Sabancı

İMAN,İDEOLOJİ VE ATİ

İMAN,İDEOLOJİ VE ATİ

İMAN,İDEOLOJİ VE ATİ

       İnsanlık tarihinde bugünkü yüksek medeniyet ve insani değerlere önem atfedilmesi süreci ciddi çatışmalardan, kıyımlardan savaşlardan ve devrimlerden sonra belli olgunluğa erişmiştir.Batı medeniyeti farklı isevi mezhep ve inançlarına sahip olmakla beraber zamanla bunları çatışmanın merkezinden çıkararak daha geneli ortaklaştıran çözümlerle bir ittifak kurmuştur.imani ögeleri ideolojik esas olmaktan çıkarmak onlara farklı pencereler açmış yeni amaçlara odaklaşmalarına zemin hazırlamıştır.Dünyevi hedefleri ideolojileştirerek kapitalizmi ve liberalizmi esas zirve hedef olarak yaşam tarzı haline getirmişlerdir.İşte çağa hükmeden bu anlayış bunu kavrayamayan toplumları her türlü ablukaya almıştır.

      Bugün batı medeniyetine İsyan eden kültürün bir temsilcisi olarak Türkiye bu sorunları nasıl aşacağınıHangi metodoloji ile hedefe ilerleyeceğini henüz belirleyememiştir. Yüzyılların geri kalmışlığı ile sistemli bir özümseme hareketi geliştirilmesi gerekmektedir Türkiye bu yapısıyla farklı bir medeniyet projesi sunmadığı taktirde ne teknik anlamda batı medeniyetine ulaşabilir ne de kültürel olarak kendisini onlara benimsete bilir öncelikle İslam dünyası içerisinde Güçlü bir toparlanmaya ihtiyaç olduğunu kendisi farkede bilmelidir İslam dünyası içerisinde en büyük ve en temel sorun şii dünya ile Sünni ekolü bütün saplantılarının bertaraf edilmesinden geçmektedir.Dünyanın merkezi ve  çatışmaların odağı insanlık tarihi boyunca hep Ortadoğu olmuşsa, problem oradaki ülkelerle çözülmeli değil midir?

      Şii veya Sünni halklar bugünkü yapısıyla kucaklaşmak, birbirini sevmek zorunda olduğunu herşeyden öte bunu herbirinin yaşamsal ödevi olduğunu hissetmedikçe klasik ilkel yapılara mahkum kalacaklardır.

     Ortadoğu’nun ve islam dünyasının alternatif medeniyet olduğunu Türkiye,İran,Irak ve Suriye’nin bir konfederal Devlet arayışına girmesi ile mümkün olduğunu düşünmekteyim.Mevcut bağımsız hali ile dış dünyanın dayatmaları perdenin gerisinde bunu itiraf edecek birilerinin olmasını zorunlu kılmaktadır.Bugün gelinen  nokta gerek İran gerek Türkiye gerekse de diğer ülkeleri bir merkezden herkes için ortak politikaların yürütülmesi gerektiğini adeta haykırmaktadır.

      Bir vesile ile kendisinin sayın cumhurbaşkanımızın yakınlarında olduğunu ifade eden bir vatandaşa bu konularda görüşlerimizi ifade eden Ortadoğu konfederasyonu diye özetlenebilecek bu devlet modelini rapor olarak proje olarak iletme fırsatı bulduğum da bunu şiddetle “Sünni “anlayışına aykırı olarak reddettiler.İşte bizim düşmanımız bu anlayıştır

        Artık dünya yeni bir yola girmiştir.Bu yolda farklı birliktelikler farklı düşmanlar farklı dostlar olacaktır.Tarih Türkiye’yi pragmatik yapısı ile Ortadoğu’ya yön veren birleştiren medeniyet sunan güçlü bir öge olarak mı yoksa NATO’cu kafayı bir türlü aşamamış bir üçüncü dünya ülkesi olarak mı hatırlayacaktır.? Türkiye sistem değişikliği ile bu değişimi arzulayan bir hüviyete girmekle beraber tüm politik tavırları ile bunları kutsadığı ölçüde hedefe varacaktır.Bügün İran’ın Türkiye’ye askeri işbirliği önerisi bu söylediklerimizin ispatı niteliğinde olduğunu göstermektedir.Artık ülkemizin tüm mahfillerinde Amerika ve İsrail odaklı politikalar ile onlara karşı olan milli ve milliden öte Çin Rusya ve islam ülkelerinin ortak politikalarını anlayan ve uygulayan irade iktidar kalmalıdır.Bu anlamda Türkiye dış politikada İran ile birlikte hareket ederek bir konfederal yapı veya daha esnek bir devlet modeli geliştirmelidir