Ne Şam’ın Şekeri
Zamanın birinde bir köylü ile yılan dost olurlar.
Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona her gün bir altın vermektedir.
Onlarınki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikisi de karşılıklı bir şeyler alıp veriyorlar yani birbirlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar.
Bu alışveriş uzunca bir süre devam ediyor.
Köylü bir gün hastalanıyor. Yılana her gün götürdüğü sütü götüremeyecek, çağırıyor oğlunu yanına…
“Bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir. Benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır. Ben bugün hastayım. Bugün sütü sen götür ve yılanın verdiği altını da getir” der.
Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar…
Çünkü babası o altını almak için her gün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir.
Her gün gitmekle olur mu?
“Kim taşıyacak her gün sütü öldür şu yılanı al altının tümünü” der.
Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır…
Yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar ve can acısıyla oğlana saldırır ve onu sokarak öldürür.
Köylü bekliyor ki oğlu gelsin ve altını getirsin….
Bekle bekle gelen giden yok…
Oğlunun gelmediğini gören köylü hemen bahçeye koşar…
Bir de ne görsün; oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok!.
Her ikisi de üzgündür…
Gel zaman git zaman adam dara düşer ve yılanla arkadaşlığa yeniden başlayıp aynı düzeni kurmak ister.
Yılana dileğini anlattığında yılan:
“Kusura bakma, sende evlat acısı bende de kuyruk acısı varken biz yeniden dost olamayız.
Birbirimizi gördüğümüzde hep bu acıyı yaşarız” der.
*****
Bir insan size kötülük yapmış ve hakaretler etmişse onu ne kadar affedebilirsiniz?
Affetseniz bile güvenebilir misiniz?
O kişiyle kader arkadaşlığı yapmanız mümkün mü?
O’nu her gördüğünüzde yaptığı hakaretleri hatırlamaz mısınız?
Ve hatta bu kişinin size hakaretler etmesinin yanında sizin soyunuza düşmanlığı varsa ve bunu her zeminde ifade ediyorsa, bu kişinin riya dolu sözlerine itibar edebilir misiniz?
Biz bu nedenle “Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü” deyip yolumuza devam ediyoruz.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN