SİLAHLANMALI MIYIZ?
Bir gazetecinin twiti beni Cumhuriyet Gazetesine yönlendirdi bu gün. Eski bir mafyacının katıldığı toplantıda legal şekilde silahlanın çağrısına provakatörlük diyen terör örgütü sözcüsü gazete, bundan rahatsız olmuş, ola ki Ankara, İstanbul gibi büyük illerde seçimleri CHP’nin kazanması durumunda sokakları kaosa sürüklemenin hesaplarını bozacak çağrılara set çekmeye çalışıyorlar. Porno kasetle parti başına getirilmiş, ağzıyla kulağı ve mantığı arasında irtibatı kesilmiş bir parti lideri ise çoktandır Başkanımızın meşruiyetini dillendiriyor. Hatta seçim sonrasında görülür bir başarı sağlanırsa Trump, bizde de kendisini devlet başkanı olarak tanıyacak mı diye sabırsızlıkla, kalbi bir serçe kuşu gibi atarak bekliyor. Çünkü bu kadar dil sürçmesi, bu kadar gaf, bu kadar küfür ve saçmalıkla bir partinin başında bile tutmazlar.
Silah normal zamanlarda insanın başına bela bir alettir. Biz Türküz, silahla kendimizi çok güçlü ve yenilmez görür, olmadık yerde dertler açarız. Ancak içimize ekilen bu kadar çok fitne tohumu, satılmış bu kadar hain ruhla birlikte yaşıyorsanız artık kaçınılmaz bir hale gelir. Öyle ya, Gezi kalkışmasında bu milletin kanından beslenen bir işadamı otelinde erzak, tıbbi malzeme bulundurup, çapulculara yataklık ediyorsa, buna Hatay’dan bile bindirilmiş kıtalar katılıyorsa, artık yedeğinizde bir silahınız olmalıdır. İstanbul’da durduk yere terör örgütünün beyni yıkanmış gençleri sokakta duran araçlarınızı yakmaya başlayıp, kapılarınızı zorlamaya başladığı anda tek çare üzerlerine mermi yağdırmaktır. Yakalanan çapulcuları devletin savcısı 10 dakika sonra bırakıp, polis sorguya çekemiyorsa insanlar kendi adaletini kendisi sağlamaya mecbur hissedecektir. Zaten günümüzde kadına dehşetli zulüm vakaları, cinayetler hep bu tarz kaynaklıdır.
Dinimiz bile insanların dinini, canını, malını ve ırzını mahfuz kılmış, korumaya almıştır. Peki, bunlara yapılacak saldırılara kim neyle, nasıl karşılık verecektir? Kahramanmaraş olayları, İskenderun’daki gemi şirketi İtalyan Makzume’lerin oraya gemiler dolusu silah nakletmesi, bunların satılmış, kandırılmış gruplara dağıtılmasıyla başlamıştır. İçimizde NATO denen bir rezil kuruluş, BM denen casus ve kukla bir ABD örgütü, bir sürü konsolosluk varken biz kendimizi nasıl savunacağız? Bence yapılan çağrı sonuna kadar yerinde ve isabetlidir. Bu memlekette namuslular en az namussuzlar kadar cesur olacaksa, alçaklar piyasaya çıktığı anda pencerelerden çıktıklarına pişman edip onlara hak ettikleri cinsten karşılığın verilmesi elzemdir. Devletimizi, milletimizi korumanın, varlığımızı sürdürmenin başka yolu yoktur. Hatta devletimiz bunun suç olmayacağına dair kanun bile çıkardı. 15 Temmuz benzeri bir kalkışmada katiller artık ellerinde sade bayrak taşıyan insanlar görmeyecek. Ona göre hesaplarınızı yeniden gözden geçirin! Bu yazı, halkı dil, din, ırk, mezhep, yöresel farklılıklar üzerinden düşmanlığa sevk etmek için yazılmamıştır.