SOSYAL MEDYA SAPLANTISI
Günümüz alışkanlıkları bizlere öyle çılgın, öyle iğrenç ve içinden çıkılmaz hale getirdi ki, adeta alışkanlıklarımızın esiri haline geldik. Cep telefonları, internet, sosyal medya kullanımı bunlardan sadece bazıları olarak karşımıza çıkıyor. Düşünün bir kere, evden çıktınız, elinizde, cebinizde telefon olmadığını fark ettiniz, adeta kendinizi çıplak hissediyor, illa ki geri dönüp telefonunuzu alma ihtiyacı hissediyorsunuz. Nette problem var, cep telefonunuz çekmiyor, hesaplarınıza giremiyorsunuz, dünya adeta başınıza çöker gibi olmaya başlıyor. Hatta o kadar ki “Mandıra Filozofu” adıyla bizlerin bu berbat alışkanlıklarını, esaret hayatını tiye alan film bile çektiler ki, Kemal Sunal’dan sonra gördüğüm en eğlenceli ve mesaj içerikli filmdir.
Medeniyet, teknoloji, şimdilerde yeni kavram olarak karşımıza çıkan bu yapay zeka bizlerin aklını, fikrini, düşünce ve kişiliğini resmen elinden alıyor, dar bir çerçeveye hapsediyor. Çok küçük çocuklardan 70-80’lik ihtiyarlarımıza kadar bu modanın kölesi olmayan neredeyse yok gibi. Hatta gıcık olduğumuz durumlar bile var. Mesela artık çiftler, aileler düğün davetiyesini neredeyse hiç dağıtmayacaklar. Oluşturun bir etkinlik, kimler gelecek, kimler gelmeyecek anında öğrenin. Yakınım vefat etti, yarın filan mevkiden kaldırılacak! Birkaç dakika içinde dost-düşman herkes öğreniyor, ona göre gardını alıyor. Aklınıza gelebilecek her kişi ya da kurum kendini müşterilerine tanıtıyor, yaptıklarını reklam yapıyor. Etkinliklerini buradan dosta, düşmana gösterme imkânı buluyor.
Güzel kullanımların yanında ‘Gezi Parkı Kalkışması’ gibi soysuzca eylemlerin de çok iyi organize edildiği bir mekân olarak arzı endam ediyor. Terör örgütleri bu tip medyayı kullanmak suretiyle çok iyi ve hızlı organize olabiliyorlar. Aynen aynı oluktan süt ve pisliğin akması gibi sosyal medya hayatımızın en ücra köşelerine kadar sirayet etmiş durumda. Akşam başınızı yastığa koyup uykunuz gelinceye kadar net, kalkınca ilk gözümüzü açar açmaz yine net. Sohbet programında gruplardan mesaj var mı, paylaştığım şeyleri dokundurduğum(gençler buna laf ..... diyor!) kişiler cevap vermiş mi merakıyla hemen telefona saldırıyoruz.
Bu arada dostluklar, aile içi iletişim, sıkıntılarımız, konuşma ihtiyaçlarımız, güzel muhabbetler olduğu gibi güme gidiyor, o lanet telefonla, sosyal medya içinde yalnızlaşıyor, dünyaya geliş gayelerimizi unutuyor, en kötüsü “Kulluğun Gereği Vazifeler”imizi tamamen ihmal ediyoruz. Okul öğrencisi derslerini unutuyor, üç-beş ay sonra gireceği ve tüm hayatını etkileyecek olan sınavına gereği gibi hazırlanmıyor. Biz büyükler Yaradana karşı görevlerimizi yerine getirmiyoruz ki, dünyadaki görevlerimize hakkıyla sahip çıkmış olalım. Bu arada bu hizmetlerin karşılıksız olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Eskiden hiç aklımıza gelmeyen bir sürü fatura çalışanları kara kara düşündürüyor. Gaz, internet cep, internet ev, mobil cep, eşin ve çocukların ayrıca faturaları, su, elektrik gibi daha aklımıza gelmeyen bir sürü fatura sürekli cebimizden bir şeyler tırtıklayan bankaların otomatik talimatları olmasa hiç içinden çıkılamaz.
Velhasıl dostlar, bu kötü gidişe tüm aklı başında insanlar dur diyebilmek için seferber olmalı, bizlerin güzel işler yapmak yerine bu fasid daireye hapseden ne varsa hayatından söküp atmak için bir seferberlik ilan etmelidir. Herkes önce kendine, ailesine, yakın çevresine ve tüm ülkeye… Yoksa korkarım sonumuz çok acı olacak.