MUKTEDİR OLAMAMAK
Son seçimlerde iktidar partisinin gözünün içine bakılarak oyların resmen gasp edilmesi insanımızı derinden yaraladı. Akıllara yine “iktidar olup ta muktedir olamamak” mefhumunu getirdi. Cumhuriyeti ve CHP iktidarı projesini bir milletin yenilgi projesi olarak ortaya koyan İngilizler, bu yeni projede kullanacakları kişileri hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Savaş her ne kadar bitmiş, sulh ortamı oluşmuş olsa da her şeyi kendi adamlarının iktidar olmaları üzerine kurdukları için kanun ve devlet kademesi de ona uygun düzenlendi. Buna itiraz edenlerin ise sonu malum, ya hain ilan edilerek yurt dışına kaçması sağlandı, ya da darağacında hayatı son buldu. O yıllarda devletin şiddeti o kadar büyüktü ki, Türk milleti adeta sindirildi, milli benliğimiz, ulusal kimliğimiz üzerinden silindirle geçtiler. İşte o gün, bu gündür sağ partiler her ne kadar iktidar olsalar da maalesef muktedir olamadılar.
1950, ilk kez adam gibi bir seçim yapılmış, Menderes ve ekibi ezici çoğunlukla iktidar olmuşlar. Artık diktatörlüğün bitmesini arzulayıp o yönde icraatlar yapmaya çalışıyorlar. Ancak öncesinde birileri CHP il başkanlarını vali, ilçe başkanlarını ise kaymakam atamış ki, bu zevat iktidarın güzelliklerini halka asla indirmiyorlar. Hatta köylerde büyük topraklar verilerek halkın tepesine boz pişirmek, CHP programını halka dayatmak için filmlere konu olan ağalık sistemi tek parti döneminin icadıdır. Toplumun en alt kesimine kadar devletin asık yüzünü göstermek, köylerden bile anında haberdar olmak maksatlı CHP’nin beslemeleridir ağalar. Tabii haydan gelen huya gider diye atasözü var. Bankalarla, büyük toprak varlığıyla, jandarma destekli ağalar ceberut sistemin zayıflamasıyla uğraşmadan elde ettikleri varlıkları ellerinde tutamayıp yok oldular.
Sağ iktidarlar bugüne dek ne kadar sandalyeyle meclise gelirlerse gelsinler asla tam muktedir olamadılar. Bunun şımarıklığıyladır ki “Biz asılız, bu ülkede bizim istemediğimiz bir şeyin olması mümkün değildir” çemkirmesi meşhur olmuştur. Milletin önüne Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Seçim Kurulu gibi daha ismini bile sayamadığımız bir sürü oluşumu dizmişler, bizler kelebek misali bu ağlardan birinden kurtulsak diğerine, ondan kurtulsak bir başkasına tosluyoruz. Olmadı içine itinayla yerleştirdikleri TSK eliyle, ABD ve AB gibi, NATO gibi oluşumların fon ve destekleriyle darbeye yelteniliyor. Hatta en son bize bizdenmiş gibi görünen bir illet yapının toplumun tüm kesimlerine nüfuz etmiş haliyle içimizden vurulmaya çalışıldık. Allah’tan Türk Milleti o gece korkuyu korkutmuştu ki tanklar, uçaklar sinek vızıltısı geldi.
Anayasa baştan sona yenilenmeli, milletin önüne dizilen engeller kaldırılmalı, millet devletiyle barışık hale getirilmelidir. Ancak bu şekilde var olan güven bunalımı aşılabilir, devletine güvenen millet onunla sımsıkı hale gelir, içimizde yer almaya çalışan fitne yapıları da bu şekilde çökertilebilir. Yoksa biz milletçe daha çok tokatlar yer, düşe kalka gitmeye çalışırken de üzerimizdeki yaralar asla kapanmayacaktır.