Zehirli Bir Tılsım
Bir insanın ailesini, içinde yaşadığı toplumu ve mensubu olduğu milleti sevmesi, Allah’ın lütfettiği kutsal bir duygunun sonucudur.
Nitekim Hz. Allah Kuran’da : “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır.” (Hucurat, 13. Ayet) diyerek insanları inanç sistemlerine göre Ümmetlere değil, milletlere ayırdığını ifade etmiştir.
Ümmetçilik içi boş, hiçbir zaman gerçekleşmemiş ve başkalarının duygularını sömürmek için uydurulmuş bir yalandır.
Birinci Dünya Savaşında İngilizlerle işbirliği yaparak Türk askerine işkence yapan, karınlarını deşerek katleden Araplar da Müslümandı ve Ümmettendi.
Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı, petrol arama gibi konularda Türkiye düşmanlarının yanında duran ve aslında kendileri de Türk ve Türkiye düşmanı olan Arap Devletleri de sözde Müslüman ve Ümmetten.
Japonya’nın ısrarla reddettiği “Ermeni Soykırımı” iddialarına destek veren Araplar da Ümmetten.
Türkleri “Mevali” diyerek aşağılayanlar da Ümmetten.
Mevali ne idi? “Araplar, İslamı sonradan kabul eden başka milletlere MEVALİ diyorlar. Emevi döneminde Mevali için kurallar konmuştu. Mevalinin arkasında Arap namaz kılamaz, Mevali ile arkadaş olunamaz, Mevaliden doğan çocuk tahta varis olamaz. Mevalinin malı, canı ve karısı Araba helaldir.”
İşte benim malımı, canımı ve namusumu kendisine helal kabul eden bu insanlar Ümmetten.
Ümmetçilik, hiçbir zaman Müslümanları birleştirici bir bağ olmamış, sadece sömürgecilerin Müslümanları susturmak için kullandığı zehirli bir tılsım olmuştur.
Ben ailemi ve mensubu olduğum milletimi seviyorum, ancak hiçbir zaman ırkçı olmadım.
İnsanın mensubu olduğu milletini sevmesi “Irkçılık” değil insan olmasının doğal bir sonucu ve meyvesidir.
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan


.png)
