Yavaş Yavaş
BOP kapsamında Türkiye’nin bölünmesinden tutun da federasyona ya da bağımsız bir Kürt Devletinin kurulmasına kadar bütün olumsuzluklara engel olacak iki direnç unsuru vardı: biri TSK, diğeri de ülkücü toplum.
TSK; Ergenekon, Balyoz gibi çakma davalarla yıpratıldı ve 15 Temmuz’da da iyice itibarsızlaştırılarak hükumetin kapı kulu, emir eri haline getirildi; Ülkücü de birbirine düşman edildi ve itibarsızlaştırılarak Ülkücü toplum da direnç olmak vasfını yitirdi.
Buna rağmen ülkücüler olduğu sürece bölünme yolunda bir karar alınmayacakken ne yazık ki ülkücüleri temsil ettiğinini iddia eden, aslında benim de gönül bağım olan partinin genel başkanı tarafından alıştırma turları başladı.
2007 Milletvekili genel seçimi öncesinde Erzurum’da yapılan miting esnasında “Asacak ipiniz mi yok? Alın size ip” deyip ip atarken söylemler: “Ahmet Türk’ün sağlık nedeniyle tahliyesi”nden başlayıp bugün “Avukatları ile görüşebilir”e evrildi. (Nitekim, Ahmet Türk tahliye edildi ve şimdi Mardin Belediye Başkanı, ayrıca bebek katilinin avukatları ile görüşme yasağı da kaldırıldı)
Kim bilir yarın “Sayın Öcalan”a mı?; ertesi gün “Ev hapsi de olabilir”e mi dönüşecek?
Ülkücüler “Teşkilat terbiyesi” diyerek tepkisiz kaldıkça bu işin boyutları da artarak değişeceğe benziyor.
Ve ülkücüler de kurbağa testinde olduğu gibi yavaş yavaş alıştırılıyor.
Alıştıkça tepkiler de zayıflayacak ve giderek yok olacak.
Ülkücü direncin yani, ülkenin yegane güvencesi olan ülkücülerin direncinin yok olacağından bahsediyorum.
Bir kişi tarafından ve yavaş yavaş.
Ülkücü direnç kırıldıktan sonra BOP’un önünde başka bir engel var mı?
Tabii ki yok!
Ve BOP, ülkücülerin omuz vermesiyle hayata geçiyor.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.
Haydi başlayın!
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan
Yavaş Yavaş
Yazı Boyutu