Sabancı

HEP Mİ GEÇ KALACAĞIZ?

HEP Mİ GEÇ KALACAĞIZ?

HEP Mİ GEÇ KALACAĞIZ?

Neden bilmiyorum ama her şeyi berbat etmekte üzerimize yok. Önce her şeyi berbat ediyor, sonra bu berbatlıkları kanun yoluyla düzeltmeye, onarmaya çalışıyoruz. O yüzdendir, her defasında kanun-yönetmelikler çıkarıyor, aflar düzenliyor, bu karmaşayı hal yoluna koymaya çalışıyoruz. Yıllar öncesi Milli Parklar Genel Müdürlüğünün illere gönderdiği bir yazı okumuştum. Özetle Belen Geçidi gibi önemli kuş göç yollarında rüzgâr enerji santrallerine izin verilemeyeceğini söylüyordu. Ancak memleketime geldiğimde Belen Geçidinde bu tesislerin inşaatının son hız devam etmekte olduğunu gördüm. Tesisler tamamlandıktan sonra bir meslektaşım RES’lerin olası etkilerini araştırmak üzere bölgeye geldiğini söylediğinde ise ona “tecavüz gerçekleşmiş, neyi araştıracaksın” demiştim. Yine Tarım Bakanlığı, ovaların, birinci sınıf tarım arazilerinin başka amaçlarla kullanılmasını önleme maksatlı envanterini yapıp, buralarda inşaat vb izinler verilmeyeceğini duyurdu. Oysa Amik Ovasında sulanabilen her yer bu tür araziler olduğu halde bakın, üzerine sanayi siteleri, şehir hastaneleri, stadyumlar ve daha aklıma gelmeyen bir sürü tesis yapılarak ovamız yok edilmektedir. 2 yıl içinde Antakya ile Akçaova arasının yerleşim ve diğer tesislerle dolacağını tahmin etmek hiç te zor değil.

1950’li yıllarda Demirel’e bir mühendis saatlerce yalvarır, Amik Gölünü kurutmayalım, illa kurutmak istiyorsanız bu yapacağınız kurutma kanallarından çok daha küçük bir masrafla çevresine bir sedde yapalım. Belli miktarda arazi üzerinde göl yaşamını sürdürsün, göçmen kuşları burada yavrularını yine büyütüp Afrika’ya doğru yollarına devam etsin diye… Ancak sonradan pişman olunsa da göl kurutulur, daha önce suyun fazla olduğu dönemlerde balon gibi şişerek Antakya’yı doğal haliyle sel taşkınlarından koruyan, kuşların önemli bir dinlenme-üreme yeri olan yok edilir. Sonrasında her kış Antakya’da bir yerleri götüren sellere çare olarak Asi Nehri’nin tabanı kazılarak derinleştirilir, buna engel görülen tarihi Roma Köprüsü ise dinamitlenerek ortadan kaldırılır. Her yıl binlerce turistin ziyaret edebileceği eşsiz bir yapı da bu şekilde elden çıkmış olur.

Görüyorsunuz ki, artık gidenler gitti, geri döndürmek çok zor, hatta imkânsız gibi. Cumhurbaşkanlığı sistemi; birilerinin yönetimde diğerleri üzerinde tahakküm kurmasının önlenmesine matuf yeni düzenlemeler getirdi. Merak ediyorum, acaba biz mühendis ve bürokratlar üzerindeki tahakküm üzerine de çalışmalar olacak mı? Çünkü bu tür yanlışlar hep teknik adamlar üzerinde baskı kuran yerel ve ulusal yöneticilerin eserleridir. Bir bakan, vali, müdür istediği raporu alabilmek adına özel olarak görevler verebiliyor. O çalışan istenen raporu vermediğinde ya layık olmadığı halde sürgüne gönderilmekte, ya da terfii engellenmektedir. Ancak olan bu memlekete olmakta, yapılan yanlışlar sonradan telafisi mümkün olmayacak zararlara yol açmaktadır.

Bu memleket bizim, teknik adamlarımız, yöneticilerimiz yapılacak her işte kılı kırk yarıp en ince ayrıntısına kadar hesaplar yapmalıdır. Bedava verilen bir arazi, hazır gibi görülen bir tesis, yapılmak istenen şeye sonradan daha büyük harcamalara yol açacaksa, enerjimiz aşırı şekilde harcayacaksa bundan vazgeçilmelidir. Bir havalimanı hesapsızca yapılıp sular altında kalınca neredeyse ikinci bir tesis yapılacak kadar masraf edildiğini kimse unutmamalıdır. Dünyaya rezil olduğumuz ise cabası… Bu şekilde topyekûn bir millet hızla ilerleyecek, inşallah tüm dünyaya yeniden lider olacağız.