Amerikalı iki psikiyatri uzmanı David Dunning ve Justin Kruger uzun araştırmalar sonunda Dunning ve Kruger sendromu diye bilinen bir teori ileri sürmüşler.
'' Cehalet, bireyin kendine güven duygusunu artırır''
Araştırmaların devamında fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan uygulamaların sonucunda aşağıdaki bulgulara rastlamışlar.
‘’Niteliksiz insanlar, sadece nitelikli insanların niteliklerini anlamanın aczi içinde olmayıp, kendi yetersizliklerinin de farkında değillerdir. Onlardaki bu bilinçsizlik bir çeşit cahil cesareti oluşturmakta ve eğitilmeye başlanarak nitelikleri yükseltildiğinde, cesaretlerinde azalma olmaktadır.’’
Peki, Dunning ve Kruger sendromu rahatsızlığına sahip kişilerde en sık rastlanan davranış özellikleri nelerdir?
Yaptıkları işi sürekli olarak gürültülü yapmaları, iş ortamında bütün işleri yapmak istemeleri ya da kendileri yapıyormuş tavırları sergilemeleri, her duruma karşı donanımlı olduğunu düşünmeleri, sürekli olarak yalan söylemeye meyilli olmaları, başarısız oldukları bir işi gizlemeye meyilli olmaları, takım çalışmalarına uyumsuz olmaları ve riyakâr olmaları.
Ne yazık ki sendrom ile ilgili belirtiler genellikle kişilerin kendileri tarafından tespit edilebilecek belirtiler değildir ve kişiler için en büyük engellerden birisi kişilerin gelişimlerinin sekteye uğramasıdır.
Belki deyimlerin insanlığın ortak tecrübeleri sonrasında ortaya çıkmasından, ya da kulaktan kulağa dolaşarak tek bir asılın farklı dillerde tekrarlanmasındandır, bu kavram Anadolu insanının dilinde de çeşitli anlatımlarla hayat bulmuştur. Bu durumu anlatmak için en sık kullanılan deyimlerin bazıları ‘Cahil cüretkâr olur kendini alim sanır’, ‘boş kap dolu kaptan daha fazla gürültü çıkarır’, ‘Akıllı düşünürken, deli köprüyü geçer’.
Bertrand Russell’ın şu sözü de bu durumu anlatmak için iyi bir örnektir .’Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmasıdır.’
Eminim yakın çevremizde, çalışma ortamımızda, sosyal hayat içerisinde davranışlarından rahatsız olduğumuz, bazen direkt veya dolaylı yönden zarar gördüğümüz ya da çatıştığımız yukarıda anlatılan tanıma uyan tipler ile ilgili örnekleri hepimizin birkaç saniye içerisinde bulmamız zor olmayacaktır.
Bence bu tipler ile ilgili eklenmesi gereken diğer bazı önemli ögeler ise, sahip olduklarının sadece cesaretli olmaları değil, aynı zamanda bencil, kurnaz, hatır bilmez, hatayı kabul etmez, özür dilemez ve çoğu zaman ilkesiz olmalarıdır.
Kurnazlık ve bencillik akıl ile tanımlanamaz, İlkel ve temel içgüdü biçimidir. İnsanlarda veya hayvanlarda aynı amaca hizmet eder. Hedefe ulaşmak ve ona sahip olmak.
Diğer önemli bir husus ise; bu kişiler genel olarak bilimsel, akademik ve objektif tanımlardan ziyade, değer yargılarına göre, kişiden kişiye göre değişebilen sübjektif, sosyal konularda daha çok ahkâm keserler.
Bu kişiler ile aynı ortamda birlikte çalışmak neredeyse imkânsızdır. Yapılan bütün olumlu şeyler mutlaka onların eseridir ve hiçbir olumsuzlukta onların payı yoktur. Agresiftirler. Kendilerinin dâhil olmadığı bir işin başarısını takdir etmezler, görmezden gelirler, hatta çoğunlukla eleştirirler. Bu kişiler belki bencillikleri ve kurnazlıkları sayesinde kısa vadede çok önemli kazanımlar elde edebilirler. Ancak bencillikle ve kurnazlıkla kazanılanlar kısa vadede kişilerin maddi imkânlarında, sosyal hayat
içerisindeki statülerinde iyileşme sağlasa da, uzun vadede iç dünyalarının gelişiminde veya toplumun ilerlemesi yönünde fayda sağlamayacaktır, hatta hem yakın çevresine, hem de yaşadığı topluma ciddi zararlar verecektir.
Bu kişiler kazanımlarını genel olarak kendi çıkarları için kullandıkları halde kayıplarını genellikle tek başına göğüslemezler, etrafındakilerini de zarara ortak ederek diğer kişilerin de zarar görmesine sebep olurlar.
Akıl süzgecinden geçmeyen kontrolsüz bir eylem sonunda mutlaka başarısız olacaktır. Akıl ve bilgi ışığında aydınlanmak ise sadece cehaletin karanlığında tehlike oluşturan kontrolsüz gücün ıslahına fayda sağlamayacak, aynı zamanda daha bilinçli, daha dengeli, estetik ve ahlaki değerleri yüksek olan sağlıklı toplumlar oluşmasının önünü açacaktır.
Konuya ışık tutacak birkaç söz ile bitirelim.
‘Harekete geçmiş cehalet kadar tehlikeli bir şey yoktur.’ Goethe
‘Büyük cinayetler ancak büyük cahiller tarafından işlenmiştir.’ Voltaire
‘Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır’ Mevlana
‘Sorun cahil olman değil, kendini alim sanman’. Sadi Şirazi