Bugün bir emanet hikâyesi ile zât-ı âlilerinize ulaşmak istiyorum.
Bir ticaret kervanında yolculuk yapmakta olan tacir, bütün kazancını,atının heybesindeki küçük yağ kutusunda gizlemiş,bir an evvel memleketine dönebilmek için dualar ediyordu. Mâlum, eski kervanlar çöl yolculuğunda çok da emniyetle seyahat edemez,sık sık haydut yol kesicilerin saldırılarına maruz kalıp,bütün ticâri kazançlarını bu eşkiyalara vermek zorunda kalırlardı.
Bir geçitten geçmesi gereken kervan,tam da bu esnada böyle bir saldırıya uğradı. Tüm eşkiyalar kervanı kuşatma altına almadan önce tacir, kazandığı altın ve kıymetli eşyaları,nereye saklayabilirim, düşüncesiyle çevresine bakınırken, ileride bir çadır gördü. Aceleyle atını çadır yönüne sürdü. Çadıra vardığında, içeride yaşlı, bir gözü âma bir adam gördü. Telâşla,
_Kervanımız saldırıya uğradı,bu benim emeğimle kazanıp biriktirdiğim ve çocuklarımın rızkı, bunu sana EMANET ediyorum. Diyerek yağ kutusunu yaşlı adama verdi. Adam kutuyu alarak,
_Tamam. Dedi ve oturduğu yerin arkasına koydu. Bu esnâda haydutlar,kervandakilerin mallarını, paralarını, alabilecekleri tüm değerli eşyaları topluyorlardı. Birazdan tâcir çadıra doğru baktı ve gözlerine inanamadı. Tüm eşyalar ve ganimetler o çadıra götürülüyor,yaşlı adama teslim ediliyordu. Meğer çadırdaki âma adam haydutların reisi idi.
Eyvah! dedi bizim zavallı tüccar. Üzüntüden içi yanmaya başladı.
O anda yaşlı adam çadırdan dışarı çıktı ve tek gözüyle çevresini taramaya başladı. Tâciri gördüğünde de yanına çağırdı. Yaşlı adam,
_ Gel,al bakalım emanetini.
Tâcir,
_Ama nasıl olur? Diyerek şaşkınlığını gizleyemedi.
Yaşlı adam,
_ Sen bana bunu EMANET olarak verdin. Ben de emanetini teslim ediyorum.. Evet bizler Şakiyiz,eşkiyayız ama HAİN değiliz, emanete HIYÂNET etmeyiz.
Bu sözleri işiten tâcir, kutusunu alır. Kutunun içindekileri tüm zarardîdelere pay etmeye başlar. Tâcir,
_Ben de diğer tacirler evlerine boş dönerken evime dolu gidemem. Der.
Şakilerin reislerinin, tâcirin bu iyiliği karşısında,kaya gibi sertleşmiş olan kalbi derhal yumuşar ve eşyaların tamamının sahiplerine iade edilmesi emrini verir.
Bu kısa öykü,bize emanetin ne denli önemli olduğunu, asla emanete HIYÂNET etmememiz gerektiği noktasından çok ciddî bir ders veriyor. Şakilerin bile emanete hıyânet etmedikleri bir dönemden ne günlere geldik. Ne yazık ki her türden emanete hıyânet edilen bir döneme...
Oysa bizim sevgili peygamberimiz El Emîn olarak anılırdı. Müslüman,kendisine güven duyulan demekti. Bu, sadece mal ve eşyaların korunması noktasından da değil,daha geniş mânâları da ihtiva eder. Evlenilen kadın ve aile mahremiyeti de birer emanettir. Nedir bu kadın şiddeti canavarca? Bu mu emanet anlayışımiz? Bizim başlıca meziyetimiz kendi uhdemizdeki emanete riayet etmektir. Sahip olduğumuz hem maddî hem manevi bütün değerlere EMANET nazarıyla bakmalı,hakiki emanet sahibi Allah'ın hakkını da eda etme mesuliyetimizin bilincinde olmalıyız. Saygılarımla...