BİRLEŞMİŞ İLLETLER
Küresel güçler, dünya düzeninin, barışının korunması, uluslararası kültürel iş birliği gibi maksatlarla 1945’te Birleşmiş Milletler denen örgütünü kurmuşlardır. Sonrasında Sovyet tehdidi ve komünizme karşı birliktelik maksatlı NATO kuruldu. Peki dünya düzeni tam olarak tesis edilebildi mi? Maalesef hayır… Biz Sovyetlerle burun buruna yıllarca yaşadık, defalarca tehditler aldık. Ancak NATO’yu hiçbir zaman yanımızda göremedik. Görmememize rağmen biz başta Kore Savaşı olmak üzere, Bosna-Hersek, Kosova, Afganistan, Lübnan ile Somali karasuları ve açıklarında ve Akdeniz’de icra edilen barışı destekleme çabalarına katkı sağladık. Birleşmiş Milletler, özellikle ABD, İngiltere ve İsrail’in aleyhine olabilecek kararlarda öyle geriliyor ki, adeta ileri adım atmayan inatçı katırı oynuyor.
Bana kalırsa dünya düzeninin tesisi için kurulması gereken bir örgüt daha olmalıdır. Hitler gibi, Trump gibi akli ve ruhi dengesi bozuk şahıslar birilerinin dürtmesiyle iktidara geldiğinde dünya parlamentolarının çoğunluk kararıyla bu başıbozukların indirilmesi misyonunu yüklenmelidir. Ama iki yüzlü Batı şu anda böyle bir örgüt olsa inanın kendilerindeki ağzından salyalar saçan liderleri görmez bunu direkt bizim cumhurbaşkanına karşı kullanacaktır. Birleşmiş Milletler Sayın Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” seslendirmelerine kulaklarını tıkamaktadır. Aslen gerek NATO, gerekse BM’nin dünya misyonları çoktan ömrünü doldurmuştur. Nükleer gücü elinde bulunduran ülkeler kafalarına göre hareket etmektedir. ABD bu yüzden İsrail gibi bir terör örgütünü görmezden gelirken diğer ülkelere olabildiğince baskı uygulamaktadır.
Başta dünyanın düzen koruyucusu rolüne soyunan ABD bugün doğal kaynaklarca zengin nereyi görürse orayı çeşitli bahanelerle işgale yelteniyorsa işin çivisi çoktan çıkmıştır. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hakkı, adaleti kendisine ilke edinmiş bir lider, acilen büyük bir konferans tertip edip Batılı başıbozuklara karşı mazlum ülkeleri koruyacak yeni bir oluşuma gitmelidir. Bunu çok iyi bilen şer güçler çevremizdeki Müslüman liderleri ya zorla kendi tarafına çekmekte veya bir darbeyle alaşağı etmektedir. Venezuela’daki durum ise Batının ikiyüzlülüğünün zirve noktasıdır. Ülkemizde BM yazan araçlar görmek istemiyor, işgal ettikleri yerlerde işkence, tecavüz, çocuk katliamlarıyla özdeş hale gelen Amerikan askerlerinden ise tiksiniyoruz.
Aradığımız kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur!