ŞAİR DEĞİLİM Ben şair değilim henüz Olur muyum bilmiyorum Sadece Seviyorum kelimelerin dans edişini Bazen de onlarla dans etmeyi Oysa korkunçtur bazılarının duruşu Ne ritmi vardır Ne de görselliğinde bir zarafet Dokunsan kanar durduk yere parmakların Sarılsan ateş kadar yakıcı Kül kadar savruktur Örter içinin beyazlığını kara rengiyle Mesela Okuyunca esaret kelimesini Vurulur ellerime kelepçeler Çoğalır sırtımda kırbaçların yara izleri Ayağıma takılı prangalardan kan sızar Utanır toprağın bereketli masumiyeti Görünce çorak zihniyetlerin zulmünü Ve sömürü Ve sömürülen halklar kelimesi Acıtır içimi yarama tuz basılmışçasına Değişir birden bire rengim Afrika’da zenci olur Taşınırım gemilerle Amerika’ya Kan ter içinde Kan kusarım tarlalarda Yada Yeni Zelanda’dan getirilip Çanakkale’ye Kurşun sıkarım insanlığıma Vurulurum boğazın serin sularında Neden geldiğimi bilmeden Daracık bir mezarda Yatarım yabancı topraklarda Sonra alıp sihirli kelimeleri Silerim tüm kötülükleri yeryüzünden Ne esaret kalır insanların zihninde Ne sömürü Ne savaşlar Ne de ölüme itilen halkların içe işleyen sancısı Kırbaçlar dolanır zalimlerin ellerine Son verip insanın insanlıkla savaşına Barışın bayrağını süslerim beyazın tonlarıyla Prangalarda halay türküleri Kelepçelerde özgürlük marşları büyütürüm Yaşlı dünyanın acımasızlığını Büyüyen çocukların gülüşüne hapseder Tarihin utancını teslim ederim Işıldayan gözlerine Sonra çekilir kara bulutlar Boyanır bozkırlarımız yeşile Masmavi gökyüzünde süzülen kuşların Kanat serinliği vurur içimizin yaralarına Dedim ya şair değilim henüz Sadece yüreğime sığdıramadıklarımı Sığdırmaya çalışıyorum kağıtlara Lakin Bir türlü bitmek bilmiyor yürek taşkınım Ve yetmiyor Taşkınını sığdırmaya çalıştığım kağıtlar Şükrü ÇANKU