmektedir.

15. Yüzyıl coğrafi keşifleri dünya

ticaret yollarını değiştirmeye başladığında aslında hem Doğu da hem de Batı’da insanın maddeye bakışından tutunda inandığı değerlere kadar köklü değişimlerin yolunu açacak bir 

süreci tetikleyeceğini o yolculuğa çıkanlar bile bilmiyordu. Öyle ki, bulunan farklı deniz güzergahları ve kıtalar ticaret yolu ile Doğunun üstünlüğüne son vermekle kalmamış yeni hammadde ve kaynaklarla ekonomik üstünlüğü Batı’ya aktarmıştır. Ticaret zenginliği getirmiş, sanayi ile artan üretim Doğu medeniyetini

hep ithalatçı konumuna itmiştir. 

       Öylesine büyük sermayeler doğdu ki artık uluslararası şirket

ve ortaklıkları yapılan üretimlerine pazar arayışlarına girdiler.Artık insanın maddeye bakışı , zenginlik karşısındaki duruşu farklı olmaya başlamıştı.Bu duruş maddeyi esas alan onu kutsayan bir hal aldı bunun adı kendimize itiraf etmeliyiz ki yeni bir din’dir.

    Bunun adı modernizm dinidir.

 Giyiminden kuşamına, aile yapısından kendi “ dindaş”larına karşı takınılan tavra kadar herşeyi değiştiren bir din doğmuştur. Bu din sınırları kendisinin ulaşabildiği her yer ve müridleri de potansiyel olan herkestir. İrşadına yeni başlayan modernizm dini, önündeki engelleri kaldırmak için ilk etapta imparatorlukları yıkmak ve yeni pazarlar bulmakla yola koyuldu. Fransız ihtilali işte bulunmaz bir fırsat ve uluslar kutsal birer havariler olabilirdi. Maddenin teknolojik keşiflerle bezenmesi süreci insana benliğini 

değerlerini unutma ve dinilerini yeni Tanrı’larla değiştirme dayatmasını getirmiştir. Modernizmi bir görünmez din yapan anlayış bunun felsefi alt yapısını da eksik bırakamazdı muhakkak. Liberalizm ve kapitalizm ile güya kendine fikri alt yapı hazırlayan modernizm 

insan müridlerine “ kutsal kitab” ının emirlerini dayatabilirdi artık.

Bu yeni din ilanı aslına bakılırsa tüm tek tanrılı ve mistik dinlere karşı açılmış bir savaştır. Ve hala bu dinin bir numaralı düşmanı İSLAM dinidir. 

      İnsana maddeye bakış açısından tutunda tüm varlık alemine kadar modernizmin tek alternatifi olacak islam. Yaratılmış herşeyi sömürü ile kendisine köle yapan modernizm yeryüzünün kıt kaynaklarla sonsuz insan ihtiyaçlarının bölüştürme olarak tarif ettiği iktisat tanımıyla ilk baştan bir çekişme alanı yaratmaktadır.Kendisinin varlık sebebi de aslında bu tanımda saklıdır.Ruhsuz bir bakış açısı insanı mutlu etmeye yetmemiştir.

    Yeryüzünde öyle bir etki bırakmış ki insanlar bir yanda geleneksel dinin müridi bir yanda modernizmin inançlısı haline gelmiştir. 

      Seküler yaşam geleneksel dini ibadethanelere hapsetmiş tahliyesi olmayan bir müebbet ceza gibi bir af beklemektedir. 

 Toplumların ilan edilmemiş bir “ mürted “ hali yaşanmaktadır. Modernizm vaadlerine sonuna kadar sadık kalmaktadır fakat insanı mutlu etmekten epey uzak 

görünmektedir.İnsanı bile pazarlamak ile onu aşşağılayan bir anlayışla karşı karşıyayız. 

    İnsanlığa bir medeniyet iddiası

 İslam ile olacaksa öncelikle bunu günümüz koşullarında bireysel dünyamızda inanmak, yaşamak gerekir. Maddenin araç ruhun huzuru amaç, ondan öte başka insanlar için fedakarlık değerlerini

ihya etmekle bu medeniyetin temelleri atılabilir. Devletimizin yetişen her bireye ortak yaşam için gereken güvenceyi vermesi modernizmin insan insanın kurdudur felsefesinden kurtulmasının temel şartıdır. 

    Bu dönüşümü başarmak tüm insanlığı özüne dönüş dinamiklerini tetiklemek demek olacaktır.