Başlıktan kastım hem sizler için bir dua hükmünde olsun, hem de zamanın bereketli olması, mânâ itibarıyla nedir anlamaya çalışalım istedim.
Takdir edersiniz ki yakın tarihe kadar, zamanımızın büyük bir bölümünü fatura kuyruklarında, dairelerdeki iş ve işlem kuyruklarında bazen de bugün git yarın gelci abus çehreli memur/memurelerin talimatları çerçevesinde boyun bükerek zayi ederdik. Çok şükür çağa uygun olarak,çoğumuz teknolojik donanım ve programlara kavuştuk ve işlerimizin bir çoğunu bir parmak hareketiyle gerçekleştirebiliyoruz.
Bankalara hiç uğramadan para transferi, vergi borçlarının ödenmesi, otomatik ödeme talimatları ile faturaların ödenmesi,bizlere hem rahatlık sundu,hem de zaman sermayemizi daha rasyonel kullanabilme yolunu açtı. Bence bu, zaman sermayemizin bereketlenmesi demektir. O kuyruklarda, bugün git yarın gellerde kaybettiğimiz zamanları daha müspet işlerde kullanabilmeliyiz. Örnek akraba/hasta ziyaretleri,kitap okuma zamanları,kendimizi yenileyip geliştireceğimiz kurslara katılma ya da sivil toplum kuruluşlarında aktif görev alma, çocuklarımıza oyun ve eğlencelerinde ortak olma vb. faaliyetler. Ancak, zamanımız bereketlenirken, hovardaca ve hoyratça yaşam tarzı bize zaman yoksulluğu yaşatıyor.
Öyle ki; trafik ışıklarında bekleme esnasında,henüz sarı ışığın yanmasıyla arkamızdan acı bir korna sesi ile irkiliyoruz coğumuz. İnşallah o kornaya basan kardeşlerimiz için o bir saniye bu kadar önemli ise, diğer zamanlarını da müspet yönde harcıyorlardır. Bir de bu tahammülsüzlük nedir acaba ? Trafikte yan sürücüye diş gıcırdatma,gerdan damarlarını patlarcasına şişirme,el kol hareketleri hatta sözlü hakeret ve sonrasında kavga. Sevgili okurlar Atasözlerimiz yoğun tecrübelerden sonra ifade edilmiş ve hâlâ bize projektör olan sözlerdir. "Öfke gelir göz kararır,öfke gider yüz kızarır." Öfke kontrolünü hepimizin öğrenmesi lazım.
Binaenaleyh öfkemizi kontrol edemez isek zamanımızı cezaevinde ceza çekerek geçirmek zorunda kalabiliriz.
Gelin hep birlikte zaman sermayemizi nasıl daha da bereketlendirebiliriz bunun yollarını arayalım. Sonradan Eyvah! demenin anlamı kalmaz.Aldanmayalım. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannetmek hatadır. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi etmek olmaz. Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçer.. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider. Ömür sermayemizi ahirete müteallik işler yapmakla ancak değerlendirebiliriz.
Kendinize,ailenize,yakınlarınıza ayıracagınız zaman bol ve bereketli olsun inşallah...