Misafirlik gündelik hayatımıza renkler katar. Günün birinde, sevdiklerimizden birinin kapısını çalarak onu evinde görmeyi, onunla birkaç saati beraber geçirmeyi arzulayabiliriz. İnsan ne kadar çekingen, başkalarıyla münasebette bulunmaktan ne derece hoşlanmaz bir adam olursa olsun, sohbetinden, misafirliğinden hazzedeceği bir iki dostu veya yakını vardır. Böyle yakın ahbapların, birbirlerini candan seven insanların dostlukları gibi misafirlikleri de tatlı olur. Çünkü birbirine ağırlık vermezler. Ama misafirlik öyle bir oyundur ki onu her zaman, sadece istediğinizle, canınızın çektikleri ile oynayamazsınız. Günün birinde hiç hoşlanmadığınız fakat tabi sizin kendisinden hoşlanmadığınızın farkında olmayan kimseler veya ancak pek az tanımaya fırsat bulduğunuz göz aşinaları kapınızı çalabilir, sizin misafiriniz olabilirler. Eğer olgun bir insansanız onlarla da bu oyunu oynamaya mecbursunuz. Gerçek manada terbiyeli ve nazik bir adam veya bir hanım, tanıdığına, tanımadığına, sevdiğine, sevmediğine iyi muamele etmeye, hatır saymaya, gönül almaya mecburdur. Misafirliğin dinler tarihinde de yeri vardır. Şark’ta misafir severlik âdeta kutsal bir vazife sayılmıştır. Türklerin misafir severliği bütün dünyada meşhurdur. Araplarınki de öyle. Evin kapısından içeriye girmiş olan adam artık ev halkından sayılır...
Bir zaman seyahat ettiğim Abhazya'da, tanıştıklarımız,ülkenin güzelliğini, misafirperverliklerine borçlu olduklarını şu kısa öykü ile anlatmışlardı.
Allah (A.V.C.)yeryüzünün topraklarını milletlere dağıtırken, en son Abhaz halk liderinin kan ter içinde geldigini, neden geç kaldıgı sorgulandığında da:
_"Allah'ım benim misafirim vardı,onu ağırlıyordum. O'na mahçup olmamak için geç kaldım,beni affet." Diyerek özür beyan eder.
Bu, Allah'ın çok hoşuna gider ve "Madem sen misafir ağırlıyordun,
Dünyada kendim için ayırdığım bu güzel toprakları size veriyorum." Diyerek bugünkü o güzelim Abhazya topraklarını onlara verir. Bu arada pandemi şartlarının bitmesiyle zât-ı âlilerinize Abhazya seyahati önerebilirim.
Yine mesela bir Fransız anlatıyor: Şam’da bir Arap’la iyice dost olmuşlar. Bir gün Arap’ın canının çok sıkıldığını fark eden Fransız sebebini sormuş. Arap da:
— Bugünlerde Allah beni sevmiyor galiba, demiş. Dört gündür evime bir tek misafir olsun göndermedi...
Tabi eski zamanın misafirlik hikâyeleriyle bugünün misafirlik hikâyelerini birbiriyle ölçmek doğru değildir. Zaman ilerliyor. Misafirlikler değişime uğradı. Mesela yirmi yıl, otuz yıl önce misafirlik başka türlü idi.
Bugünün birkaç saatlik misafirliklerine karşılık eski devirlerin bazen aylar süren misafirlikleri vardı. Hele zenginlerin evleri bir misafirhane gibi idi. Filozof Voltaire Volter)’in çok güzel bir nüktesi vardır: Freney(Fireney) şatosunda otururken kendisine bir tanıdığı gelmiş, birkaç ay misafir kaldıktan sonra gitmiş. Arkasından Voltaire demiş ki: “Bu adamla Don Kişot arasında şöyle bir fark vardır: Don Kişot her gördüğü hanı şato zannederdi; bu adam da her gördüğü şatoyu han sanıyor.” Bizde de zengin tanıdıklarının evlerini konaklama yerlerine çeviren deryadil misafirler az değildir. Fakat o devirler artık geçti. Bir zamanın iki gecelik, üç gecelik misafirlikleri topu topu iki saate, üç saate indi. Uzaktan gelecek misafire yemek çıkarmak kolay olsa bile yatak çıkarmak, yıkatmanın güçlüğünü düşüne düşüne çarşafları sermek gibi zahmetli islerden dolayı uzun misafirlik hayli zorlaşmıştır. Onun için zamanımızda nasıl aile küçülmüşse misafirlik de kısaldı. Yani misafirlikler biraz disiplin altına alınmıştır. Çat kapı misafirliğe gidilemiyor. Misafirlik her ne kadar isteğe göre tanzim edilemezse de samimiyet dışında cereyan eden, insanların birbirlerini süzmelerine veya birbirlerine yukarıdan bakmalarına sebep olan misafirliğin dostluk ve ahbaplıkla hiçbir ilgisi yoktur. Misafirlik samimi olmalıdır. Onun için insan kimlerle ahbaplık etmek istiyorsa onların misafirliğine gitmeli.Aslında bir insanın sizi aramış olması, sizi görmek için zahmetlere katlanması, onu iyi karşılamanız için yeterli bir sebeptir. Fakat şayet bu geliş, elbisenizi görmek, evinizin içini,eşyalardaki değişimi görmek, hâlinizi, tavrınızı süzmek içinse kutsal sayılmış olan misafirlik bu olmadığı için, böyle bir misafiri sevmemenizde hiçbir mahzur yoktur. Meşhur İmparator Ogüst(Ogüst) vatandaşlarından kim çağırırsa onun evine misafir gidermiş. Bir gün kendisini bir vatandaş davet etmiş. Fakat o kadar laubali davranmış, öyle üstünkörü yemekler önüne sürmüş ki İmparator Ogüst’ün canı sıkılmış. Giderken:
_ Teşekkür ederim ama bu kadar dost olduğumuzu sanmıyordum, demiş.
Her misafirin, ne kadar alçak gönüllü olursa olsun, biraz itibar istediği de unutmamalı!
Misafir zaten size bereketiyle gelecektir.
Çok saygılarımla...