KAĞITTAN GEMİLER
Ne zaman yağmur yağsa şehre
Sen damlıyorsun içimin çorak topraklarına
Sonra akıyorsun caddeler boyu
Mazgallardan süzülerek dolup içime
Yıkıyorsun tüm bentlerimi birer birer
Ölü bir deniz gibi usul susul
Gömülüyorsun içimin suskunluğuna
Ya da bir fırtına kopsa
Dallarım kırılıyor
Dökülüyor yapraklarım birden bire
Hiç tanımadığım
Kaldırımlarda buluyorum kendimi ansızın
Köklerimin derinliğinde kara bir cehennem
Çürütüyor en taze filizlerimi
İlkbaharın ilk günlerinde
Davetsiz bir misafir gibi
Depremler olsa
Yarılıyor kalbimin fay hatları
Göğsümde tutuşuyor lavların ateşi
Çığlık çığlığa sensizlik tenhalığı
Kalabalık cesetler biriktiriyor başucumda
İçimde kızılca kıyametin telaşıyla
Kendi mezarımı kazarken buluyorum kendimi
Bir sis bulutu çökse şehre
Uzaklarda sen görünüyorsun gözüme
Tüm korkularımı sırtlanıp sana koşuyorum
Ben koştukça
Sen uzaklaşıyorsun her seferinde
Ve ufkun gerisinde
Sana ait boğulduğum hüzün denizleri
Okyanuslara dönüşüyor gün batımında
Kağıttan gemiler gibi yalpalaya yalpalaya
Vuruyorum yokluğunun terkedilmiş sahillerine
Şükrü ÇANKU
17.05.2022