Sabancı
İSTANBUL DA GİTTİ

İSTANBUL DA GİTTİ

 

Recep AYDÖNER

İstanbul, Payitaht, İslambol, daha hangi güzel isimlerle çağırırsanız çağırın, dünyanın gözbebeği şehir bir çapsıza bağıra çağıra gitti. Gittiğine mi üzülelim, yoksa onları yöneten yıkılmayan, güçlü kişileri eften püften bahanelerle yıpratıp görevden el çektirenlere mi bilemiyorum. Ama bildiğimiz bir şey varsa; bu tip devasa şehirlerde yönetim iktidarın açık desteği yoksa ancak bir yönetim dehasıyla başarılı olunabilir. Yoksa küçük bir ilçeden çalıp çırptıklarıyla hacı yatmaz gibi olmuş obur bir adamın yapacağı ancak “tek çare doktor”un bir yıl sonra nasıl “biçare doktor” haline geldiğini bizim yeni yetmeler bilmese de biz yaşadık.

Birkaç ay içerisinde orada yerden biter gibi çoğalan su istasyonlarını, litresini 1-1,70 TL arasında pompadan petrol gibi satıldığına, birilerinin İstanbul’un çeşitli yerlerindeki kuyulardan doldurduğu tankerleri insanlara nasıl fahiş fiyatlara sattığına şahitlik ettik. Ve şahitlik ettik, suyun başına getirilen bir zatın karısını boşayıp sekreteriyle evlenmek için trilyon tazminat ödemeyi kabul edişine…

Maalesef piramidin en alt kısımlarında yer aldığımız için yukarılarda rüzgârlar nasıl esiyor, dengeler nasıl değişiyor bilemiyoruz. Seçimlere hile karıştırılmasıyla birlikte dünyanın tüm ülkeleri bizim seçimlere odaklandı nedense. Kimi öyle konuşuyor, kimi böyle. Ama bildiğimiz, emin olduğumuz tek şey; bu geçecek 5 yılda İstanbul bir adım ilerleyemez, tek çivi çakılmaz, olanlar birilerine peşkeş çekilir. Daha dün otogarı bilime peşkeş çekiyorum diyerek başladı bile. Kendi ağzıyla söylüyor ki, millet fazla yadırgamasın. Daha hangi projelere ket vuracaktır, bekleyip göreceğiz.

Mesela İstanbul Havalimanı bu beş yıl içerisinde Almanların isteğiyle çalışamaz hale getirileceğini, devletin bedelsiz yaptırıp belli limitlerde garanti ettiği projeleri engelleyeceğine emin olabilirsiniz.

Koca İstanbul birkaç yılda nasıl geri götürülecek hep birlikte izleyeceğiz. Tek çare doktorun yaptığı ilk icraat Dalan döneminde açılmış metroyu basit bir bahaneyle kapatıp, sonra hiçbir şey yapmadan biz yaptık diyerek iki hafta sonra açılış yapması tek icraatıydı. Bu adam öyle icraatlar yapacaktır ki, şehrin belli bölümleri bir daha derlenemeyecek şekilde Yunan gettoları, kolonileri haline gelecektir. Biz de yabancı aşkımızla onlara, getirecekleri Euro/dolarlara bakıp iç geçireceğiz. Tepelerden değil, birilerinin izinsiz, plansız, programsız yaptığı gökdelenlerin üzerinden bakacağız İstanbul’a, ama sevebileceğimiz yerlerine hasret kalacağız.

Bitmek, tükenmek bilmeyen iştahlarıyla nelere imza atacaklarına hep birlikte şahit olacağız.