Sabancı

Konfüçyüs’ün Yönetim Dersi

Konfüçyüs’ün Yönetim Dersi

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

 

 

Konfüçyüs’ün Yönetim Dersi

 

Konfüçyüs bir süreliğine şehrin yönetiminde görev alır ve yedi gün sadece şehirde olup biteni izler. Yedinci gün, şehirdeki en yüksek dereceli memur olan Shao-Cheng’i idam ettirir.

Öğrencileri bu karara çok şaşırırlar ve yanına gidip sorarlar:

“Shao-Cheng bu şehirde itibarlı ve kuvvetli bir adamdı. Şehrin yönetimini ele aldıktan sonra ilk işiniz onu idam ettirmek oldu. Bildiğimiz kadarıyla bu adam haydutluk ya da hırsızlık yapmamıştı. Bu kararı neden aldınız?”

Konfüçyüs öğrencilerine, bu kararının nedenlerini anlatır:

-Dünyada beş ağır suç vardır. Haydutluk ve hırsızlık, ağırlık itibariyle bu beş suçtan sonra gelir. Bu beş suç şunlardır:

1-İyi eğitimli ve bilgili olma niteliğini gizlice kendi fırsatları ve çıkarları için kullanmak;

2- Aşırıya kaçan bir hayat tarzı, lüks ve israf içinde yaşamak ve böyle yaşamakta ısrarlı olmak;

3-Yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmek ve bu yolla insanları da yanıltabilmek;

4-Sadece olumsuz olayları anlatmak ve insanlar ile diğer şeylerin hep kötü yanları hakkında konuşmak;

5-Yanlış olduğunu bildiği şeyleri sanki doğruymuş gibi göstermek ve desteklemek.

Shao-Cheng’de bunların hepsi vardı. Nereye gitse taraftar topluyor, isyanlar başlatabiliyordu. Aldatıcı fikirlerini parlak konuşmaların arkasına gizleyebiliyordu. Doğruyu ve yanlışı karıştırıyordu. Ben de şehir halkı için üzülmek yerine, halkı bu adamdan kurtarmayı tercih ettim.

*****

İnsanın, eğitimi ile bilgi birikimini halkın yararına hasretmek yerine kendi yararına kullanması; israf ve israfta ısrar edilmesi; yalanlarla halkın aldatılması, hırsızlık ve haydutluktan daha ağır suçlar olarak değerlendiriliyor.

Gerçekten de öyle!

Oysa bu nitelikler bizde adeta övünç kaynağı.

Hepimiz “En büyük yalancı benim yalancım” diyerek kendi yalancımızı ilahlaştırıyor ve daha çok ve daha büyük yalanlar söylesin diye bolca alkışlıyoruz.

Yalan dinlemek o kadar hoşumuza gidiyor ki boğazımıza kadar boka batmış olmamıza, açlıktan nefesimiz kokmasına ve borçlarımızı ödeyecek meteliğimiz olmamasına rağmen işlerin yolunda olduğuna dair her yalanı “Yaşa, var ol” diye alkışlıyor ve yalancıyı da cesaretlendiriyoruz. 

Ayağımıza giyecek donumuz yok, insanların saraylarını ve diğer israflarını kutsallaştırıyoruz.

Biz yalanı, talanı, israfı alkışladıkça “İtibardan tasarruf olmaz” gibi veciz sözler uydurularak israf sürdürülüyor.

En kötüsü de beyin israfı ile düşünen insanlara itibar edilmemesi.

Diyorlar ki “Hiç kimse bize rağmen düşünmesin, yeni bir fikir ortaya koymasın ve yalnız bize uysun.

Bu gün ‘Ak’ dediğimize onlar da ‘Ak’ desin, yarın ‘Kara’ desek bu defa da ‘Kara’ desin.”

Yani sadece itaat etsinler.

Ve en kötüsü de bütün bunlara karşı çıkanların hain ilan ediliyor olması.

Bize de bir Konfüçyüs gerekli sanırım.

 

Sevgiyle kalın 

Kamil Akdoğan 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.