Uzun yıllar hukukla iştigal etmiş bir hukukçu olarak konuşuyorum..
Bir ülkede özgürlük ve demokrasinin ana sigortası yargı ve medyadır. Meşru kazanç ve liyakatin temeli de buna bağlıdır..
Zira yürütme her zaman baskı ve otoriteye kayabilir. Bunun sebebi yürütmenin bir takım hukuk dışı emelllerine ulaşmada yargının fren vazifesi görmesidir. Bu anlayışa göre yargı yürütme için daima bir ayak bağıdır..
Çünkü yürütmenin genlerinde böyle bir eğilim vardır..
Yargı, gücünü kutsal bir duygu olan adalet duygusundan ve milletin vicdanından aldığı için daha güçlü durmaya daha az erozyona uğramaya meyyaldir.
Doğal ayarları bozulmamış bir Yargı her türlü baskı ve otoriteye karşı fitraten direnir ve onu def eder. Ancak zaman zaman yargı üzerinde de baskı, yıpratma ve tazyik faaliyetleri görülebilir...
Yargı üzerinde kurulacak bir baskı ise medyanın tazyiki ile deşifre olur ve def edilir. Zira medya kamuoyunun vicdanına hükmeder kamuoyunu harekete hiçbir iktidar kamuoyuna karşı illegal bir faaliyet içine giremez.
Yani bir başka anlatımla yargının nefesinin yorulduğu yerde medya devreye girer.
Bu yüzden halk, yargısını ve bağımsız medyasinı ekmek parasına sahip çıkar gibi korumalı ve sahip çıkmalıdır.