Sabancı
ÜMMETİN UMUDU

ÜMMETİN UMUDU

 

İslam Âleminin, sesimizin gittiği yerlerin, bizi bilen, duyan coğrafyaların bu gün tek umudu kalmıştır; Türkiye, bizlerin şahsında hükümetimiz, cumhurbaşkanımız… Osmanlı dünya üzerinde çok büyük alanları hâkimiyeti altına almış, nerede bir muhtaç, mazlum millet duydu ise onlara muhakkak yardım elini uzatarak yaralarını sarmaya çalışmıştır. Bu Avrupa’dan, Asya’nın en uç noktalarına, Afrika’dan daha sayamayacağımız tüm dünya ülkelerini kapsamaktadır. Ancak Osmanlının son dönemlerinden itibaren buraları işgal eden emperyalist güçler, bu halklar üzerinde her türlü kötü muameleyi yapmış, onların sırtından para kazanmış, kendilerini ise çeşitli işkencelerle yok edip, soykırımlarla nesilleri kontrol altına almıştır. Bu gün bize her yıl acaba soykırım diyecek mi, demeyecek mi diye merakla yol gözletenlerin geçmişlerinde olduğu gibi günümüz ülkelerinde bile uyguladığı soykırımlara kimsenin ses çıkarmaması için uluslararası tüm yükümlülüklerden kaçmasını ibretle izliyoruz. Ancak bu kaçış, güce dayalı bu soytarılık ta bir yere kadardır. İlla ki dünya milletleri böyle bir başıbozuğa karşı bir gün örgütlenip birlik olmak zorunda kalacaktır. Aç canavarın her gün birini yemesini beklemektense aklın yolu birdir.

Son yıllarda ekonomik ve siyasal güç, silahın gölgesinde askeri gücün himayesinde şekillenmektedir. Geri bırakılmış ülkeler, azınlıklara mahkûm edilip, tüm maddi varlıkları yağmalanan halklar artık sığınacak bir gölge, güvenecek bir güvenli liman aramaktadır ki, önlerinde yegane ülke Türkiye kalmıştır. Şükürler olsun ki, hükümetimiz gerek dış politikada, gerek çeşitli kurumlarıyla Bosna’dan Afrika’ya, Suriye’den Venezuela’ya kadar tüm ülkelerin umudu olarak ortaya çıkmıştır. Biz dahi 2000 kişilik azgın bir mutlu azınlığın elinden kurtulma mücadelesi veriyoruz yıllardır…

“Dünya beşten büyüktür”, “zulm ile abad olunmaz” gibi gerek BM’de, gerekse diğer milletler arası toplantılarda NATO’nun, BM’nin ve daha bir sürü kuruluşun yaptıkları ya da yapısını tartışmaya açan Cumhurbaşkanımız artık ezilenlerin yegâne umududur. TİKA bu gün Arakan’dan Afrika içlerine kadar tüm ülkelerde insani yardımlar gerçekleştirmekte, suyu olmayan yerlerde sondajlar açmakta, mültecilerin olduğu yerlerde çadırlar kurup geçici barınma yerleri inşa etmektedir. Bu kadar yatırım ve icraata rağmen insani yardımda dünya birincisi olmamız kör olanların gözüne parmak sokmaktadır. Emperyalistler daha bir sürü eziyeti bizlerin karşısında yapamıyor, çeşitli enstrümanlarla zalim Batıya bu hususta ciddi gözdağı veriyoruz. Hala bir sürü eksiğimize rağmen biz bunları yapabiliyor isek, geçmişte satılmış, hain, besleme yönetici ve sözde liderler olmasa idi emin olun bu gün Akdeniz’e doluşmak şöyle dursun, Cebelitarık Boğazından geçmeye kimse cesaret edemezdi.

Dünyada menfaate dayalı pis bir savaş var ve her gün Müslümanların canı yanmaktadır. Bizler çok uyanık olmak zorundayız ve hükümetimizle, liderimizle sımsıkı bağlar içinde çok çalışmamız gerekmektedir. İçimizdeki hainlerin ise ivedilikle temizlenmesi elzemdir. Enerjimizi boşa harcamaktan kaçınmalı, birbirimizi yaralayıcı üslupları terk etmeli, geçmişteki kırgınlıkları bir kenara iterek “bünyanı mersus” yani bir duvarın taşları gibi birbirimize kenetlenmeliyiz. Ancak o şekilde karşımıza geçip sırtlan gibi birimizi kapmaya çalışan bu canavarlara karşı koyabiliriz.