Kamil Akdoğan
TEVAZU
Bir adam haram olduğunu bildiği bir yolla kazandığı para ile kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için ineği Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordur.
Durumu Hacı Bektaş-ı Veli‘ye anlatır ve Hacı Bektaş-ı Veli “helal değildir” diyerek bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlana Dergahına gider ve aynı durumu Mevlana‘ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş-ı Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini anlatarak bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der:
“Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir, öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.”
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahına gider ve Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı
Bektaş-ı Veli’ye sorar.
Hacı Bektaş-ı Veli de:
“Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bundan dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir” der.
*****
“Yükselmek isteyen mütevazı olmalıdır.
Yücelik damına çıkmak için alçak gönüllülükten başka merdiven yoktur.”
*****
Birinin gözüne girmek ve kendini yüce ve saygın göstermek için başkalarını kötüleyip eleştirmek ne fenadır.
Oysa:
Başak, olgunlaştıkça eğilir;
Testide ne varsa dışına da o sızar;
İyi söz de kötü söz de sahibinin aynasıdır.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN