NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ
Türkiye bir tarım ve hayvancılık ülkesidir. Bu sözü yeri geldikçe telaffuz edip geçiyoruz da acaba bu konularda işin neresindeyiz? Bu konu devlet-hükümet yetkililerince oldukça ince elenip sık dokunması gereken konuların başında geliyor. Çünkü ülkemizde tarım ürünlerinde kendimize rahatlıkla yetebilecek durumda iken gün geçtikçe bu yeterlilik ortadan kalkmakta, tarım ürünlerini ithal eder duruma düşmekteyiz.
Örneğin; pamukta, buğdayda, pirinçte, şekerde, et ve et ürünlerinde, daha aklınıza gelmeyecek bir sürü üründe dışa bağımlı hale düşmeye başladık. Oysa 25 yıl öncesine kadar buğday ve pamuğu Amik Ovası üreticisi yok fiyatına tüccara teslim eder, parasını aylarca alamazdı. Et ürünlerinde AB ülkeleri taze eti 5, donmuş eti 3 eurodan satın aldıkları söylenir. Bizde ise en iyimser düşünceyle bile iki katını aşmaktadır. Son yıllarda giderek azalan tarımsal ürünler milletimizin bu konuda iyi yönlendirilemediğini, hükümetin kurşunu ayağına sıktığını göstermektedir. Öyle ya, at sahibine göre kişner derler, bir atasözümüz vardır. Lafı geldiğinde ağzı dolusunca söylediğimiz yedi düvele karşı koyan bir millet, elbet kendi yiyeceğini de taştan çıkarır…
Ülkemiz sağdan soldan gelen cereyanlarla son yıllarda maalesef nereye gideceğini bilemez, dümeni kilitlenmiş bir gemi gibi olduğu yerde dönüp duran bir gemiye dönmüştür. Dünyada paraya hükmedenler döviz kuru, petrol fiyatları gibi argümanlarla bizi köşeye sıkıştırıyor. Aslında ülkemizin bu tür hareketlere karşı yapabileceği çok farklı cevapları var ise de nedense olan hep tüketiciye oluyor. Hayvan besleyen biri kilosunu 18-19 liradan canlı satarken, kasaptan 46-48 liradan et satın alıyor. Bir kilo buğdayı 90 kuruşa verip 200 gram ekmeği 1 liradan satın alıyor. Anlayacağınız ülke dışına çıkmadan aramızdaki oyun bozuculara haddini bildirip, hesabını bihakkın kesmek gerekiyor. Evet, Antalya’da serada 50 kuruşluk domates İstanbul’a ulaşıncaya kadar 4-5 aracı değiştirip fiyatı da 4-5 katına çıkıyorsa hükümet önce buna el atmalıdır.
Evinde kendi halinde yaşayan insanımızın küresel enerji piyasası elini kolunu bağlıyor, onu tarlasında çalışamaz hale getirip, şehirde çok düşük maaşlarla geçinmeye zorluyorsa çarkına senin dünya deyip isyan etmekten başka elinden ne gelir? Son yıllarda tarımsal işgücü gittikçe azalmakta, insanlar şehirde sadece tüketici haline gelmektedir. Birkaç yıldır Suriyeli göçmenler olmasa tarlalarda, inşaatlarda çalışacak eleman neredeyse bulunmaz hale geldi. Güneydoğu Anadolu ise terör nedeniyle hayvancılığı neredeyse tamamen bıraktı. Yani bir şey diğerini tetikleyerek etkileşim sürekli aleyhimize işlemektedir.
Komşularla kendi para birimlerimizle alış veriş yapmak suretiyle petrol girdilerindeki döviz baskısı ortadan kaldırılabilir. Ancak Cumhurbaşkanımız bunun için yıllardır uğraşmasına rağmen pek yol alınamadı. Ortalıkta dişlerinden kan damlayan, dünyanın başı bozuğu Amerika ise bu yönde hareketlerimiz yüzünden kaç kez ülkemizi işgal etmeye kalkıştı. Milletimizin sağduyusu Allahın izniyle galip geldi de buna benzer hareketler her defasında akim kaldı.
Evet, dünyanın geri kalanıyla örtülü bir savaşı 15-20 yıldır sürdürüyoruz. Emperyalistlerin bize biçtiği rol; ya bizim için çalışan sağmal inekler olacaksınız, etinizden, sütünüzden, ölmeye kalkarsanız derinizden faydalanacağız, ya da sizi kendimiz bile karşınıza çıkmadan çevrenize yığacağımız katiller sürüsüne teslim eder, perişan ederiz. Dünyayı hırsları uğrunda yok etmekten çekinmeyecek birkaç zavallı, nükleer güçlerine dayanarak rakiplerine, ya da rakip haline gelebilecek tüm ülkelere caka satmakta, teknolojik üstünlükler insanları yaşatmak yerine öldürmeye, yok etmeye programlanmaktadır.
Bu ortamda yaşadığınıza şükredin demek değil elbette niyetim… Her insanın dünyanın en güzel şartlarında, en müreffeh şekilde yaşama hakkı vardır. Hatta insanımız bu alış veriş ortamında bile kendi haklarını tam olarak bilememesinden kaynaklı çok kayıpları olduğunu görmekteyiz. Bazen
umursamıyor, bazen Allaha havale edip geçip gidiyoruz. Ama bu berbatlıkların bir an önce düzeltilmesi hepimizin beklentisi, dileğidir. Ve hak bir gün mutlak galip gelecektir.