YENİDEN OSMANLI OLUR MUYUZ?
Bir kez meydana gelen olayın ikinci bir kez de vuku bulması son derece normal görülür. Felsefi olarak ta, mantık olarak ta bir kez ortaya çıkan durumun yeniden ortaya çıkması mümkündür. O halde üç kıtaya yayılmış, dünyaya diz çöktürmüş bir milletin yeniden bu gücü devşirmesi her bakımdan olası görüldüğü için milletçe hiç rahat bırakılmıyoruz. Osmanlı Devleti güçlü dönemlerinde Fransa Kralı bizim sadrazamla aynı seviyede olacağı imza altına alınarak teyid edilmişti. ABD bile dünyanın öbür ucunda kalmasına bakılmaksızın haraca bağlanmıştı.
İngilizler, Birinci Dünya Savaşında Haçlı İttifakının başı olarak, çeşitli savaş ve ayak oyunlarıyla Osmanlıyı yıktıktan sonra Kurtuluş Savaşıyla muzaffer olsak ta, düzensiz devletin başına maalesef kendine biat edebilecek adamları getirmeyi başardı. Bu adamlar eliyle bizim olmazsa olmaz neyimiz varsa tarumar etmekte beis görmediler. Binlerce yıllık tarihimizi çöpe atıp, onu anlamayı mümkün kılan alfabemizi ortadan kaldırdılar. Antlaşmalarda düşmanları bile şaşırtacak şekilde kendilerine isteklerinden fazlasını verdiler. Çünkü az olsun, benim olsun düşüncesiyle devletin başında kendilerinin tanınması karşılığında, onların tüm isteklerini fazlasıyla karşılayarak bir noktada efendilerini memnun etmeye çalıştılar. Hala o günlerin acılarını milletçe iliklerimize kadar hissediyor, etrafımıza örülen bu çelik çemberi ne şekilde yırtıp atabileceğimizin hesaplarını yapıyoruz.
Doğudan batıya, güneyden kuzeye hangi yolu kullanmak isterseniz isteyin, illa ki muhtaç kalacağınız bu güzel memlekette oturmak öyle kolay olmuyor. Milletimiz yüzlerce yıldır bunun bedelini çok ödedi, ödemeye de devam etmektedir. Çevremizi saran şer güçler her yeni gün, yeni bir fitnenin ateşini yakmakta, civan gibi delikanlılarımız, çocuklarımız, kadınlarımız, kızlarımız canlarını hangi nedenle kaybettiklerini bile bilmeden ölüp gitmektedir. Ama artık uyutulmuş, sindirilmiş milletimizde belirgin bir uyanış başlamış, çevresinde gördüğü olayları daha iyi analiz etmeye, bunları yapanlara karşı daha yüksek sesle tepki vermeye başlamıştır.
Özellikle ordumuzun dış görevlerdeki başarıları, Zeytindalı ve Fırat Kalkanı harekatlarında resmen Amerikan askeri ve teknolojisinin Türk birlikleri karşısında tamamen işe yaramayıp tabana kuvvet kaçması, Hooliwood filmleriyle beyni ezilmiş Türkleri yeniden büyük devlet olma rüyaları görmesine yol açtı. Artık sokaktaki insanımız önümüze mertçe çıkan kim olursa olsun ezip geçeceğimizin farkına vardı. Hükümetin başarılı bazı dış politik manevraları, İslam Ülkelerinin bizlere maziden gelen muhabbeti, Batıya karşı dik duruşumuz ve çoğu unutturulmuş tarihimiz şimdi bize yine, yeni, yeniden büyük devlet olmaya zorlamaktadır. Bedeli büyük olabilir, ama eninde sonunda buna mecburuz. Kafalardaki süper güçlerin askerleri birkaç gün sonra yine etekliklerle kamufle olup kaçmaya başladıklarında herkes Türk’ün kim olduğunu daha iyi görecek. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe…