<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Türkiyenin CAR-T hamlesi güçleniyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-920775</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-920775</guid>
                <description><![CDATA[AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. ÖZLENEN ÖZKAN, AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ BÜNYESİNDE KURULAN CAR-T HÜCRESEL TEDAVİ MERKEZİNİ SAĞLIK BAKANI PROF. DR. KEMAL MEMİŞOĞLU’NA SUNDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Ankara’da ziyaret ettiği Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulan CAR-T Hücresel Tedavi Merkezi hakkında bilgi verdi. Rektör Özkan, ilk tedaviyi gerçekleştirmek için gün saydıklarını belirterek, "Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu ileri tedavi altyapısını kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Ankara’da Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu ziyaret etti. Rektör Özkan, üniversite içerisinde hayata geçirilen ileri tedavi altyapısı hakkında Bakan Memişoğlu’na kapsamlı bilgi verdi. Türkiye’nin sağlık alanındaki stratejik hedefleri doğrultusunda kurulan merkezin önemini vurgulayan Rektör Özkan, merkezle birlikte Türkiye’nin ileri hücresel tedavilerde önemli bir eşiği aştığını belirterek, ilk uygulama için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Rektör Özkan, "Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu ileri tedavi altyapısını kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz. İlk tedaviyi gerçekleştirmek için gün sayıyoruz" dedi.</p><br/><p>Rektör Özkan, merkezin yalnızca tedavi değil, aynı zamanda bilimsel üretim açısından da kritik bir rol üstleneceğini vurguladı.</p><br/><br/><p>"Hem hastalara umut hem Türkiye’ye güç"</p><br/><p>Özkan, merkezin klinik başarı ile akademik üretimi bir araya getireceğini ifade ederek, "Hem hastalarımıza umut olması hem de ülkemizin sağlık alanındaki yetkinliğine güçlü katkılar sağlaması en büyük hedefimizdir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Bakan Memişoğlu’na destekleri ve kabulü için teşekkür eden Rektör Özkan, CAR-T merkezinin Türkiye’nin sağlıkta bağımsızlık hedefleri açısından kritik bir adım olduğunu ifade etti.</p><br/><p>Yeni merkezin kanser tedavisinde özellikle dirençli vakalar için umut olmasının hedeflendiği belirtilirken, Türkiye’nin bu alandaki bilimsel ve teknolojik kapasitesine de önemli katkılar sunması bekleniyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan merkezde ilk tedavilerin kısa süre içinde başlaması beklenirken, Türkiye’nin bu alanda dünyadaki sınırlı sayıdaki merkezler arasında yerini güçlendirmesi öngörülüyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-0-1775817012.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-1-1775817013.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-2-1775817014.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:30:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-1775817011.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nacar, Karataşta sağlık tesislerini inceledi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-920768</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-920768</guid>
                <description><![CDATA[ADANA İL SAĞLIK MÜDÜRÜ UZM. DR. HALİL NACAR, KARATAŞ’TA YENİ DEVLET HASTANESİ PROJESİNİN DURUMU HAKKINDA BİLGİ ALDI VE SAĞLIK KURULUŞLARINDA İNCELEMELER YAPTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, Karataş’ta yeni devlet hastanesi projesinin durumu hakkında bilgi aldı ve sağlık kuruluşlarında incelemeler yaptı.</p><br/><p>Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, ilçeyi ziyaret etti. Nacar, ilçeye yapılacak yeni devlet hastanesi projesinin durumu hakkında bilgi aldı.</p><br/><p>Nacar, "Ziyaretimiz kapsamında ayrıca toplum sağlığı merkezi ve aile sağlığı merkezimizi ziyaret ederek sunulan hizmetleri gözden geçirdik. Görev başındaki mesai arkadaşlarımıza kolaylıklar dilerken, hizmet alan hemşehrilerimize şifalar temenni ettik. Adana’mızın her noktasında sağlık yatırımlarımızı yakından takip etmeye ve vatandaşlarımıza en nitelikli hizmeti sunmak için sahada olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-0-1775814604.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-1-1775814605.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-2-1775814607.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-3-1775814608.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:50:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/nacar-karatasta-saglik-tesislerini-inceledi-1775814603.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak: Uyku bozuklukları Parkinsondan kaynaklanıyor olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-ozden-yener-cakmak-uyku-bozukluklari-parkinsondan-kaynaklaniyor-olabilir-920762</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-ozden-yener-cakmak-uyku-bozukluklari-parkinsondan-kaynaklaniyor-olabilir-920762</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. ÖZDEN YENER ÇAKMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla Parkinson hastalığı ve bilinmesi gerekenleri anlattı. Çakmak,  Parkinson hastalığının nedenlerine değinerek, "Depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları, yorgunluk ve koku alma kaybı Parkinson’dan kaynaklanıyor olabilir" dedi.</p><br/><p>Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin üreten sinir hücrelerinin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olarak dikkat çekiyor. Genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde görülen hastalıkta erken belirtiler çoğu zaman yaşlılıkla karıştırılabiliyor. Uzmanlar, erken teşhisin hastalığın seyrini kontrol altına almada büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p><br/><br/><p>Uyku bozuklukları Parkinson’dan kaynaklanıyor olabilir</p><br/><p>Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, Parkinson hastalığının nedenlerine değinerek, "Parkinson hastalığının kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve yaşlanma önemli rol oynar. Beyindeki dopamin eksikliği hareket kontrolünü bozar. Hastalık ilerledikçe yüz mimiklerinde azalma, konuşmada kısılma, yürüyüşte adımların küçülmesi gibi sorunlar da eklenir. Bunların yanı sıra depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları, yorgunluk ve koku alma kaybı gibi non-motor belirtiler de hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir" dedi.</p><br/><br/><p>Erken belirtiler yaşlılıkla karıştırılabiliyor</p><br/><p>Erken dönemde belirtilerin hafif seyredebileceğini belirten Çakmak, "Erken dönemde belirtiler hafif olabilir ve sıklıkla ‘yaşlılık’ olarak algılanır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Parkinson’un en klasik belirtileri</p><br/><p>Hastalığın en yaygın motor belirtilerine dikkat çeken Çakmak, "Özellikle ellerde, dinlenme halinde görülen ‘hap yuvarlama’ tipi titreme, hareketlerde yavaşlama, günlük işlerin zorlaşması, kaslarda sertlik ve direnç artışı, denge kaybı ve düşme riski" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Non-motor belirtiler yıllar önce başlayabilir</p><br/><p>Motor belirtiler dışında farklı bulguların da görülebileceğini ifade eden Çakmak, "Non-motor belirtiler ise bazen motor şikayetlerden yıllar önce başlayabilir. Kabızlık, REM uyku davranış bozukluğu, depresyon ve bilişsel değişiklikler varsa bir nöroloji uzmanına başvurmak önemlidir. Erken teşhis, tedavinin daha etkili olmasını sağlar" dedi.</p><br/><br/><p>Yaşam tarzı değişikliği ile aktif bir hayat mümkün</p><br/><p>Tedavi sürecine de değinen Çakmak, "Parkinson’un kesin bir tedavisi henüz yoktur ancak semptomları kontrol altına almak ve yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. Temel tedavisi ilaçlardır. İlaçlara yanıt azaldığında veya yan etkiler arttığında derin beyin stimülasyonu (DBS) gibi cerrahi yöntemler devreye girebilir. Parkinson hastalığında özellikle tai chi, dans ve yürüyüş gibi düzenli egzersizler, fizyoterapi ve multidisipliner yaklaşımlardan fayda görülmektedir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, ayrıca "Eğer bir yakınınızda titreme, hareket yavaşlaması gibi belirtiler varsa, vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurmak büyük önem taşımaktadır. Parkinson teşhisi konulan birçok kişi, uygun tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle uzun yıllar aktif bir hayat sürdürebilmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:55:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/uzm-dr-ozden-yener-cakmak-uyku-bozukluklari-parkinsondan-kaynaklaniyor-olabilir-1775811304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSKENDERUN GELİŞİM HASTANESİ BİLGİLENDİRDİ; ALERJİK RİNİTİ HAFİFE ALMAYIN!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/iskenderun-gelisim-hastanesi-bilgilendirdi-alerjik-riniti-hafife-almayin-920615</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/iskenderun-gelisim-hastanesi-bilgilendirdi-alerjik-riniti-hafife-almayin-920615</guid>
                <description><![CDATA[İskenderun Gelişim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker Arslan, özellikle mevsim geçişlerinde artış gösteren alerjik rinit hakkında önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSKENDERUN GELİŞ,İM HASTANESİ BİLGİLENDİRDİ;<br />
ALERJİK RİNİTİ HAFİFE ALMAYIN!</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İskenderun Gelişim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker Arslan, özellikle mevsim geçişlerinde artış gösteren alerjik rinit hakkında önemli bilgiler paylaştı.</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alerjik rinitin toplumda oldukça yaygın görülen bir üst solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Op. Dr. Arslan; “Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve çeşitli çevresel alerjenlerin hastalığın en önemli nedenleri arasında yer aldığını almaktadır. Özellikle bahar aylarında şikayetlerin belirgin şekilde artmaktadır.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“BELİRTİLER YAŞAM KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR”</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastalığın en sık görülen belirtilerine değinen Arslan; burun akıntısı, hapşırık nöbetleri, burun tıkanıklığı ile burun ve gözlerde kaşıntının ön planda olduğunu belirtti. Bu şikayetlerin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, erken tanı ve doğru tedavi sürecinin önemine vurgu yaptı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“KORUNMA YÖNTEMLERİ İHMAL EDİLMEMELİ”</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korunma yollarına da değinen KBB Uzmanı Op. Dr. İlker Arslan, “Polen yoğun saatlerde dışarı çıkılmaması, eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesi, pencerelerin uzun süre açık tutulmaması ve doktor önerisi olmadan ilaç kullanılmaması bu süreçte önemlidir. Ayrıca uzun süren şikayetler ihmal edilmemeli ve uzman hekime başvurulmadır” dedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/iskenderun-gelisim-hastanesi-bilgilendirdi-alerjik-riniti-hafife-almayin-1775646593.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEFNE DEVLET HASTANESİ’NDE HAP TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/defne-devlet-hastanesinde-hap-tatbikati-gerceklestirildi-920600</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/defne-devlet-hastanesinde-hap-tatbikati-gerceklestirildi-920600</guid>
                <description><![CDATA[Defne Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, hastanede olası afet ve acil durumlara hazırlık kapsamında düzenlenen masa başı HAP (Hastane Afet Planı) tatbikatının başarıyla tamamlandığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DEFNE DEVLET HASTANESİ’NDE HAP TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Defne Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, hastanede olası afet ve acil durumlara hazırlık kapsamında düzenlenen masa başı HAP (Hastane Afet Planı) tatbikatının başarıyla tamamlandığını açıkladı.&nbsp;</span></h2>

<p><img alt="DEFNE DEVLET HASTANESİ’NDE HAP TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2010_38_28.jpeg" style="height:800px; width:800px" /><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tatbikat, hastane personelinin koordinasyon, karar alma ve müdahale kapasitesini test etmek ve güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Başhekim Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, tatbikat sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, “Hastanemizde acil durumlara hazırlık kapsamında, Başhekim olarak yönetiminde bulunduğum HAP tatbikatımız başarıyla gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen eğitim ve tatbikat sürecinde, olası afet ve acil durum senaryoları üzerinden ekiplerimizin koordinasyon, karar alma ve müdahale kapasitesi kapsamlı şekilde değerlendirildi” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="DEFNE DEVLET HASTANESİ’NDE HAP TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2010_38_28%20(1).jpeg" style="height:800px; width:800px" /></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HASTA VE ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ ÖNCELİK OLARAK BELİRLENDİ</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dr. Bayrakçıoğlu, hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanmasının en öncelikli hedefleri olduğunu belirterek, hazırlık çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Açıklamasında, “Hazırlıklarımızı güçlendirmeye ve olası tüm senaryolara karşı ekiplerimizin kapasitesini artırmaya devam ediyoruz. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="DEFNE DEVLET HASTANESİ’NDE HAP TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2010_38_27.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>AFET VE ACİL DURUMLARDA ETKİN MÜDAHALE HAZIRLIĞI</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçekleştirilen masa başı tatbikat, hastanenin afet ve acil durum yönetiminde hızlı ve etkin müdahale kapasitesini artırmayı amaçlıyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="DEFNE DEVLET HASTANESİ’NDE HAP TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2010_38_29.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tatbikat sırasında, senaryolar üzerinden planlama, koordinasyon ve kriz yönetimi adımları detaylı şekilde uygulanarak, personelin olası durumlara karşı hazırlıklı olması sağlandı. Bu çalışmalar, Defne Devlet Hastanesi’nin güvenli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunma kapasitesini güçlendiren önemli adımlar arasında yer alıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/defne-devlet-hastanesinde-hap-tatbikati-gerceklestirildi-1775641853.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahramanmaraşta otizme dikkat çeken konferans</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kahramanmarasta-otizme-dikkat-ceken-konferans-920598</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kahramanmarasta-otizme-dikkat-ceken-konferans-920598</guid>
                <description><![CDATA[ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİYLE YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ İŞ BİRLİĞİYLE OTİZME DİKKAT ÇEKMEK VE TOPLUMSAL FARKINDALIĞI ARTIRMAK AMACIYLA KONFERANS DÜZENLENDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, otizme dikkat çekmek amacıyla konferans düzenledi.</p><br/><p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi ve Özel Gereksinimli Çocuklar ve Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ÖGÇAD) iş birliğiyle otizme dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla konferans düzenlendi. Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler otizmi bilimsel ve sosyal yönleriyle ele aldı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, otizmin nörolojik temellerinden eğitim süreçlerine, erken tanının öneminden günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara kadar birçok başlık kapsamlı şekilde değerlendirildi.</p><br/><p>Programa konuşmacı olarak Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Dilber, KSÜ Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hatice Altun, ÖGÇAD Başkanı Hatice Güzel ve Özel Eğitim Uzmanı Dr. Mehmet Küçükgöz katıldı.</p><br/><p>Uzman isimler, özellikle erken tanının otizmli çocukların gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurgularken, ailelerin bilinçlendirilmesi, eğitimcilerin donanımı ve toplumun duyarlılığının artırılmasının önemine dikkat çekti. Otizmli bireylerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlayabilmesi için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve aileler arasında güçlü bir iş birliği gerektiği ifade edildi.</p><br/><p>Etkinlik boyunca katılımcılar, uzmanların aktardığı bilimsel veriler ve saha deneyimleri sayesinde otizme ilişkin bilgi düzeylerini artırma fırsatı buldu. Program, soru-cevap bölümüyle interaktif şekilde tamamlandı.</p><br/><p>Düzenlenen konferansın, otizme yönelik toplumsal farkındalığın artırılması ve aileler ile eğitimcilerin bilinçlendirilmesi açısından önemli bir katkı sağladığı belirtildi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/kahramanmarasta-otizme-dikkat-ceken-konferans-0-1775640904.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/kahramanmarasta-otizme-dikkat-ceken-konferans-1-1775640905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/kahramanmarasta-otizme-dikkat-ceken-konferans-2-1775640906.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:35:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/kahramanmarasta-otizme-dikkat-ceken-konferans-1775640903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSKENDERUN İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE MELEK PALA ATANDI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/iskenderun-ilce-saglik-mudurlugune-melek-pala-atandi-920592</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/iskenderun-ilce-saglik-mudurlugune-melek-pala-atandi-920592</guid>
                <description><![CDATA[İskenderun Devlet Hastanesi’nde uzun yıllardır başarılı çalışmalarıyla vatandaşlara hizmet veren Op. Dr. Melek Pala, İskenderun İlçe Sağlık Müdürü olarak atandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İSKENDERUN İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE MELEK PALA ATANDI</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İskenderun Devlet Hastanesi’nde uzun yıllardır başarılı çalışmalarıyla vatandaşlara hizmet veren Op. Dr. Melek Pala, İskenderun İlçe Sağlık Müdürü olarak atandı.</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görev yaptığı süre boyunca özverili çalışmaları, hastalarla kurduğu güçlü iletişim ve sağlık alanındaki başarılı hizmetleriyle takdir toplayan Dr. Melek Pala’nın bu önemli göreve atanması, sağlık camiasında ve vatandaşlar arasında memnuniyetle karşılandı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeni görevinde de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceğine inanılan Dr. Melek Pala’nın, ilçede sağlık hizmetlerinin daha da güçlenmesine önemli katkılar sunması bekleniyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/iskenderun-ilce-saglik-mudurlugune-melek-pala-atandi-1775638955.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından hipospadias uyarısı: Sünnet yaptırmadan önce dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanindan-hipospadias-uyarisi-sunnet-yaptirmadan-once-dikkat-920585</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanindan-hipospadias-uyarisi-sunnet-yaptirmadan-once-dikkat-920585</guid>
                <description><![CDATA[CERRAHİSİ ANA BİLİM DALI UZMAN DR. GALİB BAIRAMOVI, HİPOSPADİAS AMELİYATINDA EKSİK OLAN İDRAR KANALINI OLUŞTURMAK İÇİN ÇOCUĞUN KENDİ SÜNNET DERİSİNİN YAMA OLARAK KULLANILDIĞININ ALTINI ÇİZEREK, "ÇOCUĞUN ÖNCEDEN SÜNNET EDİLMESİ DURUMUNDA AMELİYAT İÇİN EN DEĞERLİ DOKU KAYBEDİLİR VE CERRAHİ SÜREÇ ÇOK DAHA ZOR HALE GELEBİLİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cerrahisi Ana Bilim Dalı Uzman Dr. Galib Baıramovı, hipospadias ameliyatında eksik olan idrar kanalını oluşturmak için çocuğun kendi sünnet derisinin yama olarak kullanıldığının altını çizerek, "Çocuğun önceden sünnet edilmesi durumunda ameliyat için en değerli doku kaybedilir ve cerrahi süreç çok daha zor hale gelebilir" dedi.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Uzman Dr. Galib Baıramovı, erkek çocuklarda görülen hipospadias hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p><br/><p>Baıramovı, hipospadiasın erkek çocuklarında idrar deliğinin olması gereken yer olan penisin uç kısmında değil, daha aşağıda ve penisin alt yüzeyinde bulunması durumu olduğunu kaydederek, "Bazı çocuklarda anne karnındaki gelişim sürecinde yaşanan bir duraksama nedeniyle deli daha geride kalıyor. Yaklaşık her 250-300 erkek doğumunun birinde görülen hipospadiasın nedeni çoğu zaman tam olarak bilinmiyor. Genetik faktörler, hormonal etkiler ve çevresel etkenlerin rolü bulunabilir. Ailede özellikle babada ya da erkek kardeşlerde bu durumun görülmesi halinde hipospadiasın görülme sıklığı biraz daha artabilir" dedi.</p><br/><p>Hastalığın belirtilerine de değinen Baıramovı, en temel belirtinin idrar deliğinin normal yerinden daha aşağıda bulunması olduğunu söyleyerek, "Bunun yanında bazı çocuklarda iki önemli durum daha görülebilir. Bunlardan biri penisin aşağı doğru eğri olması, yani "kordi" adı verilen durum; diğeri ise sünnet derisinin ön tarafının eksik olması nedeniyle oluşan yarım sünnet görünümüdür. Ailelerin doktora başvurma nedenlerinden biri de çocuklarının idrarını yaparken karşıya değil ayaklarına doğru yapması. Bu idrar deliğinin aşağıda olmasının en somut göstergelerinden biri" diye konuştu.</p><br/><p>Hipospadias olan çocuklarda sünnet konusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Dr. Galib Baıramovı, ailelere uyarıda bulunarak, "Çocuklarında böyle bir durum fark eden ailelerin kesinlikle normal sünnet yaptırmaması gerekir. Hipospadias ameliyatında eksik olan idrar kanalını oluşturmak için çocuğun kendi sünnet derisi yama olarak kullanılmaktadır. Çocuğun önceden sünnet edilmesi durumunda ameliyat için en değerli doku kaybedilir ve cerrahi süreç çok daha zor hale gelebilir" dedi.</p><br/><p>Hipospadiasın tedavisinin cerrahi olduğunu vurgulayan Baıramovı, "Bu hastalığın ilaçla veya kendiliğinden düzelme şansı bulunmuyor. Ameliyatta üç temel hedef vardır: Birincisi, idrar deliğini olması gereken yere, yani penisin uç kısmına taşımak; ikincisi, varsa penis eğriliğini düzeltmek; üçüncüsü ise estetik olarak tamamen normal bir görünüm sağlamaktır. Hipospadias ameliyatı her yaşta yapılabilse de bezli çocuğun bakım kolaylığı ve psikolojik boyut sebebiyle ameliyat için en uygun zaman bebeğin 6 ay ile 18 ay arasındaki dönemidir. Çocuğun vücudunu tam olarak tanımadan ve cinsel kimlik farkındalığının başladığı fallik dönemden önce ameliyat yapılırsa çocuk bu süreci hatırlamaz ve ruhsal bir iz oluşmaz. Ancak her çocuğun durumu farklıdır ve ameliyat için en doğru zaman, çocuğu muayene eden doktor tarafından aile ile birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir" diye konuştu.</p><br/><p>Ameliyat sonrası sürecin, ailelerin düşündüğü kadar zor olmadığını ve başarı oranlarının da oldukça yüksek olduğunu belirten Baıramovı, "Genellikle birkaç gün boyunca idrarın yeni oluşturulan kanaldan rahat geçmesi için küçük bir sonda kullanılır. Çocuklar bu süreçte bandajlı olur ve genellikle kısa süre içinde normal hayatlarına dönebilirler" dedi.</p><br/><p>Bebek doğduğunda genital bölgenin dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen ve hipospadias tedavi edilmezse ortaya çıkabilecek sorunlara da dikkat çeken Baıramovı, "Çocuk ayakta idrar yapamayabilir. Bu durum özellikle okul çağında sosyal hayatta özgüven sorunlarına yol açabilir. Daha da önemlisi, yetişkinlik döneminde özellikle ağır hipospadias vakalarında kısırlık gibi ciddi problemler görülebilir. Bu nedenle aileler ‘büyüyünce geçer’ düşüncesiyle beklememeli, böyle bir şüphe varsa sünnet yaptırmadan mutlaka bir uzmana danışmalıdır" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:20:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/uzmanindan-hipospadias-uyarisi-sunnet-yaptirmadan-once-dikkat-1775636433.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-920574</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-920574</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'TA 11 YILLIK BEBEK HASRETİ ÇEKEN ÇİFT, AFŞİN DEVLET HASTANESİ’NDE, YAPILAN RİSKLİ ABDOMİNAL SERKLAJ AMELİYATININ ARDINDAN BEBEKLERİNE KAVUŞTU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta 11 yıllık bebek hasreti çeken çift, Afşin Devlet Hastanesi’nde yapılan riskli abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu.</p><br/><p>Kahramanmaraş’ta yaşayan Hacer ve Halil Kırkıl çiftinin 11 yıllık bebek hasreti Afşin Devlet Hastanesi’nde yapılan abdominal serklaj ameliyatıyla sona erdi. Türkiye’de sayılı hastanelerde yapılan ve riskli olarak kabul edilen abdominal serklaj ameliyatı bölgede ilk defa Afşin Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Daha önce 3 kez erken doğum öyküsü olan Hacer Kırkıl, gerçekleşen ameliyat sayesinde sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi.</p><br/><br/><p>"Sağlıklı bir bebeğimiz oldu"</p><br/><p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Gökhan Yavaş, Kırkıl ailesinin çocuk sahibi olmak için bu riskli ameliyatı ve süreci göze aldığını belirterek, "Hastamız kliniğimize, üç kez erken doğum ve bu süreçte uygulanan çeşitli tedavi ile cerrahi girişimlere rağmen sonuç alınamaması öyküsü ile başvurdu. Yaptığımız muayene ve değerlendirmeler neticesinde Abdominal serklaj ameliyatının hasta için neredeyse tek seçenek olduğu kanaatine vardık. Abdominal serklaj ameliyatı bildiğimiz kadarıyla bölgemizde daha önce hiç yapılmamış ve yüksek riskli bir ameliyattı. Hastamıza bu konuda özelleşmiş bir merkeze gitmesini önerdik. Hastamız bize güvendiğini ve burada olmak istediğini belirtti. Karşılıklı güven olunca da biz bu ameliyatı Afşin’de yapmaya karar verdik. Ameliyatımız riskli olmasına rağmen güzel bir ameliyat süreci geçti. Sonrasında gelen gebelik sürecinde de takiplerimiz sık ve başarılı bir şekilde devam etti. Medikal, fizyolojik ve psikolojik destekle hastamızı bütüncül olarak değerlendirdik. Gerek gördüğümüz kısımlarda müdahale ettik. Hastamızın kendine güveni, burada kendini güvende hissetmesi ve tedaviye son derece uyumlu olması bize günün sonunda güzel bir bebekle dönmüş oldu. 37. haftada gebeliğimizi tamamladık. Sağlıklı bir bebeğimiz oldu" dedi.</p><br/><br/><p>"Elhamdülillah çocuğumuzu kucağımıza aldık"</p><br/><p>Daha öncesinde gebelik sürecinin 3 defa erken sonlandığını belirten 34 yaşındaki Hacer Kırkıl, "Son 6 yılımız tedavi süreciyle geçti. Bu 6 yılda 3 perde ameliyatı, 1 vajinal serklaj ameliyatı oldum. Bu süreçlerin sonunda da bir önceki gebeliğim 24. haftada sonlandı maalesef. Daha sonra Doktor Gökhan Yavaş hocamızla yollarımız kesişti. O da abdominal serklaj ameliyatını önerdi. Ameliyatımızı olduk çok şükür. Ameliyattan sonra gebe kaldım ve 37. hafta sonunda sağlıklı çocuğumuzu kucağımıza almak nasip oldu. Biz son 6 yıllık süreçte farklı illerde farklı merkezlerde tedavi gördük. Hocamızın yaptığı ameliyatı hiç duymadık, bize de bahsetmediler sanırım riskli olduğu için. Gökhan hocam bu ameliyatı yapmak için bize teklif etti biz de kabul ettik. Elhamdülillah çocuğumuzu kucağımıza aldık" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-0-1775633706.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-1-1775633707.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-2-1775633707.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-3-1775633708.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 10:35:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/11-yildir-hasret-ceken-cift-abdominal-serklaj-ameliyatinin-ardindan-bebeklerine-kavustu-1775633706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAYRAKÇIOĞLU: YENİ SERVİSLERİMİZ HİZMETTE</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bayrakcioglu-yeni-servislerimiz-hizmette-920542</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bayrakcioglu-yeni-servislerimiz-hizmette-920542</guid>
                <description><![CDATA[Defne Devlet Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin hızını ve etkinliğini artıracak yeni bir uygulama hayata geçirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BAYRAKÇIOĞLU: “YENİ SERVİSLERİMİZ HİZMETTE”</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Defne Devlet Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin hızını ve etkinliğini artıracak yeni bir uygulama hayata geçirildi. </span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="BAYRAKÇIOĞLU: “YENİ SERVİSLERİMİZ HİZMETTE”" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-07%20at%2010_06_24.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başhekim Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, Günübirlik Yetişkin ve Çocuk Servislerinin hizmete açıldığını duyurdu.&nbsp;<br />
Yeni servislerle birlikte özellikle kısa süreli tanı, tedavi ve gözlem gerektiren hastalara daha pratik bir hizmet sunulması hedefleniyor. Hastane yönetimi, bu adımla birlikte hem hasta yoğunluğunu dengelemeyi hem de memnuniyeti artırmayı amaçlıyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“SÜREÇLERİ DAHA ETKİN HALE GETİRDİK”</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Hastanemizde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hasta memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla günübirlik servislerimizi devreye aldık. Bu servisler sayesinde tanı ve tedavi süreçleri kısa sürede tamamlanabilecek, hastalarımız daha hızlı bir şekilde hizmet alabilecektir. Modern donanım ve uzman kadromuzla hem yetişkin hem de çocuk hastalarımıza uygun bir yapı oluşturduk.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="BAYRAKÇIOĞLU: “YENİ SERVİSLERİMİZ HİZMETTE”" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-07%20at%2010_06_25.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></span></p>

<p><br />
<strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“YATIŞ SÜRELERİNİ AZALTACAĞIZ”</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Yeni hizmet modelimizle birlikte hastalarımızın hastanede yatış sürelerini azaltmayı ve tedavi süreçlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda sağlık hizmetine erişimi daha kolay hale getiriyoruz. Açılan bu servislerin hastanemize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyor, tüm hastalarımıza sağlıklı günler temenni ediyorum.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 08:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/bayrakcioglu-yeni-servislerimiz-hizmette-1775626391.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adanada gökyüzüne mor balonlar bırakıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/adanada-gokyuzune-mor-balonlar-birakildi-920470</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/adanada-gokyuzune-mor-balonlar-birakildi-920470</guid>
                <description><![CDATA[ADANA'DA KANSER TEDAVİSİ GÖREN HASTALARA MORAL VE FARKINDALIĞI ARTIRMAK İÇİN GÖKYÜZÜNE YÜZLERCE MOR BALON BIRAKILDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da kanser tedavisi gören hastalara moral ve farkındalığı artırmak için gökyüzüne yüzlerce mor balon bırakıldı.</p><br/><p>İl Sağlık Müdürlüğünce Adana Millet Bahçesi’nde, 1-7 Nisan Kanserle Mücadele Haftası kapsamında "Farkındalığı Göklere Çıkar" etkinliği düzenlendi. Gökyüzüne mor balonlar bırakıldı.</p><br/><p>İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, etkinlikte yaptığı konuşmada, kanserde erken teşhisin önemli olduğunu söyledi. Kanser farkındalığını artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Nacar, "Kanserin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söylemek istiyorum. Kanser olmaktan korkmamamız, geç kalmaktan korkmamız gerekiyor. Birçok kanser türünün erken tanısını koyabiliyor ve tedavi alternatifleri oluşturabiliyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Öte yandan etkinlikte katılımcılara, kansere karşı bilinç oluşturmak amacıyla hastalığa dikkati çeken mesajların yazılı olduğu notlar ve mor kurdele dağıtıldı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/adanada-gokyuzune-mor-balonlar-birakildi-0-1775573412.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/adanada-gokyuzune-mor-balonlar-birakildi-1-1775573412.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/adanada-gokyuzune-mor-balonlar-birakildi-2-1775573413.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:50:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/adanada-gokyuzune-mor-balonlar-birakildi-1775573411.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Balçık: Kanserde erken teşhis hayati önem taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-balcik-kanserde-erken-teshis-hayati-onem-tasiyor-920428</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-balcik-kanserde-erken-teshis-hayati-onem-tasiyor-920428</guid>
                <description><![CDATA[DOÇ. DR. ONUR YAZDAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ALKÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, kanserde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><br/><p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu.</p><br/><p>Kanserin günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Balçık, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Kanser, günümüzde sık karşılaşılan bir hastalık olsa da artık eskisi gibi çaresiz değildir. Tıptaki gelişmeler sayesinde birçok kanser türünde erken tanı ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Özellikle erken evrede tespit edilen kanserler çok daha kolay tedavi edilebilir. Bu nedenle hiçbir şikâyetiniz olmasa bile düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Riskleri azaltmak ise büyük ölçüde sizin elinizdedir. Sigara kullanmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve ideal kiloyu korumak; kanser riskini azaltmada en önemli adımlar arasında yer almaktadır. Meme, kolon ve rahim ağzı gibi sık görülen kanser türlerine yönelik tarama testleri hayat kurtarıcıdır. Bu testler genellikle basit, ulaşılabilir ve çoğu zaman ücretsiz olarak yapılabilmektedir. Unutulmamalıdır ki kanser bir son değil, çoğu zaman yönetilebilir bir hastalıktır. Önemli olan korkmak değil, bilinçli hareket etmektir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü olarak; kemoterapi, immünoterapi ve tüm solid tümörlerin tedavi ve takibini gerçekleştirmekteyiz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:45:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/doc-dr-balcik-kanserde-erken-teshis-hayati-onem-tasiyor-1775468706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Tuhanioğlu: Alerjik rinit zamanla şiddetini azaltabilir ancak kendiliğinden geçmesi nadirdir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-tuhanioglu-alerjik-rinit-zamanla-siddetini-azaltabilir-ancak-kendiliginden-gecmesi-nadirdir-920424</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-tuhanioglu-alerjik-rinit-zamanla-siddetini-azaltabilir-ancak-kendiliginden-gecmesi-nadirdir-920424</guid>
                <description><![CDATA[KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI UZMANI DOÇ. DR. BİRGÜL TUHANİOĞLU, ALERJİK RİNİTİN ZAMANLA ŞİDDETİNİ AZALTABİLDİĞİNİ ANCAK KENDİLİĞİNDEN TAMAMEN GEÇMESİNİN  NADİR OLDUĞUNU BELİRTEREK, "ALERJENLERDEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA UZAK DURMAK, HASTALIĞIN KONTROLÜNDE KRİTİK ROL OYNAR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Birgül Tuhanioğlu, alerjik rinitin zamanla şiddetini azaltabildiğini ancak kendiliğinden tamamen geçmesinin  nadir olduğunu belirterek, "Alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durmak, hastalığın kontrolünde kritik rol oynar" dedi.</p><br/><p>Alerjik rinit, bağışıklık sisteminin polen gibi çevresel maddelere karşı aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkıyor ve bu yönüyle viral kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonu olan nezleden ayrılıyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Birgül Tuhanioğlu, "Bu nedenle belirtiler benzese de altta yatan neden farklı olduğu için doğru tanı ve uygun tedavi süreci hasta konforu açısından büyük önem taşır" diyerek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Bahar aylarında sık görülüyor</p><br/><p>Doç. Dr. Birgül Tuhanioğlu, mevsimsel alerjik rinitin özellikle ilkbaharda belirgin şekilde artış gösterdiğini belirterek, "Polenlerin yoğun olduğu bu dönemde, alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetler daha sık ortaya çıkar ve alerjiye neden olan maddeler "alerjen" olarak adlandırılır. Ancak bu maddeler herkes için sorun oluşturmaz; yalnızca alerjisi olan ve bağışıklık sistemi hassas bireylerde reaksiyona yol açar. Alerjik rinit; burun akıntısı, sık hapşırma, burun tıkanıklığı ve burunda kaşıntı gibi şikayetlerle kendini gösterir. Buna sıklıkla gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma eşlik ederken bazı kişilerde geniz akıntısı, boğazda gıcık hissi, öksürük ve koku alma duyusunda azalma da görülebilir. Özellikle sabah saatlerinde artan bu belirtiler, polen gibi alerjenlerle temas sonrası şiddetlenir ve kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir" diye konuştu.</p><br/><p>Genellikle ömür boyu sürüyor</p><br/><p>Çoğu zaman kronik bir seyir izleyen alerjik rinitin genellikle genetik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Tuhanioğlu, "Çocukluk döneminde başlayabileceği gibi ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilir. Çoğu vakada ömür boyu devam edebilen bu durum, zamanla şiddetini azaltabilir ancak kendiliğinden tamamen geçmesi nadirdir. Bu nedenle alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durmak, hastalığın kontrolünde kritik rol oynar. Tanı koyulurken hastanın yaşı, şikayetlerin hangi ortamlarda arttığı ve ailede alerji öyküsü olup olmadığı değerlendirilir. Alerjinin genetik bir yönü olduğu için aile bireylerinde benzer durumların bulunması tanıyı destekler. Gerekli durumlarda deri testleri veya kan testleri ile alerjenler belirlenebilir. Ayrıca bu hastalarda burun içi yapıların da detaylı şekilde muayene edilmesi gerekir" dedi.</p><br/><p>Korunmak için neler yapılmalı?</p><br/><p>Alerjik rinitin kontrol altına alınmasında en etkili yöntemin alerjenlerle teması azaltmak olduğunun altını çizen Tuhanioğlu, "Bunun yanı sıra ilaç tedavileri ve bazı durumlarda aşı uygulamaları da gündeme gelebilir. Günlük yaşamda alınabilecek basit ama etkili önlemler sayesinde bahar aylarını daha konforlu geçirmek mümkün olabilir. Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde kapı ve pencereleri kapalı tutun. Klima filtrelerini düzenli olarak temizleyin veya değiştirin. Ev içinde bitki bulundurmamaya özen gösterin. Tüylü evcil hayvanlardan uzak durun. Doğal dolgu ürünler yerine sentetik yastık ve yorganları tercih edin. Sigara dumanından kaçının" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:25:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/doc-dr-tuhanioglu-alerjik-rinit-zamanla-siddetini-azaltabilir-ancak-kendiliginden-gecmesi-nadirdir-1775467506.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-920353</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-920353</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. ESER AKKUŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi.</p><br/><p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı.</p><br/><br/><p>"Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir"</p><br/><p>Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Belirtiler hafife alınmamalı"</p><br/><p>Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde ’geçer’ diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Ailelere 7 pratik korunma önerisi"</p><br/><p>"Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Beslenme büyük rol oynuyor"</p><br/><p>Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır.</p><br/><p>Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 13:25:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-1775384709.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/polenler-bahar-aylarinda-alerjik-sikayetleri-arttiriyor-920327</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/polenler-bahar-aylarinda-alerjik-sikayetleri-arttiriyor-920327</guid>
                <description><![CDATA[OP. DR. DOĞUKAN AYDENİZÖZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi.</p><br/><p>Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu.</p><br/><p>Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Alerjik rinit neden artıyor</p><br/><p>Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Uzman hekime danışılması gereken durumlar"</p><br/><p>Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi.</p><br/><br/><p>"Tedavi ve hekim kontrolü"</p><br/><p>Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Günlük yaşamda alınabilecek önlemler"</p><br/><p>Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi:</p><br/><p>"Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler."</p><br/><p>Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 09:50:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/polenler-bahar-aylarinda-alerjik-sikayetleri-arttiriyor-1775371804.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor: 20 yıl sigara içenler taramadan geçmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-920230</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-920230</guid>
                <description><![CDATA[GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI DR. MURAT KIYIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserinin hem dünyada hem de Türkiye’de kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer aldığını belirterek, özellikle uzun yıllar sigara kullanan kişilerin taramadan geçmesinin hayati önem taşıdığını söyledi. Akciğer kanserinde erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Kıyık, "Yaklaşık 20 yıl boyunca günde bir paket sigara içmiş, 50 ila 77 yaş arasındaki kişiler risk grubunda yer alıyor. Bu kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi çekildiğinde, 100 kişiden 4’ünde erken evrede akciğer kanseri teşhisi koyabiliyoruz" dedi.</p><br/><p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserine ilişkin açıklamalar yaptı. Hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranlarının ürkütücü boyutta olduğunu ifade eden Kıyık, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon akciğer kanseri vakası görüldüğünü, bunların 1 milyon 800 bininin ölümle sonuçlandığını belirtti. Türkiye’de ise yılda 50 bin yeni akciğer kanseri vakasının tespit edildiğini, bunların 35 bininin hayatını kaybettiğini kaydetti.</p><br/><br/><p>"Akciğer kanseri ölüm sırasında birinci sırada"</p><br/><p>Akciğer kanserinin tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler arasında ölüm sırasında ilk sırada bulunduğunu dile getiren Kıyık, taramanın temel amacının hastalığı oluşmadan önlemek ve erken evrede yakalamak olduğunu söyledi. Kıyık, "Dünyada yılda iki buçuk milyon akciğer kanseri görülüyor ve maalesef bunların 1 milyon 800 bin kişisi hayatını kaybediyor. Türkiye’ye gelecek olursak yılda 50 bin yeni akciğer kanseri görülüyor ve bunların 35 bini hayatını kaybediyor. Akciğer kanseri maalesef tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler içerisinde ölüm sırasında birinci sırada yer alıyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Bir yanda koruyucu hekimliğin, diğer yanda tedavi edici hekimliğin bulunduğunu hatırlatan Kıyık, akciğer kanseri taramasının koruyucu hekimlik açısından önemli bir adım olduğuna dikkat çekti.</p><br/><br/><p>Risk grubunu anlattı</p><br/><p>Tarama yapılacak grupların belirli kriterlere göre seçildiğini belirten Kıyık, "Biz hekimler akciğer kanserinde taramayı şu amaçla yapıyoruz. Bir koruyucu hekimlik var, bir de tedavi edici hekimlik var. Koruyucu önlemlerden bir tanesi de kişi akciğer kanseri olmasın diye akciğer kanseri taraması yapılmasıdır. Risk gruplarını önce belirliyoruz. Yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içmiş bir insan 50 ila 77 yaş arasındaysa, akciğer kanserinin en fazla görülme yaşları bu yaş grupları oluyor" dedi.</p><br/><p>Bu yaş grubunda yer alan ve uzun süre sigara kullanan kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi önerildiğini söyleyen Kıyık, bunun hem radyasyon maruziyetini azalttığını hem de kanser vakalarının başlangıç aşamasında tespit edilmesine imkan sağladığını kaydetti. Kıyık, "Bu yaş grubunda sigara içen insanlara düşük doz bilgisayarlı tomografi çektiriyoruz. Yani hem radyasyonundan korumuş oluyoruz hem de akciğer kanseri varsa bir başlangıç halinde yakalayıp onu bertaraf etmek istiyoruz. Hem de ikinci bir uyarı da o hastamızla, sigara içen kişiyle yüz yüze geldiğimiz zaman şunu anlatıyoruz; içtiğiniz sigara risk doğuruyor, sizi bunun için tarıyoruz. Belki onu sigarayı bırakması için de yardımcı bir gerekçe olmuş oluyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"100 kişiden 4’üne erken evrede teşhis konuyor"</p><br/><p>Tarama programlarının yalnızca kanseri değil, sigaranın yol açtığı diğer akciğer hastalıklarını da ortaya çıkarabildiğine işaret eden Kıyık, erken tanının çok yönlü fayda sağladığını söyledi. Kıyık, "Bu tarama yapıldığında 100 kişiden 4 kişiye erken evrede akciğer kanseri teşhisi konuyor. Ayrıca başka bir akciğer hastalığı varsa, kanser dışında onlar da ortaya çıkarılmış oluyor. Kişi başlangıç aşamasında bir enfeksiyonla karşı karşıya olabilir. İçtiği sigarayla maruz kaldığı başka bir hastalık, KOAH, interstisyel akciğer hastalığı gibi diğer hastalıklar da oluşuyor olabilir. Bunlar da önlenmiş oluyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Arabalarını bakıma götürdükleri gibi kendileri de gelsinler"</p><br/><p>Tarama sisteminin yaygınlaşmasının önemine değinen Kıyık, sigara kullanan vatandaşların sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Kıyık, "Artık Avrupa’da ve Amerika’da olan akciğer kanseri taramasının bizde de rutin olarak başlaması gerekiyor. Ama diyelim ki şu anda yok, bizim uyarımız sigara içen insanlara bir, sigarayı bırakmaları; iki, eğer sigara içiyorlarsa, bu yaş grubundaysalar, 50-77 yaş arasındaysalar, 20 yıldır sigara içmişlerse nasıl arabalarını yılda bir yahut da 10 bin kilometre, 15 bin kilometrede bir bakıma götürüyorlarsa, kendileri de buyursunlar gelsinler. Zaten devletimizin de sigara bırakma polikliniği hizmeti var. Hem o hizmeti almış olurlar hem de kendi sağlıkları için bir taramadan geçmiş olurlar" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Genç yaşta sigaraya başlayanlar için ayrı uyarı</p><br/><p>Türkiye’nin genç yaşta sigaraya başlama oranında öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Dr. Murat Kıyık, Rusya, Sırbistan ve Macaristan gibi ülkelerde de benzer bir tablo görüldüğünü söyledi. Sigaraya ne kadar erken başlanırsa riskin o kadar arttığını vurgulayan Kıyık, tarama yaş aralığının ortalama veriler üzerinden belirlendiğini ancak daha genç yaşta sigaraya başlayanların da ciddi risk altında olduğunu ifade etti.</p><br/><p>Kıyık, "Bütün dünyada bazı ülkelerde, özellikle bizim Türkiye, genç yaşta sigaraya başlama konusunda hemen hemen birinci sırada geliyor. Bizim gibi ülkeler var; Rusya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerde de erken yaşta sigaraya başlama söz konusu. Onun için ne kadar erken başlanıyorsa sigaraya, riski o kadar artıyor. Aslında biz 50-77 diyoruz ama bunlar ortalama yaşlar. Kişi 15 yaşında bir paket sigara içmeye başlamışsa, 20 yıl içince 35 yaşına gelmiş oluyor. Aynı riski o da taşıyor aslında" dedi.</p><br/><br/><p>"14 yaşında başlamıştı, 34 yaşında kaybettik"</p><br/><p>Genç yaşta sigaraya başlamanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine ilişkin örnek de paylaşan Kıyık, çok genç akciğer kanseri hastalarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kıyık, "Tarama grubu olarak 50-77 yaş arası grubu söylemiş isek de erken yaşta sigaraya başlayanlar dikkatli olmalı. Çünkü bizim çok genç akciğer kanser hastalarımız var. Hatta öyle ki, bir hastamın oğlu akciğer kanseriydi. Baba hala yaşıyor. Oğlunu 34 yaşında kaybettik. 14 yaşında sigaraya başlamıştı. Maalesef 3 yıl yaşadıktan sonra kaybettik" ifadelerine yer verdi.</p><br/><br/><p>"Pulmoner emboli sessiz ölüme yol açabiliyor"</p><br/><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuri Tutar da akciğer damarına pıhtı atmasının, tıptaki adıyla pulmoner embolinin, çoğu zaman kalp krizi ile karıştırılabilen ve ani ölümlere yol açabilen ciddi bir tablo olduğuna dikkat çekti. Pulmoner embolide en kritik noktanın hastalıktan şüphelenmek olduğunu vurgulayan Tutar, göğüs ağrısı, öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgam gibi belirtilerle ortaya çıkabilen tablonun hayati risk taşıdığını söyledi.</p><br/><p>Prof. Dr. Tutar, "Akciğer damarına pıhtı atması özellikle sessiz ölüme yol açan bir durumdur. Aslında bilmediğimiz durumlarda, herkes kalp krizi geçirdiğini hissederken bunun sebebi pulmoner emboli olabilir. Aynı şekilde göğüs ağrısı yapar ve göğüs ağrısı sonucunda da hastalarda öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgamla bize gelebilir. Göğüs ağrısının sebebi, akciğer damarına pıhtı atmasından kaynaklanabilir" dedi.</p><br/><br/><p>Uzun yolculuk ve hareketsizlik uyarısı</p><br/><p>Pulmoner embolinin özellikle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Tutar, pıhtının çoğunlukla bacak toplardamarlarında oluştuğunu, ardından akciğer damarına ilerleyerek damarlanmayı bozduğunu ifade etti. Tutar, "Bu özellikle uzun süreli yolculukta, hareketsiz kalmış bireylerde oluşabilir. Bacaktaki toplardamarlarda pıhtı oluşur. Ondan sonrasında bu pıhtı akciğer damarına atar ve akciğerin damarlanmasını bozar. Bundan sonrasında biz sıklıkla kan sulandırıcı tedaviler kullanırız ve buna göre kan sulandırıcı tedavilerle hastalığı tedavi etmeye çalışırız. Burada en önemli şey, hastalıktan şüphelenmektir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Kalp krizi sanıldı, pulmoner emboli çıktı"</p><br/><p>Yakın zamanda üniversitede yaşanan bir vakayı örnek gösteren Prof. Dr. Tutar, pulmoner embolinin sinsi ve ölümcül seyredebildiğini anlattı. Tutar, "Çok yakın zamanda bizim üniversitemizde bir onkoloğun eşi göğüs ağrısıyla kırklı yaşlarda acile başvurdu ve kalp krizi şüphesiyle hemen anjiyo yapıldı. Ancak akciğer damarına pıhtı atmıştı ve hasta kaybedildi" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>İki saat mola önerisi</p><br/><p>Özellikle uzun yolculuk yapanların, hareketsiz kalanların ve doğum kontrol hapı kullanan kadınların risk altında olduğuna işaret eden Tutar, korunma açısından basit ama etkili önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Tutar, "Doğal olarak özellikle uzun yolculuklarda iki saatte bir mola vermek gerekir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar da risk altındadır. Bu açıdan dikkat edilmesi gerekir" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-0-1775208916.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-1-1775208917.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-2-1775208918.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-3-1775208918.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:35:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor-20-yil-sigara-icenler-taramadan-gecmeli-1775208915.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan sağlık uyarısı: Sahra tozları sağlığı olumsuz etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanlardan-saglik-uyarisi-sahra-tozlari-sagligi-olumsuz-etkiliyor-920225</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanlardan-saglik-uyarisi-sahra-tozlari-sagligi-olumsuz-etkiliyor-920225</guid>
                <description><![CDATA[GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI DR. MUSTAFA FAYSAL BAYSAL, SAHRA TOZLARININ YALNIZCA SOLUNUM YOLLARINI DEĞİL, AYNI ZAMANDA ALERJİK BÜNYEYE SAHİP BİREYLERİ DE OLUMSUZ ETKİLEDİĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, sahra tozlarının yalnızca solunum yollarını değil, aynı zamanda alerjik bünyeye sahip bireyleri de olumsuz etkilediğini söyledi.</p><br/><p>Bölgeyi etkisi altına alan sahra çöl tozları, yüksek oranda ince partikül madde içerdiğinden başta solunum yolları olmak üzere sağlık açısından tehdit oluşturuyor. Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, özellikle risk altında yer alan bireylerin çöl tozlarının etkili olduğu günlerde dikkatli olması gerektiğini belirterek uyarı ve önerilerinde bulundu.</p><br/><p>Solunum yolları risk altında</p><br/><p>Dr. Baysal, çöl tozlarının yüksek oranda ince partikül madde (PM10 ve PM2.5) içerdiğinden solunum yollarına doğrudan etki ettiğini ifade ederek, "Bu durum ise nefes darlığı, öksürük ve boğazda tahriş gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Astım ve KOAH hastalarında ise atak sıklığında artış gözlemlenebiliyor. Bu nedenle özellikle kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin dış ortamda uzun süre kalmaması gerekiyor. Sahra tozları yalnızca solunum yollarını değil, aynı zamanda alerjik bünyeye sahip bireyleri de olumsuz etkiliyor. Burun akıntısı, hapşırma, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler bu dönemde daha sık görülüyor. Alerjik rinit ve göz alerjisi olan kişilerin maske kullanımı ve hijyen kurallarına dikkat etmesi önem taşıyor" dedi.</p><br/><p>Kalp ve damar sağlığına dikkat!</p><br/><p>Havadaki ince partiküllerin yalnızca akciğerleri değil, dolaşım sistemini de etkileyebildiğini kaydeden Baysal, "Bu partiküller, kana karışarak kalp ritim bozuklukları ve tansiyon yükselmesi gibi istenmeyen sorunlara neden olabiliyor. Özellikle yaşlı bireyler ve kalp hastalarının bu süreçte tedbirli davranmaları ve kendilerini korumaları gerekiyor" diye konuştu.</p><br/><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Baysal, bu dönemde korunmak için yapılabilecekleri ise şöyle sıraladı:</p><br/><p>"Mümkün olduğunca kapalı alanlarda kalın. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa maske kullanın. Bol su tüketerek metabolizmanızı destekleyin. Gözlerinizi korumak için temas ve ovuşturmadan kaçının. Eve geldikten sonra el, yüz ve burun temizliğine dikkat edin. Kronik hastalığınız varsa ve bununla ilgili belirtiler artarsa bir sağlık kuruluşuna başvurun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:25:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/uzmanlardan-saglik-uyarisi-sahra-tozlari-sagligi-olumsuz-etkiliyor-1775208310.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÖNMEZ: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/sonmez-is-sagligi-ve-guvenligi-onceligimiz-920219</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/sonmez-is-sagligi-ve-guvenligi-onceligimiz-920219</guid>
                <description><![CDATA[Hatay’da İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Koordinasyon Kurul Toplantısı, İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez’in başkanlığında gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SÖNMEZ: “İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ”</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’da İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Koordinasyon Kurul Toplantısı, İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez’in başkanlığında gerçekleştirildi.&nbsp;</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SÖNMEZ: “İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ”" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-03%20at%2011_15_33.jpeg" style="height:800px; width:800px" /><br />
Toplantıya Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı İsmail Filik ve kurul üyeleri katılım sağladı. Kurul sekreterya görevini İSG Uzmanı Yavuz Selim Tatar yürütürken, İş Sağlığı ve Güvenliği İl Koordinatörü Sedat Döş ile birim sorumlusu Deniz Bozoğlan de toplantıda hazır bulundu.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ÇALIŞAN SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ DEĞERLENDİRİLDİ</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplantıda, kurum genelinde iş sağlığı ve güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik mevcut uygulamalar ele alındı. Dr. Sönmez, çalışanların güvenli ve sağlıklı bir ortamda görev yapmalarının öncelik olduğunu belirterek, alınacak yeni tedbirler ve iyileştirme çalışmaları hakkında detaylı değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SÖNMEZ: “İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ”" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-04-03%20at%2011_15_32.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIM VE KARARLILIK VURGUSU</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karşılıklı görüş alışverişi ile verimli geçen toplantıda, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün kurum genelinde geliştirilmesi için atılacak adımların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Dr. Sönmez, “Çalışanlarımızın güvenliği ve sağlığı, hizmet kalitemizin temelidir. Kurumumuzda her zaman önceliğimiz, iş sağlığı ve güvenliği standartlarını yükseltmek olacaktır” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/sonmez-is-sagligi-ve-guvenligi-onceligimiz-1775207316.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Dişel: Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-disel-her-hasta-icin-farkli-bir-yol-haritasi-olusturmak-mumkun-hale-geldi-920193</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-disel-her-hasta-icin-farkli-bir-yol-haritasi-olusturmak-mumkun-hale-geldi-920193</guid>
                <description><![CDATA[TIBBİ ONKOLOJİ UZMANI UMUT DİŞEL, ARTIK HASTALIĞIN ADIYLA DEĞİL, TÜMÖRÜN GENETİK ÖZELLİKLERİYLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ BELİRTEREK, "HER HASTA İÇİN FARKLI BİR YOL HARİTASI OLUŞTURMAK MÜMKÜN HALE GELDİ" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, artık hastalığın adıyla değil, tümörün genetik özellikleriyle mücadele ettiklerini belirterek, "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" dedi.</p><br/><p>Kanser tedavisinde yeni bir döneme girildiğini belirten Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, "Kanser tek bir hastalık değil; her bireyde farklı bir yüz gösteren, karmaşık biyolojik süreçler bütünüdür. Bu nedenle aynı organdan çıkan iki tümör bile tamamen farklı tedavi gerektirebilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Kanser tedavisinde moleküler onkoloji yaklaşımını anlatan Dişel, "Moleküler onkoloji; kanser hücrelerinin genetik ve biyokimyasal özelliklerini inceleyerek hastalığın kökenini, davranışını ve tedaviye vereceği yanıtı anlamamızı sağlar. Eskiden hastalar tümörün bulunduğu organa göre tedavi edilirdi. Oysa bugün biliyoruz ki asıl belirleyici olan tümörün genetik yapısıdır. Tedavi kararları artık genel istatistiklerin değil, bireyin tümörünün biyolojisinin rehberliğinde verilmektedir" diye konuştu.</p><br/><p>"Her hastanın tümörüne özel harita çıkarılıyor"</p><br/><p>Yeni nesil teknolojilerin tedaviyi kökten değiştirdiğini belirten Onkoloji Uzmanı Dişel, "Yeni nesil dizileme teknolojileri sayesinde tümör dokusundan elde edilen genetik materyalin kapsamlı analizi artık mümkündür. Bu sayede tümörün moleküler kimliği ortaya konulmakta ve her hastaya özel bir tedavi haritası çıkarılmaktadır" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Kişiselleştirilmiş tedavinin en önemli kazanımının genetik profilleme olduğuna dikkat çeken Dişel, "Genetik profilleme ile tümörde hedefe yönelik ilaçların etki edebileceği mutasyonlar, bağışıklık sistemiyle ilişkisi ve ilaçlara duyarlılığı belirlenebilmektedir. Bu da doğru ilacın doğru hastaya verilmesini sağlar. Yine bu sayede hastanın hangi tedaviden fayda görmeyeceğini de önceden öngörebiliyoruz. Böylece hem gereksiz tedavilerden kaçınılmakta hem de değerli zaman kaybının önüne geçilmektedir" dedi.</p><br/><p>"Bağışıklık sistemiyle kanserle mücadele mümkün"</p><br/><p>İmmünoterapinin moleküler onkoloji ile birlikte daha etkili hale geldiğini belirten Dişel, "Bağışıklık sistemini yeniden aktive eden bu tedaviler bazı hastalarda uzun süreli yanıtlar sağlayabilmektedir. Ancak hangi hastanın fayda göreceğini belirlemek için moleküler analizler büyük önem taşır" diye konuştu.</p><br/><p>"Kanser artık kandan da takip edilebiliyor"</p><br/><p>Sıvı biyopsi yöntemine değinen Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, "Sıvı biyopsi ile basit bir kan örneğinden tümöre ait genetik materyali analiz edebiliyoruz. Bu yöntem tedaviye yanıtı erken dönemde izlememize ve hastalığı daha konforlu şekilde takip etmemize imkan sağlar" dedi.</p><br/><p>"Artık tanıya değil, tümörün biyolojisine bakıyoruz"</p><br/><p>Tedavi yaklaşımındaki dönüşümü "Artık yalnızca hastalığın adıyla değil, tümörün genetik özellikleriyle mücadele ediyoruz. Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" diyerek özetleyen Dişel, "Hedefimiz her hastanın kendi biyolojisine en uygun tedaviyi, en az yan etkiyle ve en güçlü bilimsel kanıtlar eşliğinde sunmaktır" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:55:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/doc-dr-disel-her-hasta-icin-farkli-bir-yol-haritasi-olusturmak-mumkun-hale-geldi-1775199305.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÖNMEZ: OTİZMDE ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/sonmez-otizmde-erken-tani-cok-onemli-920176</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/sonmez-otizmde-erken-tani-cok-onemli-920176</guid>
                <description><![CDATA[Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SÖNMEZ: “OTİZMDE ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ”</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sönmez mesajında, “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, Otizm Spektrum Bozukluğu hakkında toplumsal farkındalığın artırılması ve erken tanının önemine dikkat çekmek amacıyla anılmaktadır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Otizm; bireylerin iletişim, sosyal etkileşim ve davranışlarında farklılıklarla kendini gösteren bir durumdur. Erken tanı ve uygun eğitim destekleri ile bireylerin gelişimi güçlendirilmekte, yaşam kaliteleri artırılabilmektedir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Farklılıkların farkında olmak, anlayışla yaklaşmak ve destekleyici bir toplum oluşturmak hepimizin sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/sonmez-otizmde-erken-tani-cok-onemli-1775142217.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanyada otizm farkındalık ayına anlamlı etkinlik</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-920164</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-920164</guid>
                <description><![CDATA[ALANYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ , “OTİZM FARKINDALIK AYI”  KAPSAMINDA OTİZM VE OTİZMLİ BİREYLERİN TOPLUMSAL YAŞAMA KATILIMI KONUSUNDA FARKINDALIĞI ARTIRMAK VE KAPSAYICI BİR TOPLUM ANLAYIŞINI DESTEKLEMEK AMACIYLA BİR ETKİNLİK DÜZENLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi , "Otizm Farkındalık Ayı"  kapsamında otizm ve otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımı konusunda farkındalığı artırmak ve kapsayıcı bir toplum anlayışını desteklemek amacıyla bir etkinlik düzenledi.</p><br/><p>Otizmli bireyler ve aileleriyle dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen stantta hastaneye başvuran ebeveynlere ve tüm bireylere otizm konusunda bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık oluşturmak adına erken evrede tespit ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulunuldu. Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz ve hastane yönetimi de etkinliğe tam destek vererek stantta katılan kişilerle otizm hastalığını konuştu. Daha sonra sağlık çalışanlarına otizm rahatsızlığı konusunda bilgilendirme amacıyla broşür dağıtıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Karakuş Yılmaz "Bu tür güzel çalışmalar, hem tıbben hem de sosyal sorumluluk faaliyeti olarak Eğitim ve Araştırma hastanesi etiketine yakışan bir uygulamadır. Otizmli bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak, eğitimden sağlığa her alanda destekleyici ortamlar oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu gibi farkındalık etkinlikleri, toplumsal anlayış ve duyarlılığın gelişmesi açısından çok değerlidir’’ dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-0-1775139005.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-1-1775139006.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-2-1775139008.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-3-1775139009.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:10:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/alanyada-otizm-farkindalik-ayina-anlamli-etkinlik-1775139004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkuteli Devlet Hastanesine 2 yeni doktor atandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-atandi-920148</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-atandi-920148</guid>
                <description><![CDATA[GÖZ HASTALIKLARI UZMANI DR. SEVİL TÜRÜDÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Korkuteli Devlet Hastanesi’nde Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Türüdü ve Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Berkay Özata göreve başladı.</p><br/><p>Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berna Gencel, göreve başlayan Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Türüdü ve Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Berkay Özata’ya yeni görevinde başarılar dileyerek, atamayla birlikte hastanenin kadrosunun arttığını söyledi. İlçe halkına en üst seviyede hizmet vermeye devam ettiklerini ifade eden Op. Dr. Berna Gencel, "Devlet hastanesi olarak sağlıkta kaliteyi artırmak ve vatandaşlara bu konuda gerekli hizmeti vermek gayreti içerisindeyiz. En iyi sağlık sonuçlarına ulaşmak amacıyla ihtiyacı olan herkese hasta ile çalışan güvenliği ve memnuniyetinden ödün vermeden yeterli kaynaklara sahip tesislerde, iyi eğitilmiş uzmanlar ve sağlık personeli tarafından doğru uygulamalarla, doğru zamanda eşit hizmetin sağlanmasını amaçlıyoruz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-atandi-0-1775129422.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-atandi-1-1775129424.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:30:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-atandi-1775129421.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkutelinde okul kantin ve yemekhanelerine sıkı denetim</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim-920145</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim-920145</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'NIN KORKUTELİ İLÇESİNDEKİ OKULLARA GIDA GÜVENLİĞİNE YÖNELİK KAPSAMLI DENETİMLER GERÇEKLEŞTİRİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki okullara gıda güvenliğine yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi.</p><br/><p>Korkuteli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, ilçe genelindeki eğitim kurumları bünyesinde faaliyet gösteren kantin ve yemekhaneler; gıda güvenliği, hijyen standartları ve ilgili mevzuata uygunluk kriterleri doğrultusunda titizlikle incelendi.</p><br/><p>Milli Eğitim Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Halil Aydın, birimde görevli öğretmeni Orhan Avcı, İlçe Sağlık Müdürlüğünden İnci Tankal ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden İsa Akbudak’ın yer aldığı ortak komisyon tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, gıdaların saklama şartlarından son kullanma tarihlerine, mutfak alanlarının hijyeninden satışa sunulan ürünlerin uygunluğuna kadar pek çok kriter gözden geçirildi.</p><br/><p>Mevzuata tam uyum sağlayan ve hijyen kurallarını en üst seviyede uygulayan okul işletmecilerine teşekkür edilerek, başarılı uygulamaların devamı istendi. Tespit edilen bazı teknik eksiklikler ve iyileştirilmesi gereken noktalarla ilgili işletmecilere yerinde rehberlik yapıldı. Bu eksikliklerin giderilmesi için ilgili birimlere makul süreler tanınarak sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı.</p><br/><p>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, çocukların okul çatısı altında en sağlıklı şartlarda beslenmesi temel öncelikleri olduğunu belirterek, bu doğrultuda paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde yürüttükleri denetim faaliyetlerini eğitim-öğretim yılı boyunca periyodik aralıklarla ve kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim-0-1775129409.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim-1-1775129410.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim-1775129409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepezde kolon kanserine karşı bilinçlendirme eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi-920118</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi-920118</guid>
                <description><![CDATA[KEPEZ BELEDİYESİ, YAŞLI DOSTU KEPEZ PROJESİ KAPSAMINDA KOLON KANSERİ FARKINDALIK HAFTASI’NDA BELEDİYE PERSONELİNE YÖNELİK BİLİNÇLENDİRME EĞİTİMİ DÜZENLEDİ. DOÇ. DR. BİLGE BAŞ’IN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN PROGRAMDA ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ, RİSK FAKTÖRLERİ VE KORUNMA YÖNTEMLERİ DETAYLI ŞEKİLDE ELE ALINDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Kolon Kanseri Farkındalık Haftası’nda belediye personeline yönelik bilinçlendirme eğitimi düzenledi. Doç. Dr. Bilge Baş’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda erken teşhisin önemi, risk faktörleri ve korunma yöntemleri detaylı şekilde ele alındı.</p><br/><p>Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi koordinasyonunda Meclis Salonu’nda düzenlenen "Kolon Kanseri Farkındalık Eğitimi" yoğun ilgi gördü. Programda kolon kanserinin sinsi ilerleyen yapısı, erken dönemde belirti vermeden gelişebilmesi ve bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzman hekim tarafından yapılan sunumda; hastalığın oluşum süreci, genetik ve çevresel risk faktörleri, beslenme alışkanlıklarının etkisi ve modern tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülme sıklığının arttığına dikkat çekilerek, bu yaş grubunun düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Aile öyküsü bulunan bireylerin ise kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiği belirtildi. Eğitimde ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenmenin, lif açısından zengin gıdaların tüketilmesinin, fiziksel aktivitenin artırılmasının ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasının kolon kanseri riskini azaltmadaki etkileri ele alındı. Katılımcılara, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak etkili önlemlerle hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğu aktarıldı. Program, katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif şekilde devam ederken, toplumda doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ve bilimsel, güvenilir bilgilerin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Eğitim sonunda katılımcıların konuya ilişkin farkındalığının arttığı gözlemlendi. Düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Kepez Belediyesi’nin "Yaşlı Dostu Kepez" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında yer aldı. Kepez Belediyesi, bireylerin yalnızca hastalık sürecinde değil, hastalıklar ortaya çıkmadan önce bilinçlenmesini sağlamak amacıyla bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarını düzenli olarak sürdürürken, her yaştan vatandaşın daha sağlıklı bir yaşam sürmesi hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.</p><br/><br/><p>"Erken teşhis hayat kurtarır"</p><br/><p>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise yaptığı açıklamada, "Toplum sağlığını korumak, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Bizler Kepez’de yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini de yaygınlaştırıyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır; bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelerini özellikle rica ediyorum. Daha sağlıklı bir Kepez için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi-0-1775117413.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi-1-1775117414.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:10:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi-1775117412.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>8. Bahar Pediatri Kongresi Adanada gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/8-bahar-pediatri-kongresi-adanada-gerceklestirildi-920098</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/8-bahar-pediatri-kongresi-adanada-gerceklestirildi-920098</guid>
                <description><![CDATA[BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ADANA DR. TURGUT NOYAN UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ EV SAHİPLİĞİNDE 26-28 MART 2026 TARİHLERİ ARASINDA DÜZENLENEN 8. BAHAR PEDİATRİ KONGRESİ, TÜRKİYE’NİN FARKLI BÖLGELERİNDEN AKADEMİSYENLERİ VE SAĞLIK PROFESYONELLERİNİ BİR ARAYA GETİRDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğinde 26-28 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenen 8. Bahar Pediatri Kongresi, Türkiye’nin farklı bölgelerinden akademisyenleri ve sağlık profesyonellerini bir araya getirdi.</p><br/><p>Kongrede çocuk sağlığı alanındaki güncel bilimsel gelişmeler ele alınırken, sağlık hizmetlerinde kalite, bilimsel üretim ve pediatri alanının geleceği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p><br/><p>Temel sorumluluğumuz; ülkemize hizmet etmek ve kalıcı eserler bırakmaktır</p><br/><p>Kongrenin Onursal Başkanı, Başkent Üniversitesi Kurucusu ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, konuşmasında sağlık hizmetlerinde kalite anlayışının önemine dikkat çekti. Haberal, Başkent Üniversitesi’nin kuruluşundan itibaren kaliteyi temel ilke olarak benimsediğini ve Türkiye’de uluslararası kalite belgesini alan ilk üniversite olduğunu belirtti.</p><br/><p>Sağlık alanındaki gelişmelerin ancak bilimsel üretim ve araştırma ile sürdürülebileceğini vurgulayan Haberal, "Araştırmasız üniversite, meyvesiz ağaç gibidir" değerlendirmesinde bulundu.</p><br/><p>Prof. Dr. Haberal ayrıca Türkiye’nin organ nakli alanındaki gelişimine dikkat çekerek, gerçekleştirdikleri çalışmaların yalnızca ülke için değil, dünya tıbbı açısından da önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. 1978 yılında kadavradan ilk böbrek naklinin gerçekleştirilmesi, 1988 yılında kadavradan karaciğer nakli, 1990 yılında çocuklarda ve yetişkinlerde kısmi karaciğer nakilleri ile aynı vericiden eş zamanlı organ nakli gibi önemli tıbbi başarıların altını çizdi.</p><br/><p>Haberal, Türkiye’de sağlık alanında ulaşılan seviyeye dikkat çekerek, bugün hastaların ileri tedavi için yurt dışına gitmek zorunda kalmadığını ve tıbbın tüm imkânlarının ülke içinde sunulabildiğini vurguladı.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Remzi Erdem ise konuşmasında, "Üniversitelerin kurumsal gücünün yetiştirdiği mezunlar, bilimsel üretim ve topluma sağladığı katkılarla ortaya çıkmaktadır. Fakültemiz bugüne kadar 1550 mezun verdi, bu mezunlar arasında akademik alanda görev yapan çok sayıda doçent ve profesör bulunmaktadır" dedi.</p><br/><p>Sağlık hizmetlerinde güçlü altyapı</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Birol Özer merkezin sağlık hizmetleri ve akademik faaliyetlerine ilişkin paylaştığı verilerde, merkezde yıllık 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti verildiğini, yaklaşık 50 bin yatan hastaya hizmet sunulduğunu ve yılda ortalama 20 bin ameliyat gerçekleştirildiği belirtti.</p><br/><p>Merkezde bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde bin 600’ün üzerinde bilimsel makale yayımlandığını ve 16 binin üzerinde atıf alındığını belirten Özer, bu verilerin kurumun bilimsel gücünü ortaya koyduğunu ifade etti.</p><br/><p>Özer, "Organ nakli başta olmak üzere ileri düzey sağlık hizmetleri, merkezimizde başarıyla uygulanabilmekte ve Başkent Üniversitesi’nin güçlü akademik kadrosu ile nitelikli sağlık hizmeti sunulmaktadır. Merkezimizin en büyük gücü; sahip olduğu imkanların yanı sıra Mehmet Haberal Hocamızın bizlere kazandırdığı vizyon ve enerjidir. Bu doğrultuda faaliyetlerimizi geliştirmeye ve daha ileriye taşımaya gayret ediyor, kongremizin başarılı ve verimli geçmesini diliyorum" diye konuştu.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esra Baskın, çocuk sağlığının yalnızca bugünü değil toplumun geleceğini şekillendiren temel bir alan olduğunu belirterek, pediatrinin bilimsel olduğu kadar insani sorumluluğu yüksek bir disiplin olduğunu vurguladı. Baskın, kongrenin ortak aklın üretildiği ve bilimsel birikimin paylaşıldığı önemli bir bilimsel buluşma noktası haline geldiğini belirtti.</p><br/><p>Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oğuz Canan konuşmasında, pediatri alanında çalışan hekimlerin yalnızca hastalıkları tedavi etmediğini, aynı zamanda toplumun geleceğini koruyan bir sorumluluk üstlendiklerini belirtti. Son yıllarda yaşanan küresel gelişmelere rağmen bilimsel üretimin devam ettiğini vurgulayan Canan, kongrenin bilgi paylaşımı ve bilimsel dayanışma açısından önemli bir platform olduğunu ifade etti.</p><br/><p>Disiplinler arası bilimsel oturumlar gerçekleştirildi</p><br/><p>Üç gün süren kongre boyunca çocuk nefrolojisi, hematoloji-onkoloji, nöroloji, gastroenteroloji, hepatoloji ve beslenme, kardiyoloji, endokrinoloji, yenidoğan ve çocuk-ergen ruh sağlığı gibi pek çok alt disiplinde bilimsel oturumlar gerçekleştirildi. Bu oturumlarda; güncel tanı yöntemleri, yeni tedavi yaklaşımları, multidisipliner hasta yönetimi, yapay zeka destekli uygulamalar ve klinik deneyimlerin paylaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:35:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/8-bahar-pediatri-kongresi-adanada-gerceklestirildi-1775111704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde çocuklara gelişim taraması hizmeti başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-cocuklara-gelisim-taramasi-hizmeti-basladi-920056</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-cocuklara-gelisim-taramasi-hizmeti-basladi-920056</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN’DE AKDENİZ BELEDİYESİ, 0-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARA YÖNELİK ÜCRETSİZ ‘DENVER II’ GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ UYGULAYARAK MUHTEMEL RİSKLERİ ERKEN DÖNEMDE TESPİT ETMEYİ VE ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI GELİŞİMİNE KATKI SUNMAYI HEDEFLİYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de Akdeniz Belediyesi, 0-6 yaş arası çocuklara yönelik ücretsiz ‘Denver II’ gelişimsel tarama testi uygulayarak muhtemel riskleri erken dönemde tespit etmeyi ve çocukların sağlıklı gelişimine katkı sunmayı hedefliyor.</p><br/><p>Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde yürütülen çalışmalarda, 0-6 yaş arası çocukların gelişimsel risklerinin önceden tespit edilmesi amacıyla uygulanan Denver II Gelişimsel Tarama Testi, ailelerden yoğun ilgi görüyor. Tamamen ücretsiz olarak sunulan bu hizmet, çocukların gelecekteki akademik, sosyal ve zihinsel başarılarının temellerini bugünden güvence altına alıyor.</p><br/><p>Kültür ve Sanat Evlerinde okul öncesi eğitim alan çocuklara yönelik gerçekleştirilen taramalar, modern psikolojinin gerekliliklerine uygun olarak birebir görüşmeler ve uzman klinik gözlemler eşliğinde yürütülüyor.</p><br/><p>Çocukların kendi yaş gruplarına göre göstermeleri gereken fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal beceriler titizlikle inceleniyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda herhangi bir gelişimsel risk veya duraksama tespit edilmesi halinde, aileler vakit kaybetmeksizin ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilerek erken müdahale şansı yakalanıyor.</p><br/><p>"İlk 6 Yaş, Hayatın Fragmanı Değil Temelidir"</p><br/><p>Uygulama hakkında değerlendirmelerde bulunan Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, erken çocukluk döneminde yapılan taramaların hayati önem taşıdığını vurguladı. Ateş, "Çocukluk dönemindeki gelişim basamakları, bir binanın temeli gibidir. 0-6 yaş arasında fark edilmeyen küçücük bir aksama, ilerleyen yıllarda çocuğun tüm okul ve sosyal hayatını etkileyecek büyük problemlere dönüşebilir. Akdeniz Belediyesi olarak uyguladığımız Denver II Gelişimsel Tarama Testi sayesinde çocuklarımızın sadece bugününü değil, yarınını da tarıyoruz. Amacımız, hiçbir çocuğumuzun potansiyelinin gerisinde kalmaması ve muhtemel risklerin henüz yolun başındayken bilimsel yöntemlerle bertaraf edilmesidir. Ailelerimizin gösterdiği yoğun bilinç ve ilgi, geleceğe dair umutlarımızı artırıyor"</p><br/><p>Gelişimin Takibi İçin Kapılar Herkese Açık</p><br/><p>Akdeniz Belediyesi yetkilileri, çocuklarının gelişim süreçlerini profesyonel bir gözle takip etmek ve uzman desteği almak isteyen tüm aileleri belediyenin Kültür ve Sanat Evlerine davet ediyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/mersinde-cocuklara-gelisim-taramasi-hizmeti-basladi-0-1775038508.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/mersinde-cocuklara-gelisim-taramasi-hizmeti-basladi-1-1775038508.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/04/mersinde-cocuklara-gelisim-taramasi-hizmeti-basladi-2-1775038509.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:15:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/mersinde-cocuklara-gelisim-taramasi-hizmeti-basladi-1775038507.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otizmde erken farkındalık hayatı olumlu etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/otizmde-erken-farkindalik-hayati-olumlu-etkiliyor-920042</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/otizmde-erken-farkindalik-hayati-olumlu-etkiliyor-920042</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK NÖROLOJİSİ UZMANI PROF. DR. ŞAKİR ALTUNBAŞAK, OTİZMDE ERKEN YAŞTA BAŞLANAN EĞİTİM VE TERAPİ PROGRAMLARININ ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDE BELİRGİN İYİLEŞMELER SAĞLAYABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programlarının çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabileceğini söyledi.</p><br/><p>Otizm, uzmanlarca çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışlarını etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanıyor. Genellikle yaşamın ilk üç yılından fark edilen otizmin en yaygın belirtileri arasında göz teması kurmama, ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme, konuşma gelişiminde gecikme ve sallanma ya da el çırpma gibi yineleyici hareketler yer alıyor. Bu konuda ailelerin bilinçlenmesinin ve uzman desteğine zamanında başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Medline Adana Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" nedeni ile açıklamalarda bulundu.</p><br/><p>Erken çocukluk döneminde ortaya çıkıyor</p><br/><p>Prof. Dr. Altunbaşak, otizmin beynin gelişim sürecindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu belirterek, "Özellikle erken çocukluk döneminde sinir hücreleri arasındaki bağlantıların farklı çalışması, çocuğun çevresiyle kurduğu iletişimi etkileyebilir. Bu durum, göz teması kurmama, kendi ismine tepki vermeme ve tekrarlayıcı davranışlar gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ailelerin en sık fark ettiği durumlar arasında konuşma gecikmesi, sosyal etkileşimde zorluk ve rutinlere aşırı bağlılık yer alır. Bununla birlikte bazı çocuklar oyuncaklarla alışılmışın dışında oynayabilir ya da yaşıtlarına kıyasla daha içine kapanık davranabilir. Bu belirtiler tek başına tanı koydurmaz; ancak erken değerlendirme için önemli ipuçlarıdır" dedi.</p><br/><p>Multidisipliner yaklaşım önemli</p><br/><p>Otizm yalnızca nörolojik bir durum olarak değerlendirilmediğini ifade eden Altunbaşak, "Tanı ve tedavi sürecinde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi başta olmak üzere psikologlar, dil ve konuşma terapistleri ve özel eğitim uzmanları birlikte çalışır. Çocuk nörolojisi, bu süreçte özellikle altta yatan nörolojik durumların değerlendirilmesi ve eşlik eden hastalıkların takibinde önemli bir rol oynar. Erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programları, çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabilir. Beynin öğrenmeye en açık olduğu bu dönemde yapılan müdahaleler, sosyal becerilerin ve iletişim yeteneklerinin güçlenmesine katkıda bulunur. Bu nedenle ailelerin "bekleyelim, nasılsa geçer" yaklaşımı yerine uzman görüşü alması önerilir" diye konuştu.</p><br/><p>Tanı için farklı branşlar birlikte çalışır</p><br/><p>Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde tanı koyma sürecinin detaylı bir gelişim öyküsü ve klinik gözlem ile başladığını kaydederek, "Çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve davranış örüntüleri değerlendirilir. Gerektiğinde gelişim testleri ve nörolojik incelemeler de yapılabilir. Bu süreçte farklı branşların birlikte çalışması hem doğru tanıya ulaşmayı hem de bireye özgü bir tedavi planı oluşturulmasını sağlar. 3 yaşından önce tanı konulması ve tedaviye başlanması, tedavinin etkinliği ve sonuçları açısından son derece önemlidir. Otizmde kesin bir "ilaç tedavisi" bulunmamakla birlikte, bireyin ihtiyaçlarına göre planlanan eğitim ve terapi programları oldukça etkilidir. Davranışsal eğitimler, dil ve konuşma terapileri ile sosyal beceri çalışmaları çocuğun günlük yaşamını kolaylaştırır. Bazı durumlarda eşlik eden dikkat eksikliği veya uyku problemleri gibi durumlar için tıbbi destek de gerekebilir. Ebeveynlerin, çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi, şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki otizmde erken farkındalık, doğru yönlendirme ve disiplinler arası iş birliği çocuğun yaşam kalitesini doğrudan ve olumlu etkiler" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:50:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/otizmde-erken-farkindalik-hayati-olumlu-etkiliyor-1775029805.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserde, son yılların önemli gelişmesi Neoadjuvan Tedavinin başlıca 5 avantajı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kanserde-son-yillarin-onemli-gelismesi-neoadjuvan-tedavinin-baslica-5-avantaji-920037</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kanserde-son-yillarin-onemli-gelismesi-neoadjuvan-tedavinin-baslica-5-avantaji-920037</guid>
                <description><![CDATA[MEMORİAL ANTALYA HASTANESİ ONKOLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN UZM. DR. SELAMİ BAYRAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan neoadjuvan tedavi yaklaşımına ilişkin açıklamada bulunan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Ameliyat öncesinde uygulanan bu yöntemle tümörü küçültmeyi, hastalığı daha iyi kontrol altına almayı ve cerrahi başarıyı artırmayı hedefliyoruz" dedi.</p><br/><br/><p>"Hastaya en doğru sırayla, en etkili tedavi planlanır"</p><br/><p>Kanser tedavisinde son 20 yılda yaşanan en önemli yeniliklerden biri kuşkusuz neoadjuvan tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selami Bayram,"Neoadjuvan tedavi, sadece ameliyat öncesi verilen bir ilaç tedavisi değildir. Doğru hastada uygulandığında cerrahiyi kolaylaştırabilen, görünmeyen hastalığı daha erken hedefleyebilen, tedavi yanıtını ölçmeye imkan veren ve sonraki adımları daha akılcı biçimde planlamaya yardımcı olan güçlü bir stratejidir. Günümüz onkolojisinde amaç yalnızca tümörü küçültmek değil; hastaya en doğru sırayla, en etkili ve en kişiselleştirilmiş tedaviyi sunmaktır. Ancak her kanser hastası için uygun değildir. Bu karar; tümörün evresi, yayılım durumu, biyolojik alt tipi, hastanın genel performansı ve multidisipliner konsey değerlendirmesi ile verilir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır"</p><br/><p>Neoadjuvan tedavinin başlıca avantajları sıralayan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Birinci avantaj olarak ameliyatı daha mümkün ve daha başarılı hale getirebilir. Bazı tümörler ilk tanı anında büyük olabilir ya da bulundukları bölge nedeniyle doğrudan ameliyat edilmeleri zor olabilir. Neoadjuvan tedavinin temel amaçlarından biri, tümörü küçülterek cerrahiyi teknik olarak daha uygulanabilir hale getirmektir. Bu yaklaşım özellikle meme kanseri ve rektum kanseri gibi bazı hastalıklarda organ koruyucu cerrahi şansını artırabilir. Örneğin uygun hastalarda memenin tamamen alınması yerine meme koruyucu cerrahi yapılabilmesi ya da rektum tümörlerinde kalıcı torba ihtiyacının azaltılması mümkün olabilir. Elbette bu fayda her hastada aynı düzeyde görülmez; sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir"</p><br/><p>İkinci avantajın görüntülemede görünmeyen kanser hücrelerine daha erken dönemde etki edebildiğini aktaran Uzm. Dr. Selami Bayram, "Kanser bazen yalnızca görünen ana kitle ile sınırlı değildir. Henüz tomografi, MR veya PET gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilemeyen çok küçük tümör hücreleri de dolaşımda bulunabilir. Buna tıpta mikrometastatik hastalık denir. Neoadjuvan tedavi, ameliyat öncesinde bu hücrelere erken dönemde etki etme fırsatı sunabilir. Bu nedenle bazı hastalarda sadece lokal kontrol değil, sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir. Özellikle biyolojik olarak daha agresif tümörlerde bu erken sistemik yaklaşım klinik açıdan değerlidir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Bazı tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir"</p><br/><p>Üçüncü avantajın ise tedavinin işe yarayıp yaramadığını ameliyat sonrası daha net anlaşılabildiği olduğunu belirten Uzm. Dr. Selami Bayram, "Neoadjuvan tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygulanan tedavinin tümör üzerinde ne kadar etkili olduğunun ameliyat sonrası daha açık biçimde görülebilmesidir. Ameliyatla çıkarılan doku patoloji uzmanları tarafından incelenir ve kanser hücrelerinin tedaviye ne ölçüde yanıt verdiği değerlendirilir. Eğer inceleme sonucunda canlı tümör hücresi görülmezse buna patolojik tam yanıt (pCR) denir. Bu durum, özellikle bazı meme kanseri türlerinde ve bazı başka tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir. Ancak pCR her kanser türünde aynı anlamı taşımaz. Yine de bu değerlendirme çok önemlidir; çünkü hem tedavinin başarısını göstermeye yardımcı olur hem de ameliyat sonrası ek tedavilerin nasıl planlanacağı konusunda yol gösterir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir"</p><br/><p>Tedavinin kişiye özel planlanmasına katkı sağladığını ve bu da tedavi sürecindeki dördüncü avantaj olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Selami Bayram, "Günümüzde kanser tedavisi yalnızca tümörün bulunduğu organa göre değil, aynı zamanda tümörün moleküler ve biyolojik özelliklerine göre planlanmaktadır. Neoadjuvan dönemde yapılan biyopsiler ve patolojik değerlendirmeler; tümörün alt tipini, agresifliğini ve hangi tedavilere daha duyarlı olabileceğini anlamamıza yardımcı olur. Örneğin bazı meme kanseri hastalarında HER2 pozitiflik veya triple-negatif biyoloji, bazı tümörlerde ise MSI-H veya dMMR gibi özellikler tedavi seçimini etkileyebilir. Bu sayede hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir. Modern onkolojide neoadjuvan tedavinin değeri, biraz da bu biyolojik rehberlik gücünden kaynaklanmaktadır" dedi.</p><br/><br/><p>"Organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur"</p><br/><p>Bazı hastalarda daha sınırlı cerrahiye ve daha iyi fonksiyonel sonuçlara katkı sunabileceğini de söyleyen Uzm. Dr. Selami Bayram, Tümör küçüldüğünde cerrahinin kapsamı da değişebilir. Bu durum bazı hastalarda daha sınırlı rezeksiyon, daha fazla doku korunması ve daha iyi yaşam kalitesi anlamına gelebilir. Özellikle organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur. Bununla birlikte, neoadjuvan tedavi her zaman ameliyat sonrası komplikasyonları azaltır şeklinde kesin bir ifade doğru değildir. Çünkü komplikasyon riski; yapılan ameliyatın tipi, hastanın yaşı, ek hastalıkları, beslenme durumu, radyoterapi alıp almadığı ve tümörün yerleşimi gibi birçok faktörden etkilenir. Daha doğru ifade şudur: Uygun hastalarda tümörün küçülmesi, cerrahi planlamayı kolaylaştırabilir ve bazı durumlarda daha koruyucu cerrahi seçeneklerine imkan sağlayabilir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Her hastaya uygulanmaz, doğru hastada doğru zamanda planlanır"</p><br/><p>Uzm. Dr. Selami Bayram son olarak, "Neoadjuvan tedavi, günümüzde birçok ulusal ve uluslararası kılavuzda yer alan önemli bir yaklaşımdır. Ancak bu tedavi her hasta için otomatik olarak tercih edilmez. En doğru yaklaşım; hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri, hastanın genel durumu ve ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle belirlenir" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/kanserde-son-yillarin-onemli-gelismesi-neoadjuvan-tedavinin-baslica-5-avantaji-1775028304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Çetinkünar: Tüp mide ameliyatı yalnızca kilo kaybı sağlamaz, eşlik eden hastalıklarda da iyileşme görülür</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/prof-dr-cetinkunar-tup-mide-ameliyati-yalnizca-kilo-kaybi-saglamaz-eslik-eden-hastaliklarda-da-iyilesme-gorulur-920027</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/prof-dr-cetinkunar-tup-mide-ameliyati-yalnizca-kilo-kaybi-saglamaz-eslik-eden-hastaliklarda-da-iyilesme-gorulur-920027</guid>
                <description><![CDATA[GENEL CERRAHİ UZMANI PROF. DR. SÜLEYMAN ÇETİNKÜNAR, TÜP MİDE AMELİYATI SONRASI BİRÇOK HASTADA EŞLİK EDEN HASTALIKLARDA DA İYİLEŞME GÖRÜLDÜĞÜNÜ BELİRTEREK, "TİP 2 DİYABET, HİPERTANSİYON VE UYKU APNESİ GİBİ HASTALIKLARDA BELİRGİN DÜZELME SAĞLANABİLİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, tüp mide ameliyatı sonrası birçok hastada eşlik eden hastalıklarda da iyileşme görüldüğünü belirterek, "Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıklarda belirgin düzelme sağlanabilir" dedi.</p><br/><p>Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, tüp mide ameliyatının riskli olup olmadığı hastalar tarafından sıklıkla sorulan soruların başında geldiğini belirterek, "Modern bariatrik cerrahi teknikleri sayesinde tüp mide ameliyatı güvenli bir işlem olarak kabul edilir" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Bariatrik cerrahinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Çetinkünar, " Tüp mide ameliyatı genellikle vücut kitle indeksi 40 ve üzeri olanlar ve vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olup diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi bulunan hastalar için uygundur" diye konuştu.</p><br/><p>Tüp mide olarak bilinen sleeve gastrektomi ameliyatı ile midenin yaklaşık yüzde 75-80’inin çıkarıldığını belirten Çetinkünar, "Bu işlemle mide hacmi küçülür ve daha az yemekle tokluk hissi oluşur. Açlık hormonu olarak bilinen ghrelinin önemli bir kısmı da mide ile çıkarıldığından ameliyat sonrasında iştah belirgin şekilde azalır. Modern bariatrik cerrahi teknikler ile tüp mide ameliyatı güvenli bir işlem olarak kabul edilir" dedi.</p><br/><p>"Doğru merkez ve deneyimli ekip seçimi riskleri önemli ölçüde azaltır"</p><br/><p>Uluslararası çalışmalara göre ciddi komplikasyon oranının yüzde 2-5, ölüm oranının ise yüzde 0.1-0.3 arasında değiştiğini ifade eden Çetinkünar, "Bu oranlar birçok yaygın cerrahi işlem ile benzer seviyededir. Doğru merkez ve deneyimli ekip seçimi riskleri önemli ölçüde azaltır" diye konuştu.</p><br/><p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi tüp mide ameliyatında da bazı risklerin bulunduğunu belirten Çetinkünar, "En sık kanama, stapler hattı kaçağı, enfeksiyon, ameliyat sonrası reflü görülebilir. Özellikle stapler hattı kaçağı önemli bir komplikasyon olsa da deneyimli merkezlerde görülme oranı oldukça düşüktür. Ameliyatın güvenliğinde cerrahın deneyimi, hastanenin altyapısı, ameliyat öncesi değerlendirme süreci ve ameliyat sonrası takibin büyük önem taşır. Güncel verilere göre tüp mide ameliyatında ölüm riski yaklaşık binde 1 civarındadır" dedi.</p><br/><p>"Eşlik eden hastalıklarda da iyileşme görülür"</p><br/><p>Tüp mide ameliyatının yalnızca kilo kaybı sağlamadığını belirten Çetinkünar, "Ameliyat sonrası birçok hastada eşlik eden hastalıklarda da iyileşme görülür. Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıklarda belirgin düzelme sağlanabilir. Bu nedenle bariatrik cerrahi birçok uluslararası rehberde etkili bir tedavi yöntemi olarak yer almaktadır" diye konuştu.</p><br/><p>"Başarı için yaşam tarzı değişmeli"</p><br/><p>Ameliyat sonrası dönemin en az ameliyat kadar önemli olduğunu belirten Çetinkünar, "Hastalar, beslenme ve yaşam tarzı konusunda dikkatli olmalı. Protein ağırlıklı beslenme, düzenli vitamin kullanımı, fiziksel aktivite ve düzenli doktor kontrolleri başarıyı doğrudan etkiler. Doğru beslenme ve düzenli egzersiz ile kilo kaybı uzun yıllar korunabilir" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:55:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/04/prof-dr-cetinkunar-tup-mide-ameliyati-yalnizca-kilo-kaybi-saglamaz-eslik-eden-hastaliklarda-da-iyilesme-gorulur-1775026504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeşilay, Yüreğirde muhtarlarla buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/yesilay-yuregirde-muhtarlarla-bulustu-919997</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/yesilay-yuregirde-muhtarlarla-bulustu-919997</guid>
                <description><![CDATA[YEŞİLAY,BAĞIMSIZLIK YILINDA ADANA YÜREĞİR İLÇESİNDE MUHTARLARLA BULUŞTU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (İHA) – Yeşilay, 2026 bağımsızlık seferberliği kapsamında Yüreğir ilçesinde muhtarlarla bir araya gelerek ilçede bağımlılığa karşı kalkan oluşturulacağını duyurdu.</p><br/><p>Yeşilay ve Yüreğir Kaymakamlığı, bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı nesiller yetiştirme hedefiyle başlatılan 2026 yılı bağımsızlık seferberliği kapsamında, Yüreğir ilçesinde muhtarla bir araya geldi.</p><br/><p>Yüreğir Kaymakamı Mehmet Aksu, gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması adına atılacak somut adımlar ve mahalle bazlı koruma stratejilerini anlattı. Yeşilay’ın ilçedeki destekleyici projelerinin detaylandırıldığı buluşmada, bağımlılıkla mücadelede atılacak somut adımları değerlendirdi.</p><br/><p>Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım ise muhtarların vatandaşları doğru bilgilendirme ve rehberlik etme konusundaki gücünün bu projenin temel yapı taşı olduğunu söyleyip saha çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini anlattı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/yesilay-yuregirde-muhtarlarla-bulustu-0-1774965906.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/yesilay-yuregirde-muhtarlarla-bulustu-1-1774965906.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 17:05:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/yesilay-yuregirde-muhtarlarla-bulustu-1774965905.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İl Sağlık Müdürü Nacar, gençlere tecrübelerini anlattı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-919970</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-919970</guid>
                <description><![CDATA[İL SAĞLIK MÜDÜRÜ UZM. DR. HALİL NACAR, SAĞLIK SEKTÖRÜNDE KARİYER HEDEFLEYEN GENÇLERLE BİR ARAYA GELDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, sağlık sektöründe kariyer hedefleyen gençlerle bir araya geldi.</p><br/><p>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda düzenlenen Doğu Akdeniz Bölgesel Kariyer Fuarı (DABKAF 26) bölgedeki binlerce üniversite öğrencisini sektör temsilcileriyle buluşturdu.</p><br/><p>Tecrübelerini paylaştı</p><br/><p>Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, "Sağlık Hizmetlerinde Gelecek ve Kariyer Planlaması" başlıklı sunumunda sağlık yönetiminden saha hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede tecrübelerini aktardı. Adana ve çevre illerden gelen öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği oturumda, sağlık sisteminin dijitalleşme süreci, kamu yönetiminde iletişim stratejileri ve sağlık hizmetlerinde nitelikli insan kaynağının önemi ele alındı.</p><br/><p>"Gençlerimizin enerjisi mesleğimizin geleceğidir"</p><br/><p>Gençlere tavsiyelerde bulunan Nacar, "Sağlık sektörü sadece teknik bir alan değil, adanmışlık ve sürekli gelişim gerektiren bir disiplindir. Adana İl Sağlık Müdürlüğü olarak gençlerimizin kariyer yolculuklarına ışık tutmak, onları kamu hizmeti süreçlerine hazırlamak bizler için öncelikli bir görevdir" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-0-1774948511.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-1-1774948512.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-2-1774948513.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-3-1774948513.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:15:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/il-saglik-muduru-nacar-genclere-tecrubelerini-anlatti-1774948510.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyada yılda 2 milyon Türkiyede 22 bin kişi kolon kanseri oluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor-919890</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor-919890</guid>
                <description><![CDATA[PROF. DR. ALİHAN GÜRKAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon, Türkiye’de ise 22 bin kişiye kolorektal kanser tanısı konulduğunu belirten uzmanlar, erken teşhis ve düzenli taramanın hayati önem taşıdığını söyledi.</p><br/><p>Kolorektal kanser, küresel çapta en yaygın kanser türlerinden biri olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon yeni vaka görülürken, Türkiye’de yılda yaklaşık 22 bin kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor. Türkiye’de  özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski yüzde 30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 90’ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi.</p><br/><br/><p>50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor</p><br/><p>Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluştuğunu ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başladığını ifade eden Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir" dedi.</p><br/><br/><p>Bu belirtileri görmezden gelmeyin</p><br/><p>Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Belirtiler kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler, dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme), karın ağrısı veya kramplar, açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk ve halsizlik. Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Kolon kanserinden korunma yolları</p><br/><p>Kolon kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür. Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir. İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın. Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk oluşturabilir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:00:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor-1774857612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel ağrısı toplumun yüzde 80ini etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bel-agrisi-toplumun-yuzde-80ini-etkiliyor-919884</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bel-agrisi-toplumun-yuzde-80ini-etkiliyor-919884</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'TA ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANI DR. ALİ MURAT KALENDER, BEL AĞRISININ TOPLUMDA EN SIK GÖRÜLEN SAĞLIK SORUNLARINDAN BİRİ OLDUĞUNU BELİRTEREK, HER 10 KİŞİDEN 8’İNİN HAYATININ BİR DÖNEMİNDE BU PROBLEMLE KARŞILAŞTIĞINI SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Ali Murat Kalender, bel ağrısının toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri olduğunu belirterek, toplumun yüzde 80’ini etkileyen bir problem olduğunu söyledi.</p><br/><p>Özel Sular Akademi Hastanesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Ali Murat Kalender, bel ağrısının özellikle günlük hayat alışkanlıklarından kaynaklandığını ifade etti. Dr. Kalender, bel ağrıları ile ilgili yapılması gerekenleri anlattı.</p><br/><br/><p>"Eskisi kadar hareket etmiyoruz"</p><br/><p>Bel ağrısının toplumun yaklaşık yüzde 80’ini etkileyen çok yaygın bir sağlık sorunu olduğunu belirten Dr. Kalender, "Kadınlar, özellikle ev işlerinde daha fazla fiziksel yük altında kaldıkları için bu rahatsızlığa biraz daha yatkındır. Bunun en önemli nedeni vücudun yanlış kullanılmasıdır. Günümüzde eskisi kadar hareket etmiyoruz, spor yapmıyoruz ve kas dengemiz giderek bozuluyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Yanlış pozisyonda yük kaldırmak bel sağlığını ciddi şekilde etkiler"</p><br/><p>Ev işleri sırasında en sık yapılan hatalardan birinin dizleri kullanmadan belden eğilerek çalışmak olduğunu kaydeden Kalender, "Bu hareketin sürekli tekrarlanması zamanla bel ağrısına yol açar. Aynı şekilde fazla kilo ve ağır yük kaldırmak da önemli risk faktörleridir. Özellikle yanlış pozisyonda yük kaldırmak bel sağlığını ciddi şekilde olumsuz etkiler. Bel ağrısı bazı durumlarda bacaklara vurabilir. Eğer hastalık ilerlerse ayaklarda uyuşma ve güç kaybı görülebilir. Bu durum genellikle bel fıtığının bir göstergesidir. Vakaların büyük bir kısmı ilaç ve fizik tedavi ile düzelir. Ancak bazı hastalarda ameliyat kaçınılmaz hale gelebilir. Bel ağrılarından korunmak için düzenli ve dengeli spor yapılması gerekir. Özellikle yürüyüş ve yüzme bu konuda oldukça faydalıdır. Bunun yanı sıra ideal kilonun korunması da büyük önem taşır. Düzenli egzersizle bel ağrılarının büyük bir kısmının önüne geçmek mümkündür" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bel-agrisi-toplumun-yuzde-80ini-etkiliyor-0-1774855204.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bel-agrisi-toplumun-yuzde-80ini-etkiliyor-1-1774855205.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 10:20:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/bel-agrisi-toplumun-yuzde-80ini-etkiliyor-1774855204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Murat Oynak: Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-murat-oynak-kriyoablasyon-cerrahiye-uygun-olmayan-hastalar-icin-buyuk-avantaj-919815</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-murat-oynak-kriyoablasyon-cerrahiye-uygun-olmayan-hastalar-icin-buyuk-avantaj-919815</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. MURAT OYNAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Girişimsel Radyoloji  Uzm. Dr. Murat Oynak kanser tedavisinde uygulanan kriyoablasyonun cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj sağlayan, tümörü dondurarak yok eden etkili bir yöntem olduğunu söyledi.</p><br/><br/><p>Tıbbi teknolojideki gelişmeler, kanser tedavisinde yeni ve alternatif yöntemleri gündeme getirmeye devam ediyor. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için öne çıkan kriyoablasyon yöntemi, minimal invaziv yapısı ve hızlı iyileşme süreciyle dikkat çekiyor. Dondurma tedavisi olarak da bilinen yöntem, farklı kanser türlerinde uygulanabilirliği ile hastalara önemli avantajlar sunuyor.</p><br/><br/><p>Aşırı soğuk ile tümör öldürülüyor</p><br/><p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Antalya Memorial Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "Kriyoablasyon ya da dondurma yöntemi uzunca bir süredir kullanılan klasik ablasyon yöntemlerinden bir tanesidir. Bu yöntemle vücuda özel bir takım iğneler ile girilir. Vücuttaki herhangi bir doku ya da tümör dondurularak tahrip edilir. Bu esnada iğnenin içinden argon gazı devridaim yaptırılır ve bu devridaim iğnenin uç kısmından -20 ile -80 derece arasında değişen bir soğukluk oluşturur. Bu soğukluk tümörü ya da patolojik dokuyu tahrip ederek öldürür" dedi.</p><br/><br/><p>Diğer yöntemlerden farklı bir mekanizma</p><br/><p>Radyofrekans, mikrodalga ve lazer gibi yöntemlere de değinen Oynak, "Radyofrekans, mikrodalga ve lazer genellikle birbirine benzeyen ablasyon yöntemleridir ve ülkemizde daha çok bu yöntemler kullanılır. Krioablasyon ise bunlarda tamamen ayrı bir mekanizma ile çok ayrı özellikleri ve üstünlükleri olan bir tekniktir. Dolayısıyla gerektiği zaman mutlaka başvurulması gereken büyük bir potansiyeli olan bir yöntemdir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Tümör küçülüyor, yaşam kalitesi artıyor</p><br/><p>Kriyoablasyonun etkilerine ilişkin bilgi veren Oynak, "Kriyoablasyon sayesinde kanser hücreleri ölür ve tümör küçülür veya tamamen yok olur. Vücut, ölü dokuyu doğal mekanizmalarla emer ve ortadan kaldırır. Ağrı azalır (özellikle pankreas kanserinde). Safra yolları üzerindeki baskı hafifler ve tümörün çevreye yayılma riski azalır. Genel olarak hastanın yaşam kalitesi artar, çünkü invaziv olmayan bir yöntemle tedavi sağlanır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Kanserin her aşamasında uygulanabiliyor</p><br/><p>Kriyoablasyonun kullanım alanlarına değinen Oynak, "Kriyoablasyon, kanser tedavisinde genellikle erken evre kanserlerde tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle tümörün organ sınırlarını aşmadığı, lokalize olduğu durumlarda uygulanır. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için alternatif bir seçenek olarak kullanılır ve standart tedavilere (kemoterapi, radyoterapi) ek olarak destekleyici rol oynar. Prostat, böbrek, karaciğer, meme, akciğer, pankreas, yumuşak doku ve kemik kanserleri gibi çeşitli türlerde etkili olabilir. İleri evrelerde ise ağrı azaltma, tümör küçültme için kullanılabilir, ancak primer tedavi olarak erken aşamalarda daha yaygındır" dedi.</p><br/><br/><p>Cerrahiye göre önemli avantajlar sağlıyor</p><br/><p>Yöntemin avantajlarını sıralayan Oynak, "Kriyoablasyonun cerrahiye göre başlıca avantajları; minimal invaziv olması, düşük risk ve yan etki oranı, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, hızlı iyileşme süreci ve soğuk uygulamaya bağlı doğal anestezi etkisi olarak sıralanabilir" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:15:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/uzm-dr-murat-oynak-kriyoablasyon-cerrahiye-uygun-olmayan-hastalar-icin-buyuk-avantaj-1774768505.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Murat Köken: Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-murat-koken-omuz-agrisi-sessizce-ilerleyerek-gunluk-hayati-zorlastirabilir-919814</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/doc-dr-murat-koken-omuz-agrisi-sessizce-ilerleyerek-gunluk-hayati-zorlastirabilir-919814</guid>
                <description><![CDATA[DOÇ. DR. MURAT KÖKEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı.</p><br/><p>Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti.</p><br/><br/><p>Omuz ağrısının başlıca nedenleri</p><br/><p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi.</p><br/><br/><p>"Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir"</p><br/><p>Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir"</p><br/><p>Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Cerrahi gerektiren durumlar</p><br/><p>Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün"</p><br/><p>Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 09:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/doc-dr-murat-koken-omuz-agrisi-sessizce-ilerleyerek-gunluk-hayati-zorlastirabilir-1774767304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/horlama-deyip-gecmeyin-uyku-apnesi-hayati-ve-guvenligi-tehdit-ediyor-919812</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/horlama-deyip-gecmeyin-uyku-apnesi-hayati-ve-guvenligi-tehdit-ediyor-919812</guid>
                <description><![CDATA[MEHMET KARADAĞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu ile sınırlı bir sorun olmadığını belirten ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, hastalığın fiziksel ve zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, sürücü hataları kaynaklı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rol oynadığını söyledi. Karadağ, tedavi sonrası hastaların kendilerini belirgin şekilde daha iyi hissettiğini vurgulayarak, "Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar" dedi.</p><br/><p>Uyku apnesi, üst solunum yolunu içeren hava yollarının tıkanması nedeniyle horlamanın yaşandığı, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başladığı ciddi bir solunum bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen uyku apnesiyle ilgili Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu söyledi.</p><br/><p>Uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadağ, hastalığın bireyin günlük yaşamından kalp sağlığına, iş performansından trafik güvenliğine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti.</p><br/><br/><p>"İyi uyumak bir insanlık hakkıdır"</p><br/><p>Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "Tüm dünyada bilim insanları bir şeyi vurgulamak istiyorlar, iyi uyuyanlar daha iyi yaşıyorlar. İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir. Doğal bir haktır ve tüm insanların iyi uyuması gerekir. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku bizim aslında bir restorasyon dönemimizdir. Gün boyu yorulan vücudun sağlıklı bir uyku ile yeni bir güne hazırlanması gerekir. Uyku sırasında da insanların sadece bir gün önceki yorgunlukları değil, beyni, kalbi, böbrekleri, tüm vücudu yeni bir güne hazırlanmak için bir restorasyon işlemi olur. Bu restorasyon işleminin de enerji kaynağı solunum sistemidir, akciğerlerdir. Bizim her aldığımız nefes kanımızı temizler ve saatte yaklaşık bin defa nefes alır veririz" dedi.</p><br/><br/><p>Yeterli nefes alamayan vücut alarma geçiyor</p><br/><p>Yatak pozisyonuna geçildiğinde rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına neden olduğunu söyledi. Karadağ, "İnsanlar yatar pozisyonuna geçtikleri zaman uyku sırasında rahat nefes alamıyorlar ise yeterli enerjiyi sağlayamazlarsa o zaman tüm vücudu bundan etkilenir. Sağlığı etkilenir. Ertesi sabah yorgun uyanır. Kişinin performansı düşer, konsantrasyonu düşer ve bu uzun yıllar devam ettiği zaman da işte ortaya uyku apnesi hastalığı gibi gece uykuda nefes durmaları ortaya çıkmaya başlar ve her nefes durmasında da insan vücudu boğulur gibi bir reaksiyon vermek ister. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve vücut sürekli alarma geçtiği için sabah kalktığı zaman dinlenmiş olarak değil de yorgun olarak uyanmaya başlar" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Hipertansiyon, obezite ve diyabet riskine dikkat çekti</p><br/><p>Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde hipertansiyon riskinin arttığını kaydetti. Karadağ, "Bu tüm hayatını etkiler ve kişinin eğer genetik olarak yatkınlığı varsa hipertansiyon hemen çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi vardır. Bu çok önemli bir sorun. Onun dışında obezite ortaya çıkar. Bugün dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisi de obezitedir. Obezite, hipertansiyon, diyabet, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların tümünün temelinde kişinin sağlıklı uyuyamaması da yatmaktadır. Sağlıklı uyku bir insan hakkıdır. Ve son yıllarda insanlar düzenli uykudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Bunlar konusunda Dünya Uyku Derneği her yıl belirli uyarılar yapmaktadır. Her yıl 21 Mart, Ekinoks dediğimiz geceyle gündüzün eşit olduğu tarihten bir hafta önceki cuma günü Dünya Uyku Günü olarak tüm dünyada belirli sloganlarla, uyarılarla tüm dünyayı bir şekilde alarma geçirmeye çalışıyoruz. Bu yılın sloganı ’İyi uyuyun, daha iyi yaşayın’ sloganıydı" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesi var</p><br/><p>Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat bozukluğu ile başladığını söyledi. Karadağ, özellikle sürücüler açısından bu tablonun hayati sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Karadağ, "Uyku apnesi olan kişilerin gece boyunca rahat nefes alamadıkları için konsantrasyonları bozulur ve ertesi güne yorgun kalktıkları için bu trafik kazalarının, iş kazalarının ve normal sağlıklı yaşamdaki insan ilişkilerinin, sosyal ilişkilerinin tümünü doğrudan etkiler. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sürücü adayların tümünde uyku apnesi sorgulanmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir. Çünkü trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70’den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. O yüzden yasaların uygulanması gerekiyor. Uyku apnesi olan kişilerin mutlaka tanı konulup tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yazık ki şu anda ülkemizde de dünyada da uyku apnesi olduğu halde tanısı konmayan ya da tedavisi yapılmayan çok sayıda insan var. Bunlar tüm toplum sağlığını, halk sağlığını etkilemektedir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test</p><br/><p>Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca ayrıntılı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, tarama amaçlı bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında yatırdığımız hastalara gece sabaha kadar tüm fonksiyonlarını monitörize ediyoruz, kişi uyanık mıdır, uykuda mıdır, derin uykuda mıdır, uykunun evreleri var, REM uykusu, rüya gördüğü dönemde midir, sırt üstü mü yatıyor, yan mı yatıyor, horluyor mu, nefesi duruyor mu, vücutta dolaşan kanın oksijen seviyesi saniye saniye ölçülür, kalp atımları düzenli olarak ölçülür. Aslında tüm insanların uyku testi yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur. Artık evlerde de uyku testi yapmaya başladık. Evde uyku testi son yılların en popüler konulardan bir tanesi. Bir kişi uyku laboratuvarında yatmadan da evinde uyku apnesi, tarama testi yapabilmektedir" dedi.</p><br/><br/><p>"Tedavi olan hastalarımız 10 yaş gençleştiklerini söylüyorlar"</p><br/><p>Sağlıklı uykunun temel kuralları konusunda da önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda şartlarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastalarda hayat kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar sürekli aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı bir şekilde kendilerine prensip edinmelidir. Örneğin, ekranlar son yılların en önemli sorunlarından birisi. Biz yatak odalarından artık cep telefonlarının, televizyonların çıkartılmasını öneriyoruz. Yatmadan en az bir saat önce artık cep telefonlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Ve yatak odalarının ısısı, sesi ve ışığı çok önemlidir. Uyku hijyeni dediğimiz kurallarımız var bizim. Sessiz, rahat ve belirli bir ısıda olan odalarda insanların rahat bir şekilde uyuması ve yeni bir güne hazırlanmaları gerekiyor. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaya başlıyoruz. Hem ülkemizde hem dünyada uyku tıpıyla ilgilenen hekimler bu konuyu artık çok iyi öğrendiler. Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Yıllardır kilo veremeyen, birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler uyku apnesi tanısı konup tedavi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri artıyor, yaşam sevinçleri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/horlama-deyip-gecmeyin-uyku-apnesi-hayati-ve-guvenligi-tehdit-ediyor-0-1774766105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/horlama-deyip-gecmeyin-uyku-apnesi-hayati-ve-guvenligi-tehdit-ediyor-1-1774766106.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 09:35:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/horlama-deyip-gecmeyin-uyku-apnesi-hayati-ve-guvenligi-tehdit-ediyor-1774766105.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor-919764</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor-919764</guid>
                <description><![CDATA[MEDİCAL PARK ANTALYA HASTANESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI DR. FERUNDA DEMİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, "Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır" dedi.</p><br/><p>Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, çocuklar açısından yalnızca hastalık döneminde değil, sonrasında da hayati risk oluşturuyor. Uzun yılların ardından birçok ülkede yeniden görülmeye başlayan vakalar ve buna bağlı ölümler, hastalığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Üstelik kızamık, yalnızca hastalık döneminde değil, iyileştikten sonraki süreçte de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarında yaşanan düşüşün, çocuklarda ölümcül seyredebildiği bilinen kızamık vakalarının artmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.</p><br/><p>Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.</p><br/><br/><p>"Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır"</p><br/><p>Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret etti. Uzm. Dr. Demir, "Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" dedi.</p><br/><p>Kızamık virüsünün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında salgınlara neden olabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, çocuklar arasında bulaşmanın çoğunlukla damlacık yoluyla gerçekleştiğini belirtti. Demir, "Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Yüksek ateşle başlıyor, döküntü tüm vücuda yayılıyor"</p><br/><p>Hastalığın kuluçka süresinin genellikle 10 ila 14 gün sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Demir, bu sürecin ardından çocuklarda yaklaşık 40 dereceye ulaşabilen yüksek ateş görülebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, "Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir" sözleriyle anlattı.</p><br/><p>Kızamık tanısında ayırt edici bulgulardan birinin ağız içindeki lekeler olduğunu belirten Demir, "Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir. Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Menenjitten zatürreye kadar ağır komplikasyonlara yol açabiliyor"</p><br/><p>Kızamığın yalnızca ateş ve döküntüyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demir, ciddi komplikasyonlarla da seyredebileceğini söyledi. Demir, "Menenjit gelişebilir çocuklarda, orta kulak enfeksiyonu gelişebilir, zatürre bulguları gelişebilir ve çok ağır olan bu durumlar meydana geldiği zaman çocuklarda, hastanelerde yatışlı tedavi gerektirebilen bir hastalıktır" dedi.</p><br/><p>Hastalığın sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, kızamık geçirildikten sonra bile tehlikenin sona ermediğini kaydetti.</p><br/><br/><p>İyileştikten sonra da risk sürüyor: SSPE uyarısı</p><br/><p>Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün özellikle beyin dokusunda hasarla seyreden çok ağır bir tabloya da neden olabildiğine dikkat çekerek, "Hastalık atlatıldıktan sonraki 2-3 yıl içinde beyin dokusunu zedeleyen kızamık virüsü, Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin hasarıyla giden ve ölümcül seyredebilen bir hastalıkla da sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı. Bu nedenle kızamığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, hastalığın çocuk sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirtti.</p><br/><br/><p>"Aşılanmama ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor"</p><br/><p>Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, "Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" dedi.</p><br/><p>Türkiye’de uygulanan aşı takvimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını belirterek, "Türkiye’deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Korunmanın tek yolu aşı"</p><br/><p>Aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demir, "Bizim için korunmanın tek yolu aşı diyoruz. Çünkü birinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 93, ikinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 97’nin üzerinde. Gördüğümüz hastaların çoğunun da aşısız vakalar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden çocuklarımızın aşılarının mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz. Kızamıklı bir çocukla temastan sonra ilk 3 gün içinde de aşının yapılmasını mutlaka öneriyoruz" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor-0-1774685713.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor-1-1774685714.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:15:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor-1774685712.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Genç Onkologlar Kemerde Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/genc-onkologlar-kemerde-bulustu-bilim-ve-hukuk-ayni-platformda-919726</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/genc-onkologlar-kemerde-bulustu-bilim-ve-hukuk-ayni-platformda-919726</guid>
                <description><![CDATA[KEMER İLÇESİNDE DÜZENLENEN ‘2’NCİ ULUSAL ONKOLOJİ FELLOW KONGRESİ’NDE GENÇ ONKOLOGLAR BİR ARAYA GELDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi.</p><br/><p>Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti.</p><br/><p>Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı.</p><br/><p>Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı.</p><br/><p>Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı.</p><br/><p>Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi.</p><br/><p>Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti.</p><br/><p>Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/genc-onkologlar-kemerde-bulustu-bilim-ve-hukuk-ayni-platformda-1774616407.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu merkezde hastalara doğal, bilimsel temelli tedavi sunuluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-919695</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-919695</guid>
                <description><![CDATA[ADANA ŞEHİR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'NDE HİZMET VEREN GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP ÜNİTESİ, BİLİMSEL TEMELLİ VE ETİK STANDARTLARDA UYGULAMALARLA HASTALARA DOĞAL, KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ İMKANI SUNUYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmet veren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Ünitesi, bilimsel temelli ve etik standartlarda uygulamalarla hastalara doğal, kişiye özel tedavi imkanı sunuyor.</p><br/><p>Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2022 yılından bu yana hizmet veren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Polikliniği’nde ozon terapisi, mezoterapi, proloterapi ve akupunktur gibi modern tıbba yardımcı uygulamalar kullanılıyor. Ünitede özellikle kas ve iskelet sistemi hastalıklarına yönelik uygulamalara yoğun talep olduğu, randevu sürelerinin 3-4 ayı bulduğu öğrenildi.</p><br/><p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gülşah Yaşa Öztürk, tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıpla birlikte yürütüldüğünü belirterek, "Tamamlayıcı tıp sertifikası olan hekimlerimiz burada hastalarımıza modern tıp hekimleri olarak hizmet veriyor. Özellikle fibromiyalji ve kas-iskelet sistemi hastalıklarında ozon tedavisini kullanabiliyoruz. Yine mezoterapi ve proloterapi uygulayabiliyoruz" dedi.</p><br/><br/><p>"Bilime dayalı uygulamaya özen gösteriyoruz"</p><br/><p>Uygulamaların Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikalara sahip hekimler tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Öztürk, "Uygun gördüğümüz hastalara bu tedavileri öneriyoruz ve genelde iyi sonuçlar alıyoruz. En önemli nokta ise bu tedavilerin yan etki profilinin oldukça düşük olması. Güvenilir ve bilime dayalı şekilde uygulamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Personel ve altyapının güçlendirilmesi gerek"</p><br/><p>GETAT Ünitesi’nde farklı alanlara yönelik çeşitli uygulamaların da bulunduğunu belirten Öztürk, "Hekimlerimizin ozon, mezoterapi ve proloterapi dışında homeopati, akupunktur ve refleksoloji gibi yöntemlere dair sertifikaları da bulunuyor. Ancak bu yöntemlerin daha yaygın uygulanabilmesi için personel ve altyapının güçlendirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Randevu süresi 3-4 ayı bulabiliyor"</p><br/><p>Fizik tedavi uzmanları olarak yalnızca kendi branşlarına giren hastalıklarda uygulama yaptıklarını vurgulayan Dr. Gülşah Yaşa Öztürk, "Mezoterapi estetik amaçla da kullanılabiliyor ancak biz sadece kas-iskelet sistemi hastalıkları, kireçlenme ve fibromiyalji gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Kendi hastalarımızdan uygun gördüklerimize bu tedavileri uyguluyoruz. Özellikle ozon tedavisinde hasta yoğunluğu oldukça fazla ve randevu süresi 3-4 ayı bulabiliyor" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Tedavi için gelen Emine Balbay, "7’nci seans ozon tedavimi aldım. Kollarımda, omuzlarımda ağrı vardı bu ağrılar kafama vuruyordu ve tedavi sonucu rahatladım. Faydasını gördüm" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-0-1774597518.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-1-1774597519.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-2-1774597519.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-3-1774597520.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-4-1774597521.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:45:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/bu-merkezde-hastalara-dogal-bilimsel-temelli-tedavi-sunuluyor-1774597517.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Antalyada akciğer sağlığı kongresi başladı: Solunum hastalıkları başlıca mortalite nedeni</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-919687</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-919687</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'DA DÜZENLENEN 11. ULUSLARARASI KATILIMLI AKCİĞER SAĞLIĞI KONGRESİ'NDE, SOLUNUM HASTALIKLARININ DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ARTAN YÜKÜ, KOAH, AKCİĞER KANSERİ, ENFEKSİYONLAR VE HAVA KİRLİLİĞİNİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ELE ALINDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi’nde, solunum hastalıklarının dünyada ve Türkiye’de artan yükü, KOAH, akciğer kanseri, enfeksiyonlar ve hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Kongrede konuşan Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, "Solunum hastalıkları hem ülkemizde hem dünyada çok sık görülmekte ve başlıca hastalık ve ölüm nedeni olmaktadır" derken, Prof. Dr. Tevfik Özlü ise küresel ısınmanın hava kalitesini bozduğunu, polen yoğunluğunu artırarak alerjik hastalıkları tetikleyebildiğini dile getirdi.</p><br/><p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi, Antalya’da başladı. Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleştirilen kongrenin basın toplantısında, akciğer sağlığına ilişkin güncel literatür, bilimsel çalışmalar ve son rehberler ışığında solunum sistemi hastalıkları tüm yönleriyle ele alındı. Kongrede, hem hekimlerin bilgi ve becerilerinin güncellenmesi hem de toplum sağlığının geliştirilmesine katkı sunacak başlıklar gündeme taşındı.</p><br/><br/><p>"Göğüs hastalıkları hekimlerine binen yük her zamankinden daha da fazladır"</p><br/><p>Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi 2026 Kongre Başkanı Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, kongrenin hem mesleki gelişim hem de toplum sağlığı açısından önemli bir misyon üstlendiğini belirterek, "Bu yıl 11.’sini düzenlemenin büyük gururu ve heyecanıyla göğüs hastalıkları hekimlerimize yönelik bilgi paylaşımı, yenilikçi yaklaşımların güncellenmesi, pratik uygulamalar ile meslektaşlarımıza destek olmaya ve ülkemizdeki insanların akciğer sağlığını geliştirmeye gayret ediyor ve bunun mutluluğu ve sevincini yaşıyoruz. Solunum hastalıkları hem ülkemizde hem dünyada çok sık görülmekte ve başlıca morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır" sözleriyle hastalık yükünün boyutuna işaret etti.</p><br/><p>Solunum hastalıklarının yaygınlığı nedeniyle göğüs hastalıkları uzmanlarının sorumluluğunun arttığını vurgulayan Karadeniz, "Bu nedenle göğüs hastalıkları hekimlerine binen yük her zamankinden daha da fazladır. Bu nedenle kongremizde göğüs hastalıkları hekimlerimizin bilimsel yenilikleri, tecrübelerini ve pratiklerini geliştirmeleri ve multidisipliner etkileşim ile bilgilerini güncellemeleri, toplumumuzdaki insanların akciğer sağlığının geliştirilmesi açısından çok önemli ve kıymetlidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tüm dünyada yaklaşık yüzde 10 gibi sıklıkla görülmekte"</p><br/><p>Karadeniz, kongrede ele alınan başlıklara da değinerek, "Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tüm dünyada yaklaşık yüzde 10 gibi sıklıkla görülmekte. Yani 10 kişiden birinde görülmekte ve dünya genelinde ve ülkemizde önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır" dedi.</p><br/><p>Akciğer kanserinin de hem kadınlarda hem erkeklerde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biri olduğunu belirten Karadeniz, "Akciğer enfeksiyonları hem kış aylarında artmakta, COVID’de gördüğümüz gibi her zaman akciğerleri tutarak mortaliteyi arttıran bir enfeksiyondur. Bu nedenle hem akciğer enfeksiyonlarındaki hem KOAH’taki hem akciğer kanserindeki tedavi yaklaşımlarının meslektaşlarımıza iletilmesi çok kıymetlidir" dedi. Karadeniz, kongreye 15 uluslararası bilim insanının çevrim içi ve yüz yüze katkı sunduğunu, Türkiye’den de 200’e yakın bilim insanının toplantılarda yer aldığını da sözlerine ekledi.</p><br/><br/><p>"Bu sadece bilimsel bir kongre değil"</p><br/><p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği’nin ilk kadın genel başkanı Prof. Dr. Gamze Kırkıl ise kongrede hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisine ilişkin kapsamlı oturumların yer aldığını söyledi. Kırkıl, "Biz kongremizde hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisi ile ilgili oturumlara yer veriyoruz ve toplumda çok sık karşılaşılan astım, KOAH, akciğer kanseri ya da akciğer sertleşmesi gibi hastalıkların özellikle tanıları, tedavileri, takipleri nasıl yapılacak, bunlarla ilgili bilgiler vereceğiz" dedi.</p><br/><p>Kongrenin eğitim yönünün de güçlü olduğunu vurgulayan Kırkıl, "Bu sadece aslında bir kongre değil, bilimsel bir kongre değil. Aynı zamanda vereceğimiz eğitimle aslında asistanlarımız, uzmanlarımız sahaya döndükleri zaman topluma çok daha iyi bir hizmet verecekler. Dolayısıyla bizim için aynı zamanda bir vizyon kongresi olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>113 oturum, 190 sözlü bildiri, 322 poster bildiri</p><br/><p>Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi 2026 Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Özlem Erçen Diken de kongrenin bilimsel programına ilişkin bilgi verdi. Diken, "Göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi alanında tanı, tedavi ve günlük pratiğe yönelik bilgi birikiminin arttırılması, güncel gelişmelerin paylaşılması ve mesleki etkileşimin güçlendirilmesi amacıyla son derece zengin ve kapsamlı bir bilimsel programa ev sahipliği yapıyoruz" dedi.</p><br/><p>Diken, kongrenin ilk gününde teorik bilgilerin güncellenmesi ve pratik becerilerin geliştirilmesine yönelik 11 farklı konuda kurs gerçekleştirildiğini belirterek, "İzlenen günlerde ise bilimsel program, konferanslar, uydu oturumları, olgu konseyleri, yuvarlak masa, atölye çalışmaları ve asistan odaları ile çok yönlü bir biçimde sürecektir" diye konuştu. Kongre boyunca toplam 113 oturum planlandığını kaydeden Diken, 32 sözlü bildiri oturumunda 190 sözlü bildiri, 16 elektronik poster oturumunda ise 322 poster bildirinin bilim dünyasıyla paylaşılacağını söyledi.</p><br/><br/><p>Hava kirliliği, solunum hastalıklarına zemin hazırlıyor</p><br/><p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü ise konuşmasında hava kirliliğinin akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Temiz hava solumanın temel bir hak olduğunu vurgulayan Özlü, "Nefes almanın da temiz bir hava solumak amaçlı olduğunu biliyoruz. Temiz hava soluma özgürlüğü her insanın doğuştan gelen bir hakkıdır ve bu hakkımızı korumak zorundayız. Akciğerlerimiz dışa açık organımız, her dakika hepimiz, tüm insanlık ortalama 10 litre havayı akciğerine alır ve tekrar geri verir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Özlü, dış ortam hava kirliliğinin kentleşme, sanayileşme, motorlu taşıtlar, endüstriyel faaliyetler, inşaatlar ve orman yangınları gibi pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıktığını belirterek, bu kirli havanın içinde bulunan zararlı gazların ve ince partiküllerin solunum sistemi başta olmak üzere tüm vücut üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiğini anlattı. Özlü, hava kirliliğinin kısa vadede burun tıkanıklığı, hapşırık, geniz akıntısı, boğazda ve gözlerde yanma, öksürük, nefes darlığı ve hırıltı gibi şikâyetlere yol açabildiğini, uzun vadede ise KOAH, astım ve alerjik hastalıkların gelişimine zemin hazırlayabildiğini kaydetti. Özlü, bu yönüyle hava kirliliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.</p><br/><br/><p>"Görünmez tehdit"</p><br/><p>Kapalı alanlardaki iç ortam hava kirliliğinin de en az dış ortam kadar önemli olduğunu vurgulayan Özlü, evlerde kullanılan yakıtlar, sigara dumanı, sentetik malzemeler, küf, rutubet ve ev tozu akarlarının ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Özlü, "O açıdan bu hava kirliliği görünmez bir tehdittir. Çoğu zaman farkına varmadığımız, önemsemediğimiz bir durumdur" diyerek, özellikle kapalı ortamların düzenli olarak havalandırılması gerektiğini dile getirdi.</p><br/><br/><p>Küresel ısınmanın hava kalitesine etkisi</p><br/><p>Prof. Dr. Tevfik Özlü, küresel ısınmanın da akciğer sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken bir başlık olduğunu belirterek, "Biliyorsunuz insanoğlunun ortaya çıkardığı sera gazları dediğimiz bir takım gazlar karbonmonoksit gibi, metan gibi bazı gazlar küresel ısınmaya yol açıyor ve bu küresel ısınma da hava kalitemizi bozuyor. Küresel ısınma, hem susuzluğa, kuraklığa hem tarım sektöründe bozulmalara da yol açar. Birçok alerjinin yoğunluğunu arttırabilir. Özellikle polen mevsiminin uzamasına ve havadaki polen yoğunluğunun artmasına neden olabilir. Bazı hava kirleticilerin yoğunluğunda artışa neden olarak yine de soluduğumuz havanın kalitesini bozabilir. Hava kalitemizin korunması için dış atmosfer havasının kalitesinin korunması için hepimizin duyarlı olması gerektiğini ifade ederek sözlerimi tamamlamak istiyorum" şeklinde konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-0-1774595721.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-1-1774595723.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-2-1774595724.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-3-1774595725.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-4-1774595725.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-5-1774595726.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-6-1774595727.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:15:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi-solunum-hastaliklari-baslica-mortalite-nedeni-1774595720.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-919659</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-919659</guid>
                <description><![CDATA[HATAY’DA DEFNE DEVLET HASTANESİ FİZİK TEDAVİ ÜNİTESİ, FAALİYETE BAŞLAMASINDAN BU YANA YAKLAŞIK 20 BİN HASTAYA HİZMET VEREREK 300 BİN FİZİK TEDAVİ SEANSI GERÇEKLEŞTİRDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay’da Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi, faaliyete başlamasından bu yana yaklaşık 20 bin hastaya hizmet vererek 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi.</p><br/><p>Asrın felaketinin ardından Defne ilçesine kısa sürede inşa edilen Defne Devlet Hastanesi, bölgedeki afetzede vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi; 2 fizik tedavi uzman hekimi, 11 fizyoterapist, 2 fizik tedavi teknikeri ve 1 ergoterapi teknikeriyle vatandaşlara hizmet sunuyor. Fizik Tedavi Ünitesi; yaklaşık 20 bin hastaya hizmet sunarken, hasta başına ortalama 15 seans olmak üzere toplamda 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi.  15 yatak kapasitesi, 4 yataklı egzersiz odası ve 1 ESWT odası ile donatılan fizik tedavi ünitesi; halen aylık ortalama 500 hastaya fizik tedavi hizmeti veriyor. Açıldığı günden bu yana mesai saatleri dışında da hizmet sunan fizik tedavi ünitesi, akşam saatlerinde de tedavi imkanı sağlayarak özellikle gündüz saatlerinde hastaneye gelemeyen vatandaşlar için büyük kolaylık oluşturuyor.</p><br/><p>Bu yönüyle fizik tedavi ünitesi, sunduğu akşam hizmeti ile bölgede örnek ve öncü bir birim olma özelliğini taşıyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-0-1774534205.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-1-1774534206.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-2-1774534206.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-3-1774534207.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:10:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/defne-devlet-hastanesi-fizik-tedavi-unitesi-300-bin-seans-gerceklestirdi-1774534204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Medline Adana Hastanesinde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-919653</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-919653</guid>
                <description><![CDATA[MODERN TIBBIN ÖNEMLİ TEDAVİ ALANLARINDAN BİRİ OLAN RADYASYON ONKOLOJİSİ BÖLÜMÜ MEDLİNE ADANA HASTANESİ’NDE DÜZENLENEN AÇILIŞ İLE BÖLGE HALKININ HİZMETİNE GİRDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi.</p><br/><p>Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor.</p><br/><p>Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı.</p><br/><p>Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz"</p><br/><p>Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi.</p><br/><p>Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi.</p><br/><p>Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-0-1774530304.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-1-1774530304.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-2-1774530305.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-3-1774530306.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 16:05:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/medline-adana-hastanesinde-radyasyon-onkolojisi-bolumu-hizmete-girdi-1774530303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY’DA ÇİM TOPLANTISI DÜZENLENDİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hatayda-cim-toplantisi-duzenlendi-919645</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hatayda-cim-toplantisi-duzenlendi-919645</guid>
                <description><![CDATA[Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez’in ev sahipliğinde, Hatay Çocuk Hakimi Sayın Gülay Yiğittürk ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY’DA ÇİM TOPLANTISI DÜZENLENDİ</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez’in ev sahipliğinde, Hatay Çocuk Hakimi Sayın Gülay Yiğittürk ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı düzenlendi.</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="HATAY’DA ÇİM TOPLANTISI DÜZENLENDİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-03-25%20at%2020_12_26.jpeg" style="height:800px; width:800px" /><br />
Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen toplantıda; ÇİM tarafından sunulan hizmetlerin, ilgili kurumlarla daha etkin ve koordineli yürütülmesi için alınması gereken tedbirler ile planlanan uygulamalar değerlendirildi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplantıda ayrıca, ÇİM’in kuruluş amacı doğrultusunda nitelikli ve sürdürülebilir sağlık hizmetlerinin sunulması kapsamında yapılabilecek çalışmalar değerlendirilerek, kurul üyelerinin görüş ve önerileri alındı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/hatayda-cim-toplantisi-duzenlendi-1774525688.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersin Büyükşehir Belediyesi DMD hastasına ergoterapi desteğini sürdürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersin-buyuksehir-belediyesi-dmd-hastasina-ergoterapi-destegini-surduruyor-919614</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersin-buyuksehir-belediyesi-dmd-hastasina-ergoterapi-destegini-surduruyor-919614</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OTİZM AİLE DANIŞMA MERKEZİ’NDE, DMD HASTASI 3,5 YAŞINDAKİ KORAY ÖZMEN’E YÖNELİK ERGOTERAPİ DESTEĞİ İLE GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİNİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜRÜLÜYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Otizm Aile Danışma Merkezinde, DMD hastası 3,5 yaşındaki Koray Özmen’e yönelik ergoterapi desteği ile günlük yaşam becerilerinin korunmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor.</p><br/><p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Otizm Aile Danışma Merkezi, 0-7 yaş aralığındaki tanılı çocuklara yönelik destek hizmetlerini sürdürmeye devam ediyor. Merkezde serebral palsi, otizm, down sendromu, gelişimsel gerilikler ve çeşitli genetik mutasyonlara sahip çocuklara ergoterapi, duyu bütünleme ve özel eğitim hizmetleri sunulurken, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası 3,5 yaşındaki Koray Özmen de bu destekten faydalanan çocuklar arasında yer alıyor.</p><br/><br/><p>DMD hastası minik Koray’a destek</p><br/><p>Kaslarda ilerleyici zayıflamaya neden olan genetik hastalık DMD ile mücadele eden minik Koray, Otizm Aile Danışma Merkezinde ergoterapi desteği alıyor. Ergoterapi ile mevcut becerileri korumaya ve kayıpları geciktirmeye yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bu kapsamda Koray’ın günlük yaşam becerilerinin korunması, bağımsız hareket edebilme becerisinin desteklenmesi ve ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulabileceği yardımcı cihazların kullanımına yönelik hazırlıklar yapılıyor. Aynı zamanda aileye de ev içi düzenlemeler, destekleyici ekipman kullanımı ve çocuğun bağımsızlığını artırmaya yönelik eğitimler veriliyor. Bu çalışmalar sayesinde Koray’ın hareket kabiliyetinin, mümkün olan en uzun süre korunması hedefleniyor.</p><br/><p>Öte yandan Koray Özmen için valilik onaylı yardım kampanyası da devam ediyor. Yaklaşık 8 aydır süren kampanya şu anda yüzde 12 seviyesinde. Türkiye’de tedavisi bulunmayan genetik hastalıklarla mücadele eden Koray gibi çocuklar için, toplumsal desteğin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Minik Koray’ın tedavi sürecine destek olmak isteyen vatandaşlar, ‘DMD Koray Özmen’ isimli sosyal medya hesabı üzerinden kampanyayı takip edebilir.</p><br/><br/><p>"Koray’la öncelikli hedefimiz, var olan becerilerini korumak"</p><br/><p>Otizm Aile Danışma Merkezinde görev yapan Ergoterapist Kutlay Karakoyun, DMD hastalığı hakkında bilgi vererek, "DMD ilerleyici bir kas hastalığı. Bu çocuklar küçükken yürüyebiliyor, koşabiliyor ve oyun oynayabiliyorlar. Fakat ilerleyen süreçte yürüme kabiliyetleri yavaşlamaya başlıyor. Daha sonra merdiven inmeleri zorlaşıyor ve bir süre sonra yürüme becerisini kaybetmeye başlıyorlar. Zıplama becerileri gidiyor. 8-12 yaş civarında bu çocuklar, tekerlekli sandalyeye geçiyorlar. Ailelerin de bu süreçte desteğe ihtiyacı oluyor" dedi.</p><br/><p>3,5 yaşındaki DMD hastası minik Koray’ın ergoterapi sürecini anlatan Karakoyun, "Koray, şu an merdiven inip çıkmakta yavaş yavaş zorluklar yaşamaya başladı. Çok küçük olduğu için durumun pek farkında değil ama ailesi bu süreci elinden geldiğince desteklemeye çalışıyor. Koray’la öncelikli hedefimiz, var olan becerilerini korumak ve kaybetmeyi geciktirmek. Belki tamamen durduramayacağız ama bu süreçteki kaybı olabildiğince erteleyebiliriz" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"0-7 yaş arasındaki bütün tanı gruplarında çocuklara ücretsiz destek veriyoruz"</p><br/><p>İlerleyen süreçte Koray’ın yardımcı cihazlara da ihtiyacı olabileceğini kaydeden Karakoyun, "Bunların nasıl kullanılacağını, aileye ve Koray’a öğretmek gerekecek. Ev içerisinde tutunma barları, ışıklandırma gibi, Koray’ı bağımsızlık yönünde destekleyecek çalışmalar olacak. Bunları da aileye öğreteceğiz. Koray’ın valilik onaylı kampanyası devam etmekte. Bu konuda da herkesten az çok demeden destek bekliyoruz. Büyükşehir Belediyesi Otizm Aile Danışma Merkezi olarak, 0-7 yaş arasındaki bütün tanı gruplarında çocuklara ücretsiz destek veriyoruz. İhtiyaç duyan vatandaşlarımız başvurularını yapıp, buradan ücretsiz hizmet alabilir" ifadelerine yer verdi.</p><br/><br/><p>Anne Özmen Mersinlilere seslendi: "Oğlumdan desteklerinizi esirgemeyin"</p><br/><p>Anne Sezin Özmen, oğlu Koray’ın DMD hastalığına dair sürecinden bahsederek, "Koray 3,5 yaşında ve 2 yıldır DMD hastalığıyla mücadele ediyor. 4 Ağustos’ta valilik onaylı başlayan kampanyamız 8 aydır sürüyor ve şu anda yüzde 12’deyiz. Buradan bir anne olarak herkese sesleniyorum. Çok yavaş ilerliyoruz. Koray Mersin’in evladı. Oğlumdan desteklerinizi esirgemeyin. Lütfen oğlumu görmezden gelmeyin. ‘DMD Koray Özmen’ isimli instagram sayfamızdan da takip edebilirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersin-buyuksehir-belediyesi-dmd-hastasina-ergoterapi-destegini-surduruyor-0-1774514412.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersin-buyuksehir-belediyesi-dmd-hastasina-ergoterapi-destegini-surduruyor-1-1774514413.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersin-buyuksehir-belediyesi-dmd-hastasina-ergoterapi-destegini-surduruyor-2-1774514414.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:40:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/mersin-buyuksehir-belediyesi-dmd-hastasina-ergoterapi-destegini-surduruyor-1774514411.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu-919605</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu-919605</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ’TA HASTANEYE GEBELİK ŞÜPHESİYLE BAŞVURAN KADIN HASTANIN YAPILAN TETKİKLERİNDE HAMİLE OLMADIĞI, ŞİKAYETLERİNİN İSE BEYİNDE YER ALAN İYİ HUYLU BİR TÜMÖRDEN KAYNAKLANDIĞI ORTAYA ÇIKTI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı.</p><br/><p>Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi.</p><br/><p>Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu.</p><br/><p>Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu-0-1774511114.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu-1-1774511114.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu-2-1774511116.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:45:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu-1774511113.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lise öğrencileri tıp sempozyumuna katıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/lise-ogrencileri-tip-sempozyumuna-katildi-919572</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/lise-ogrencileri-tip-sempozyumuna-katildi-919572</guid>
                <description><![CDATA[ADANA’DA İSMAİL SAFA ÖZLER ANADOLU LİSESİ ÖNCÜLÜĞÜNDE; BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ GÜLDEN KILINÇ VE TARİH ÖĞRETMENİ ÇETİN ÖZTÜRK KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE DÜZENLENEN "TIP SEMPOZYUMU", NEZİHE YALVAÇ UYGULAMA OTELİ’NDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, hekimlik mesleğinin temelinin insan sevgisi olduğunu söyleyerek, "Bir daha dünyaya gelsem yine hekim olurdum" dedi.</p><br/><p>Adana’da İsmail Safa Özler Anadolu Lisesi öncülüğünde; Biyoloji Öğretmeni Gülden Kılınç ve Tarih Öğretmeni Çetin Öztürk koordinatörlüğünde düzenlenen "Tıp Sempozyumu", Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde gerçekleştirildi.</p><br/><p>Adana Anadolu Lisesi, Piri Reis Anadolu Lisesi, Adana Ticaret Odası Anadolu Lisesi, İsmail Safa Özler Anadolu Lisesi ve ÇEAŞ Anadolu Lisesi öğrencilerinin katılım sağladığı sempozyumda, tıp mesleğinin manevi boyutu ve güncel tıbbi gelişmeler ele alındı.</p><br/><p>"Bir daha dünyaya gelsem yine hekim olurdum"</p><br/><p>Sempozyuma katılan Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, hekimlik mesleğinin temelinin insan sevgisi olduğunu ifade ederek,  "Hekimlik, kaynağını saf insan sevgisinden alan, icrası yüksek bir huzur kaynağıdır. Tüm insanlığın sağlığından sorumlu olduğumuz bu kutlu yolda, her gün tıp hekimi olduğum için ayrı bir mutluluk duyuyorum. Şunu açık yüreklilikle ifade edebilirim ki; bir daha dünyaya gelsem, yine aziz milletimin sağlığına hizmet ettiğim bu mukaddes mesleği seçerim" diye konuştu.</p><br/><p>Program kapsamında kurulan Organ Bağışı, Sağlıklı Beslenme, Acil Sağlık Hizmetleri ve Bilinçli İlk Yardım standları öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü.</p><br/><p>Etkinlik, geleceğin hekim adayı gençlerle çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/lise-ogrencileri-tip-sempozyumuna-katildi-0-1774443009.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/lise-ogrencileri-tip-sempozyumuna-katildi-1-1774443010.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/lise-ogrencileri-tip-sempozyumuna-katildi-2-1774443010.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:50:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/lise-ogrencileri-tip-sempozyumuna-katildi-1774443008.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanyada ULAR ameliyatıyla zorlu tümörde bağırsak devamlılığı korundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-ular-ameliyatiyla-zorlu-tumorde-bagirsak-devamliligi-korundu-919563</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-ular-ameliyatiyla-zorlu-tumorde-bagirsak-devamliligi-korundu-919563</guid>
                <description><![CDATA[ALANYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE ÖNEMLİ BİR BAŞARIYA İMZA ATILDI. HASTANEDE GÖREVLİ ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ UZMANI DR. ÖĞRETİM ÜYESİ TAMER AKAY VE EKİBİ, HASTANEDE İLK KEZ UYGULANAN ULTRA LOW ANTERİOR REZEKSİYON (ULAR) OPERASYONUYLA ANAL KANALA ÇOK YAKIN TÜMÖRLERDE DAHİ BAĞIRSAK DEVAMLILIĞINI KORUMAYI BAŞARDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önemli bir başarıya imza atıldı. Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve ekibi, hastanede ilk kez uygulanan Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonuyla anal kanala çok yakın tümörlerde dahi bağırsak devamlılığını korumayı başardı.</p><br/><p>Alanya’da yaşayan 65 yaşındaki Şaban Görgülü, makatta ağrı şikâyetiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Hastanede görevli Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay tarafından yapılan fizik muayene ve görüntüleme sonucunda anal kanala yalnızca 2 cm mesafede tümöral kitle tespit edildi. Görgülü, multidisipliner bir yaklaşımla, farklı branşlardaki hekimlerin görüş ve önerileri doğrultusunda tedavi altına alındı. Onkoloji uzmanları tarafından uygulanan neoadjuvan tedavi sayesinde tümör geriletildi ve anal kanala olan mesafe 4 cm’ye kadar çıkarıldı. Bu kritik sürecin ardından hastanın onayı alınarak Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve hastanede görevli Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Serdar Arslan tarafından Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonu gerçekleştirildi. Söz konusu operasyon; kalın bağırsağın makata yakın son bölümünde yerleşen kanserlerin tedavisinde kullanılan, bağırsak devamlılığını koruyan ve stoma (torba) ihtiyacını en aza indirmeyi amaçlayan ileri bir cerrahi yöntem olarak öne çıkıyor.</p><br/><br/><p>Tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz</p><br/><p>Hastanede ilk kez uygulanan ve başarıyla tamamlanan operasyon hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay, "Hekim arkadaşım Dr. Öğretim Üyesi Arslan ile birlikte yaptığımız ULAR yöntemi; özellikle rektumun alt kısmında, son 5-6 cm’de yerleşen ve dış sfinkter kaslarına yayılmamış tümörlerde uygulanır. Bu teknik sayesinde anüs ve dış sfinkter kasları korunabilmekte, hastaların bağırsak kontrolü büyük ölçüde devam etmektedir. Bu tür zorlu vakalarda en önemli hedef yalnızca kanserli dokunun tamamen çıkarılması değil aynı zamanda hastanın yaşam kalitesinin korunmasıdır. Özellikle anal kanala çok yakın tümörlerde; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve multidisipliner yaklaşım sayesinde kalıcı kolostomiye gerek kalmadan hastanın yaşam kalitesi korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" diye konuştu. İleri cerrahi teknikler ve ekip çalışmasının kanser tedavisinde kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Ekibimizle birlikte bu tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz. Hastamız Şaban Görgülü‘nün ameliyatı da başarılı geçti. Takipleri hastanemiz tarafından sürdürülecektir" ifadesini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanyada-ular-ameliyatiyla-zorlu-tumorde-bagirsak-devamliligi-korundu-0-1774437604.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanyada-ular-ameliyatiyla-zorlu-tumorde-bagirsak-devamliligi-korundu-1-1774437605.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:20:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/alanyada-ular-ameliyatiyla-zorlu-tumorde-bagirsak-devamliligi-korundu-1774437603.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiyede kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-919553</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-919553</guid>
                <description><![CDATA[27 MART ‘DÜNYA TEDAVİYE UYUM GÜNÜ’ KAPSAMINDA KAHRAMANMARAŞ’TA DÜZENLENEN ETKİNLİKTE UZMANLAR, KRONİK HASTALIKLARDA TEDAVİYE UYUMUN ARTIRILMASININ HAYATİ ÖNEM TAŞIDIĞINA DİKKAT ÇEKTİ. PROF. DR. MUSTAFA ARAZ VE PROF. DR. OKTAY ERGENE, HİPERTANSİYON, DİYABET VE OBEZİTE GİBİ HASTALIKLARIN KONTROL ALTINA ALINMAMASI HALİNDE CİDDİ KOMPLİKASYONLARA VE ERKEN ÖLÜMLERE YOL AÇTIĞINI VURGULADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>27 Mart ’Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.</p><br/><p>27 Mart ’Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye’de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen, "Türkiye 2030’da yüzde 50" projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.</p><br/><p>Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, "En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar, kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek"</p><br/><p>Türkiye’de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde, diyabetin ise yüzde 16’sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.</p><br/><br/><p>"Türkiye’de tedaviye uyum oranı yüzde 36"</p><br/><p>Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, "Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor"</p><br/><p>Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, "Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün" dedi.</p><br/><br/><p>"2030’da tedavi başarı hedefi yüzde 50"</p><br/><p>2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırarak tedavi başarısında artışa yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti ve "Amacımız Türkiye’de tedavi başarı oranını diyabette yüzde 36,7’den, hipertansiyonda ise yüzde 22,2’den yüzde 50’ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararları azaltmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni"</p><br/><p>Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.</p><br/><p>Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, "Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor" dedi.</p><br/><br/><p>"50 yaş sonrası risk hızla artıyor"</p><br/><p>ABD’de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90’ların üzerine çıktığını belirterek, "50 yaş sonrası 10 kişiden 9’unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Türkiye’de obezite ve diyabet oranı yüksek"</p><br/><p>Türkiye’de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.</p><br/><br/><p>"Türkiye’de yaşam süresi daha kısa"</p><br/><p>Türkiye’de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay Ergene, "Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80’li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye’de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı"</p><br/><p>Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.</p><br/><br/><p>"Hipertansiyon çoğu zaman ciddiye alınmıyor"</p><br/><p>Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, "Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Türkiye’de sağlık sisteminde ilaca erişim çok iyi durumda iken kronik hastalıklar için düzenli ilaç kullanım oranlarımız çok düşük" dedi.</p><br/><br/><p>"Tuz tüketiminin azaltılması önemli"</p><br/><p>Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.</p><br/><br/><p>"70 yaşında hipertansiyon oranı yüzde 70"</p><br/><p>İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, "30 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı yüzde 30 iken, 40 yaşındaki bireylerde yüzde 40, 70 yaşındaki bireylerde ise bu oran yüzde 70’i buluyor. Yani 10 kişiden 7’sinde hipertansiyon var" dedi.</p><br/><br/><p>"Tansiyon kontrolü hayati önem taşıyor"</p><br/><p>Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, "Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor. Basit bir ilaç tedavisiyle bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkün" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Tiyatro hatırlatır, uyum yaşatır"</p><br/><p>Tiyatro sanatçısı Mert Öner ise aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü’nün adeta hayatın dengesine vurgu yaparak, "27 Mart’ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor, bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var. Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden. Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Türkiye 2030’da yüzde 50 projesi"</p><br/><p>Dünyada veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.</p><br/><p>Türkiye’de ise tüm erişkinlerin yüzde 31’i hipertansiyon, yüzde 16,6’si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20’ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030’da yüzde 50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir. Servier Türkiye’nin koşulsuz desteklediği bu projenin amacı 2030 yılına kadar hipertansiyonda yüzde 22,2, diyabette yüzde 36,7 olan tedavi başarı oranını yüzde 50’ye çıkartmaktır.</p><br/><br/><p>"14 dernek ortak amaç için birleşti"</p><br/><p>Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030’a kadar en az yüzde 50’ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-0-1774433413.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-1-1774433414.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-2-1774433415.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 13:10:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-1774433413.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-919464</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-919464</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN’DE BİYOPSİ İŞLEMİ SONRASI FENALAŞARAK HAYATINI KAYBEDEN 36 YAŞINDAKİ ECZACI KALFASININ ÖLÜMÜNDE, HASTANE VE GÖREVLİ DOKTORLARIN İHMALİ OLDUĞU İDDİA EDİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de biyopsi işlemi sonrası fenalaşarak hayatını kaybeden 36 yaşındaki eczacı kalfasının ölümünde, hastane ve görevli doktorların ihmali olduğu iddia edildi. Aile, yaşanan sürece tepki göstererek sorumlular hakkında şikayetçi oldu.</p><br/><p>İddiaya göre, rahatsızlığı dolayısıyla gittiği hastanede karaciğerindeki kitle nedeniyle biyopsi yapılmasına karar verilen 36 yaşındaki evli ve 2 çocuk babası Umut Ballı, 18 Mart’ta Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde biyopsi işlemi yapıldıktan yaklaşık 2 saat sonra taburcu edildi. Taburcu olduktan sonra evine dönen Ballı, ertesi gün tekrar fenalaştı. Baygınlık geçirerek kusan Ballı, bir süre sonra kendine gelince tekrar hastanenin acil servisine götürüldü. Ballı’ya burada 4 ünite eritrosit (kırmızı kan) ve 2 ünite plazma (beyaz kan) verildi. Ancak kan değerlerinde beklenen yükselişin sağlanamadığı öne sürüldü. Ballı’nın, 21 Mart günü sabah saat 07.00 sıralarında taburcu edildiği, taburcu edildikten kısa bir süre sonra saat 10.00 civarında tekrar rahatsızlandığı belirtildi.</p><br/><p>Durumunun ağırlaşması üzerine Mersin Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Ballı’nın, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği iddia edildi.</p><br/><br/><p>"Üniversite Hastanesinin ihmali nedeniyle öldü"</p><br/><p>Olayla ilgili konuşan baba Yusuf Ballı, oğlunun ölümünde ihmal olduğunu öne sürerek Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi hakkında şikayetçi olduklarını söyledi. Baba Yusuf Ballı, oğlunun hastanede 2 gün boyunca tedavi gördüğünü belirterek, "Oğluma kan verdiler fakat kan seviyesi hiç yükselmedi. Yanımda gelen ve doktor olan kayınbiraderim, ‘iç kanama olabilir müdahale edin’ dedi ancak hiçbir müdahale yapılmadı. 4 ünite kırmızı kan, 2 ünite beyaz kan verdiler. Ertesi gün sabah saat 07.00’de tekrar taburcu ettiler. Saat 10.00’da hayatını kaybetti. Benim oğlum Üniversite Hastanesinin ihmali nedeniyle öldü, başka bir şeyden değil. Şikayetçi oldum" dedi.</p><br/><br/><p>"İç kanama olabileceğini düşündük, 112’yi aradık"</p><br/><p>Umut Ballı’nın eşi Handan Ballı ise eşinin Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldüğünde ayaklarıyla yürüyerek sapasağlam şekilde girdiğini belirterek, "Biyopsisi yapıldı. Biyopsiden çıktıktan sonra iki saat müşahede altında tuttular ve bizi eve gönderdiler. Eve geldikten sonra sabah saatlerinde eşim uyandı, rengi gitti ve baygınlık geçirdi. İç kanama olabileceğini düşündük. 112’yi aradık, geldiklerinde biyopsi orada yapıldığı için tekrar Mersin Üniversitesi’ne götürdüler" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Eşim bir sedyenin üzerinde dört büklüm şekilde müdahale bekledi"</p><br/><p>Eşinin 3 gün boyunca bir sedye üzerinde kaldığını öne süren Ballı, "Üniversitede acil girişinden giriş yaptığımız için yatışını yaptılar ama 3 gün boyunca eşim bir sedyenin üzerinde dört büklüm şekilde müdahale bekledi. Sadece serum ve kan takviyesiyle toparlayabileceklerini düşündüler. Biz biyopsi olduğunu, kanama ihtimali olabileceğini söylememize rağmen hiçbir müdahale yapılmadı. Servise çıkarılmasını talep ettim ancak ‘doktorun talebi yok’ denilerek kabul edilmedi. Bir ihmal sonucunda eşimi kaybettim" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Benim yüreğim yandı, başkasının yüreği yanmasın"</p><br/><p>Oğlunu hastanede sedye üzerinde gördüğünü belirten acılı anne Naciye Ballı ise "Ben onu orada sedyede öyle gördüğüm için çok üzüldüm. ‘Bu nasıl yatak? Niye bir yatak vermediler? Niye temiz bir oda vermediler?’ dedim. Her taraf mikrop içindeydi. Sonuna kadar davacıyım. Ben acı çektim, başkaları çekmesin. Benim yüreğim yandı, başkasının yüreği yanmasın" dedi.</p><br/><p>Hayatını kaybeden 36 yaşındaki Umut Ballı’nın cenazesi, dün Toroslar ilçesi Güneykent Mezarlığında ailesi ve yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-0-1774335009.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-1-1774335010.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-2-1774335011.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-3-1774335012.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-4-1774335012.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:50:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/mersinde-biyopsi-sonrasi-olumde-ihmal-iddiasi-1774335008.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanyada bayram tatili süresince 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-bayram-tatili-suresince-3-bin-768-hastaya-saglik-hizmeti-sunuldu-919440</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-bayram-tatili-suresince-3-bin-768-hastaya-saglik-hizmeti-sunuldu-919440</guid>
                <description><![CDATA[ALANYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAŞHEKİMİ PROF. DR. BANU KARAKUŞ YILMAZ, RAMAZAN BAYRAMI TATİLİ SÜRESİNCE ACİL SERVİS’TE 3 BİN 768 HASTAYA SAĞLIK HİZMETİ SUNULDUĞUNU AÇIKLADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı.</p><br/><p>Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi.</p><br/><br/><p>3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi</p><br/><p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanyada-bayram-tatili-suresince-3-bin-768-hastaya-saglik-hizmeti-sunuldu-0-1774272304.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanyada-bayram-tatili-suresince-3-bin-768-hastaya-saglik-hizmeti-sunuldu-1-1774272305.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:25:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/alanyada-bayram-tatili-suresince-3-bin-768-hastaya-saglik-hizmeti-sunuldu-1774272303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Antalyada kadavradan organ bağışı emekli öğretmene bayram sevinci yaşattı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-919256</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-919256</guid>
                <description><![CDATA[AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE KADAVRADAN BÖBREK NAKLİ YAPILAN EMEKLİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ MUHARREM YEĞENOĞLU, 10 YIL SÜREN BEKLEYİŞİN ARDINDAN SAĞLIĞINA KAVUŞTU. YEĞENOĞLU, "BU ALLAH’IN BİR LÜTFU. HERKESE ORGAN BAĞIŞINDA BULUNMALARINI TAVSİYE EDİYORUM" SÖZLERİYLE YAŞADIĞI MUTLULUĞU PAYLAŞTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı.</p><br/><p>Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı.</p><br/><br/><p>"10 yıldır nakil bekliyordum"</p><br/><p>Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi.</p><br/><br/><p>"Organ nakli caiz"</p><br/><p>Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Yeniden doğdum"</p><br/><p>Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi.</p><br/><br/><p>"Yaşantım sınırlıydı"</p><br/><p>Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Büyük bir bayram hediyesi oldu"</p><br/><p>Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-0-1773926104.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-1-1773926105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-2-1773926106.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-3-1773926107.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 16:15:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti-1773926103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayram sofralarında sağlığın anahtarı ölçülü tüketimde gizli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-919231</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-919231</guid>
                <description><![CDATA[BESLENME VE DİYET UZMANI DUYGU ÖZBAY, RAMAZAN SONRASI İLK GÜN YAPILAN EN ÖNEMLİ HATALARDAN BİRİNİN AĞIR VE ÇOK ÇEŞİTLİ BİR KAHVALTI YAPMAK OLDUĞUNU SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Duygu Özbay, Ramazan sonrası ilk gün yapılan en önemli hatalardan birinin ağır ve çok çeşitli bir kahvaltı yapmak olduğunu söyledi.</p><br/><p>Ramazan Bayramı’nın gelmesi ile birlikte kahvaltı sofraları, tatlı ikramları ve yapılan bayram ziyaretleri nedeniyle beslenme düzeni değişir. Bu ani değişim; hazımsızlık, mide ağrısı, şişkinlik, reflü ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açabilir. Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Duygu Özbay, "Bu nedenle bayram günlerinde sağlığımızı korumak için beslenme düzenine dikkat etmek ve vücudu yavaş yavaş normal öğün düzenine geçirmek gerekir" diyerek önerilerde bulundu.</p><br/><p>Bayrama hafif bir kahvaltıyla başlayın</p><br/><p>Ramazan sonrası ilk gün yapılan en önemli hatalardan birinin ağır ve çok çeşitli bir kahvaltı yapmak olduğunu kaydederek Beslenme ve Diyet Uzmanı Özbay, "Oysa uzun süreli açlık döneminden çıkan sindirim sistemi için daha hafif ve dengeli bir kahvaltı tercih edilmelidir. Bayram sabahında peynir, haşlanmış yumurta, tam buğday ekmeği, zeytin, domates ve salatalık gibi hafif ve besleyici gıdalar hem enerji sağlar hem de mideyi yormaz. Kızartmalar, hamur işleri ve çok yağlı besinlerden ise kahvaltı sofralarında uzak durulmalıdır. Ayrıca gün boyunca kan şekerinin dengede kalması için öğün atlamamaya da özen gösterilmelidir. Ramazan sonrasında sindirim sisteminin yeniden düzenlenmesi için lif açısından zengin besinlerin tüketimi oldukça faydalıdır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller bağırsak hareketlerini destekleyerek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Aynı zamanda gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmek de büyük önem taşır. Ramazan boyunca azalan su tüketimi bayramla birlikte yeniden artırılmalıdır. Gün içinde ortalama 2-2,5 litre su içmek hem metabolizmayı destekler hem de vücudun dengede kalmasına katkı sağlar" diye konuştu.</p><br/><p>Porsiyon kontrolü yapın</p><br/><p>Bayram boyunca porsiyon kontrolü yapmanın da büyük önem taşıdığını söyleyen Özbay, "Sofrada küçük porsiyonlarla farklı lezzetlerin tadına bakmak, yemekleri yavaş yavaş yemek ve gün içinde öğünleri dengelemek hem sindirim sistemini korur hem de bayramın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarmaya yardımcı olur. Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmez ikramları arasında tatlılar geliş. Ancak özellikle şerbetli tatlıların aşırı tüketimi kan şekerinde ani yükselmelere, mide rahatsızlıklarına ve gereksiz kalori alımına neden olabilir. Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolü yapmak oldukça önemlidir. Mümkünse şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. Tatlı tüketilecekse ana öğünden hemen sonra küçük porsiyonlar halinde tüketmek sindirimi kolaylaştırabilir. Gün içinde farklı ziyaretlerde sunulan her tatlıyı tüketmek yerine seçim yapmak da doğru bir yaklaşım olacaktır" dedi.</p><br/><p>Hareket etmeyi ihmal etmeyin</p><br/><p>Özbay, bayram günleri genellikle uzun sofralar ve ziyaretlerle geçse de fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:</p><br/><p>"Yemeklerden sonra yapılacak kısa ve hafif tempolu yürüyüşler hem sindirimi kolaylaştırır hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca bayram boyunca aşırı yemek tüketimini dengelemek için hareketli bir yaşam tarzı sürdürmek önemlidir. Özellikle ağır yemeklerden sonra yürüyüş yapmayı ihmal etmemek, gün içinde daha enerjik hissetmeye de katkı sağlayacaktır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 12:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/bayram-sofralarinda-sagligin-anahtari-olculu-tuketimde-gizli-1773912304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanyada kalp sağlığında TAVI işlemi başarıyla uygulanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor-919166</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor-919166</guid>
                <description><![CDATA[ALANYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, TAVI (TRANSKATETER AORT KAPAK İMPLANTASYONU) İŞLEMİNİ HASTALARINA BAŞARIYLA UYGULAMAYA DEVAM EDİYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemini hastalarına başarıyla uygulamaya devam ediyor. Açık kalp ameliyatı için yüksek risk taşıyan hastalar için önemli bir alternatif olan bu yöntem sayesinde bölge halkı ileri düzey kalp tedavilerine kendi şehirlerinde ulaşabiliyor.</p><br/><p>Kasıktan girilerek kapalı yöntemle gerçekleştirilen TAVI işlemi sayesinde aort kapak hastalığı bulunan hastalarda göğüs kafesi açılmadan ve kalp durdurulmadan kapak değişimi yapılabiliyor. Böylece hastalar daha kısa sürede iyileşirken, komplikasyon riski de önemli ölçüde azalıyor. Uygulama hakkında bilgi veren Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemal Köseoğlu, "TAVI yöntemi özellikle ameliyat riski yüksek olan hastalar için büyük avantaj sağlamaktadır. İleri yaşta olan veya ek sağlık sorunları bulunan hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Akciğer, karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalar ya da daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş kişiler için bu yöntem önemli bir alternatif sunar. İşlem sırasında aort kapağı, göğüs açılmadan ve kalp durdurulmadan, genellikle kasıktan girilerek özel bir kateter yardımıyla değiştirilir. Bu sayede hastalar daha kısa sürede iyileşmekte ve açık kalp ameliyatına göre daha düşük komplikasyon riski ile tedavi edilmektedir" dedi.</p><br/><p>TAVI işleminin invaziv kardiyolojinin en ileri ve en zorlu girişimleri arasında yer aldığını vurgulayan Köseoğlu, "Bu uygulama yüksek teknoloji, özel eğitim ve deneyimli bir ekip gerektirir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği olarak güçlü hekim kadromuz ve gelişmiş teknolojik altyapımız sayesinde TAVI işlemini başarıyla uyguluyoruz. Hastalarımıza ileri düzey kalp tedavilerini kendi şehirlerinde alma imkânı sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor-0-1773830111.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor-1-1773830112.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:35:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor-1773830110.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bin 221 sağlık çalışanı ile bayramda hizmet verecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bin-221-saglik-calisani-ile-bayramda-hizmet-verecek-919165</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bin-221-saglik-calisani-ile-bayramda-hizmet-verecek-919165</guid>
                <description><![CDATA[BAŞHEKİM PROF. DR. BANU KARAKUŞ YILMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bayram tatili süresince sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesi için tüm hazırlıklarını tamamladı.</p><br/><p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere bayram boyunca toplam bin 221 sağlık personelinin görev başında olacağını açıkladı. Bayram süresince acil servis başta olmak üzere yoğun bakım, ameliyathane, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerde sağlık hizmetlerinin aralıksız sürdürüleceğini belirten Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, gerekli tüm planlamaların yapıldığını söyledi.</p><br/><br/><p>"Tüm önlemlerimizi aldık"</p><br/><p>Bayram tatili boyunca sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmaması için kapsamlı bir planlama gerçekleştirdiklerini ifade eden Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Bayram süresince hizmet verecek tüm birimlerimizde insan gücü ve tıbbi donanım açısından gerekli düzenlemeleri yaparak tedbir ve önlemlerimizi aldık. Personel planlamalarımızı tamamlayarak ihtiyaç duyulan birimlerde takviye görevlendirmeler gerçekleştirdik. Bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere toplam dört gün boyunca 207 hekim, 428 hemşire ve sağlık çalışanı, 349 temizlik personeli, 45 tıbbi sekreter, 8 danışma görevlisi, 122 güvenlik personeli, 10 santral görevlisi, 18 şoför, 16 sağlık memuru ve 18 teknik servis çalışanı olmak üzere toplam bin 221 sağlık personelimiz hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek için görev başında olacaktır" dedi.</p><br/><br/><p>Bayramda beslenmeye dikkat</p><br/><p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzenine de dikkat çeken Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Bayramda aşırı ve dengesiz beslenmeden kaçınılması gerekmektedir. Bayramda sindirim sorunları yaşamamak için normal beslenme düzenine geçerken karbonhidrat ve şekerden zengin gıdaların tüketimine dikkat edilmelidir. Bol sıvı tüketilmeli, mümkün olduğunca hafif tatlılar tercih edilmeli ya da tatlı tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bayramın hepimize başta sağlık olmak üzere huzur, mutluluk ve esenlik getirmesini diliyorum" diye sözlerine ekledi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bin-221-saglik-calisani-ile-bayramda-hizmet-verecek-0-1773830108.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bin-221-saglik-calisani-ile-bayramda-hizmet-verecek-1-1773830109.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:35:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bin-221-saglik-calisani-ile-bayramda-hizmet-verecek-1773830107.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı bayramda tatlı tüketimi konusunda uyardı: Küçük porsiyonlarla sınırlı kalmak önemli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmani-bayramda-tatli-tuketimi-konusunda-uyardi-kucuk-porsiyonlarla-sinirli-kalmak-onemli-919146</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmani-bayramda-tatli-tuketimi-konusunda-uyardi-kucuk-porsiyonlarla-sinirli-kalmak-onemli-919146</guid>
                <description><![CDATA[BESLENME VE DİYET UZMANI SELVA OTURAKÇIİBOGİL, AŞIRI TATLI TÜKETİMİNİN ÖNÜNE GEÇEBİLMEK İÇİN EN ETKİLİ YÖNTEMİN PORSİYON KONTROLÜ OLDUĞUNU KAYDEDEN OTURAKÇIİBOGİL, "İKRAM EDİLEN TATLILARIN TAMAMINI TÜKETMEK YERİNE KÜÇÜK PORSİYONLARLA SINIRLI KALMAK ÖNEMLİDİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, aşırı tatlı tüketiminin önüne geçebilmek için en etkili yöntemin porsiyon kontrolü olduğunu kaydeden Oturakçıibogil, "İkram edilen tatlıların tamamını tüketmek yerine küçük porsiyonlarla sınırlı kalmak önemlidir" dedi.</p><br/><p>Bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumanın yolu, bilinçli ve dengeli tüketimden geçiyor. Oysa, aşırıya kaçmadan, porsiyon kontrolü sağlayarak ve doğru tercihler yaparak hem bayram geleneklerini sürdürmek hem de muhtemel sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkün. Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, yapılması gerekenin bayramda tatlıyı tamamen kısıtlamak değil, ölçülü davranarak dengeyi koruyabilmek olduğunu söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Kan şekeriniz yükselebilir</p><br/><p>Oturakçıibogil, aşırı tatlı tüketiminin kan şekerinde ani yükselmelere neden olduğunu belirterek, "Bu hızlı yükselişi kısa süre sonra gelen ani düşüş takip eder ve bu durum halsizlik, baş dönmesi ve tekrar tatlı yeme isteği oluşturur. Aynı zamanda fazla şeker alımı mide yanması, şişkinlik ve hazımsızlık gibi sindirim problemlerini de tetikleyebilir. Uzun vadede ise sık tekrarlayan bu davranış şekli, kilo artışı riskini artırır ve özellikle diyabet hastaları için ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Özellikle şerbetli tatlılar, sadece şeker değil aynı zamanda yüksek miktarda yağ da içerir. Bu da alınan kalorinin katlanmasına neden olur. Gün içinde birden fazla porsiyon tatlı tüketmek, günlük enerji ihtiyacının çok üzerine çıkılmasına yol açar. Bu durum kilo artışı ile sonuçlanarak bayram sonunda bile tartıya yansıyabilir. Özellikle hareketsiz geçen bayram günlerinde bu riskin daha da artacağı unutulmamalıdır" dedi.</p><br/><p>Aşırı tatlı tüketiminden kaçının</p><br/><p>Aşırı tatlı tüketiminin önüne geçebilmek için en etkili yöntemin porsiyon kontrolü olduğunu kaydeden Oturakçıibogil, "İkram edilen tatlıların tamamını tüketmek yerine küçük porsiyonlarla sınırlı kalmak önemlidir. Tatlı tüketimini gün içine yaymak ve art arda tüketimden kaçınmak da kan şekeri dengesini korumaya yardımcı olur. Ayrıca aç karnına tüketmek yerine, tatlıların ana öğün sonrasında tercih edilmesi daha doğru olacaktır. Bayramda tatlı tüketiminden tamamen kaçınmak çoğu zaman mümkün olmaz. Bu noktada doğru tercih yapmak önem kazanır. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyve bazlı alternatifler veya dondurma tercih edilmelidir. Bu tür tatlılar hem daha düşük kalorilidir hem de sindirim sistemi üzerinde daha az yük oluşturur. Böylece tatlı ihtiyacı karşılanırken sağlık üzerindeki olumsuz etkiler en aza indirgenebilir" diye konuştu.</p><br/><p>Su tüketiminizi artırın</p><br/><p>Artan şeker tüketiminin vücut üzerindeki etkilerini azaltmada yeterli su içmenin önemli bir rol oynadığını belirten Selva Oturakçıibogil, şunları kaydetti:</p><br/><p>"Gün boyunca düzenli su tüketimi hem sindirimi destekler hem de tatlı krizlerini azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle su içmek için mutlaka susmak beklenmemelidir. Ayrıca, kısa yürüyüşler yapmak ve gün içinde olabildiğince hareketli kalmak da alınan fazla kalorinin dengelenmesine katkı sağlar."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 10:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/uzmani-bayramda-tatli-tuketimi-konusunda-uyardi-kucuk-porsiyonlarla-sinirli-kalmak-onemli-1773820503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muratpaşadan Down Sendromu farkındalık etkinliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi-919061</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi-919061</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA MURATPAŞA BELEDİYESİ, DOWN SENDROMLU BİREYLERE YÖNELİK FARKINDALIK OLUŞTURMAK AMACIYLA ENGELSİZ KAFE’DE ANLAMLI BİR ETKİNLİĞE EV SAHİPLİĞİ YAPTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Muratpaşa Belediyesi, Down sendromlu bireylere yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla Engelsiz Kafe’de anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p><br/><p>Muratpaşa Belediyesi’nin engelli bireyler ve ailelerine yönelik sosyal destek çalışmalarını yürüttüğü Engelsiz Kafe’de düzenlenen etkinlikte, Down sendromlu bireyler ve aileleri bir araya geldi. Gün boyunca gerçekleştirilen çeşitli etkinlik ve aktivitelerle katılımcılar hem keyifli vakit geçirdi hem de sosyal etkileşim imkanı buldu. Etkinlik kapsamında katılımcılar, tabak boyama atölyesinde bir araya gelerek renkli çalışmalar gerçekleştirdi. Boyanan tabaklar bir araya getirilerek dev çiçek figürlerine dönüştürüldü. Ortaya çıkan bu özgün çalışmalar, Engelsiz Kafe’nin bahçesine yerleştirildi. Buluşmada, Down sendromlu bireylerin sosyal hayata aktif katılımının önemi vurgulanırken, toplumda farkındalığın artırılmasına yönelik mesajlar öne çıktı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi-0-1773736207.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi-1-1773736209.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 11:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi-1773736206.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Çelik: Onkofertilite kanser tedavisi alan hastaya gelecekteki ebeveynlik şansını koruma imkanı sunar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/prof-dr-celik-onkofertilite-kanser-tedavisi-alan-hastaya-gelecekteki-ebeveynlik-sansini-koruma-imkani-sunar-919059</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/prof-dr-celik-onkofertilite-kanser-tedavisi-alan-hastaya-gelecekteki-ebeveynlik-sansini-koruma-imkani-sunar-919059</guid>
                <description><![CDATA[KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. HÜSNÜ ÇELİK, ONKOFERTİLİTENİN KANSER TEDAVİSİ ALAN HASTAYA GELECEKTEKİ EBEVEYNLİK ŞANSINI KORUMA İMKANI SUNDUĞUNU SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hüsnü Çelik, onkofertilitenin kanser tedavisi alan hastaya gelecekteki ebeveynlik şansını koruma imkanı sunduğunu söyledi.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı sorumlu öğretim üyesi Prof. Dr. Hüsnü Çelik, kanser tanısı alan hastalarda tedavi öncesi doğurganlığın korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><br/><p>Günümüzde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemlerin fertilite potansiyelini önemli ölçüde azaltabildiğini belirten Prof. Dr. Çelik, "Onkofertilite, kanser tedavisi alan hastaya aynı zamanda gelecekteki ebeveynlik şansını koruma imkanı sunar. Kanser tanısı almış kişilerde üreme potansiyelinin korunması, geliştirilmesi ve kullanılması artık bir lüks değil modern onkolojik tedavilerin vazgeçilmez bir parçasıdır" dedi.</p><br/><p>Tanı alındığı andan itibaren umutsuz bir karanlığa gömülen kişilerin yanında, onlara arkadaşlık eden Onkofertiliteyi ‘karanlık bir tünelde fener tutmak’ olarak nitelendiren Prof. Dr. Hüsnü Çelik, özellikle kadınlarda meme, rahim, yumurtalık ve diğer kanser türlerinde üreme organlarının alınması ya da var olan organların uygulanacak tedavilere bağlı olarak işlevsiz hale gelme riskine dikkat çekti.</p><br/><p>Tedavi öncesinde yumurtaların toplanıp dondurulabildiğini ifade eden Çelik, "Tedavi tamamlandıktan sonra bu hücreler kullanılarak dış ortamda gebelik elde edilebilir. Kullanılan kemoterapilerin yumurtalıklar üzerindeki toksik etkisine karşı, yumurtalık dokusunun ya da yumurtaların dondurulması yöntemleriyle de doğurganlık korunabilir" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Her hastaya bilgilendirme yapılmalı</p><br/><p>Kanser tanısı konulduğu anda, tedavi başlamış olsa dahi fertilite konusunun mutlaka gündeme getirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Çelik, güncel kılavuzların bu konuda çok net olduğunu vurguladı. Bilgilendirme sürecinde hastanın yaşına veya mevcut çocuk sayısına, dil, din, ırk, kültür, sosyal statü, ekonomik durum, sosyal güvence gibi hiçbir şeye bakılmaksızın hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, şu açıklamalarda bulundu:</p><br/><p>"Zaten çocukları var, bir daha istemez ya da bu hastanın böyle bir isteği olacağını sanmıyorum" gibi varsayımlar tamamen yanlıştır. Zira bu bilgilendirme hastanın zihninde yeni bir pencere açar. Hasta, kanserin dünyanın sonu olmadığını, gelecekte çocuk sahibi olma ihtimalinin devam ettiğini fark eder. Bu yaklaşımın hastanın psikolojik ve fiziksel iyilik halini artırdığı, moralini yükselttiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu aynı zamanda son dönemlerde bir hayli popüler hale gelmiş olan bütüncül yaklaşımlara da bir örnek teşkil eder."</p><br/><p>Çocuk hastalarda bile mümkün: Doku dondurma yöntemiyle doğurganlık korunabilir</p><br/><p>Onkofertilitenin sadece mevcut kanser hastaları için değil, BRCA mutasyonu gibi genetik risk taşıyan bireyler için de bir güvence olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çelik, henüz ergenliğe girmemiş çocuklarda uygulanan yöntemlere de değindi.</p><br/><p>Çelik, "Ergenlik öncesi çocuklarda henüz hücre üretimi başlamadığı için doku dondurma yöntemi uygulanır. Kız çocuklarında yumurtalık, erkek çocuklarında ise henüz deneysel aşamada olsa da testis dokusu dondurularak tedavi sonrası tekrar vücuda nakledilebilir. Bu yöntemle gebelik sağlanan başarılı vakalar mevcuttur" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 11:15:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/prof-dr-celik-onkofertilite-kanser-tedavisi-alan-hastaya-gelecekteki-ebeveynlik-sansini-koruma-imkani-sunar-1773735305.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde Ramazana özel sağlık bilgilendirmesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-ramazana-ozel-saglik-bilgilendirmesi-919009</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-ramazana-ozel-saglik-bilgilendirmesi-919009</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EKİPLERİ, RAMAZAN AYI KAPSAMINDA VATANDAŞLARIN SAĞLIK BİLİNCİNİ ARTIRMAK AMACIYLA ULU CAMİ YERLEŞKESİNDE SAĞLIK STANTLARI KURARAK BİLGİLENDİRME ETKİNLİĞİ GERÇEKLEŞTİRDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Ramazan ayı kapsamında vatandaşların sağlık bilincini artırmak amacıyla Ulu Cami yerleşkesinde sağlık stantları kurarak bilgilendirme etkinliği gerçekleştirdi.</p><br/><p>Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen etkinlikte, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan sağlık personelleri vatandaşlarla bir araya gelerek çeşitli konularda bilgilendirmede bulundu. Kurulan stantlarda diyetisyen ve psikologlar tarafından sahurdan iftara sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile ruh sağlığının korunmasına yönelik danışmanlık hizmeti verildi.</p><br/><p>Etkinlikte ayrıca Sigara Bırakma Polikliniği ekipleri tütün bağımlılığıyla mücadele konusunda bilgilendirme yaparken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli yürüttükleri çalışmalar ve acil durum hizmetleri hakkında vatandaşlara bilgi aktardı.</p><br/><p>Evde Sağlık Hizmetleri birimi de hastaneye gidemeyen, bakıma muhtaç ve yaşlı vatandaşlara sunulan yerinde sağlık hizmetleri ile başvuru süreçleri hakkında vatandaşları bilgilendirdi. Organ Bağışı Birimi ise ’Yaşatmak senin elinde’ sloganıyla organ bağışının önemine dikkat çekerek farkındalık oluşturdu.</p><br/><p>Etkinlik alanında kurulan mobil sağlık noktalarında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak genel sağlık durumları hakkında bilgilendirme ve yönlendirmelerde bulunuldu.</p><br/><p>Mersin İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, sağlıklı yaşam kültürünü toplumun her kesimine ulaştırmak amacıyla saha çalışmalarının devam edeceğini belirtti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazana-ozel-saglik-bilgilendirmesi-0-1773660006.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazana-ozel-saglik-bilgilendirmesi-1-1773660007.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazana-ozel-saglik-bilgilendirmesi-2-1773660008.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 14:20:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazana-ozel-saglik-bilgilendirmesi-1773660005.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adanalı sağlıkçılara Yılın Hekimi ve Yılın Sağlık Çalışanı ödülü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/adanali-saglikcilara-yilin-hekimi-ve-yilin-saglik-calisani-odulu-918982</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/adanali-saglikcilara-yilin-hekimi-ve-yilin-saglik-calisani-odulu-918982</guid>
                <description><![CDATA[ADANA'DA SAĞLIK ALANINDA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR, 14 MART TIP BAYRAMI KAPSAMINDA İSTANBUL'DA DÜZENLENEN PROGRAMDA ÖDÜLLE TAÇLANDIRILDI. ADANA'DAN İKİ SAĞLIK ÇALIŞANI "YILIN HEKİMİ" VE "YILIN SAĞLIK ÇALIŞANI" ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da sağlık alanında yürütülen çalışmalar, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında İstanbul’da düzenlenen programda ödülle taçlandırıldı. Adana’dan iki sağlık çalışanı "Yılın Hekimi" ve "Yılın Sağlık Çalışanı" ödülüne layık görüldü.</p><br/><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun katılımlarıyla gerçekleştirilen "14 Mart Tıp Bayramı Programı"nda, Adana sağlık teşkilatının çalışmaları dikkat çekti. Programa Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar de katılarak kenti temsil etti.</p><br/><p>Deri bankası projesine "Yılın Hekimi" ödülü</p><br/><p>Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan ve Türkiye’de kamu hastaneleri arasındaki ilk ve tek deri bankası ile doku laboratuvarı olma özelliğini taşıyan merkezin yönetim süreçlerini yürüten Yanık Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Koray Daş, bilimsel çalışmaları ve sağlık alanına sunduğu katkılar dolayısıyla "Yılın Hekimi" ödülünü aldı.</p><br/><p>Yenidoğan yoğun bakım hemşiresine ödül</p><br/><p>Aynı hastanede görev yapan hemşire Hacı Şahin ise özellikle Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde gösterdiği çalışmaları nedeniyle "Yılın Sağlık Çalışanı" ödülüne layık görüldü.</p><br/><p>"Bu başarı kolektif bir emeğin ürünü"</p><br/><p>Törende konuşan Adana İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, alınan ödüllerin Adana sağlık teşkilatının ortak başarısı olduğunu belirterek, "Bugün burada aldığımız ödüller Adana’nın sağlık alanındaki kapasitesini ve profesyonel birikimini en üst düzeyde temsil etmektedir. Prof. Dr. Koray Daş ve Hemşire Hacı Şahin arkadaşlarımızın başarıları, tüm mesai arkadaşlarımız için gurur vericidir. Hedefimiz ileri teknolojiyi nitelikli insan kaynağıyla birleştirerek vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmaya devam etmektir" dedi.</p><br/><p>Ödüllerin Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından takdim edildiği program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:10:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/adanali-saglikcilara-yilin-hekimi-ve-yilin-saglik-calisani-odulu-1773645003.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-918922</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-918922</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ’TA FAALİYET GÖSTEREN ÖZEL SULAR AKADEMİ HASTANESİ’NDE GÖREV YAPAN SAĞLIK ÇALIŞANLARI, DÜZENLENEN İFTAR PROGRAMINDA BİR ARAYA GELDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi.</p><br/><p>Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı.</p><br/><p>Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi.</p><br/><p>Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-0-1773504905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-1-1773504906.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-2-1773504907.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-3-1773504908.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-4-1773504909.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 19:15:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/hastane-calisanlari-iftar-sofrasinda-bulustu-1773504904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser tedavisinde çığır açan CAR-Tde yerli üretim dönemi başlıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-918859</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-918859</guid>
                <description><![CDATA[KANSER TEDAVİSİNDE ÇIĞIR AÇAN CAR-T HÜCRE TEDAVİSİNİN TÜRKİYE'DE İLK KEZ YERLİ ÜRETİMİNİN YAPILABİLECEĞİ HÜCRESEL VE GEN TEDAVİ MERKEZİ, AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ'NDE AÇILDI. LÖSEMİ, LENFOMA VE KEMİK İLİĞİ KANSERLERİNDE DİRENÇLİ VAKALAR İÇİN UMUT OLMASI BEKLENEN MERKEZDE İLK TEDAVİNİN 15 NİSAN'DA UYGULANMASI PLANLANIYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi’nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan’da uygulanması planlanıyor.</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye’de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi.</p><br/><p>Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı.</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye’nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi.</p><br/><br/><p>"Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an"</p><br/><p>14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, "14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum" dedi.</p><br/><p>Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, "5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca’yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yeni bir tedavi yöntemi var"</p><br/><p>Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, "Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz" dedi.</p><br/><br/><p>"Yüz binlerce dolarlık tedaviyi Türkiye’de yerli ve milli olarak uygulayacağız"</p><br/><p>Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><br/><p>"Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye’de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten."</p><br/><p>Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye’de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, "Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye’de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika’ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak" dedi.</p><br/><br/><p>"Bugün itibariyle tüm altyapı, ekipman ve teknoloji transferi tamamlandı"</p><br/><p>Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise basın toplantısında merkezin altyapı hazırlıklarının tamamlandığını duyurdu. Özkan, "Aslına bakarsanız 5 yıl önce başladığımız ve hepinizin belki de ismini basından duyduğunuz CAR-T tedavisinin merkezi bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibariyle tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz" diye konuştu.</p><br/><p>CAR-T’nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, "Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"1 Nisan itibariyle validasyon ve ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan’da ilk tedaviyi planlıyoruz"</p><br/><p>Merkezin en önemli yönünün son teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı olduğunu belirten Özkan, başarı oranına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özkan, "En önemli kısmı, son teknolojiyle olan proteinin bu laboratuvarda bulunması. Başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavinin zaten başarısız olduğu insanlarda bile yüzde 95’in üzerinde bir oran bekleniyor. CAR-T diye bilinen son dönemlerin en güncel tedavisinin bu laboratuvarda uygulanacak olması çok önemli" dedi.</p><br/><p>Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, "Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25’ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge’sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.</p><br/><p>İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, "Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz" dedi.</p><br/><br/><p>"Kaybettiğimiz hastalar için kurtuluş yolu olacak"</p><br/><p>Bazı hastalarda mevcut tedavilere rağmen istenen sonucun alınamadığını belirten Özkan, CAR-T tedavisinin özellikle bu hasta grubu açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Özkan, "Tedavide aslına bakarsanız maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyonlar hem de tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu yüzden de kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah" diye konuştu.</p><br/><p>Yalnızca Türkiye’den değil, yurt dışından da hasta kabulünün mümkün hale gelebileceğini vurgulayan Özkan, "Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından gelecek hastalara kapı açılmış olacak. Özellikle bugüne kadar hastalarımızı yurt dışına gönderirken, artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bize en yakın merkez İsrail’de. Ancak Orta Doğu’da ve çevre coğrafyada birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı olacak" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Vücudun savaşan hücreleri laboratuvarda güçlendirilip yeniden hastaya verilecek"</p><br/><p>Tedavinin bilimsel mekanizmasını da anlatan Özkan, bağışıklık sisteminin kanserle savaşan hücrelerinin laboratuvar ortamında dönüştürülerek yeniden hastaya verileceğini ifade etti. Özkan, "Vücutta aslına bakarsanız kanserde savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor; ya miktar olarak yeterli olmuyor ya da güçlü olamıyor. Anlaşılacak şekilde anlatayım; savaşan hücreler alınacak. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip o kanser türüne karşı savaşabilecek eklerle donatılacak. Bunlara reseptörler, antijenler deniyor, yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var. Her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bize şu an için 4 tane olacak. Şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artırılacak" dedi.</p><br/><p>Bu hücrelerin milyonlarca kez çoğaltılacağını dile getiren Özkan, "Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak. Yeterli sayıya ulaştıktan sonra uygun şartlarda, mümkün olan en kısa sürede hastalara verilecek. Bunun özelliği ve güzelliği de burada. Taze olarak hastalara, hiçbir şekilde dondurma işlemi olmadan verilecek. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek. Bunun dışında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiye özel bir kanser tedavisi olacak" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak"</p><br/><p>Akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin son yıllarda kemoterapinin yan etkilerini azaltmak amacıyla öne çıktığını belirten Özkan, yeni yöntemin temel hedefini şu sözlerle anlattı:</p><br/><p>"Aslında son yıllarda bildiğimiz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için ön plana çıktı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli askerler veriyorsunuz. O askerlerin sağlıklı yerlere, yani vücudun diğer organlarına saldırmaması için önlem almak gerekiyor."</p><br/><br/><p>"İlk hedef yıllık 100 hasta, kapasite 150’ye çıkabilecek"</p><br/><p>Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, "Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150’ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek" dedi.</p><br/><p>Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, "Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Çocuk hastalara da ulaşacak, sıradaki hedef beyin kanseri"</p><br/><p>CAR-T uygulamasında yaş gruplarına göre farklılıklar bulunduğunu aktaran Özkan, "Yaş skalası var. Bazı tedavilerde 25 yaş altı, diğerlerinde daha çok erişkin hastalar olacak şu an için. Ama ileriki dönemde yaş aralığı değişecek. Bunlar tamamen araştırmayla ilgili. Mutlaka çocuk kısmına da gelmesi sağlanacak. Çocuklarda zaten daha çok lösemi görülüyor ve onların tedavisi başarılı şekilde yapılıyor. Ancak erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah bu yöntemle çözülecek" dedi.</p><br/><p>Merkezin gelecekte başka kanser türlerine yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapacağını belirten Özkan, "Diğer kanser türleri için de bu merkez bir umut ve çalışma ortamı sağlayacak. En kısa hedefimiz beyin kanseri olan kısım. Teknoloji transferini Kore ve Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen firmalar bunlar. Şu anda kullandığımız teknoloji transferi bu altyapı üzerinden ilerliyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi’nde hizmete açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nin, yalnızca CAR-T tedavisinin uygulanacağı bir alan değil; araştırma, eğitim ve klinik uygulamayı aynı çatı altında buluşturan ileri biyoteknoloji üssü olması hedefleniyor. Merkezde önümüzdeki süreçte solid tümörlere yönelik yeni nesil milli CAR-T platformlarının geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş hücresel tedavi yaklaşımlarının tasarlanması ve gen düzenleme temelli terapilere yönelik araştırmaların yürütülmesi planlanıyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-0-1773400808.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-1-1773400809.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-2-1773400810.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-3-1773400811.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-4-1773400813.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-5-1773400813.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 14:20:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor-1773400807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyükşehirden okullarda vektörle mücadele eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/buyuksehirden-okullarda-vektorle-mucadele-egitimi-918842</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/buyuksehirden-okullarda-vektorle-mucadele-egitimi-918842</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, HALK SAĞLIĞINI KORUMAYA YÖNELİK ÇALIŞMALARINI EĞİTİM FAALİYETLERİYLE DE SÜRDÜRÜYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi ekipleri öğrencilere vektörle mücadeleyle ilgili bilgiler verdi.</p><br/><p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen program kapsamında Vektörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Fatmalı İlk ve Ortaokulu’nda öğrencilere zararlılarla mücadelede kullanılan bilimsel ve çevre dostu yöntemler hakkında bilgi verdi.</p><br/><p>Teknik personeller tarafından yapılan sunumda, insan sağlığını tehdit edebilen sivrisinek, karasinek ve kemirgen gibi vektörlerin biyolojik özellikleri, yaşam döngüsü, üreme şartları ve yayılım alanları detaylı şekilde anlatıldı. Öğrencilere ayrıca bu canlılarla mücadelede kullanılan yöntemler hakkında da bilgilendirme yapıldı.</p><br/><p>Programda Büyükşehir Belediyesinin şehir genelinde yürüttüğü vektörle mücadele çalışmaları da tanıtıldı. Ekiplerin yıl boyunca aralıksız sürdürdüğü ilaçlama faaliyetleri, çevre dostu mücadele yöntemleri ve uygulanan projeler hakkında öğrencilere kapsamlı bilgiler aktarıldı.</p><br/><p>Uzman ekipler, vektörle mücadelenin yalnızca ilaçlama çalışmalarından ibaret olmadığını, çevresel tedbirlerin ve toplumsal bilinçlenmenin de büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><br/><p>Programın ardından değerlendirmede bulunan Fatmalı Ortaokulu Fen Bilimleri Öğretmeni Fatma Soysal, okulun bulunduğu bölgede hayvancılığın yaygın olması ve sulama havuzlarının bulunması nedeniyle bu tür eğitimlerin öğrenciler için oldukça faydalı olduğunu belirterek ekiplere teşekkür etti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/buyuksehirden-okullarda-vektorle-mucadele-egitimi-0-1773393905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/buyuksehirden-okullarda-vektorle-mucadele-egitimi-1-1773393905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/buyuksehirden-okullarda-vektorle-mucadele-egitimi-2-1773393906.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:25:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/buyuksehirden-okullarda-vektorle-mucadele-egitimi-1773393904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Psikolog Giriş: Yapay zeka psikoloğum olabilir diyorsanız yanılıyorsunuz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/psikolog-giris-yapay-zeka-psikologum-olabilir-diyorsaniz-yaniliyorsunuz-918838</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/psikolog-giris-yapay-zeka-psikologum-olabilir-diyorsaniz-yaniliyorsunuz-918838</guid>
                <description><![CDATA[KLİNİK PSİKOLOG DİLARA BOYRAZ GİRİŞ, TERAPİNİN RASTGELE BİR SOHBETTEN ÇOK DAHA KAPSAMLI BİR SÜREÇ OLDUĞUNU BELİRTEREK, "GÜVEN, EMPATİ, GİZLİLİK VE KLİNİK UZMANLIK TERAPİNİN TEMELİNİ OLUŞTURUR. BELİRLİ BİR ÇERÇEVESİ OLAN PROFESYONEL BİR SÜREÇTİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, terapinin rastgele bir sohbetten çok daha kapsamlı bir süreç olduğunu belirterek, "Güven, empati, gizlilik ve klinik uzmanlık terapinin temelini oluşturur. Belirli bir çerçevesi olan profesyonel bir süreçtir" dedi.</p><br/><p>Acıbadem Adana Hastanesi Klinik Psikoloğu Dilara Boyraz Giriş, son yıllarda birçok kişinin stres, yalnızlık veya duygusal paylaşım ihtiyacıyla yapay zeka destekli sohbet robotlarına yöneldiğine dikkat çekerek, "Yapay zeka psikoloğum olabilir diyorsanız yanılıyorsunuz. Bu sistemler psikoterapinin yerini tutamaz. Yapay zeka ile yapılan sohbetler profesyonel psikolojik destekle karıştırılmamalıdır. Çünkü psikoterapi belirli bir amacı, yöntemi ve etik çerçevesi olan profesyonel bir süreçtir" dedi.</p><br/><p>Son yıllarda psikolojik destek, yalnızlıkla baş etme veya duygusal paylaşım ihtiyacı nedeniyle birçok kişinin yapay zeka destekli sohbet robotlarını kullanmaya başladığını belirten Boyraz Giriş, "Bu sistemler bazı kullanıcılar tarafından terapist, arkadaş hatta romantik partner gibi konumlandırılabiliyor. Tamamen olumsuz bir durum olarak adlandıramayız ancak bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Dijital araçlar bilgiye erişimi kolaylaştırıyor ve bazı başa çıkma yöntemlerini öğretebilse de tüm bunlar psikoterapiyle aynı şey değildir" diye konuştu.</p><br/><p>"Psikoterapi yalnızca konuşmak değildir"</p><br/><p>Psikoterapinin çoğu zaman yalnızca "dertleşmek" ya da zor bir durumda öneri almak olarak görülebildiğini belirten Boyraz Giriş, "Terapi rastgele bir sohbetten çok daha kapsamlı bir süreçtir. Güven, empati, gizlilik ve klinik uzmanlık terapinin temelini oluşturur. Belirli bir çerçevesi olan profesyonel bir süreçtir. Terapist yalnızca dinlemez; klinik değerlendirme yapar, danışanın ihtiyaçlarına odaklanır ve kanıta dayalı yöntemlerle ilerler" dedi.</p><br/><p>"Empatik görünebilir ama klinik sorumluluk taşımaz"</p><br/><p>Bugün yaygın olarak kullanılan yapay zeka sistemlerinin büyük dil modellerine dayandığını belirten Boyraz Giriş, "Bu sistemler geniş metin veri setleri üzerinden eğitilerek insan benzeri yanıtlar üretir ancak klinik sorumluluk taşımaz. Birçok sohbet robotu klinik olarak yapılandırılmış terapötik protokollere dayanmaz. Risk değerlendirmesi yapamaz, kriz anlarında inisiyatif alamaz ve etik sorumluluk üstlenemez. Bu durum yanlış veya çelişkili bilgi üretimi ve klinik risklerin gözden kaçması gibi sorunlara yol açar" diye konuştu.</p><br/><p>Aşırı onaylama ve sağlıksız bağlanma riski</p><br/><p>Yapay zeka sistemlerinin kullanıcıyla etkileşimi sürdürmek üzere tasarlandığını belirten Boyraz Giriş, "Bu durum psikoloji literatüründe ‘aşırı onaylama riski’ doğurur. Oysa psikoterapide terapist gerektiğinde empatik yüzleştirme yapar, işlevsiz düşünce kalıplarını sorgular ve terapötik sınırlar koyar. Yapay zeka robotlarının iletişimi sürdürmek adına kişiyi sürekli onaylaması kullanıcılarda sağlıksız duygusal bağlara yol açabilir. Kullanıcılar kendilerini duyulmuş ve onaylanmış hissettiklerinde saatlerce sohbet etmeye devam edebilir. Bu durum profesyonel yardım arayışını geciktirebilir ve kişinin duygusal ihtiyaçlarını gerçek sosyal ilişkiler yerine yapay zeka üzerinden karşılamasına neden olabilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Veri güvenliği de önemli</p><br/><p>Ruh sağlığına ilişkin verilerin en hassas kişisel bilgiler arasında yer aldığını hatırlatan Boyraz Giriş, "Yapay zeka destekli birçok sistem geleneksel klinik uygulamaların tabi olduğu etik ve düzenleyici çerçevelere bağlı değildir. Veri saklama ve paylaşım politikaları her zaman şeffaf olmayabildiği için kullanıcılar açısından ek risk oluşturabilir" dedi.</p><br/><p>"Bilinçli ve sınırlı kullanın"</p><br/><p>Yapay zekanın tamamen reddedilmesi ya da sınırsız biçimde güvenilmesi yerine bilinçli ve sınırlı bir kullanım yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini belirten Giriş, "Yapay zeka sistemleri bazı durumlarda bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran yardımcı araçlar olabilir. Ancak günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyen duygusal sıkıntılar, ilişkisel sorunlar veya işlevsellikte düşüş gibi durumlarda yapay zeka ile konuşmaya devam etmek yerine bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması önemlidir" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:10:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/psikolog-giris-yapay-zeka-psikologum-olabilir-diyorsaniz-yaniliyorsunuz-1773393004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Horlayan çocuklarda sorunun nedeni geniz eti olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-918765</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-918765</guid>
                <description><![CDATA[KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI UZMANI DR. SÜMBÜL BAYRAKTAR GÜZELDAĞ, GENİZ ETİNİN ÇOCUKLARDA HORLAMA, AĞIZDAN NEFES ALMA, SÜREKLİ AĞIZ AÇIK DOLAŞMA, BURUN TIKANIKLIĞI VE BURUN AKINTISI GİBİ BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTERDİĞİNİ HATIRLATARAK, "TEDAVİ EDİLMEZSE DAMAKTA KUBBELEŞME, DİŞLERDE DÜZENSİZLİK VE ÖN ÜST DİŞLERİN ÖNE DOĞRU ÇIKMASI GİBİ SORUNLAR GELİŞEBİLİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, geniz etinin çocuklarda horlama, ağızdan nefes alma, sürekli ağız açık dolaşma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterdiğini hatırlatarak, "Tedavi edilmezse damakta kubbeleşme, dişlerde düzensizlik ve ön üst dişlerin öne doğru çıkması gibi sorunlar gelişebilir" dedi.</p><br/><p>Çocukluk çağında sık enfeksiyon geçiren, geceleri horlayan ya da ağzı açık uyuyan çocuklarda geniz eti büyümesi önemli bir etken olabiliyor. Çoğu zaman "basit bir burun tıkanıklığı" olarak değerlendirilen bu durum, erken fark edilmediğinde hem fiziksel gelişimi hem de okul performansını etkileyebiliyor.Uzmanlar, halk arasında "geniz eti" olarak bilinen yapının görevini burundan giren mikroplara karşı savunma oluşturmak şeklinde tanımlıyor. Ancak çocukluk çağında sık görülen geniz eti büyümesinin hafife alınmaması gerekiyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, ailelerin bu sorunun belirtileri konusunda bilinçli olması gerektiğini söyleyerek önemli uyarılarda bulunuyor.</p><br/><p>Okul başarısını etkileyebiliyor</p><br/><p>Geniz eti büyümesinin yalnızca solunum yollarını değil, çocuğun okul performansını da etkileyebildiğini kaydeden Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, "Gece boyunca yeterli ve kaliteli uyuyamayan, sık apne atakları yaşayan çocuklarda kandaki oksijen seviyesinin düşmesi; dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve konsantrasyon sorunlarına yol açabilir. Gün içinde yorgun, huzursuz ve isteksiz görünen çocuklarda okul başarısında belirgin düşüş yaşanabilir. Bu nedenle sık hastalanan, horlayan, ağzı açık uyuyan ya da öğretmenlerinden dikkat dağınıklığına yönelik geri bildirim alınan çocukların bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Erken tanı ve uygun tedavi ile hem çocuğun sağlıklı gelişimi hem de okul performansı belirgin şekilde iyileştirilebilir. Geniz eti genellikle 4-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşır ve ilerleyen yaşlarda küçülme eğilimi gösterir. Ancak pasif sigara maruziyeti, alerjik hastalıklar ve özellikle kreş çağındaki çocuklarda sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle bu doku büyüyebilir. Büyümüş geniz eti genellikle horlama, ağızdan nefes alma, sürekli ağız açık dolaşma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Bunun yanı sıra sık orta kulak iltihabı, kulakta sıvı birikimi ve buna bağlı işitme kaybı görülebilir. Bazı çocuklarda ağızdan salya akması ve sık bademcik enfeksiyonu da tabloya eşlik edebilir" diye konuştu.</p><br/><p>Yüz ve diş gelişimin etkileyebiliyor</p><br/><p>Güzeldağ, uzun süre tedavi edilmeyen geniz eti büyümesinin diş ve damak gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade ederek, "Damakta kubbeleşme, dişlerde düzensizlik ve ön üst dişlerin öne doğru çıkması gibi sorunlar gelişebilir. Halk arasında "dişlek" olarak tarif edilen yüz görünümü oluşabilir. Bu değişiklikler çocuğun hem estetik hem de fonksiyonel gelişimini etkilerken ileriki dönemlerde psikolojik olarak da sorun oluşturabilir. Geniz eti büyümesi ciddi solunum sıkıntısı, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, işitme kaybı veya uyku apnesine yol açıyorsa cerrahi tedavi gündeme gelir. Tıbben 1 yaşından itibaren ameliyat mümkün olmakla birlikte, zorunlu bir durum yoksa genellikle 3 yaş ve sonrasında planlama yapılması daha uygundur. Günümüzde modern anestezi teknikleri sayesinde operasyonlar güvenli şekilde gerçekleştirilmektedir. Genel anestezi altında yapılan geniz eti ameliyatı yaklaşık 15-20 dakika sürer ve ağız içinden, endoskop yardımıyla gerçekleştirilir; dışarıdan herhangi bir kesi yapılmaz. Operasyon sonrası hasta genellikle bir gece gözlem altında tutulur. İlk günlerde ödeme bağlı geçici horlama görülebilir ancak bu durum kısa sürede azalır. Genellikle 3-5 gün boyunca soğuk ve yumuşak gıdalar önerilir. Hasta 1 hafta gibi kısa bir sürede günlük yaşamına dönebilir" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:15:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/horlayan-cocuklarda-sorunun-nedeni-geniz-eti-olabilir-1773306904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Op. Dr. Ali Emre Dalyan: Glokom sessiz ilerler tedavi edilmezse körlüğe kadar gidebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/op-dr-ali-emre-dalyan-glokom-sessiz-ilerler-tedavi-edilmezse-korluge-kadar-gidebilir-918718</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/op-dr-ali-emre-dalyan-glokom-sessiz-ilerler-tedavi-edilmezse-korluge-kadar-gidebilir-918718</guid>
                <description><![CDATA[GÖZ HASTALIKLARI BÖLÜMÜ’NDEN OP. DR. ALİ EMRE DALYAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ali Emre Dalyan, glokom hastalığının tehlikesine dikkat çekerek, "Glokom uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir, bu nedenle düzenli göz muayeneleri büyük önem taşır" dedi.</p><br/><p>Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ali Emre Dalyan, 11-17 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla glokom hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Glokomun göz içi basıncının yükselmesi sonucu görme sinirinin zarar görmesiyle ortaya çıkan kronik bir göz hastalığı olduğunu belirten Dalyan, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyledi. Dalyan, "Glokom uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Görme sinirini sessizce tahrip eden hastalık</p><br/><p>Glokomun görme sinirine zarar veren ciddi bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dalyan, "Görme siniri göz ile beyin arasındaki iletişimi sağlayan hayati bir yapıdır. Bu sinirde oluşan hasar geri döndürülemez. Hastalığın en tehlikeli yönü ise uzun süre belirti vermemesidir. Kişi görme alanı daralana kadar herhangi bir şikâyet hissetmeyebilir. Bu nedenle glokom ’sessiz hırsız’ olarak da bilinir" dedi.</p><br/><br/><p>Risk altındaki kişiler daha dikkatli olmalı</p><br/><p>Glokomun her yaşta görülebileceğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Dalyan, özellikle ailesinde glokom bulunan kişilerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti. Dalyan, "40 yaş üstü bireyler, ailesinde glokom bulunanlar, şeker hastaları, yüksek tansiyon hastaları, uzun süre kortizon kullananlar ile yüksek miyop veya hipermetropu olan kişiler risk grubunda yer alıyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Erken tanı hastalığın ilerlemesini durdurabilir</p><br/><p>Glokomda erken tanının büyük önem taşıdığını belirten Dalyan, "Kaybedilen görme duyusu geri getirilemez ancak erken tanı sayesinde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Glokom tedavisinde temel hedef göz içi basıncını düşürerek görme kaybının önüne geçmektir. Tedavi seçenekleri arasında göz içi basıncını düşüren damlalar, lazer uygulamaları ve gerekli durumlarda cerrahi müdahaleler yer alır" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Dalyan ayrıca hastaların düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurgulayarak, göz basıncı ölçümü, görme alanı testi ve göz siniri tomografisi gibi tetkiklerle hastalığın takip edildiğini ve çoğu hastanın ömür boyu damla tedavisi kullandığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 13:50:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/op-dr-ali-emre-dalyan-glokom-sessiz-ilerler-tedavi-edilmezse-korluge-kadar-gidebilir-1773226204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Ümit Çakmak: Böbrekler bozulana kadar belirti vermiyor düzenli kontrol hayat kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-umit-cakmak-bobrekler-bozulana-kadar-belirti-vermiyor-duzenli-kontrol-hayat-kurtariyor-918705</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-umit-cakmak-bobrekler-bozulana-kadar-belirti-vermiyor-duzenli-kontrol-hayat-kurtariyor-918705</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. ÜMİT ÇAKMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nefroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Ümit Çakmak, "12 Mart Dünya Böbrek Günü" nedeniyle "Böbrekler bozulana kadar çoğu zaman belirti vermez, bu yüzden düzenli kontrol hayat kurtarır" diyerek böbrek sağlığının önemini anlattı.</p><br/><p>Memorial Antalya Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Ümit Çakmak, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla böbrek sağlığının önemine dikkat çekti. Böbreklerin vücudun en hayati organlarından biri olduğunu belirten Çakmak, "Böbrekler bozulana kadar çoğu zaman belirti vermez, bu yüzden düzenli kontrol hayat kurtarır" dedi. Böbreklerin yalnızca idrar üretmekle görevli olmadığını vurgulayan Çakmak, kanın temizlenmesi, su ve tuz dengesinin sağlanması, kan basıncının düzenlenmesi ve hormon üretimi gibi birçok önemli görevi üstlendiğini ifade etti. Kronik böbrek hastalığının erken teşhis edilmemesi durumunda diyaliz veya böbrek nakli gerektiren böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebildiğini kaydetti.</p><br/><br/><p>Böbrek hastalıkları dünyada hızla artıyor</p><br/><p>Böbrek hastalıklarının küresel ölçekte önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Çakmak, "Son verilere göre dünya genelinde yetişkin nüfusta kronik böbrek hastalığı 1990 yılından bu yana iki katına çıkarak 2023 yılında yaklaşık 788 milyon kişiye ulaştı. Aynı yıl bu hastalık yaklaşık 1,5 milyon ölüme neden olarak ölüm nedenleri arasında 9’uncu sıraya yükseldi. Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı görülme oranı yüzde 15,7 civarında. Diyabetli hastalarda bu oran yüzde 25’in üzerine çıkıyor" dedi.</p><br/><br/><p>Belirtiler çoğu zaman fark edilmiyor</p><br/><p>Böbrek yetmezliğinin erken dönemlerde çoğu zaman belirti vermediğini vurgulayan Çakmak, hastalığın ilerleyen dönemlerinde bazı şikayetlerin ortaya çıkabileceğini ifade ederek, "Böbrekler bozulmaya başladığında vücut aslında bazı sinyaller verir ancak bu belirtiler yavaş geliştiği için çoğu zaman gözden kaçabilir. Yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, idrar miktarında veya renginde değişiklik ve vücutta ödem en sık görülen erken belirtiler arasındadır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>İleri evrede ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor</p><br/><p>Hastalığın ilerlemesi halinde daha ciddi belirtilerin görülebileceğine dikkat çeken Çakmak, "Bulantı, kusma, mide sorunları, nefes darlığı, ciltte kaşıntı ve kuruluk, kas krampları, kemik ağrıları, konsantrasyon bozukluğu gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Bunun yanında yüksek tansiyon, kansızlık, baş dönmesi ve erkeklerde ereksiyon sorunları da görülebilir" ifadelerini kullandı. Çakmak ayrıca böbrek sağlığını korumak için tuz tüketimini azaltmak, yeterli su içmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol kullanımından kaçınmak, reçetesiz ilaçları bilinçsiz kullanmamak ve özellikle risk grubundaki kişilerin düzenli kan ve idrar testleri yaptırmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 12:25:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/uzm-dr-umit-cakmak-bobrekler-bozulana-kadar-belirti-vermiyor-duzenli-kontrol-hayat-kurtariyor-1773221107.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otomobille giderken kafasına kaya yuvarlandı, başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-918698</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-918698</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ’TA KÖYE GİTMEK ÜZERE ARACIYLA YOLA ÇIKAN GENÇ SÜRÜCÜ, YAMAÇTAN YUVARLANAN KAYA PARÇASININ ARACA İSABET ETMESİ SONUCU AĞIR YARALANDI. KAFA TRAVMASI GEÇİREN GENÇ HASTA, HASTANEDE HG HOSPİTAL'DA GERÇEKLEŞTİRİLEN BAŞARILI AMELİYATIN ARDINDAN SAĞLIĞINA KAVUŞTU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta aracıyla seyir halinde olan genç sürücü, yamaçtan yuvarlanan kaya parçasının araca isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Kafa travması geçiren genç, hastanede gerçekleştirilen başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Edinilen bilgiye göre olay, Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Kazma Bağları Kum Ocağı mevkiinde meydana geldi. İddiaya göre, 33 yaşındaki Muhammed Ekşi, 2 kardeşi ve 1 komşusuyla birlikte 46 AEF 859 plakalı aracıyla Maksutlu Mahallesi’ne gitmek üzere yola çıktı. Ekşi, Kum Ocağı bölgesinden geçildiği sırada, alanda çalışan bir kepçenin hareketiyle yamaçtan kopan büyük bir kaya parçası aniden yola yuvarlandı. Kaya parçası, seyir halindeki aracın ön camını kırarak içeri girdi. Kazada sürücü ile araçta bulunan komşusu İsmail D. ve iki kardeş yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri ilk müdahaleyi yaptıktan sonra yaralıları ambulanslarla hastaneye kaldırdı.</p><br/><p>Otomobil sürücüsü Muhammet Ekşi, HG Hospital Hastanesi’nde gerçekleşen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Kaza anını anlatan Muhammed Ekşi, köye gitmek üzere kendi aracıyla yolda olduğunu belirterek, "Kaya yuvarlandı. Ben korna çaldım ama dikkat etmediler. Daha sonra jandarma, polis ve köylüler geldi. Ambulansla hastaneye getirildim. Doktorumuza ve yardım eden herkese teşekkür ediyorum. Şu an kendimi iyi hissediyorum, herhangi bir güçsüzlük yok" dedi.</p><br/><br/><p>"Ameliyat çok başarılı geçti"</p><br/><p>Hastanın babası Mustafa Ekşi ise oğlunun haber vermesiyle kazayı haber aldığını belirterek, "Bunun üzerine hemen olay yerine gittim. İş makineleri ve araçların aynı anda çalıştığını gördük. O anları görüntüledik ve avukatımıza verdik. Kaya yaklaşık 75-100 metre mesafeden yuvarlandı ve yaklaşık 100-150 kilogram ağırlığındaydı. Aracın ön camına ve yan kısımlarına çarptı, camlar parçalandı. Oğlum hastaneye kaldırıldı. Hocamız ameliyata aldı ve ameliyat çok başarılı geçti. Başta doktorumuz olmak üzere tüm hastane personeline teşekkür ediyorum" diye konuştu.</p><br/><p>Hastayı ameliyat eden Beyin ve Sinir Cerrah Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, genç hastanın hastaneye getirildiğinde ciddi kafa travması geçirdiğini ve beyninde önemli düzeyde etkilenme bulunduğunu belirtti.</p><br/><br/><p>"Beyin hasarlarında ilk dakikalar çok çok önemli"</p><br/><p>Hastanın ellerinde ve ayaklarında güçsüzlük ile bilincinin kapalı olduğunu ifade eden Dr. Altun, "Hastamız bize geldiğinde kafada ciddi bir travması, beyninde büyük bir etkilenmesi ve ellerinde ayaklarında güçsüzlük, kuvvetsizlik ve şuur bilinç kapalılığıyla gelmişti. Genç hastalarda bu kafa travmalarında ve beyin hasarlarında ilk dakikalar, ilk saniyeler çok çok önemli. Hastamız acile gelir gelmez hemen kan değerlerini alıp hızlı bir şekilde ameliyata aldık. Ameliyatta güzelce beyni, beyin dokularını rahatlatarak göz dokusunu, göz sinirlerini rahatlatarak hızlı bir şekilde ameliyatını bitirdik. Ve hastamızı sonra yoğun bakımda takip ettik. Süreç içerisinde hastamız hızlı bir şekilde herhangi bir güçsüzlük, kuvvetsizlik oluşmadan sağlığına kavuştu. Bu tür ameliyatlarda zaman çok çok önemli. Ehil bir yerde kısa sürede ameliyat edildiği zaman hastalarımıza daha faydalı olabiliyoruz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-0-1773218410.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-1-1773218411.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-2-1773218412.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-3-1773218413.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-4-1773218414.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-5-1773218415.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-6-1773218416.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:40:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/otomobille-giderken-kafasina-kaya-yuvarlandi-basarili-ameliyatla-sagligina-kavustu-1773218409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarsus Devlet Hastanesinde bir ilk: varis tedavisinde RF ablasyon uygulandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/tarsus-devlet-hastanesinde-bir-ilk-varis-tedavisinde-rf-ablasyon-uygulandi-918684</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/tarsus-devlet-hastanesinde-bir-ilk-varis-tedavisinde-rf-ablasyon-uygulandi-918684</guid>
                <description><![CDATA[TARSUS DEVLET HASTANESİNDE BARIŞ TEDAVİSİNDE YENİ TEDAVİ UYGULANDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’in Tarsus Devlet Hastanesi’nde varis tedavisinde modern bir yöntem olan RadyoFrekans (RF) Ablasyon işlemi ilk kez başarıyla uygulandı.</p><br/><p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Oğuzhan Semercioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hastanede önemli bir yeniliğin hayata geçirildiğini duyurdu.</p><br/><p>Semercioğlu, varis hastalığının tedavisinde kullanılan kapalı yöntem RadyoFrekans (RF) Ablasyon işleminin hastanede ilk kez başarıyla gerçekleştirildiğini belirterek, bu yöntemin hastalar için önemli avantajlar sunduğunu ifade etti.</p><br/><p>Açıklamasında modern yöntem sayesinde hastaların daha az ağrı yaşadığını ve iyileşme sürecinin daha hızlı olduğunu vurgulayan Semercioğlu, "Bugün hastanemizde bir ilki gerçekleştirdik. Varis hastalığının tedavisinde kullanılan kapalı yöntem RadyoFrekans (RF) Ablasyon işlemini ilk kez başarıyla uyguladık. Hastalar için daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme imkânı sunan bu yöntemi inşallah artık hastanemizde uygulayacağız." ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Uzmanlar, RF Ablasyon yönteminin klasik ameliyatlara göre daha konforlu bir tedavi sunduğunu ve hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini belirtiyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/tarsus-devlet-hastanesinde-bir-ilk-varis-tedavisinde-rf-ablasyon-uygulandi-0-1773215117.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/tarsus-devlet-hastanesinde-bir-ilk-varis-tedavisinde-rf-ablasyon-uygulandi-1-1773215118.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 10:45:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/tarsus-devlet-hastanesinde-bir-ilk-varis-tedavisinde-rf-ablasyon-uygulandi-1773215116.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Eken: Kolon kanseri tarama ile önlenebilen bir kanserdir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/dr-eken-kolon-kanseri-tarama-ile-onlenebilen-bir-kanserdir-918587</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/dr-eken-kolon-kanseri-tarama-ile-onlenebilen-bir-kanserdir-918587</guid>
                <description><![CDATA[ACIBADEM ADANA HASTANESİ TIBBİ ONKOLOJİ UZMANI DR. AYNUR EKEN, KOLON KANSERİNİN ÇOĞUNLUKLA 50 YAŞ VE ÜZERİNDEKİ BİREYLERDE GÖRÜLDÜĞÜNÜ BELİRTEREK, "DÜZENLİ TARAMALAR SAYESİNDE KANSER ÖNCÜSÜ OLARAK KABUL EDİLEN POLİPLER ERKEN DÖNEMDE TESPİT EDİLEBİLİR. BU ŞEKİLDE KANSER GELİŞİMİ ÖNLENEBİLİR. KOLON KANSERİ ÖNLENEBİLİR BİR KANSERDİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Aynur Eken, kolon kanserinin genellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğünü belirterek, "Düzenli taramalar sayesinde kanser öncüsü olarak kabul edilen polipler erken dönemde tespit edilebilir. Bu şekilde kanser gelişimi önlenebilir. Kolon kanseri önlenebilir bir kanserdir" dedi.</p><br/><p>Kolon kanserinin kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen hücrelerden geliştiğini belirten Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Aynur Eken, "Hastalık çoğu zaman polip adı verilen iyi huylu oluşumların zaman içinde kansere dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Dönüşüm süreci genellikle yıllar içinde gerçekleştiğinden aslında erken tarama için önemli bir fırsat sunar. Kolonoskopi sırasında tespit edilen polipler çıkarılarak kanser gelişimi büyük ölçüde önlenebilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>"İşlenmiş etten uzak durun"</p><br/><p>Beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri gelişiminde önemli rol oynadığını belirten Eken, "Özellikle işlenmiş et ürünleri risk artışıyla güçlü şekilde ilişkilendirilmekte. Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından yapılan değerlendirmelerde salam, sosis, sucuk ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin ‘insanlarda kansere neden olduğu kesin olan maddeler’ sınıfında yer alır. Araştırmalar günlük yaklaşık 50 gram işlenmiş et tüketiminin kolon kanseri riskini ortalama yüzde 18 oranında artırabildiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra ileri yaş, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması, daha önce bağırsak polibi tespit edilmiş olması, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi inflamatuvar bağırsak hastalıkları, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve alkol kullanımı ile kırmızı et ağırlıklı beslenme de kolon kanseri gelişme riskini artıran önemli faktörler arasında yer alır" diye konuştu.</p><br/><p>"Erken dönemde belirti vermeyebilir"</p><br/><p>Kolon kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermediğini vurgulayan Eken, "Bazı şikayetler mutlaka doktora başvurulması gerektiriyor. Bu belirtiler arasında dışkılama alışkanlığında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kilo kaybı, karın ağrısı veya şişkinlik, demir eksikliğine bağlı kansızlık ve sürekli yorgunluk yer alıyor" dedi.</p><br/><p>"Tarama hayat kurtarır"</p><br/><p>Kolon kanserine karşı taramanın hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Dr. Eken, genel olarak 50 yaşından itibaren düzenli tarama yapılmasının önerildiğini söyledi. Aile öyküsü bulunan bireylerde ise taramaya daha erken yaşta başlanabileceğini belirten Eken, "Gaitada gizli kan testi, sigmoidoskopi ve özellikle kolonoskopi kolon kanseri taramasında kullanılan yöntemlerdir. Kolonoskopi altın standart yöntemdir ve bu işlem sırasında hem kanser erken dönemde tespit edilebilir hem de kanserleşme potansiyeli taşıyan polipler çıkarılabilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Sağlıklı yaşam riski azaltabiliyor</p><br/><p>Kolon kanseri riskinin tamamen ortadan kaldırılamasa da sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla azaltılabileceğini belirten Dr. Aynur Eken, liften zengin beslenmenin önemine dikkat çekerek "Sebze, meyve ve tam tahıl tüketiminin artırılması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, sağlıklı kilo kontrolü sağlanması, sigaranın bırakılması ve alkol tüketiminin sınırlandırılması riskin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor" diye konuştu.</p><br/><p>"Belirti beklemeden tarama yaptırın"</p><br/><p>Kolon kanserinin önlenebilir ve erken tanı ile büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Eken, "Belirti ortaya çıkmasını beklemeden yaşa ve risk durumuna uygun taramaların yapılması gerekir. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 10:15:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/dr-eken-kolon-kanseri-tarama-ile-onlenebilen-bir-kanserdir-1773126904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>50-70 yaş arasında tarama, kolon kanserini önleyebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/50-70-yas-arasinda-tarama-kolon-kanserini-onleyebilir-918546</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/50-70-yas-arasinda-tarama-kolon-kanserini-onleyebilir-918546</guid>
                <description><![CDATA[KOLOREKTAL KANSERİN DÜNYADA EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİNDEN BİRİ OLDUĞUNU BELİRTEN GENEL CERRAHİ VE GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ UZMANI PROF. DR. ENVER REYHAN, ERKEN TANI VE TARAMA TESTLERİNİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanserin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Enver Reyhan, erken tanı ve tarama testlerinin önemine dikkat çekerek, "Kanser erken evrede saptandığında tedavi çok daha başarılı olur ve hastaların yaşam süresi uzar. Erken evrede yakalanan kolorektal kanserlerde tamamen tedavi mümkün olabilir. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde iki yılda bir gaitada gizli kan testi yapılması ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir" dedi.</p><br/><p>VM Medical Park Mersin Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Enver Reyhan, kolorektal kanserin (kolon kanseri) kalın bağırsak ve rektumda görülen bir kanser türü olduğunu söyleyerek, "Kolorektal kanser, kolon dediğimiz kalın bağırsak ile rektum dediğimiz kolonun devamı ve alt kısmında gelişen bir kanser türüdür. Dünyada en sık tanı konulan kanserler arasında yer almaktadır. Ülkemizde de oldukça yaygın görülmektedir" diye konuştu.</p><br/><p>Son yıllarda erken tanı ve etkili tedavi yöntemleri sayesinde ölüm oranlarında azalma gözlendiğini ifade eden Prof. Dr. Reyhan, "Bu kadar sık görülmesine rağmen son yıllarda erken tanı ve etkili tedavi yöntemleri sayesinde ölüm oranlarında azalma gözlenmektedir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Erkeklerde daha sık görülüyor"</p><br/><p>Kolorektal kanserin erkeklerde kadınlara göre daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Reyhan, "Kolorektal kanser 40 yaşından önce nadir görülür. Ancak 40 ile 50 yaş arasında görülme sıklığı belirgin şekilde artmaya başlar ve yaş ilerledikçe risk giderek yükselir" açıklamasında bulundu.</p><br/><p>Genetik faktörlerin de risk oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Reyhan, "Kalıtsal yatkınlık varsa risk artmaktadır. Ancak bu kanserlerin büyük çoğunluğu ailesel değil, bireysel olarak ortaya çıkmaktadır. Birinci derece yakınlarında kanser veya kansere dönüşebilen polip bulunan kişilerde risk daha yüksektir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Beslenme ve yaşam tarzı etkili"</p><br/><p>Beslenme ve yaşam tarzının hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Reyhan, "Kırmızı ve işlenmiş et tüketimi, obezite, metabolik sendrom, hareketsiz yaşam tarzı, D vitamini eksikliği, uzun süreli iltihabi bağırsak hastalıkları, sigara ve alkol kullanımı kolorektal kanser açısından önemli risk faktörleri arasında yer alıyor" dedi.</p><br/><p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının koruyucu olabileceğini belirten Reyhan, "Düzenli egzersiz yapılması, lif açısından zengin beslenme ve taze sebze meyve tüketiminin artırılması bu kanser türüne karşı koruyucu rol oynayabilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Bağırsak alışkanlıklarındaki değişime dikkat"</p><br/><p>Kolorektal kanserlerin bazen ileri evreye kadar belirti vermeyebileceğini belirten Prof. Dr. Reyhan, şu bilgileri paylaştı: "Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, bazen ishal bazen kabızlık görülmesi ve dışkıda kanama erken belirtiler arasında yer alabilir. Karın ağrısı ve şişkinlik de sık görülen şikayetlerdir. Kanser kalın bağırsağın farklı bölümlerinde farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. Kalın bağırsağın sol tarafındaki kanserler bağırsak tıkanıklığı ile sağ tarafındaki kanserler ise çoğunlukla gizli kanama ile ortaya çıkabilir. Rektumun alt kısmındaki kanserlerde sık tuvalete gitme isteği görülebilir. Hastalık bazen kilo kaybı, iştahsızlık ve kansızlık gibi genel belirtilerle de ortaya çıkabilir. Kolorektal kanser bazı hastalarda belirti vermeden de ilerleyebilir. Bu nedenle tarama testleri büyük önem taşımaktadır."</p><br/><br/><p>"Dışkıda kan görülmesi önemsenmeli"</p><br/><p>Dışkıda kan görülmesinin önemli bir belirti olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Reyhan, "Dışkıda kan görülmesi kolorektal kanser açısından önemli bir bulgudur. Her zaman kanser anlamına gelmeyebilir ancak mutlaka araştırılması gerekir. Kanama hemoroid, divertikül veya anal fissür gibi başka hastalıklardan kaynaklanabilir. Kanamanın sebebini ortaya koymak için kolonoskopi gibi tetkiklerin yapılması gerekir" dedi.</p><br/><br/><p>"Tarama testleri hayat kurtarıyor"</p><br/><p>Erken tanının tedavide başarıyı artırdığını ifade eden Prof. Dr. Reyhan, "Kanser erken evrede saptandığında tedavi çok daha başarılı olur ve hastaların yaşam süresi uzar. Erken evrede yakalanan kolorektal kanserlerde tedaviyle tamamen iyileşme mümkün olabilir. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde iki yılda bir gaitada gizli kan testi yapılması ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde bu taramalar daha erken yaşta başlanabilir. Gaitada gizli kan testi birçok sağlık kuruluşunda yapılabilir. Bu test hastanelerin yanı sıra KETEM ve Aile Sağlığı Merkezlerinde de yapılabilmektedir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Kolonoskopi korkulacak bir işlem değil"</p><br/><p>Kolonoskopinin günümüzde daha konforlu bir şekilde yapılabildiğini dile getiren Prof. Dr. Reyhan, şu bilgileri paylaştı: "Gelişmiş cihazlar sayesinde kolonoskopi işlemi sedoanaljezi dediğimiz yöntemle hastalar uyutularak yapılabilmektedir. Bu nedenle hastalar işlem sırasında ağrı hissetmemektedir. Kolonoskopi aynı zamanda kanser gelişimini önleyebilir. Kolonoskopi sırasında kansere dönüşebilecek polipler erken dönemde tespit edilerek çıkarılabilir. Bu da kanser gelişimini önlemede önemli bir avantaj sağlar."</p><br/><br/><p>"Sağlıklı yaşam kanser riskini azaltıyor"</p><br/><p>Kolorektal kanserden korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Reyhan, "Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, taze sebze ve meyve tüketimini artırmak, işlenmiş kırmızı et tüketimini azaltmak, sigara ve alkolden uzak durmak bu kanser türüne karşı korunmada önemli rol oynar. Kolorektal kanser erken tanı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu nedenle belirtiler önemsenmeli ve tarama testleri ihmal edilmemelidir" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 12:00:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/50-70-yas-arasinda-tarama-kolon-kanserini-onleyebilir-1773046806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde Ramazanda kan bağışı düştü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-918535</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-918535</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN’DE RAMAZAN AYINDA ORUÇ TUTULMASI NEDENİYLE KAN BAĞIŞI ORANLARINDA DÜŞÜŞ YAŞANDI. TÜRK KIZILAY YETKİLİLERİ, HASTANELERDE KAN İHTİYACININ KESİNTİSİZ DEVAM ETTİĞİNİ BELİRTEREK VATANDAŞLARA BAĞIŞ ÇAĞRISINDA BULUNDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de Ramazan ayında kan bağışı oranlarında düşüş yaşanırken Türk Kızılay yetkilileri, hastanelerde kan ihtiyacının kesintisiz devam ettiğini belirterek iftardan sonra vatandaşlara bağış çağrısında bulundu.</p><br/><p>Türk Kızılay Mersin İl Başkanı Lütfü Parıltı, Ramazan ayında insanların oruç tutması nedeniyle kan bağışında doğal bir düşüş yaşandığını belirtti. Normal dönemlerde Mersin’de kan bağışı oranlarının hedefleri karşıladığını ifade eden Parıltı, Ramazan ayında ise bağış sayılarının azaldığını söyledi.</p><br/><br/><p>"Ramazan’da doğal bir düşüş yaşanıyor"</p><br/><p>Ramazan ayının kan bağışı oranlarını etkilediğini kaydeden Parıltı, "Ramazan ayı dolayısıyla insanlar oruç tutuyor. Oruç tuttukları için de kan veremiyorlar. Doğal olarak kan oranlarımızda düşüş yaşanıyor. Mersin’de kan bağışımız ülke ortalamasına baktığımız zaman her zaman belirtilen hedefleri tutturmaktadır. Tabii bu Ramazan aylarında doğal olarak bir düşüş olmasına sebep olmaktadır" dedi.</p><br/><br/><p>"Akşam iftardan sonra kan vermeye davet ediyoruz"</p><br/><p>Vatandaşlara bağış çağrısında bulunan Parıltı, kan ihtiyacının sürekli olduğunu vurgulayarak özellikle iftar ve teravih sonrası bağış yapılabileceğini belirtti. Parıltı, "Kızılay ‘kan ihtiyacı acil değil sürekli bir ihtiyaçtır’ sloganıyla yıllardır çalışmalar yapıyor. Bir canı kurtarmanın maneviyattaki karşılığının hiçbir bedeli yoktur. Bu kapsamda tüm vatandaşlarımızı kan verme noktalarımıza teravihten sonra, akşam iftardan sonra davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Ramazan ayında bağışların devam edebilmesi için kan bağış noktalarının çalışma saatlerinin uzatıldığını da belirten Parıltı, "Kan merkezimiz gece 00.30’a kadar çalışıyor. AVM’de bulunan kan bağış noktamız ise 22.30’a kadar hizmet veriyor. Bunun yanında teravih sonrası etkinlikler düzenleyerek kan seviyemizi kontrol altında tutmaya çalışıyoruz" diye konuştu.</p><br/><p>Kan temin oranlarının önemli bir kısmının gönüllülerden karşılandığını dile getiren Parıltı, "Kan temin oranlarımızın yüzde 46’sını gönüllülerimizden karşılıyoruz ancak bu oran her zaman yeterli olmayabiliyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın desteğini bekliyoruz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-0-1773041705.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-1-1773041706.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-2-1773041707.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-3-1773041707.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:35:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/mersinde-ramazanda-kan-bagisi-dustu-1773041704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuğunuzun kalp hastası olmasını istemiyorsanız bu 5 öneriye dikkat edin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/cocugunuzun-kalp-hastasi-olmasini-istemiyorsaniz-bu-5-oneriye-dikkat-edin-918498</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/cocugunuzun-kalp-hastasi-olmasini-istemiyorsaniz-bu-5-oneriye-dikkat-edin-918498</guid>
                <description><![CDATA[MEMORİAL ANTALYA HASTANESİ KARDİYOLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN UZMAN DR. NURİ CÖMERT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, dünya genelinde her 100 doğumdan birinde, Türkiye’de ise her bin doğumun 8-10’unda görülen doğumsal kalp  hastalıklarına karşı erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p><br/><p>Dünya Sağlık Örgütü verileri ve ülkedeki istatistikler, çocukluk çağı kalp hastalıklarının sanılanın aksine yaygın bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde her 100 canlı doğumdan birinde kalp anomalisi tespit edilirken Türkiye’de ise her bin doğumun 8 ila 10’unda doğumsal kalp hastalığı görülüyor. Bu oranlar, Türkiye’de her yıl yaklaşık 10-15 bin çocuğun kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini gösterirken gecikmiş tanı ve tedavi eksikliği, bu hastalıkları çocukluk döneminin ciddi sağlık problemlerinden biri haline getirdiği kaydedildi. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Nuri Cömert çocukluk çağında görülen kalp hastalıkları hakkında bilgi verdi.</p><br/><br/><p>"Doğumsal ya da sonradan gelişen bir kalp hastalığı olabilir"</p><br/><p>Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının temel olarak iki ana grupta incelendiğini belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Doğumsal (Konjenital) kalp hastalıkları, yapısal bozukluklar: Kalbin odacıkları veya büyük damarlar arasında deliklerin ya da anormal bağlantıların bulunmasıdır. Bu hastalıklar riskli gebeliklerde anne karnında ekokardiyografi (Fetal EKO) ile teşhis edilebilir. Doğum sonrası ise fiziksel muayene, kalp ultrasonu ve kalp kateterizasyonu ile tanı kesinleştirilip tedavi süreci başlanabilir. Edinilmiş (sonradan kazanılmış) kalp hastalıkları: İnfeksiyon kaynaklı 5-15 yaş arasında görülen akut romatizmal ateş veya enfeksiyonlara bağlı gelişen kalp tutulumlarıdır. Pandemi sonrası artan obezite ve hareketsiz yaşam, edinilmiş kalp hastalıklarını tetiklemektedir" dedi.</p><br/><p>Ebeveynlerin özellikle bebeğin ilk aylarında dikkat etmesi gereken "alarm" niteliğindeki semptomları sıralayan Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Siyanoz: Ağız çevresi ve tırnak diplerinde görülen morarmalar. Solunum güçlüğü: Sık nefes alma veya nefes alırken zorlanma. Gelişim geriliği: Beslenme bozukluğu, yeterli kilo alamama ve aşırı terleme" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir"</p><br/><p>Ergenlik sürecinin ise artan stres faktörleri nedeniyle kalp sağlığı açısından hassas bir dönem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Bu dönemde görülen çarpıntıların birçoğu zararsız olsa da, nadiren ilaç tedavisi gerekebilir. Bu dönemde spor öncesi tarama önerilmektedir. Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir. Bu nedenle spora başlayacak çocuklarda elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi ile detaylı kontrol yapılması hayati önem taşır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır"</p><br/><p>Çocuklarda kalp sağlığını korumak için 5 temel stratejinin olduğunu belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Düzenli sağlık kontrolleri: Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa erken tarama kritiktir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz: Obeziteyi önlemek için tam tahıl ve taze besin odaklı diyet uygulanmalıdır. Çocuklar haftada en az 150 dakika fiziksel aktiviteye yönlendirilmelidir. Sigara ve pasif içicilikten kaçınma: Evde sigara içilmemelidir; pasif içicilik çocukların damar yapısını doğrudan olumsuz etkiler. Enfeksiyon yönetimi ve tedavisi: Aşı takvimine uyulmalı ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Çünkü romatizmal ateş gibi enfeksiyonlar kalp kapakçıklarını etkileyebilir. Stres yönetimi ve uyku: Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır. Aile içi stresin azaltılması kalp ritmini olumlu yönde etkiler" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 11:15:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/cocugunuzun-kalp-hastasi-olmasini-istemiyorsaniz-bu-5-oneriye-dikkat-edin-1772957710.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkuteli Devlet Hastanesinde böbrek taşlarında kapalı ameliyat dönemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/korkuteli-devlet-hastanesinde-bobrek-taslarinda-kapali-ameliyat-donemi-918398</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/korkuteli-devlet-hastanesinde-bobrek-taslarinda-kapali-ameliyat-donemi-918398</guid>
                <description><![CDATA[KORKUTELİ DEVLET HASTANESİ’NDE BÖBREK TAŞLARINA KAPALI AMELİYAT DÖNEMİ (ADEM DURMAZ-ANTALYA-İHA)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Korkuteli Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği’nde böbrek taşı tedavisinde kullanılan fleksibl URS (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uygulanmaya başladı.</p><br/><p>Korkuteli Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği’nde kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmaya başladı. Kapalı böbrek taşı ameliyatında idrar yolundan ilerletilen ince ve esnek bir kamera yardımıyla böbreğe ulaşılarak, böbrek içerisindeki taşlar lazer teknolojisiyle kırılıp temizleniyor. İşlem sırasında vücutta herhangi bir kesi yapılmazken, daha az ağrı görülüyor. Hastanede kalış süresini de kısaltan yöntem, hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmesini sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 15:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/korkuteli-devlet-hastanesinde-bobrek-taslarinda-kapali-ameliyat-donemi-1772798406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/savas-haberleri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor-918328</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/savas-haberleri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor-918328</guid>
                <description><![CDATA[PSİKOLOG FULDA KARAÇİÇEK, SAVAŞ GÖRÜNTÜLERİNİN İZLENMESİNİN ÇOCUKLARDA YOĞUN KAYGIYA NEDEN OLABİLECEĞİNİ BELİRTEREK, "PATLAMA SESLERİ, YARALI İNSANLAR VEYA AĞLAYAN ÇOCUK GÖRÜNTÜLERİ OLDUKÇA SARSICIDIR. BU DURUM BAZI ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMLERİ, KABUS GÖRME, HUZURSUZLUK, İÇE KAPANMA YA DA SÜREKLİ SORU SORMA GİBİ DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİNE YOL AÇABİLİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Psikolog Fulda Karaçiçek, savaş görüntülerinin izlenmesinin çocuklarda yoğun kaygıya neden olabileceğini belirterek, "Patlama sesleri, yaralı insanlar veya ağlayan çocuk görüntüleri oldukça sarsıcıdır. Bu durum bazı çocuklarda uyku problemleri, kabus görme, huzursuzluk, içe kapanma ya da sürekli soru sorma gibi davranış değişikliklerine yol açabilir" dedi.</p><br/><p>Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri ve günlük yaşamlarını normal şekilde sürdürebilmeleri psikolojileri açısından büyük önem taşıyor. Ancak son günlerde tüm gündemi kaplayan savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor. Televizyon, gazete ve özellikle sosyal medyada karşılaştıkları görüntü ve haberlerin çocukların zihninde korkutucu ve karmaşık bir tablo oluşturabileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Psikolog Fulda Karaçiçek, onların bu süreçten mümkün olduğunca az etkilenmesi için ebeveynlerin bilinçli davranmaları gerektiğini belirterek önerilerde bulundu.</p><br/><br/><p>Çocuklar olayları yetişkinler gibi değerlendiremez</p><br/><p>Psikolog Fulda Karaçiçek, çocukların gördükleri ve duydukları bilgileri yetişkinler gibi analiz edemediğini kaydederek, "Bir haberi izlediklerinde bunun nerede olduğu, kendileri için gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığı gibi ayrımları yapmakta zorlanabilirler. Özellikle küçük yaş gruplarında ‘savaş her yerde olabilir’ gibi bir algı gelişebilir. Bu da korku, güvensizlik ve kaygı duygularını artırabilir. Bu nedenle çocukların sürekli olarak savaş görüntülerine maruz kalması onların psikolojik dünyasında kalıcı izler bırakabilir. Savaş görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi çocuklarda yoğun kaygıya neden olabilir. Patlama sesleri, yaralı insanlar veya ağlayan çocuk görüntüleri oldukça sarsıcıdır. Bu durum bazı çocuklarda uyku problemleri, kabus görme, huzursuzluk, içe kapanma ya da sürekli soru sorma gibi davranış değişikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ebeveynlerin, çocukların haber içeriklerine erişimini sınırlaması ve özellikle görüntü ağırlıklı içeriklerden uzak tutması önemlidir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Çocukların soruları geçiştirilmemelidir</p><br/><p>Çocukların duydukları veya gördükleri bir olay hakkında merak ettikleri soruları öncelikle ebeveynlerine yönelttiklerinin altını çizen Karaçiçek, "Bu noktada çocukların sorularını görmezden gelmek ya da ‘sen anlamazsın’ gibi ifadeler kullanmak doğru değildir. Bunun yerine çocuğun yaşına uygun, sade ve sakin bir dille açıklama yapmak gerekir. Gereğinden fazla ayrıntıya girmeden, güven verici bir yaklaşım sergilemek çocuğun kaygısını azaltır. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermek ve onu dikkatle dinlemek de bu süreçte oldukça önemlidir. Çocuklar çoğu zaman anne-babalarının duygusal tepkilerini gözlemleyerek kendi duygularını şekillendirirler. Eğer ebeveynler sürekli kaygılı, panik halinde veya umutsuz bir dil kullanıyorsa çocuklar da benzer şekilde kaygı yaşayabilir. Aile içindeki sohbetlerin tamamen savaş ve olumsuz haberler etrafında dönmemesi önemlidir. Çocukların en büyük güvencesi aileleridir. Bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca sakin, dengeli ve güven verici bir tutum sergilemesi önemlidir. Belirsizlik dönemlerinde çocuklar için en güven verici unsurlardan biri günlük rutinlerin devam etmesidir. Okula gitmek, oyun oynamak, aileyle birlikte vakit geçirmek gibi alışılmış düzenin korunması çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Çocukların yaşlarına uygun etkinliklerle meşgul olmaları, oyun oynamaları ve sosyal ilişkilerini sürdürmeleri psikolojik açıdan koruyucu bir etki oluşturur" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:00:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/savas-haberleri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor-1772701212.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-918312</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-918312</guid>
                <description><![CDATA[ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN AYINDA ŞALGAM TÜKETİMİNİN MİDEYİ DESTEKLEDİĞİNE DEĞİNEN UZMAN DİYETİSYEN ŞEVVAL AYAŞAN KILINÇ, "RAMAZAN AYI GİBİ UZUN SÜRELİ AÇLIKLARDA İFTARDA TÜKETECEĞİNİZ 1 BARDAK ŞALGAM SUYUNUN MİDE BOŞALMASINA KATKISI OLACAKTIR. ŞALGAM, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLER, VÜCUTTAKİ İNFLAMASYONUN AZALMASINA DESTEK SAĞLAYABİLİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>On bir ayın sultanı Ramazan ayında şalgam tüketiminin mideyi desteklediğine değinen Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, "Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir" dedi.</p><br/><p>Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk, vücutta sıvı ve mineral dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, iftar ve sahurda doğru içecek tercihinin hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de gün boyu daha zinde kalmayı sağladığını belirtiyor. Bu noktada Adana’nın geleneksel içeceği şalgam, Ramazan sofralarında öne çıkıyor.</p><br/><p>Şalgam, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin yapısıyla, oruç süresince kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasına yardımcı oluyor. Özellikle iftar sonrası yaşanan halsizlik ve baş dönmesi riskini azaltabiliyor.</p><br/><p>Büyük Usta & Serfressh Şalgam firmasının ürettiği şalgamlar, şekerli ve gazlı içeceklere kıyasla daha dengeli bir içeriğe sahip olması sebebiyle iftar sonrası ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçilmesine destek olabiliyor.</p><br/><p>"Şalgam, bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur"</p><br/><p>Konuyla ilgili Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Kılınç, "Şalgam suyu, fermente içecekler arasında ön plana çıkan bir içecek. Özellikle üretim sürecinde yer alan laktik asit fermantasyonu sebebiyle bağırsak mikrobiyotasını destekleyici özelliklere sahip. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki fermente ürünlerin içerisindeki laktik asitler, sindirim enzimlerini dolaylı yoldan destekler ve bu şekilde de bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur" diye konuştu.</p><br/><p>"Şalgam, mide boşalmasını destekliyor"</p><br/><p>Ramazan ayında tüketilen şalgamın mide boşalmasına da katkısı olacağını anlatan Diyetisyen Kılınç, "Şalgam suyunun sindirim enzimlerini düzenleyici etkisi içerisindeki organik asitler ve asidik PH değerinden dolayı kaynaklanıyor. Şalgam, bu özelliklerinden dolayı mide boşalmasını ve sindirim enzimlerini destekler. Bundan dolayı Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır" dedi.</p><br/><p>"Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat"</p><br/><p>Şalgam alırken doğal yöntemlerle üretilen ürünleri almanın önemine dikkat çeken Kılınç, "Şalgam suyu tercih ederken katkısız, koruyucusuz olması çok önemli. Buna örnek olarak Büyük Usta & Serfressh’in yöntemleri tamda bahsettiğim türden. Şalgam, içerisindeki mor havuçlar nedeniyle antosiyonin dediğimiz güçlü antioksidan özelliklerine de sahiptir. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir. Mineral açısından da şalgam, zengin bir potasyum kaynağıdır. Yüksek miktarda da sodyum içerir. Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat etmekte fayda var" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-0-1772695806.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-1-1772695807.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-2-1772695808.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-3-1772695809.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-4-1772695809.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/iftarda-tuketilen-salgam-mideyi-destekliyor-1772695805.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. İsmail Gömceli: Kolorektal kanser gençleri de tehdit ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/prof-dr-ismail-gomceli-kolorektal-kanser-gencleri-de-tehdit-ediyor-918258</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/prof-dr-ismail-gomceli-kolorektal-kanser-gencleri-de-tehdit-ediyor-918258</guid>
                <description><![CDATA[PROF. DR. İSMAİL GÖMCELİ,]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, "Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil, gençlerdeki artış alarm veriyor" diyerek, erken teşhisin önemine dikkat çekti.</p><br/><p>1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanserler Farkındalık Ayı dolayısıyla kolon ve rektum kanserleri hakkında bilgi veren Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, "Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil, gençlerdeki artış alarm veriyor" dedi.</p><br/><p>Kolorektal kanserin sindirim sisteminin bir parçası olan kolon veya rektumda başladığını belirten Prof. Dr. Gömceli, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><br/><br/><p>Gençlerde artış endişe verici</p><br/><p>Gençlerde kolon kanseriyle ilgili gerçekler ve istatistiklerin endişe verici bir duruma geldiğini ifade eden Gömceli, "ABD’de kolon kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10’u 50 yaşın altındaki kişilerde teşhis edilmektedir. Bu sayılar her yıl yaklaşık yüzde 1 ila yüzde 2 artmaktadır. Kolon kanserinde artış yaşayan tek nüfus grubu genç yetişkinlerdir ve şu anda genç erkekler arasında en ölümcül, genç kadınlar arasında ise ikinci en ölümcül kanser türüdür" dedi.</p><br/><br/><p>"Belirtiler göz ardı edilmemeli"</p><br/><p>Taramaya başlama yaşının kişiye özel olduğunu vurgulayan Gömceli, "Amerikan Kanser Derneği, ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunmayan yetişkinlerin 45 yaşında kolon kanseri taramasına başlamalarını önermektedir. Ancak etnik köken, yaşam tarzı ve aile öyküsü gibi bireysel risk faktörleri taramaya başlama yaşını belirlemektedir. 45 yaşın altındaysanız ve belirtiler yaşıyorsanız bu durum kolon kanseriyle uyumlu olabilir. Bu nedenle doktorunuzla erken tarama konusunu görüşmeniz gerekir" diye konuştu.</p><br/><p>Kolon kanseri ve rektum kanserinin özellikle erken evrelerinde hiçbir belirti göstermediğini söyleyen Gömceli, "Bazı kolorektal kanser belirtileri hemoroid, ishal, enfeksiyon veya irritabl bağırsak sendromu gibi başka nedenlerden kaynaklanabilir ancak fark ettiğiniz bu belirtileri doktorunuzla paylaşmak ve sebebinin araştırılması tanı ve tedavi için çok önemlidir. Rektal kanama dışkıda kan görülmesi ya da dışkı üzerinde kan bulunması şeklinde ortaya çıkabilir. Bağırsak alışkanlığının değişmesi, sürekli karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk da dikkate alınması gereken belirtiler arasındadır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Evreleme ve tedavi planı hayati önem taşıyor</p><br/><p>"Kolorektal kanser için bir diğer önemli nokta evrelemedir" diyen Gömceli, "Evreleme, kanserin kolon veya rektumdan vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını görmek için kullanılan bir işlemdir. Kanser evresini bilmek tedavi planını belirlemek açısından çok önemlidir. Tümörün yeri, kanserin evresi, tümörün patolojisi ve hastanın genel sağlık durumuna göre tedavi planlanır. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yer alabilir. Her hasta farklıdır ve tedavi seçeneklerinin sıralaması en iyi sonuca ulaşmayı hedefler" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 13:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/prof-dr-ismail-gomceli-kolorektal-kanser-gencleri-de-tehdit-ediyor-1772619904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maraş otu kullananlar dikkat: Günde 8 paket sigaraya bedel</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/maras-otu-kullananlar-dikkat-gunde-8-paket-sigaraya-bedel-918241</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/maras-otu-kullananlar-dikkat-gunde-8-paket-sigaraya-bedel-918241</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'TA HALK ARASINDA "MARAŞ OTU" OLARAK BİLİNEN ÜRÜNÜN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ZARARLARI DİKKAT ÇEKİYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, halk arasında "Maraş otu" olarak bilinen ürünün sinir sistemi üzerinde ciddi tahribata yol açabileceğini söyleyerek, "Yüksek nikotin içeriği nedeniyle kullanan kişide günde 8 paket sigara içmiş kadar etki görülür" dedi.</p><br/><p>Kahramanmaraş’ta halk arasında "Maraş otu" olarak bilinen ürünün sağlığa zararları dikkat çekiyor. HG Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, Kahramanmaraş’ta yaygın olarak kullanılan "Maraş otu"na ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p><br/><p>Nikotinin vücuda doğrudan alındığını belirten Altun, bu nedenle söz konusu ürünün etkilerinin sigaradan çok farklı olmadığını söyledi. Nikotin nedeniyle sigaranın yol açtığı zararlara benzer, bazı durumlarda ise daha ağır sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini ifade eden Altun, "Akciğerlerde kirlenmeler, damarlanmalarda yapısında bozulma ve solunum yollarında daralma gibi durumlar olabilir. Özellikle çene sinir duyusunu etkileyerek duyunun azalmasına yol açabilir. Dudağın altına yerleştirildiğinden bu durum çene bölgesindeki sinirleri etkileyebilir ve his kaybına yol açabilir. Uygulama bölgesinde enfeksiyon ve tümör oluşumları da görülebilir" dedi.</p><br/><p>Prof. Dr. Altun, "Bağımlılık potansiyeli oldukça yüksektir. Sigara gibi etkileri vardır. İnsanda ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Sigaradan ayıran en büyük özelliği ise dudak kanseri, dil kanseri gibi sorunlara neden olmaktadır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"8 paket sigara içmiş kadar etki görülebilir"</p><br/><p>"Maraş otu" ya da "deli tütünü" olarak bilinen ürünün genellikle kavak ağacının külü ile hazırlandığını aktaran Altun, bu nedenle nikotin oranının oldukça yüksek olduğunu söyleyerek, "Yüksek nikotin içeriği nedeniyle kullanan kişide günde 8 paket sigara içmiş kadar etki görülür" dedi.</p><br/><p>Prof. Dr. Altun, otun iskelet sistemi üzerindeki etkilerine de değinerek, özellikle bel ve omurga bölgesinde, omurlar arasındaki disk yapılarında hasara yol açabileceğini, bunun da ciddi bel ağrıları, eklem problemleri ile diz ve dirsek rahatsızlıklarına neden olabileceğini kaydetti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/maras-otu-kullananlar-dikkat-gunde-8-paket-sigaraya-bedel-0-1772613012.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/maras-otu-kullananlar-dikkat-gunde-8-paket-sigaraya-bedel-1-1772613012.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/maras-otu-kullananlar-dikkat-gunde-8-paket-sigaraya-bedel-2-1772613013.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/maras-otu-kullananlar-dikkat-gunde-8-paket-sigaraya-bedel-1772613011.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Kızılayın kan stokları normal seviyede: Negatif kan gruplarında düşüş var</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/turk-kizilayin-kan-stoklari-normal-seviyede-negatif-kan-gruplarinda-dusus-var-918236</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/turk-kizilayin-kan-stoklari-normal-seviyede-negatif-kan-gruplarinda-dusus-var-918236</guid>
                <description><![CDATA[ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN AYINDA KAN STOKLARINDA DÖNEMSEL OLARAK YAŞANAN DÜŞÜŞE KARŞI TÜRK KIZILAY, 18 BÖLGE KAN MERKEZİ, 68 KAN BAĞIŞ MERKEZİ VE GÜNLÜK ORTALAMA 350 NOKTADA HER GÜN YAKLAŞIK 9 BİN ÜNİTE KAN BAĞIŞI ALARAK DÜŞÜŞE KARŞI SEFERBERLİK İLAN ETTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılay Genel Sekreteri Yusuf Ramazan Saygılı, kan bağış oranlarının günlük 9-10 bin ünite, stoklarının ise Kızılayda bulunanlar ve hastanelere sevk edilenlerle günlük 90-100 bin ünite düzeyine ulaştığını bildirerek, "Şu anda sıkıntılı bir durumumuz yok ancak negatif kan gruplarında düşüş var, destek bekliyoruz" dedi.</p><br/><p>On bir ayın sultanı Ramazan ayında kan stoklarında dönemsel olarak yaşanan düşüşe karşı Türk Kızılay, 18 bölge kan merkezi, 68 kan bağış merkezi ve günlük ortalama 350 noktada her gün yaklaşık 9 bin ünite kan bağışı alarak düşüşe karşı seferberlik ilan etti.</p><br/><p>Hal böyle olunca bu Ramazan ayında kan stoklarında herhangi bir sorun yaşanmadı. Yetkililer, sadece negatif kan gruplarında bir miktar düşüş olduğunu belirterek kan bağış çağrısı yaptı.</p><br/><br/><p>"Kan bağışı ötelenmemeli"</p><br/><p>Konuyla ilgili Türk Kızılay Genel Sekreteri Yusuf Ramazan Saygılı, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Saygılı, "Aldığımız kanları akredite laboratuvarlarımızda tahlil ettikten sonra ülke çapındaki bin 176 kamu ve özel hastaneye 7 gün 24 saat lojistiğini sağlıyoruz. Değerli kan bağışçılarımızdan kan bağışlarını ötelememelerini rica ediyoruz. Çünkü ameliyatlar, doğumlar durmuyor ve insanlar yaralanıyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Onkoloji hastalarımız beyaz kan bekliyor"</p><br/><p>Onkoloji hastaları için beyaz kanın önemli olduğuna değinen ve 15-20 günde bir beyaz kan verilebileceğini vurgulayan Saygılı, "Onkoloji hastalarımız beyaz kan bekliyor. Bu konudaki farkındalığı arttırmayı ve insanları 15-20 günde bir beyaz kan vermeye davet ediyoruz. Ramazan ayında negatif kan grubunda düşüş var ve bağışçılarımızdan destek bekliyoruz. Şu anda sıkıntılı bir durumumuz yok, iftar sonrası kan birimlerimiz açık olduğu için bağışlar yapılıyor ancak yine de kanların hazır bulunması lazım" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Risk olan sayının üzerindeyiz"</p><br/><p>Ulusal kan stoklarında herhangi bir sorun olmadığını da anlatan Yusuf Ramazan Saygılı, "Günlük 9-10 bin ünite kan alıyoruz. Şu anda ülke genelinde kan stokumuz 90-100 bin arasında. Risk olan sayının üzerindeyiz, şu anda bir sorunumuz yok" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Kan bağışlamaya gelen vatandaşlardan Beşir Seyhan, "Ramazan ayında kan bağışları düştüğü için kanser hastalarına destek olmak amacıyla kan vermeye geldim" dedi. Ayhan Duru ise, "Daha önce de kan bağışı yaptım. Sık sık kan bağışı yapıyorum, ihtiyacı olanlar faydalansın diye kan bağışı yapıyorum" diye konuştu.</p><br/><p>Öte yandan Türk Kızılay, Ramazan ayı boyunca kan bağışı yapan her bağışçıya içerisinde soğuk çay, limonata ve şalgamın bulunduğu ikram çantası hediye ediyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/turk-kizilayin-kan-stoklari-normal-seviyede-negatif-kan-gruplarinda-dusus-var-0-1772610905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/turk-kizilayin-kan-stoklari-normal-seviyede-negatif-kan-gruplarinda-dusus-var-1-1772610905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/03/turk-kizilayin-kan-stoklari-normal-seviyede-negatif-kan-gruplarinda-dusus-var-2-1772610906.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:55:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/turk-kizilayin-kan-stoklari-normal-seviyede-negatif-kan-gruplarinda-dusus-var-1772610904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Op. Dr. Saltuk Buğra Arıkan: Miyomda temel prensip organ koruyucu yaklaşımdır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/op-dr-saltuk-bugra-arikan-miyomda-temel-prensip-organ-koruyucu-yaklasimdir-918101</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/op-dr-saltuk-bugra-arikan-miyomda-temel-prensip-organ-koruyucu-yaklasimdir-918101</guid>
                <description><![CDATA[OP. DR. SALTUK BUĞRA ARIKAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Saltuk Buğra Arıkan, miyoma yaklaşım ve cerrahi gerektiren durumlar hakkında bilgi vererek, "Bu nedenle günümüzde temel prensip, tıbben mümkün olan her durumda ’organ koruyucu’ yaklaşımdır" dedi.</p><br/><p>Miyomlar, rahim kas dokusundan gelişen iyi huylu oluşumlar olarak özellikle 35–55 yaş aralığındaki kadınlarda görülebiliyor. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen miyomlar, bazı hastalarda yoğun adet kanamaları, kansızlık, kasık ağrısı, karında büyüme hissi, idrar kaçırma, kabızlık ya da gebelikle ilgili sorunlara yol açabiliyor.</p><br/><p>Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Saltuk Buğra Arıkan, geçmişte miyom tanısı alan hastalara yaklaşımın çoğunlukla rahmin alınması şeklinde olduğunu belirterek, "Geçmişte miyom tanısı alan hastalara yaklaşım çoğunlukla ’miyom varsa rahim alınmalı’ şeklindeydi. Ancak tıptaki gelişmeler ve cerrahi anlayıştaki değişimle birlikte bu yaklaşım yerini daha koruyucu bir felsefeye bıraktı" dedi.</p><br/><br/><p>"Modern jinekolojide amaç yaşam kalitesini korumak"</p><br/><p>Modern jinekolojide amacın yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak olmadığını ifade eden Arıkan, "Modern jinekolojide amaç yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda kadının beden bütünlüğünü, hormon dengesini ve yaşam kalitesini korumaktır" diye konuştu.</p><br/><p>Rahmin toplumda çoğunlukla yalnızca doğurganlıkla ilişkilendirildiğini belirten Arıkan, "Toplumda rahim çoğunlukla yalnızca doğurganlıkla ilişkilendirilse de klinik deneyimler rahmin pelvik denge, beden algısı ve psikolojik bütünlük açısından da önemli bir role sahip olduğunu göstermektedir" diyerek, "Bu nedenle günümüzde temel prensip, tıbben mümkün olan her durumda ‘organ koruyucu’ yaklaşımdır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda rahmin alınması da bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir" ifadelerinde bulundu.</p><br/><br/><p>Teknolojik gelişmeler cerrahi yaklaşımı değiştirdi</p><br/><p>Tek tip tedavi döneminin geride kaldığını kaydeden Arıkan, "Tek tip tedavi dönemi artık geride kalmıştır. Her hasta aynı olmadığı gibi her hastaya aynı çözüm önerilmemelidir" dedi. Miyomun yeri, büyüklüğü ve sayısının yanı sıra hastanın yaşı, beklentileri ve yaşam planının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Arıkan, "Miyomun yeri, büyüklüğü, sayısı; hastanın yaşı, beklentileri ve yaşam planı göz önünde bulundurularak; laparoskopik (kapalı) cerrahi, açık cerrahi ya da girişimsel işlemler arasından en uygun yöntem belirlenmelidir" diye konuştu. Arıkan, "Buradaki temel amaç; hastanın en hızlı iyileştiği, günlük yaşamına en kısa sürede dönebildiği ve kendini hem fiziksel hem de psikolojik olarak iyi hissettiği tedavi seçeneğini sunmaktır. Günümüzde hasta ve hekim iş birliğiyle, kişiye özel cerrahiyi belirleme ön plandadır" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:50:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/op-dr-saltuk-bugra-arikan-miyomda-temel-prensip-organ-koruyucu-yaklasimdir-1772445005.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İL MÜDÜRÜ SÖNMEZ’DEN DEPREME HAZIRLIK ÇAĞRISI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/il-muduru-sonmezden-depreme-hazirlik-cagrisi-918058</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/il-muduru-sonmezden-depreme-hazirlik-cagrisi-918058</guid>
                <description><![CDATA[Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında depreme karşı farkındalığı artırmak ve hazırlıklı olmanın önemini Hatay genelinde bir kez daha hatırlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İL MÜDÜRÜ SÖNMEZ’DEN DEPREME HAZIRLIK ÇAĞRISI</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında depreme karşı farkındalığı artırmak ve hazırlıklı olmanın önemini Hatay genelinde bir kez daha hatırlattı.&nbsp;</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dr. Sönmez, “Depreme Dirençli Toplum, Güvenli Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen Deprem Haftası’nda, geçmişte yaşadığımız acı tecrübeler, deprem öncesinde alınacak tedbirlerin can ve mal kaybını en aza indirmenin en etkili yol olduğunu gösteriyor” dedi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>SAĞLIK TESİSLERİNDE AFET PLANLAMALARI SÜREKLİ GÜNCELLENİYOR</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dr. Sönmez, Hatay İl Sağlık Müdürlüğü olarak il genelindeki tüm sağlık tesislerinde afet ve acil durum planlamalarını sürekli güncellediklerini, personelimize yönelik eğitim ve tatbikatları düzenli olarak gerçekleştirdiklerini belirtti. “Sağlık hizmetlerinin kesintisiz sunulabilmesi ve afet anında hızlı, etkili müdahale için hazırlıklarımızı titizlikle sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>VATANDAŞLARI BİLİNÇLENMEYE VE HAZIRLIKLI OLMAYA DAVET ETTİ</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem Haftası vesilesiyle tüm vatandaşları afet bilinci konusunda bilgilenmeye, aile afet planı hazırlamaya ve deprem çantası bulundurmaya çağıran Dr. Sönmez, “Unutmayalım ki, bilinçli bireyler güçlü toplumların temelidir. Depreme dirençli bir Hatay için hep birlikte hazırlıklı olalım” dedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/03/il-muduru-sonmezden-depreme-hazirlik-cagrisi-1772367035.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATİ DAMAR GENİŞLEMESİNE KAPALI MÜDAHALE</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hayati-damar-genislemesine-kapali-mudahale-917854</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hayati-damar-genislemesine-kapali-mudahale-917854</guid>
                <description><![CDATA[Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aort anevrizması tanısı alan iki hasta, ileri teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen kapalı yöntem girişimlerle tedavi edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATİ DAMAR GENİŞLEMESİNE KAPALI MÜDAHALE</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aort anevrizması tanısı alan iki hasta, ileri teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen kapalı yöntem girişimlerle tedavi edildi. </span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="HAYATİ DAMAR GENİŞLEMESİNE KAPALI MÜDAHALE" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-02-25%20at%2018_03_51%20(1).jpeg" style="height:1081px; width:500px" /></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yırtılma riski nedeniyle ölümcül sonuçlara yol açabilen bu ciddi damar hastalığına karşı uygulanan modern teknikler, başarılı klinik sonuçlar verdi.</span></p>

<p><br />
<strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">STENT GREFT YÖNTEMİYLE DAMAR İÇERİSİNDEN ONARIM SAĞLANDI</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Operasyonlarda kasık bölgesindeki femoral arterden girilerek damar içi (endovasküler) teknik tercih edildi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anevrizma bulunan segment, özel stent greft sistemiyle kaplanarak dolaşım basıncının zayıf damar duvarına zarar vermesi engellendi.<br />
Karın bölgesindeki aort anevrizması için EVAR (Endovasküler Anevrizma Onarımı), göğüs bölgesindeki torakal aort anevrizması için ise TEVAR (Torakal Endovasküler Anevrizma Onarımı) prosedürleri uygulandı. İşlemler, anjiyografik görüntüleme eşliğinde yüksek hassasiyetle tamamlandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="HAYATİ DAMAR GENİŞLEMESİNE KAPALI MÜDAHALE" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-02-25%20at%2018_03_51.jpeg" style="height:1031px; width:500px" /></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HASTALARDA KONFOR VE GÜVENLİK ÖN PLANDA TUTULDU</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Minimal invaziv yaklaşım sayesinde büyük cerrahi kesilere ihtiyaç duyulmadı. Bu durum; daha az travma, düşük kan kaybı, azalan enfeksiyon riski ve kısa hastanede kalış süresi gibi önemli avantajlar sağladı. Postoperatif dönemde hastaların mobilizasyon süresi kısalırken, genel iyilik halleri hızlı şekilde toparlandı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aort anevrizmasının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle hipertansiyon, damar sertliği ve sigara kullanımının önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu vurguladı. Erken teşhis ve düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığı belirtildi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>DENEYİMLİ CERRAHİ EKİP TARAFINDAN BAŞARIYLA UYGULANDI</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Girişimler, Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları Dr. Mahmut Kış, Dr. İlker Dal ve Dr. Tahsin Murat Tellioğlu tarafından planlanarak gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastaların ameliyat öncesi değerlendirmeleri titizlikle yapıldı, operasyon süreci multidisipliner koordinasyon içinde yürütüldü.<br />
Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gelişmiş tıbbi altyapısı ve uzman kadrosu ile yüksek riskli damar hastalıklarının tedavisinde bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçekleştirilen bu başarılı müdahaleler, il genelinde ileri düzey girişimsel cerrahinin güvenle uygulanabildiğini bir kez daha ortaya koydu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/hayati-damar-genislemesine-kapali-mudahale-1772095903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından obezite cerrahisi uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanindan-obezite-cerrahisi-uyarisi-917840</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanindan-obezite-cerrahisi-uyarisi-917840</guid>
                <description><![CDATA[ACIBADEM ADANA HASTANESİ GENEL CERRAHİ UZMANI PROF. DR. SÜLEYMAN ÇETİNKÜNAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, obezite cerrahisinin yalnızca kilo kaybı amacıyla değil, obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde de etkili bir yöntem olduğunu belirterek, "Bariatrik cerrahi, diyet ve ilaç tedavisinden yeterli fayda görmeyen hastalar için bilimsel olarak kanıtlanmış güçlü bir tedavi seçeneğidir" dedi.</p><br/><p>Obezitenin günümüzde diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve uyku apnesi gibi pek çok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını vurgulayan Çetinkünar, "Obezite cerrahisi bu hastalıkların kontrol altına alınmasında önemli rol oynar. Ancak tek tip bir cerrahi yoktur. Her hasta özelinde detaylı planlama yapılır. Çünkü her hastanın farklı ek hastalıkları olabilir. Obezite cerrahisinde hangi yöntem hastaya daha uygunsa buna göre karar verilerek bir planlama gerçekleştirilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"En sık uygulanan yöntem tüp mide ameliyatı"</p><br/><p>Günümüzde en sık uygulanan bariatrik cerrahi yönteminin tüp mide olduğunu belirten Çetinkünar, "Bu yöntemde midenin büyük bir bölümü çıkarılarak tüp şeklinde bir mide oluşturulur. Açlık hissi azalır ve daha erken doyma sağlanır. Hastalar iki yıl içinde toplam vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 25-30’unu kaybedebilir. Tüp mide ameliyatları sırasında bağırsağa ek bağlantı yapılmadığından vitamin-mineral eksikliği riski diğer yöntemlere göre daha düşüktür. Ancak bazı hastalarda reflü şikayetleri artabilir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Gastrik bypass diyabet üzerinde güçlü etki sağlar"</p><br/><p>Roux-en-Y gastrik bypass ameliyatının hem mide hacmini küçülttüğünü hem de emilimi kısmen azalttığını belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Bu yöntemle iki yıl içinde yüzde 30-35 oranında kilo kaybı mümkündür. Özellikle tip 2 diyabeti olan ve şiddetli reflü şikayeti bulunan hastalarda etkili bir seçenektir" dedi.</p><br/><p>Mini gastrik bypass olarak bilinen yöntemin de benzer kilo kaybı sağladığını ifade eden Çetinkünar, ameliyat süresinin daha kısa olduğunu ancak vitamin ve protein eksikliği açısından düzenli takip gerektiğini vurguladı.</p><br/><br/><p>"Şeker hastalarında SADI-S etkili olabilir"</p><br/><p>Tüp mide ile bağırsak bypassının birlikte uygulandığı SADI-S yönteminin özellikle ileri derecede obez ve diyabeti kontrol altına alınamayan hastalarda tercih edildiğini belirten Prof. Dr. Çetinkünar, "Bu yöntemde iki yıl içinde toplam vücut ağırlığının yüzde 35-40’ı kaybedilebilir. Ancak düzenli vitamin takibi şarttır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Ameliyat kararı kişiye özel verilir"</p><br/><p>Obezite cerrahisinde tek bir doğru yöntem olmadığını vurgulayan Çetinkünar, "Vücut kitle indeksi, diyabet varlığı, reflü şikâyetleri, beslenme alışkanlıkları ve hastanın beklentileri dikkate alınarak cerrah ve dahili uzmanların birlikte değerlendirmesiyle karar verilir. Amaç yalnızca kilo kaybı değil, uzun vadeli sağlıklı bir yaşamdır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Ameliyatlar kapalı ve robotik yöntemle yapılabiliyor"</p><br/><p>Bariatrik cerrahinin günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemleriyle gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ameliyat sihirli bir çözüm değildir. Hastaların ameliyat sonrası beslenme düzenine ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlaması gerekir. Doğru hasta seçimi ve düzenli takip başarıyı belirleyen en önemli faktörlerdir" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:35:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/uzmanindan-obezite-cerrahisi-uyarisi-1772091307.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dördüncü kez ameliyat olmaktan kurtuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/dorduncu-kez-ameliyat-olmaktan-kurtuldu-917834</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/dorduncu-kez-ameliyat-olmaktan-kurtuldu-917834</guid>
                <description><![CDATA[BEYİN, SİNİR VE OMURİLİK CERRAHİSİ UZMANI PROF. DR. ORHAN ŞEN, BELİNDEN DAHA ÖNCE 3 KEZ AMELİYAT EDİLEN VE DÖRDÜNCÜ AMELİYAT ÖNERİLEN HASTANIN ŞİKAYETLERİNİN AMELİYATLIK DEĞİL KAS KAYNAKLI OLDUĞUNU BELİRLEYEREK HASTAYI GEREKSİZ AMELİYATTAN KURTARDI. UYGULANAN TEDAVİ SONRASI HASTANIN AĞRILARININ GEÇTİĞİ ÖĞRENİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, belinden daha önce 3 kez ameliyat edilen ve dördüncü ameliyat önerilen hastanın şikayetlerinin ameliyatlık değil kas kaynaklı olduğunu belirleyerek hastayı gereksiz ameliyattan kurtardı. Uygulanan tedavi sonrası hastanın ağrılarının geçtiği öğrenildi.</p><br/><p>Bundan 14 yıl önce bel fıtığı nedeniyle ameliyat olan Serpil Acar (60), ilk ameliyattan kısa süre sonra ağrıları geçmeyince ikinci kez ameliyat edildi. Yıllar içinde şikayetleri devam eden Acar, 4 yıl önce başka bir hastanede üçüncü kez ameliyat olarak beline takılan vidaları değiştirdi. Ancak ağrılarının sürmesi üzerine yaklaşık 2 ay önce yeniden doktora başvuran Acar’a bu kez dördüncü ameliyat önerildi.</p><br/><p>Arkadaşının tavsiyesiyle Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Dr. Orhan Şen’e başvuran Acar’ın yapılan muayenesinde ağrının bel kaynaklı olmadığı tespit edildi. MR görüntülerini inceleyen Şen, ameliyat gerektirecek bir durum olmadığını belirledi.</p><br/><p>"Hastaya dördünce kez ameliyat önerilmiş"</p><br/><p>Hastanın şikayetlerini dinleyip detaylı muayene yaptığını belirten Şen, "Hastamız 14 yıl önce belinden füzyon ameliyatı olmuş. İlk ameliyattan 24 saat geçmeden ağrısı devam ettiği için ikinci kez ameliyata alınmış. Daha sonra 4 yıl önce vidaları değiştirilmiş. İki ay önce geldiğinde ağrısının sağ kalçasının yan alt tarafında olduğunu tarif etti. Bu ağrı bizi bel kaynaklı ağrıdan uzaklaştırdı. Muayenede o bölgenin hassas olduğunu gördük. MR görüntüsünde ameliyat edilecek bir durum yoktu. Buna rağmen hastaya dördüncü kez ameliyat önerilmişti" dedi.</p><br/><p>"Ağrı bel fıtığından değil kas kaynaklı bir ağrı"</p><br/><p>Hastanın kuvvet ve duyu kaybı olmadığını ifade eden Şen, ağrının bel fıtığından değil kas kaynaklı olduğunu belirlediklerini kaydederek, "Mevcut ağrının ödem kaynaklı olduğunu değerlendirdim. Kendi hazırladığım kremler ve takviye gıdalarla destekledik. Fizik tedavi bölümüyle birlikte ağrının miyofasiyal kaynaklı olduğunu belirledik. Uygun tedaviden sonra hastamızın şikayetleri düzeldi ve dördüncü ameliyata gerek kalmadı" diye konuştu.</p><br/><p>"Genç meslektaşlarına tavsiyelerde bulundu"</p><br/><p>Genç meslektaşlarına da tavsiyelerde bulunan Şen, "Sadece radyolojik görüntüye bakmayın. Hastayı dinleyin ve muayene edin. Ağrının karakterini iyi anlamaya çalışın. Muayenede, ağrının karakteri ve radyolojik görüntü birbiriyle uyumluysa cerrahi düşünülebilir. Eğer uyum yoksa altta yatan başka bir neden vardır. Gereksiz ameliyat yapmamak gerekir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>"Yıllarca boşuna ameliyat olmuşum"</p><br/><p>Yaşadıklarını anlatan hasta Serpil Acar ise yıllarca boşuna ameliyat olduğunu öne sürerek, "Bundan 14 yıl önce belimden iki kez ameliyat oldum. İlk ameliyattan sonra ayağımın üzerine basamadığım için tekrar ameliyat ettiler. 4 yıl önce bir ameliyat daha geçirdim ama ağrılarım geçmedi. Bana acil ameliyat olmam gerektiğini söylediler. Platinin yerinden çıktığını söylediler. Orhan hocaya geldiğimde eşimin ve kızımın koluna girerek yürüyordum" dedi.</p><br/><p>"Şimdi koşu bile yapabiliyorum"</p><br/><p>Uygulanan tedavi sonrası ağrılarının geçtiğini belirten Acar, "Alternatif olarak verdiği tedavilerle şu an iyiyim. Keşke o 3 ameliyatı hiç olmasaydım. Çok pişmanım. Dördüncü kez ameliyat olacaktım. Doktor hatası nedeniyle boşuna ameliyat olmuşum,  meğerse ayağımda ödem varmış. Şimdi koşu bile yapabiliyorum" diye konuştu.</p><br/><p>Hastanın uygulanan tedavi sonrası normal yaşamına döndüğü görüldü.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/dorduncu-kez-ameliyat-olmaktan-kurtuldu-0-1772090105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/dorduncu-kez-ameliyat-olmaktan-kurtuldu-1-1772090106.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/dorduncu-kez-ameliyat-olmaktan-kurtuldu-2-1772090107.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:15:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/dorduncu-kez-ameliyat-olmaktan-kurtuldu-1772090104.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı: Ameliyatsız genç görünmek mümkün</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-eda-pinarbasili-ameliyatsiz-genc-gorunmek-mumkun-917802</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzm-dr-eda-pinarbasili-ameliyatsiz-genc-gorunmek-mumkun-917802</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. EDA PINARBAŞILI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, cilt gençleştirme uygulamaları hakkında bilgi verdi. Pınarbaşılı, "Erken dönemde yapılan medikal uygulamalar, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek derin deformasyonların önlenmesine katkı sağlamaktadır" dedi.</p><br/><p>Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, cilt yaşlanmasının yalnızca zamanın doğal bir sonucu olmadığını belirterek ameliyatsız gençleşme yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><br/><br/><p>"Cilt yaşlanması 30’lu yaşlarda başlıyor"</p><br/><p>Cilt yaşlanmasının birçok çevresel faktöre bağlı olarak hızlandığını ifade eden Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, "Güneş ışınları, hava kirliliği, stres, sigara kullanımı ve düzensiz yaşam alışkanlıkları; ciltte kolajen ve elastin kaybını hızlandırarak daha erken yaşta yorgun ve sarkmış bir görünüm oluşmasına neden olur. Cilt yaşlanması 30’lu yaşlarda biyolojik olarak başlamakta; 40’lı yaşlarda ise gözle görülür hale gelmektedir" dedi. Erken müdahalenin önemine dikkat çeken Pınarbaşılı, "Erken dönemde yapılan medikal uygulamalar, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek derin deformasyonların önlenmesine katkı sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Doğru hasta, doğru planlama esastır"</p><br/><p>Medikal estetik uygulamalar öncesinde detaylı bir dermatolojik değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Pınarbaşılı, "Yaş, cilt tipi, mevcut deformasyon derecesi ve hastanın beklentileri doğrultusunda kişiye özel tedavi planı oluşturulması esastır. Uygun hasta seçimi ve bilimsel protokoller çerçevesinde uygulanan tedaviler güvenilir sonuçlar sağlamaktadır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Mat ve yorgun ciltler için mezoterapi</p><br/><p>Mezoterapinin içeriğine değinen Pınarbaşılı, "Mezoterapi; vitamin, mineral, aminoasit ve antioksidan içeriklerin mikro enjeksiyon yöntemiyle doğrudan cilt altına verilmesini içeren bir medikal uygulamadır. Ciltte parlaklık artışı, nem dengesinin sağlanması ve genel cilt kalitesinin iyileştirilmesi hedeflenir" dedi. Mezoterapinin daha çok önleyici ve destekleyici bir uygulama olduğuna dikkat çeken Pınarbaşılı, "Cilt tonu mat ve solgun görünen bireyler, yoğun iş temposuna bağlı cilt kalitesi düşen kişiler, sigara kullanımına bağlı cilt hasarı bulunan hastalar ve 25 yaş sonrası cilt sağlığını korumak isteyen kişiler için uygundur" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>İnce kırışıklıklar için gençlik aşısı</p><br/><p>Halk arasında "gençlik aşısı" olarak bilinen uygulamalara da değinen Pınarbaşılı, "Yoğun hyaluronik asit içerikleri sayesinde cildin nem kapasitesi artırılır. İnce kırışıklıklarda azalma ve daha homojen bir cilt görünümü sağlanması hedeflenir. Cilt daha dolgun ve sağlıklı bir görünüm kazanır" dedi. Bu uygulamanın özellikle belirli yaş grubuna önerildiğini belirten Pınarbaşılı, "Ciltte belirgin kuruluk ve nem kaybı olan, ince kırışıklık başlangıcı bulunan hastalar, güneş hasarına bağlı elastikiyet kaybı yaşayan kişiler ve 30–45 yaş aralığında cilt kalitesini artırmak isteyen hastalar için önerilmektedir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Ameliyatsız tedavilerde lifting aşısı</p><br/><p>Lifting aşısının kolajen üretimini uyaran bir uygulama olduğunu ifade eden Pınarbaşılı, "Cerrahi müdahale istemeyen ancak yüz konturunda toparlanma talep eden hastalar için planlanmaktadır. Kolajen üretiminin desteklenmesiyle ciltte sıkılaşma, yüz ovalinde belirginleşme ve daha dinamik bir görünüm elde edilmesi hedeflenir" dedi. Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, "Yanak ve çene hattında hafif sarkma başlayan, 40 yaş ve üzeri hastalar ile elastikiyet kaybı belirginleşmiş kişiler ameliyatsız gençleşme yöntemlerinden fayda görebilir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 12:30:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/uzm-dr-eda-pinarbasili-ameliyatsiz-genc-gorunmek-mumkun-1772011807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HMKÜ “BESLENME DOSTU İŞ YERİ” BELGESİ ALDI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hmku-beslenme-dostu-is-yeri-belgesi-aldi-917763</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hmku-beslenme-dostu-is-yeri-belgesi-aldi-917763</guid>
                <description><![CDATA[Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı” kapsamında “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Sertifikası” almaya hak kazandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HMKÜ “BESLENME DOSTU İŞ YERİ” BELGESİ ALDI</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı” kapsamında “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Sertifikası” almaya hak kazandı.&nbsp;</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="HMKÜ “BESLENME DOSTU İŞ YERİ” BELGESİ ALDI" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2014_57_46%20(1).jpeg" style="height:533px; width:800px" /><br />
Belge, Rektörlük makamında düzenlenen törenle Rektör Veysel Eren’e takdim edildi. Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda verilen sertifika; İl Sağlık Müdürü Sıtkı Sönmez ve beraberindeki heyet tarafından üniversite yönetimine teslim edildi. Törende Rektör Yardımcıları ile Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı yetkilileri de hazır bulundu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="HMKÜ “BESLENME DOSTU İŞ YERİ” BELGESİ ALDI" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2014_57_45.jpeg" style="height:533px; width:800px" /><br />
Kampüs genelinde yürütülen spor faaliyetleri, sağlıklı beslenmeye yönelik uygulamalar ve bilinçlendirme çalışmaları sayesinde üniversitenin program kriterlerini başarıyla yerine getirdiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Üniversite yönetimi, sağlıklı yaşam kültürünü kurumsal politika olarak sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/hmku-beslenme-dostu-is-yeri-belgesi-aldi-1771938332.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAYLADAĞI DEVLET HASTANESİ “BEBEK DOSTU” OLDU</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/yayladagi-devlet-hastanesi-bebek-dostu-oldu-917760</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/yayladagi-devlet-hastanesi-bebek-dostu-oldu-917760</guid>
                <description><![CDATA[Yayladağı Devlet Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen denetimlerin ardından “Bebek Dostu Hastane” unvanını almaya hak kazandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YAYLADAĞI DEVLET HASTANESİ “BEBEK DOSTU” OLDU</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yayladağı Devlet Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen denetimlerin ardından “Bebek Dostu Hastane” unvanını almaya hak kazandı.&nbsp;</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yapılan değerlendirmelerde hastanenin anne ve bebek sağlığını önceleyen uygulamaları kriterlere uygun bulundu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekiplerince yürütülen inceleme sürecinde; doğum hizmetleri, anne sütü ve emzirme danışmanlığı uygulamaları ile bilgilendirme faaliyetleri detaylı şekilde değerlendirildi. Anne ve bebek sağlığının korunması, geliştirilmesi ve emzirmenin teşvik edilmesine yönelik çalışmaların etkin biçimde yürütüldüğü tespit edildi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlık yetkilileri, “Bebek Dostu Hastane” unvanının, doğumdan itibaren bebeklerin anne sütü ile beslenmesini destekleyen, annelere rehberlik eden ve sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunan sağlık kuruluşlarına verildiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yayladağı Devlet Hastanesi’nin bu unvanla birlikte bölgedeki sağlık hizmet kalitesini daha da güçlendirmesi bekleniyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/yayladagi-devlet-hastanesi-bebek-dostu-oldu-1771938062.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepezde 26 noktada gürültü ve toz ölçümü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-917750</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-917750</guid>
                <description><![CDATA[KEPEZ BELEDİYESİ, İLÇE SINIRLARI İÇERİSİNDE 26 FARKLI NOKTADA GÜRÜLTÜ VE TOZ (PARTİKÜL MADDE) ÖLÇÜMLERİ GERÇEKLEŞTİRDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Belediyesi, ilçe sınırları içerisinde 26 farklı noktada gürültü ve toz (partikül madde) ölçümleri gerçekleştirdi.</p><br/><p>İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi koordinasyonunda belediye sınırları içerisinde 26 noktada yürütülen çalışmalar; 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin riskleri önleme ve çalışan maruziyetini kontrol altına alma yükümlülükleri doğrultusunda planlandı. Ölçüm ve analizler, yetkili bir firma tarafından dış hizmet alımı yöntemiyle yapıldı.</p><br/><br/><p>Gürültü ölçümleri</p><br/><p>Çevresel gürültü ölçümleri, ilgili mevzuat hükümleri esas alınarak gerçekleştirilirken, elde edilen veriler sınır değerlerle karşılaştırıldı. Şantiye ve atölye ortamlarında ise çalışanların gürültüye maruziyet düzeyleri risk değerlendirme çalışmaları kapsamında incelendi. Yüksek hassasiyetli ve uluslararası standartlara uygun cihazlarla yapılan ölçümlerde ortamın ortalama gürültü seviyesi ile en yüksek anlık gürültü değeri kayıt altına alındı.</p><br/><br/><p>Toz ölçümleri</p><br/><p>Açık alanlarda gerçekleştirilen PM10 ve PM2.5 ölçümleri, yürürlükteki hava kalitesi mevzuatında belirlenen sınır değerler doğrultusunda değerlendirildi. Belediyeye bağlı şantiye ve atölyelerde yapılan toz ölçümlerinde ise çalışanların maruziyet düzeyleri belirlendi. Değerlendirmelerde Tozla Mücadele Yönetmeliği ve 6331 sayılı Kanun hükümleri esas alındı. Elde edilen sonuçlar, ilgili mesleki maruziyet sınırlarıyla karşılaştırılarak risk analizi kapsamında ele alındı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-0-1771934106.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-1-1771934107.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-2-1771934108.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-3-1771934109.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-4-1771934109.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 14:55:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/kepezde-26-noktada-gurultu-ve-toz-olcumu-1771934105.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kemer Belediyesinden 2025te 7 bin 938 vatandaşa sağlık desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-917720</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-917720</guid>
                <description><![CDATA[KEMER BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ, 2025 YILI İÇERİSİNDE VATANDAŞA YÖNELİK ÜCRETSİZ HİZMETLERİN SAYISAL VERİLERİNİ PAYLAŞTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, 2025 yılı içerisinde 7 bin 938 vatandaşa sağlık desteği sağladı.</p><br/><p>Kemer Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ekipleri, 2025 yılı sağlık hizmetleri verilerini paylaştı. Buna göre ekipler 2 bin 725 vatandaşın minibüsle, 275 vatandaşı da otomobille hastanelere ulaşımını sağladı. Toplam 98 vatandaşın da ambulansla hastaneye ücretsiz ulaşımını sağlayan ekipler, evde bakım hizmetleri kapsamında 571 vatandaşı evinde tıraş ederken, 471 vatandaşa pansuman ve enjeksiyon uyguladı. Bakıma muhtaç vatandaşların yanında olan ve olmaya devam eden belediye ekipleri, 65 vatandaşa hasta yatağı, 49 vatandaşa da tekerlekli sandalye temin etti. Bin 71 vatandaşa ücretsiz psikolojik destek hizmeti sağlanırken kasım ve aralık aylarında 201 vatandaşa diyetisyen hizmeti verildiKemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun sosyal sorumluluk projeleri arasında yer alan Mola Evi ise açıldığı günden bu yana vatandaşlardan tam not almaya devam ediyor. Engelli bireylere ve ailelerine yönelik ücretsiz hizmet veren Mola Evi’ni 2025 Aralık ayında toplam 50 engelli birey ziyaret etti. Her yıl geleneksel olarak sünnet şöleni de düzenleyen Sağlık İşleri Müdürlüğü ekipleri, 68 çocuğun erkekliğe ilk adımı atmasını sağladı. Ramazan ayı dolayısıyla ihtiyaç sahibi vatandaşların da yanında olan Kemer Belediyesi 2 bin 115 vatandaşa ramazan kartı teslim edilirken, 179 vatandaşa da maddi yardım sağladı.</p><br/><br/><p>"Bu yıl da aynı özveri ve azimle vatandaşımıza hizmet etmeye devam edeceğiz"</p><br/><p>Kemer Belediye Başkan Yardımcısı Semih Top yaptığı açıklamada, "2025 yılında sağlık işleri müdürlüğümüz sağlık konusunda bizden destek ve yardım isteyen tüm vatandaşlarımızın yanında oldu. Evde bakım hizmetlerimizin yanı sıra hastalarımızın hastanelere ulaşımları, maddi yardımlar, psikolog ile diyetisyen desteklerimiz ve diğer hizmetlerimizle her zaman sahada yer aldık. Geçen sene toplam sağlık konusunda 7 bin 938 vatandaşımızın yanında yer aldık. Bu yılda aynı özveri ve azimle vatandaşımıza hizmet etmeye devam edeceğiz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-0-1771921505.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-1-1771921506.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-2-1771921507.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-3-1771921508.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 11:25:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/kemer-belediyesinden-2025te-7-bin-938-vatandasa-saglik-destegi-1771921504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersin Şehir Hastanesinde ilk kornea nakli başarıyla yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersin-sehir-hastanesinde-ilk-kornea-nakli-basariyla-yapildi-917672</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersin-sehir-hastanesinde-ilk-kornea-nakli-basariyla-yapildi-917672</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN ŞEHİR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNDE İLK KEZ GERÇEKLEŞTİRİLEN KORNEA NAKLİ (KERATOPLASTİ) AMELİYATI BAŞARIYLA TAMAMLANDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen kornea nakli (keratoplasti) ameliyatı başarıyla tamamlandı. Yapılan operasyonla hastanın görme melekesini yeniden kazanması hedeflendi.</p><br/><p>Hastanenin Göz Kliniği hekimleri Doç. Dr. Erman Bozalı ve Doç. Dr. Emin Serbülent Güçlü tarafından gerçekleştirilen ameliyatın planlandığı şekilde başarıyla sonuçlandığı bildirildi. Operasyonun, bölge açısından ileri düzey göz cerrahisinin ulaştığı noktayı göstermesi bakımından önemli olduğu belirtildi.</p><br/><br/><p>Bölge için önemli bir cerrahi adım</p><br/><p>Doç. Dr. Erman Bozalı, korneanın gözün en ön kısmında yer alan ve görmenin temelini oluşturan saydam bir doku olduğunu ifade ederek, "Kornea saydamlığını kaybettiğinde ciddi görme kayıpları ortaya çıkabilir. Gerçekleştirdiğimiz nakil ameliyatı ile hastamızın yeniden görme potansiyelini kazanmasını hedefledik. Operasyon planladığımız şekilde başarıyla tamamlandı" dedi.</p><br/><p>Bu ameliyatın bölge için önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Bozalı, kornea hastalıkları nedeniyle başka illere sevk edilen birçok hastanın artık Mersin’de tedavi edilebileceğini kaydetti.</p><br/><br/><p>Kornea hastalıklarında yüksek başarı oranı</p><br/><p>Doç. Dr. Emin Serbülent Güçlü ise kornea naklinin birçok göz hastalığında uygulanan etkili bir tedavi yöntemi olduğunu belirtti. Güçlü, "Keratokonus, enfeksiyon sonrası oluşan kornea lekeleri, travmaya bağlı doku kayıpları ve endotel yetmezliği gibi durumlarda kornea nakli uygulanmaktadır. Gelişen cerrahi tekniklerle yalnızca hastalıklı tabakanın değiştirildiği yöntemler sayesinde başarı oranı oldukça yüksektir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Doğru takiple görme kalitesi artıyor</p><br/><p>Ameliyat sonrası sürecin önemine dikkat çeken Güçlü, "Nakil sonrası düzenli takip ve damla tedavilerinin doğru kullanılması büyük önem taşımaktadır. Uygun takip ile hastalar günlük yaşamlarına dönebilmekte ve görme kaliteleri belirgin şekilde artmaktadır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>İleri cerrahi uygulamalar artacak</p><br/><p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı da operasyonun, hastanenin sağlık hizmetlerindeki gelişimini gösterdiğini belirterek, "Göz hastalıkları alanında yapılan ilk kornea nakli ameliyatının başarıyla tamamlanması, hastanemizin nitelikli sağlık hizmeti sunma hedefinin önemli bir göstergesidir. Amacımız, hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerini kendi şehirlerinde tamamlayabilmelerini sağlamaktır. Önümüzdeki süreçte ileri cerrahi uygulamaları artırarak vatandaşlarımıza daha kapsamlı sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz" dedi.</p><br/><p>Gerçekleştirilen ilk kornea nakliyle birlikte, kornea hastalıkları nedeniyle başka illere yapılan sevklerin azalmasının beklendiği bildirildi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/mersin-sehir-hastanesinde-ilk-kornea-nakli-basariyla-yapildi-0-1771838407.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/mersin-sehir-hastanesinde-ilk-kornea-nakli-basariyla-yapildi-1-1771838408.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/mersin-sehir-hastanesinde-ilk-kornea-nakli-basariyla-yapildi-2-1771838409.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:20:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/mersin-sehir-hastanesinde-ilk-kornea-nakli-basariyla-yapildi-1771838406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaştan sağlıklı beslenme önerileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-917668</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-917668</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DİYETİSYENİ İPEK ÖZTAŞ, RAMAZAN AYINDA DEĞİŞEN BESLENME DÜZENİNE SAĞLIKLI UYUM SAĞLAMANIN YOLLARINI ANLATTI. SAHUR VE İFTARDA DENGELİ BESLENMENİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKEN ÖZTAŞ, YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMENİN SİNDİRİM SİSTEMİ İÇİN KRİTİK OLDUĞUNU VURGULADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı.</p><br/><p>Ramazan ayının başlamasıyla günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi.</p><br/><br/><p>"Sahurda yediklerimiz önemli"</p><br/><p>Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, "Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar" dedi.</p><br/><br/><p>’’10-15 dakika beklenmeli’’</p><br/><p>İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Kontrollü yemeye özen gösterin"</p><br/><p>Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, "Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-0-1771838105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-1-1771838106.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-2-1771838107.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:15:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-1771838104.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel Sular Akademi Hastanesinde özel diyetle bir yılda 52 kilo verdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-917666</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-917666</guid>
                <description><![CDATA[ÇOK RAHAT VE MUTLU OLDUĞUNU SÖYLEYEN HASTA YUSUF ÇALIŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta bir kişi 150 kilo olarak geldiği hastaneden, düzenlenen diyet programı sayesinde 98 kilo olarak çıktı.</p><br/><p>Kahramanmaraş’ta yaşayan 47 yaşındaki Yusuf Çalışkan’ın, aşırı kiloları nedeniyle günleri zor geçiyordu. Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvuran Çalışkan, kendisine uygulanan diyet programı sonrası 52 kilo verip 150 kilodan 98 kilograma düştü.</p><br/><p>Çok rahat ve mutlu olduğunu söyleyen hasta Yusuf Çalış, "Öncelikle kan tahlili yaptırmam gerekiyordu ve sonuçlarda birçok sağlık sorunu ortaya çıktı. Aile hekimim kilo vermem gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Sular Akademi Hastanesi’nde Merve hanıma başvurdum. Süreç kolay olmadı, özellikle ilk başlarda çok zorlandım ve bırakmak için bahaneler aradım. Ancak hocamız her zaman destek oldu ve süreci bırakmama izin vermedi. Toplamda 52 kilo verdim. 150 kilodan 98 kiloya düştüm. Şu anda kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum" dedi.</p><br/><p>Diyetisyen Merve Kapudere Demirciler ise, "Yusuf bey 150 kiloyla bize başvurdu. Başlangıçta yaşam kalitesi oldukça düşüktü, çabuk yoruluyordu ve çeşitli sağlık sorunları vardı. Kendisi de bu kiloya kadar düşebileceğini düşünmüyordu. Sürece güçlü bir motivasyonla başladık. Zaman zaman zorlandığımız anlar oldu ancak çok güzel sonuçlar da elde ettik. Sürecin sonunda hem Yusuf bey hem de ben çok mutlu olduk. Giyim tarzı tamamen değişti, özgüveni ve yaşam kalitesi önemli ölçüde arttı. Bu sonucu görmek benim için de çok keyifliydi" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-0-1771836906.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-1-1771836907.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-2-1771836908.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-3-1771836909.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-4-1771836909.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-5-1771836910.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:55:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/ozel-sular-akademi-hastanesinde-ozel-diyetle-bir-yilda-52-kilo-verdi-1771836905.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY EAH’DE YAŞAM DESTEĞİ EĞİTİMLERİ TAMAMLANDI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hatay-eahde-yasam-destegi-egitimleri-tamamlandi-917586</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/hatay-eahde-yasam-destegi-egitimleri-tamamlandi-917586</guid>
                <description><![CDATA[Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Eğitim Birimi koordinasyonunda sağlık personeline yönelik Temel Yaşam Desteği ve İleri Yaşam Desteği eğitimleri başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY EAH’DE YAŞAM DESTEĞİ EĞİTİMLERİ TAMAMLANDI</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Eğitim Birimi koordinasyonunda sağlık personeline yönelik Temel Yaşam Desteği ve İleri Yaşam Desteği eğitimleri başarıyla gerçekleştirildi. </span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="HATAY EAH’DE YAŞAM DESTEĞİ EĞİTİMLERİ TAMAMLANDI" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/02-2026/WhatsApp%20Image%202026-02-21%20at%2015_56_09%20(1).jpeg" style="height:800px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Program kapsamında acil müdahale süreçlerine ilişkin teorik ve uygulamalı eğitimler tamamlanarak personelin mesleki yetkinliği artırıldı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>EĞİTİMLER ULUSLARARASI PROTOKOLLER ÇERÇEVESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen eğitimler, uluslararası geçerliliğe sahip güncel tıbbi protokoller esas alınarak planlandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlık profesyonellerinin acil durum yönetimi konusundaki bilgi ve reflekslerini güçlendirmeyi amaçlayan programlarda, özellikle kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR), hava yolu yönetimi ve acil ilaç uygulamaları gibi hayati öneme sahip başlıklara odaklanıldı. Teorik anlatımlar, ileri düzey simülasyon uygulamalarıyla desteklenerek katılımcıların pratik becerileri pekiştirildi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>PERSONELİN ACİL MÜDAHALE KAPASİTESİ GÜÇLENDİRİLDİ</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçekleştirilen Temel Yaşam Desteği (TYD) ve İleri Yaşam Desteği (İYD) eğitimleri sayesinde hastane personelinin bilgi ve beceri düzeyinde önemli bir artış sağlandı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğitimler, hasta güvenliğini en üst seviyeye taşıma ve olası kritik vakalarda hızlı, etkin ve doğru müdahale kapasitesini artırma hedefi doğrultusunda tamamlandı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastane yönetimi, kalite odaklı hizmet anlayışı kapsamında bu tür mesleki gelişim faaliyetlerinin aralıksız sürdürüleceğini vurgulayarak, programa katılan tüm sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/hatay-eahde-yasam-destegi-egitimleri-tamamlandi-1771679178.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanseri yendi, annelikten vazgeçmedi: Dondurulan embriyolar tutmadı, ‘Can geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-917514</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-917514</guid>
                <description><![CDATA[ECEM TÜRKDOĞAN VE OĞLU CAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da yaşayan 32 yaşındaki Ecem Türkdoğan, henüz evliliğinin ilk yılında 3. evre meme kanseri teşhisi aldı. Zorlu geçen üç buçuk yıllık tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Türkdoğan, kanser tedavisi öncesinde dondurduğu embriyolardan sonuç alamadı. Umudunu kaybetmeyen genç kadın, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde uygulanan tedaviyle anne olma hayalini gerçekleştirdi. Mastektomi ameliyatı nedeniyle süt veremediğini belirten Türkdoğan, "Önemli olan süt değil, önce iyileşmek. Kanser tedavisine odaklandım, bugün oğlum kucağımda" sözleriyle sürecini anlattı.</p><br/><p>2020 yılında, 27 yaşındayken meme kanserine yakalandığını öğrenen Ecem Türkdoğan, teşhisin ardından vakit kaybetmeden onkoloji servisine başvurdu. Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ve ekibi tarafından tedaviye alınan Türkdoğan, 8 kür kemoterapi ve radyoterapi gördü. Tedavi sürecinin ardından her iki göğsünün alındığı mastektomi ameliyatı geçiren genç kadın, kanseri yenmeyi başardı.</p><br/><p>Türkdoğan, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:"2020 yılında 27 yaşındayken meme kanser teşhisi aldım. Henüz bir yıllık evliydim. Hemen onkoloji servisine başvurdum. Kemoterapi gördüm, radyoterapi gördüm. Ardından mastektomi ameliyatı yani iki memenin birden alınması operasyonunu geçirdim."</p><br/><br/><p>Tedavi öncesi embriyo dondurdu, transferden sonuç alamadı</p><br/><p>Kanser tedavisinin doğurganlık üzerindeki etkileri nedeniyle tedaviye başlamadan önce embriyo dondurma işlemi yaptırdığını belirten Türkdoğan, tedavisine üç buçuk yıl sonra ara verildiğini ancak dondurulan embriyoların transferinden gebelik elde edilemediğini söyledi. Türkdoğan, "Kanser tedavisinden sonra kadınlar çocuk sahibi olamayabiliyor. Bu nedenle embriyolarımızı dondurmuştuk. Tedavime ara verildiğinde transfer denedik ama gebelik oluşmadı. Farklı doktorlara başvurdum, ihtimalin çok düşük olduğu söylendi."</p><br/><br/><p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi "Umudun adresi" oldu</p><br/><p>Olumsuz görüşlere rağmen Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’ne başvuran Türkdoğan, Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Burak Karadağ ve ekibi tarafından tedaviye alındı. Yapılan değerlendirmelerde yumurtalık rezervinin belirgin düşük olduğu tespit edildi. Uygulanan kişiye özel tedaviyle az sayıda embriyo elde edildi. Türkdoğan, o dönemi şöyle anlattı: "Buraya geldiğimde Burak Hoca bana ‘korkma, halledeceğiz’ dedi. Tedaviye başladık. Az sayıda embriyom oluştu. Bir embriyom tuttu. Şu an oğlum Can kucağımda."</p><br/><br/><p>"Öncelik kanser tedavisi olmalı"</p><br/><p>Kanserle mücadele eden ve anne olmayı hayal eden hastalara seslenen Türkdoğan, önceliğin tedavi süreci olması gerektiğini vurguladı ve şöyle devam etti: "Kanser tedavisi gibi zorlu bir süreçten çıkınca olumsuzlukları normalleştiriyorsunuz. Ben de olacak diye düşündüm ama kendime küçük bir ihtimal verdim. Doktorumun her sözünü dinledim. Öncelik kanser tedavisi olmalı. Sürece güvenmek gerekiyor. Ben süt veremeyen bir anne oldum ama bunu problem etmedim. Önemli olan önce iyileşmek."</p><br/><br/><p>"Süt veremeyecek bir anne olma düşüncesi beni çok ürküttü"</p><br/><p>Mastektomi ameliyatını başlangıçta istemediğini ifade eden Türkdoğan, karar sürecindeki duygusal zorluğu da şu şekilde paylaştı: "Süt veremeyecek bir anne olma düşüncesi beni çok ürküttü. Ancak onkoloji doktorum ‘Önemli olan süt değil, önce iyileşmen gerekiyor’ dedi ve direkt kanser sürecine odaklandım."</p><br/><br/><p>"Tedavi başlamadan başvurun"</p><br/><p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Burak Karadağ ise kanser hastalarında fertilitenin korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Karadağ, "Ecem Hanım bize başvurduğunda daha önce embriyo dondurma işlemi yaptırmıştı. Ancak transferlerden gebelik elde edilemeyince merkezimize geldi. Değerlendirmelerde yumurtalık rezervinin belirgin azaldığını gördük. Kemoterapi ve radyoterapi sonrası bu tabloyla sık karşılaşıyoruz. Gerekli tedavi planlamasını yaptık ve mevcut sınırlı sayıda yumurtayla gebelik elde ettik" dedi.</p><br/><p>Karadağ, üreme çağındaki hastalar için şu uyarıda bulundu: "Kanser hastaları için en kritik adım, tedavi başlamadan önce başvurmaktır. Yumurtalık rezervi etkilenmeden yumurta, sperm ya da embriyo dondurma işlemleri yapılabilir. Bu yaklaşım yalnızca meme kanseri için değil, tüm kanser türleri için geçerlidir."</p><br/><br/><p>Kamu hastanesinde ‘fiyat avantajı’</p><br/><p>Merkezde uygulanan işlemlerin uluslararası standartlarda sürdürüldüğünü belirten Karadağ, kamu hastanelerinin sağladığı avantajlara da şu şekilde değindi: "Merkezimizde fertilite koruyucu işlemleri başarıyla uyguluyoruz. Kamu kurumu olmamız nedeniyle hastalar açısından maliyet avantajı söz konusu. Uygun endikasyonlarda rapor düzenlenmesi de devletin sunduğu önemli bir destek. Merkez açıldığından bu yana hasta sayımız artıyor, başarı oranlarımız uluslararası standartlarda."</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-0-1771577113.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-1-1771577114.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-2-1771577115.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-3-1771577116.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-4-1771577117.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-5-1771577118.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-6-1771577119.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 11:45:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-annelikten-vazgecmedi-dondurulan-embriyolar-tutmadi-can-geldi-1771577112.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pandemide ölümle burun buruna gelen anne doktorlarıyla buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/pandemide-olumle-burun-buruna-gelen-anne-doktorlariyla-bulustu-917501</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/pandemide-olumle-burun-buruna-gelen-anne-doktorlariyla-bulustu-917501</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN’DE PANDEMİ DÖNEMİNDE 28 HAFTALIK HAMİLEYKEN COVİD-19’A YAKALANARAK YOĞUN BAKIMDA YAŞAM MÜCADELESİ VEREN BİR ANNE, YILLAR SONRA HAYATTA KALMASINI SAĞLAYAN DOKTORLARINI ZİYARET ETTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de pandemi döneminde 28 haftalık hamileyken Covid-19’a yakalanarak yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren bir anne, yıllar sonra hayatta kalmasını sağlayan doktorlarını ziyaret etti. Duygusal anların yaşandığı buluşmada hem anne hem de sağlık çalışanları o zorlu günleri yeniden hatırladı.</p><br/><p>Mersin’de pandemi döneminde 28 haftalık hamileyken Covid-19’a yakalanarak yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren 37 yaşındaki Aslıhan Kayık, yıllar sonra hayatta kalmasını sağlayan doktorlarını ziyaret etti. Pandeminin ikinci döneminde tatil için bulunduğu beldede şiddetli öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvuran Aslıhan Kayık’ın Covid-19 testi pozitif çıktı. 28 haftalık hamile olması nedeniyle riskli grupta değerlendirilen Kayık, Mersin Eğitim ve Araştırma Şehir Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı.</p><br/><p>Normal serviste oksijen desteğiyle takip edilen genç annenin durumu kısa sürede ağırlaştı ve yoğun bakıma alındı. Doktorlar, bebeği riske atmamak için gebeliği sonlandırmadan annenin akciğerlerini toparlamaya çalıştı. Ancak solunum sıkıntısının artması üzerine acil doğum kararı verildi.</p><br/><br/><p>14 gün entübe kaldı</p><br/><p>Doğumun ardından 14 gün entübe edilerek uyutulan Kayık, zorlu sürecin ardından hayata tutundu. Bu sırada prematüre olarak dünyaya gelen oğlu da yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gördü. Yaklaşık bir ayı aşkın süre hastanede kalan anne, taburcu olduktan sonra da bir yıl boyunca tedavi ve operasyonlar geçirdi. Yaşadığı süreci ‘hayata yeniden doğuş’ olarak tanımlayan Kayık, o günleri unutamadığını söyledi.</p><br/><br/><p>"Hocam lütfen beni doğuma alın"</p><br/><p>O yaşadığı acı günleri anlatan Kayık, "Pandeminin ikinci dönemiydi. 28 haftalık hamileydim. Çok yoğun bir öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvurduk. Testimin pozitif olduğunu öğrendik. Hamile olduğum için riskli olabileceğini söylediler ve Şehir Hastanesine yönlendirdiler. Evimize çok uzak olmasına rağmen gittik ve hemen yatışım yapıldı" ifadelerine yer verdi.</p><br/><p>Yaklaşık 5 gün serviste kaldığını ifade ederek konuşmalarına devam eden Kayık, "Sürekli oksijen desteği veriliyordu. Ama durumum iyileşmedi, aksine ağırlaştı ve yoğun bakıma alındım. Doktorlar bebeği riske atmamak için gebeliği sonlandırmadan beni tedavi etmeye çalıştılar. Ama bir akşam nefes darlığım o kadar arttı ki artık dayanamayacak noktaya geldim. Harun Hocama ‘Hocam lütfen beni doğuma alın, artık dayanamıyorum’ dedim. Çok hızlı bir şekilde karar verildi ve doğuma alındım" dedi.</p><br/><br/><p>"Ölüp geri dirilmiş gibiydim"</p><br/><p>Yoğun bakımda ölümle yaşam arasında geçen günlerini anlatan Kayık, "Doğumdan sonra 14 gün entübe edilmişim. O 14 gün boyunca ilaçların etkisiyle hayalle gerçeğin birbirine karıştığı rüyalar gördüm. Yoğun bakımda yaşananları rüyalarımda gerçek sanarak yaşadım. Çok farklı bir süreçti. Uyandırıldığımda odadaki doktorların ve hemşirelerin gözlerindeki mutluluğu hiç unutamıyorum. Hepsi başıma toplanmıştı, ‘Sen bizim umut ışığımız oldun’ dediler. Çünkü o dönemde çok fazla insanı kaybediyorduk. Benim iyileşmem onlara da moral olmuştu. Gerçekten ölüp geri dirilmiş gibiydim" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Gözümü açtığımda sorduğum ilk şey bebeğim"</p><br/><p>Yoğun bakımda gözlerini açtığı ilk anı anlatan Kayık, "Gözümü açtığımda sorduğum ilk şey bebeğim oldu. Hemen telefonlarından fotoğrafını gösterdiler. O anı hiç unutamam" dedi.</p><br/><br/><p>"Tek derdim kızımı görmekti"</p><br/><p>Entübasyon sürecinin ardından temiz yoğun bakıma alındığını belirten Kayık, "Ekstübe olduktan bir iki gün sonra temiz yoğun bakıma geçtim. Ben ikinci katta yatarken oğlum üçüncü katta yenidoğan yoğun bakımdaydı. Yaklaşık 30-35 gündür çocuklarımı görmemiştim. Alican Hocama ‘Beni servise gönderin’ diye yalvarıyordum. Tek derdim kızımı görmekti" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Hastaneden çıktığımda bambaşka bir dünyaya çıktım"</p><br/><p>Yoğun bakım sürecinin ardından taburcu edilse de mücadelesinin bitmediğini dile getiren Kayık, "Hastaneden çıktığımda bambaşka bir dünyaya çıktım. Yaşadıklarımın çoğunu sonradan öğrendim. Taburcu olduktan sonra bir yıl boyunca tedavilerim sürdü, sekeller kaldı, operasyonlar geçirdim. Hala etkilerini yaşıyorum ama çok şükür hayattayım ve çocuklarımın yanındayım" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"2 can söz konusuydu"</p><br/><p>Anestezi Uzmanı Dr. Harun Özmen, sürecin hem anne hem de bebek açısından son derece kritik geçtiğini söyledi. Özmen, "O dönemde çok sayıda ağır hasta vardı. Bu vakada iki can söz konusuydu ve her adımı çok dikkatli atmak zorundaydık" dedi.</p><br/><p>Hastanın yoğun bakıma kabul edildiği ilk anın tabloyu net şekilde ortaya koyduğunu belirten Özmen, "Hastamız ileri derecede solunum yetmezliği ile yoğun bakıma alındı. 28 haftalık gebeydi. Pandeminin en zor dönemlerinden birini yaşıyorduk. Akciğer tutulumu oldukça ağırdı. Hem anne hem bebek açısından çok hassas bir süreç yürüttük. Önceliğimiz annenin akciğer fonksiyonlarını toparlamaktı. Çünkü annenin stabilizasyonu sağlanmadan yapılacak her müdahale riski artırabilirdi" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Annenin solunumunu toparlamayı hedefledik"</p><br/><p>Tedavi planının multidisipliner şekilde yürütüldüğünü vurgulayan Özmen, "İlk etapta gebeliği sonlandırmadan annenin solunumunu toparlamayı hedefledik. Çünkü her erken doğum bebeğin riskini artırır. Ancak klinik tablo ağırlaştı. Solunum parametreleri kötüleşti. O noktada anne hayatı öncelikli hale geldi. Multidisipliner değerlendirme sonrası doğum kararı aldık" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Onu bugün sağlıklı görmek en büyük ödül"</p><br/><p>Hastanın ekstübe edilerek kendi başına nefes almaya başladığı anın unutulmaz olduğunu dile getiren Özmen, "Ekstübasyon kararı verdiğimiz an çok dikkatliydik. Kendi solunumunun yeterli olup olmadığını yakından takip ettik. Başarılı şekilde cihazdan ayrıldığında ekip olarak büyük bir mutluluk yaşadık. O günlerde umut çok kıymetliydi. Onu bugün sağlıklı, çocuklarıyla birlikte görmek bizim için en büyük ödül" şeklinde konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/pandemide-olumle-burun-buruna-gelen-anne-doktorlariyla-bulustu-0-1771574110.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/pandemide-olumle-burun-buruna-gelen-anne-doktorlariyla-bulustu-1-1771574111.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/pandemide-olumle-burun-buruna-gelen-anne-doktorlariyla-bulustu-2-1771574112.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 10:55:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/pandemide-olumle-burun-buruna-gelen-anne-doktorlariyla-bulustu-1771574110.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenme önerisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanindan-ramazan-ayinda-saglikli-ve-dengeli-beslenme-onerisi-917460</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/uzmanindan-ramazan-ayinda-saglikli-ve-dengeli-beslenme-onerisi-917460</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ SULAR AKADEMİ HASTANESİ'NDE GÖREVLİ DİYETİSYEN MERVE KAPUDERE DEMİRCİLER, RAMAZAN AYINDA SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENMEYLE İLGİLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Diyetisyen Merve Kapudere Demirciler, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek, sahur ve iftar öğünlerinin doğru planlanması gerektiğini söyledi.</p><br/><p>11 ayın sultanı Ramazan’ın gelmesiyle sahur ve iftar öğünleri için telaş başladı. Kahramanmaraş Sular Akademi Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Merve Kapudere Demirciler, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.</p><br/><br/><p>"Sahurda protein kaynaklarına yer verilmeli"</p><br/><p>İyi bir sahurun gün boyu tok kalmak açısından büyük önem taşıdığını belirten Demirciler, "Doyurucu ve protein ağırlıklı bir sahur, gün içerisinde daha uzun süre tok kalmamızı sağlar. Sahurda yumurta, peynir, yoğurt ve süt gibi protein kaynaklarına mutlaka yer verilmelidir. Tok tutucu sağlıklı yağ gruplarından avokado, ceviz ve badem tercih edilebilir. Bunun yanında tam tahıllı ya da tam buğday ekmeği gibi lif oranı yüksek besinlerle dengeli bir sahur yapılabilir" dedi.</p><br/><br/><p>"5 dakika beklemek sindirime yardımcı olur"</p><br/><p>İftar saatinde mideye ani yükleme yapılmaması gerektiğini vurgulayan Demirciler, gün boyu aç kalan midenin hassaslaştığını ifade ederek, "Orucu suyla açtıktan sonra çorba içip yaklaşık 5 dakika beklemek sindirime yardımcı olur. Bu süre, mideye yük bindirmeden sindirim sistemini ana yemeğe hazırlar" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Karbonhidratları ölçülü porsiyonlarda tüketmeliyiz"</p><br/><p>Ana yemeğe geçmeden önce salata veya yoğurtlu mezelerle başlanmasını öneren Demirciler, karbonhidrat tüketiminin ise kontrollü olması gerektiğini belirtti. Demirciler, "Pilav gibi karbonhidratları ölçülü porsiyonlarda tüketmeliyiz. İçecek olarak fazla miktarda ayran ya da asitli içecekler yerine su tercih edilmelidir. Yemeği salata ağırlıklı tamamlamak, lokmaları iyi çiğneyerek ve yavaş yemek midemizi yormadan iftarı sonlandırmamıza yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Ramazan ayı boyunca dengeli beslenme ve porsiyon kontrolünün önemine dikkat çeken Demirciler, sağlıklı bir oruç süreci için bilinçli tüketimin şart olduğunu sözlerine ekledi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/uzmanindan-ramazan-ayinda-saglikli-ve-dengeli-beslenme-onerisi-0-1771495209.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/uzmanindan-ramazan-ayinda-saglikli-ve-dengeli-beslenme-onerisi-1-1771495210.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 13:00:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/uzmanindan-ramazan-ayinda-saglikli-ve-dengeli-beslenme-onerisi-1771495208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Op. Dr. Adil Güçal Güçlü: Taş düşüren hastada 5 yıl içinde tekrarlama riski yüzde 50</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/op-dr-adil-gucal-guclu-tas-dusuren-hastada-5-yil-icinde-tekrarlama-riski-yuzde-50-917429</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/op-dr-adil-gucal-guclu-tas-dusuren-hastada-5-yil-icinde-tekrarlama-riski-yuzde-50-917429</guid>
                <description><![CDATA[OP. DR. ADİL GÜÇAL GÜÇLÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, taş düşüren hastalarda 5 yıl içinde tekrarlama riskinin yüzde 50’ye kadar çıktığını söyledi.</p><br/><p>Üriner sistem taş hastalığının dünya genelinde acil servise başvuruların en sık nedenlerinden biri olduğunu belirten Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, hastalığın yalnızca cerrahi değil, aynı zamanda metabolik bir süreç olduğuna dikkat çekti. Erkeklerde yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 12, kadınlarda ise yüzde 6 civarında olduğunu ifade eden Güçlü, özellikle yetersiz sıvı tüketiminin taş oluşumunda temel etken olduğunu kaydetti.</p><br/><br/><p>"Şiddetli ağrı en sık karşılaşılan belirti"</p><br/><p>Taşın idrar akışını engellemesi sonucu böbrek içinde basınç artışı meydana geldiğini belirten Op. Dr. Güçlü, "Bu durum bel ve yan bölgede başlayıp kasığa vuran, doğum sancısı ile kıyaslanan şiddetli ağrıya neden olur. Taşın dokulara teması sonucu idrarda kan görülebilir. Ayrıca bulantı, kusma, ateş, titreme ve idrar yaparken yanma da belirtiler arasında yer alır. Hastalarda bu şikayetlerin bir ya da birkaçı aynı anda görülebilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Tanıda altın standart kontrastsız BT"</p><br/><p>Tanı yöntemlerine değinen Güçlü, "Kontrastsız bilgisayarlı tomografi günümüzde altın standarttır. Taşın boyutunu, yerini ve sertliğini net şekilde gösterir. Ultrasonografi ise radyasyon içermemesi nedeniyle özellikle gebeler ve çocuklarda ilk tercihtir ancak kanala düşmüş küçük taşları her zaman göstermeyebilir. Ayrıca tam idrar tetkiki ve böbrek fonksiyon testleri de değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Ameliyatsız tedaviler mümkün"</p><br/><p>Taşın boyutuna ve böbreğe verdiği hasara göre tedavi planının belirlendiğini aktaran Güçlü, "5 milimetrenin altındaki taşlarda bol su tüketimi ve kanal gevşetici ilaçlarla taşın kendiliğinden düşmesi beklenebilir. Ancak şiddetli ağrı, böbrek fonksiyonlarında bozulma veya enfeksiyon varlığında cerrahi müdahale gerekebilir. ESWL şok dalga tedavisi ya da kapalı lazer yöntemleri uygulanabilir. Daha büyük taşlarda kapalı böbrek cerrahisi tercih edilebilir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Taş oluşumunu önlemek için 5 altın kural"</p><br/><p>Taş hastalığının tekrarlama riskine dikkat çeken Op. Dr. Güçlü, korunma yollarını ise şu şekilde sıraladı:</p><br/><p>"Günlük en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, idrar rengi berrak olmalı. Günlük tuz tüketimi 5 gram ile sınırlandırılmalı. Kalsiyum ve oksalat dengesi sağlanmalı, yüksek oksalatlı gıdalar kontrollü tüketilmeli. Aşırı kırmızı et tüketiminden kaçınılmalı. Tekrarlayan taşlarda mutlaka taş analizi ve 24 saatlik idrar analizi yapılarak kişiye özel diyet planı oluşturulmalı."</p><br/><p>Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile taş hastalığının tekrarının büyük ölçüde önlenebileceğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:15:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/op-dr-adil-gucal-guclu-tas-dusuren-hastada-5-yil-icinde-tekrarlama-riski-yuzde-50-1771485303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmeti 85 bin hastaya ulaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-ucretsiz-hasta-nakil-ambulansi-hizmeti-85-bin-hastaya-ulasti-917377</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/mersinde-ucretsiz-hasta-nakil-ambulansi-hizmeti-85-bin-hastaya-ulasti-917377</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN ÜCRETSİZ ‘HASTA NAKİL AMBULANSI’ HİZMETİYLE, YATAĞA BAĞIMLI VE OKSİJEN DESTEĞİ ALAN HASTALAR GÜVENLİ ŞEKİLDE HASTANEYE VE EVLERİNE ULAŞTIRILIYOR, 16 AMBULANS VE 44 PERSONELLE YÜRÜTÜLEN HİZMET KAPSAMINDA 2019’DAN BU YANA 85 BİN HASTAYA DESTEK VERİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz ‘hasta nakil ambulansı’ hizmetiyle, yatağa bağımlı ve oksijen desteği alan hastalar güvenli şekilde hastaneye ve evlerine ulaştırılıyor. 16 ambulans ve 44 personelle yürütülen hizmet kapsamında 2019’dan bu yana 85 bin hastaya destek verildi.</p><br/><p>Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığının vatandaşlara sunduğu ‘hasta nakil ambulansı’ hizmeti, yatağa bağımlı hastaların ücretsiz olarak hastaneye veya evden eve nakillerini sağlıyor. Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren ambulans servisinin merkezde ve ilçelerde verdiği hizmet, hasta ve hasta yakınları tarafından memnuniyetle karşılanıyor. 11’i merkezde ve 5’i ilçelerde olmak üzere toplam 16 hasta nakil ambulansı ile hizmet veren servisin bünyesinde, bir de acil yardım ambulansı bulunuyor.</p><br/><br/><p>Büyükşehir Belediyesinin 16 hasta nakil ambulansı, merkez ve ilçelerde görev başında</p><br/><p>Merkezde ve ilçelerde vatandaşların sağlık hizmetleri ve konforu için çalışan hasta nakil ambulans servisi, yapılan planlama ile gün içinde randevularla hareket ediyor. Gerekli ekipmanlar ve uzman sağlık personeli refakatinde gerçekleştirilen nakil hizmetinden, yatağa bağımlı veya oksijen desteği alması gereken vatandaşlar ücretsiz yararlanabiliyor. 44 sağlık personeli ile vatandaşların yanında olan servis, 2019 yılından bu yana 85 bin hastaya hizmet verdi.</p><br/><p>Merkez ilçeler dışında yaşayan vatandaşlar, planlama ile hareket eden ekiplerin nakil hizmeti için bir gün önceden randevu oluşturabiliyor. Ekipler, hastaların tedavi süreçleri bittikten sonra yine evlerine güvenli bir şekilde naklini sağlıyor. Hizmetten faydalanmak isteyen vatandaşlar, ‘Alo 185’ Teksin Çağrı Merkezinden randevu alabiliyor.</p><br/><br/><p>"2019 yılından bu yana 85 bin hastaya nakil hizmeti verdik"</p><br/><p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü Ambulans Servisi Mesul Müdürü Deniz Anahtar, kent genelinde kesintisiz hizmet verdiklerini vurgulayarak, 2019 yılından bu yana 85 bin hastaya ulaştıklarını ifade etti. Hastaların güvenli ulaşımını esas aldıklarını dile getiren Anahtar, "Sürekli oksijen desteği alan veya yatağa tam bağımlı hastalarımızın evden hastaneye, hastaneden de eve nakillerini sağlıklı ve güvenli bir şekilde sağlamaktayız. Vatandaşlarımız ‘Alo 185’ Teksin Çağrı Merkezinden bizlere ulaşım sağlıyor. Hastalarımıza uzman personelimiz ve teknolojik cihazlarla donatılmış ambulanslarımızla hizmet vermekteyiz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/mersinde-ucretsiz-hasta-nakil-ambulansi-hizmeti-85-bin-hastaya-ulasti-0-1771407905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/mersinde-ucretsiz-hasta-nakil-ambulansi-hizmeti-85-bin-hastaya-ulasti-1-1771407907.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:45:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/mersinde-ucretsiz-hasta-nakil-ambulansi-hizmeti-85-bin-hastaya-ulasti-1771407904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahramanmaraşta belinden zımba teli çıkan bebeğin ailesi sorumluların ceza almasını istedi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-917376</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-917376</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'IN BİR BABA, YENİ DOĞAN BEBEĞİNİN BELİNDE ZIMBA TELİ TESPİT EDİLDİĞİNİ BELİRTEREK YETKİLİLERDEN DESTEK İSTEDİ. BİR YAŞINA BASAN BEBEK ÖZEL BİR HASTANEDE YAPILAN BAŞARILI OPERASYONLA SAĞLIĞINA KAVUŞTU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş’ta hastaneye götürülen bir yaşındaki bebeğin belinden akciğer zarına doğru ilerleyen 2 santimetrelik zımba teli çıktı. Aile, bebeğin doğduğundan beri zımba teli yüzünden rahatsızlık çektiğini belirterek sorumluların ceza almasını istedi.</p><br/><p>Dulkadiroğlu ilçesi Sümer Mahallesi’nde ikamet eden Orhan ve Hatice Nur Poyraz çifti, 18 Ocak 2025 tarihinde Kahramanmaraş Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde çocuklarını kucaklarına aldı. Doğum sonrası sarılık nedeniyle bebek bir süre kuvöze alındı. Yaklaşık bir hafta kuvözde kalan bebek taburcu edildi. Baba Orhan Poyraz, 1 yaşına kadar Ömer Asaf bebeğin gece gündüz durmadan ağlaması üzerine hastaneye gitti. Ancak sırt üstü yatmak istemeyen bebeğin ağlaması durmadı.</p><br/><p>Baba Poyraz, bir gün acil serviste yapılan kontrollerde bebeğin belinde yabancı cisim olduğunu, çekilen filmlerde ise "L" şeklinde zımba teli tespit edildiğini söyledi. Çeşitli hastanelere yönlendirildiklerini anlatan baba, uzun süre müdahale edilmediğini, daha sonra özel bir hastanede yapılan operasyonla zımba telinin çıkarıldığını kaydetti.</p><br/><br/><p>"Filmlere baktılar ’L şeklinde zımba teli var, alınması lazım’ dediler"</p><br/><p>Poyraz, bebeğin doğduktan sonra sarılık diyerek kuvöze alındığını belirterek, "Bir hafta orada yattı. Sonra çıkardılar, eve getirdik. Eve geldikten sonra gece gündüz ağlaması hiç durmadı. Tekrar hastaneye götürdüm. Kaşınıyordu, bir hafta banyo yaptıramadık. Sonra duş aldırdım, bağırması daha da arttı. Belini açtık, sırtına baktık, bir şey var mı diye kontrol ettik, görünürde yoktu. Hastaneye götürdük, şurup verdiler. Aylar geçti. Daha sonra acilde bir doktor çocuğumun belinde yabancı cisim olduğunu söyledi. 184’ü aradım, şikayette bulundum. Başhekim yardımcısının yönlendirmesiyle tomografi çekildi. O zaman belinde zımba teli olduğu netleşti. Başka bir hastaneye götürdük, ’riskli, 8 yaşına kadar alınamaz’ dediler, geri gönderdiler. Eve geldikten üç gün sonra oğlum bayıldı. Kardeşimle özel hastaneye götürdük. Orada filmlere baktılar, ’akciğere doğru gidiyor, L şeklinde zımba teli var, alınması lazım’ dediler" dedi.</p><br/><br/><p>"Bu olay araştırılsın"</p><br/><p>Özel hastanede zımba telinin ameliyatla çıkarıldığını ifade eden Poyraz, olayın araştırılmasını isteyerek, "Bu süreçte prematüre olan kızım da hastanedeydi. Bu olayı duyunca kızımı da çocuk hastanesinden erken taburcu ettiler. 1 kilo 900 gramdı. Şimdi iki bebeğim de evde. Ben bir yıldır işe gidemiyorum. İnşaat işçisiyim, asgari ücretle çalışıyordum. Zımba teli çıkarılmadan önce çocuğum felç gibi yatıyordu. Şimdi biraz daha iyi ama hala çok ağlıyor. Bir yıldır bu şekildeyiz. Allah korusun bir enfeksiyon olsa, başına bir şey gelse bunun hesabını kim verecek" diye konuştu.</p><br/><p>Baba Poyraz, sorumluların bulunması için suç duyurusunda bulunduğunu ve süreci takip ettiğini kaydetti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-0-1771407305.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-1-1771407306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-2-1771407306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-3-1771407307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-4-1771407308.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-5-1771407309.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-6-1771407310.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:35:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/kahramanmarasta-belinden-zimba-teli-cikan-bebegin-ailesi-sorumlularin-ceza-almasini-istedi-1771407303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp hastalarına Ramazan uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kalp-hastalarina-ramazan-uyarisi-917374</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/kalp-hastalarina-ramazan-uyarisi-917374</guid>
                <description><![CDATA[KARDİYOLOJİ UZMANI DR. ERDAL DURMUŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalarının oruç tutup tutamayacağına ilişkin genel bir kural olmadığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erdal Durmuş, "Her hasta kendi kardiyoloji hekimi tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir" dedi.</p><br/><p>Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erdal Durmuş, Ramazan ayı öncesinde kalp hastalarının dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Oruç tutmanın iyi kolesterolü (HDL) artırabildiğini, kötü kolesterolü (LDL) düşürebildiğini kaydeden Durmuş, "Oruç, tansiyonu düşürerek kalp hastalığı riskini azaltabilir. Ayrıca vücuttaki enflamasyonu azaltarak kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebilir. Her hasta kendi kardiyoloji hekimi tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Kalp yetersizliği olanlar risk altında"</p><br/><p>Kalp yetersizliği bulunan hastaların oruç tutmasının sakıncalı olabileceğini vurgulayan Uzm. Durmuş, "Bu hastalar genellikle yoğun şekilde idrar söktürücü ilaç kullanır. Uzun süreli açlık ve susuzluk, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve ciddi tansiyon düşüklüğüne yol açabilir. Kalp fonksiyonu ileri derecede bozulmuş hastaların oruç tutmaması gerekir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Kontrolsüz tansiyon hastalarına uyarı"</p><br/><p>Kontrolsüz yüksek tansiyonu olan hastaların da dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Durmuş, "Uzun süreli açlık ve iftarda fazla miktarda besin tüketimi sağlığı tehdit edebilir. Ancak tansiyonu ilaç tedavisiyle kontrol altında olan hastalarda, ilaç saatleri iftar ve sahura göre düzenlenirse oruç tutulabilir" diye konuştu.</p><br/><p>Uzm. Durmuş, güncel yaklaşıma göre tedaviyle kontrol altına alınmış tansiyonun ortalama 135/85 mmHg’nin altında olması gerektiğini ifade etti.</p><br/><br/><p>"Kalp damar tıkanıklığı olanlar dikkat etmeli"</p><br/><p>Kalp damar tıkanıklığı bulunan hastaların da risk grubunda olduğunu dile getiren Uzm. Durmuş, "Son 6 ay içinde kalp krizi geçiren, bypass ya da koroner stent yapılan hastaların oruç tutması önerilmez. Bu hastalar ikili kan sulandırıcı kullandığı için uzun süreli açlık ve susuzluk pıhtılaşma riskini artırabilir" dedi.</p><br/><p>Hastalığın kontrol altına alındığı ve tekli kan sulandırıcıya geçildiği dönemde, hekim onayıyla oruç tutulabileceğini belirten Uzm. Durmuş, aktif göğüs ağrısı veya ciddi nefes darlığı olan kişilerin de oruç tutmadan önce mutlaka doktora başvurması gerektiğini söyledi.</p><br/><br/><p>"Ritim bozukluğu ve kapak hastaları için risk"</p><br/><p>Kalbinde kontrolsüz ritim bozukluğu ya da ciddi kapak hastalığı bulunan kişilerin de oruç tutarken dikkatli olması gerektiğini kaydeden Dr. Durmuş, "Özellikle metal kapak takılmış ve kan sulandırıcı (oral antikoagülan) ilaç kullanan hastalarda, beslenme düzenindeki değişiklik ve susuzluk ilaç düzeyini bozabilir. Bu durum kanamaya ya da kalp kapağında pıhtı oluşmasına yol açabilir. Ritmi kontrol altında olan ve beslenmeden etkilenmeyen ilaç kullanan hastalar ise doktor kontrolünde oruç tutabilir" açıklamasında bulundu.</p><br/><br/><p>Kalp pili olanlar oruç tutabilir mi</p><br/><p>Kalp pili olan hastaların iki gruba ayrıldığını söyleyen Uzm. Durmuş, "Kalp yetersizliği nedeniyle pil takılan ve yoğun ilaç kullanan hastalar için oruç uygun olmayabilir. Ritim bozukluğu nedeniyle pil takılan ve yoğun ilaç kullanmayan hastalar ise genel durumları uygunsa oruç tutabilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Ramazan’da beslenme önerileri"</p><br/><p>Ramazan ayında kalp hastalarının beslenmesine de dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Durmuş, "Aşırı yağlı ve ağır et yemeklerinden uzak durulmalıdır. Sebze ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su içilmeli, çay ve kahve gibi idrar söktürücü içeceklerin tüketimi azaltılmalıdır" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/kalp-hastalarina-ramazan-uyarisi-1771406704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazanda iftar ve sahur için sağlıklı beslenme önerileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/ramazanda-iftar-ve-sahur-icin-saglikli-beslenme-onerileri-917367</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/index.php/haber/ramazanda-iftar-ve-sahur-icin-saglikli-beslenme-onerileri-917367</guid>
                <description><![CDATA[DİYETİSYEN EVİN GÜNEY TAYYAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında 14-15 saati bulan açlık süresinin metabolizma hızını yavaşlatabileceğini söyleyen Diyetisyen Evin Güney Tayyar, "Uzun süreli açlık sonrası artan insülin yanıtı nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale gelir. Bu nedenle iftarda ani ve yüksek kalorili yüklenmelerden kaçınılmalıdır" dedi.</p><br/><br/><p>Ramazan ayında uzun süren açlık sürelerinin metabolizma üzerinde önemli etkileri olduğunu belirten VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Diyetisyen Evin Güney Tayyar, iftar ve sahurda doğru besin tercihleriyle hem sindirim sisteminin korunabileceğini hem de kilo kontrolünün sağlanabileceğini söyledi.</p><br/><br/><p>Diyetisyen Tayyar, "Ramazan ayında 14-15 saati bulan açlık süresi metabolizma hızını yavaşlatabilir. Uzun süreli açlık sonrası artan insülin yanıtı nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale gelir. Bu nedenle iftarda ani ve yüksek kalorili yüklenmelerden kaçınılmalıdır" dedi.</p><br/><br/><p>"İftarda tercih edilmesi gereken besinler"</p><br/><p>İftara çorba ile başlanmasının sindirimi rahatlattığını vurgulayan Dyt. Tayyar, şu önerilerde bulundu: "İftarda; çorba ile başlanmalı, ardından tam tahıllı ürünler, sebze yemekleri ve yumurta, et, tavuk, balık gibi proteini yüksek besinler tercih edilmelidir. Yoğurt ve salata öğünü dengeleyici etki sağlar."</p><br/><br/><p>"Uzak durulması gereken gıdalar"</p><br/><p>Dyt. Tayyar, uzak durulması gereken besinleri şöyle paylaştı:</p><br/><p>"Kızartmalar ve çok yağlı yiyecekler</p><br/><p>Kremalı yemekler ve çorbalar</p><br/><p>Beyaz undan yapılmış ürünler</p><br/><p>Şerbetli tatlılar</p><br/><p>Aşırı yağlı hamur işleri</p><br/><p>Gazlı ve şekerli içecekler</p><br/><p>Aşırı baharatlı yiyecekler</p><br/><p>Fazla tuz içeren besinler."</p><br/><p>Tatlı tüketiminin haftada 1 ile sınırlandırılması gerektiğini belirten Dyt. Tayyar, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü ve hafif tatlılar tercih edilmelidir" dedi.</p><br/><p>İftara nasıl başlanmalı?</p><br/><p>Uzun süren açlık sonrası hızlı ve büyük porsiyonlarla yemek yemenin hazımsızlık ve şişkinliğe yol açtığını ifade eden Tayyar, ideal sıralamayı şöyle açıkladı:</p><br/><p>"1-2 bardak su + 1 hurma</p><br/><p>Çorba</p><br/><p>10-15 dakika ara</p><br/><p>Ana yemek (proteini yüksek besin + sebze)</p><br/><p>Yoğurt ve salata."</p><br/><p>Tayyar, tatlı tüketiminin ise haftada 1 kez ve iftardan 1-2 saat sonra yapılması gerektiğini vurguladı.</p><br/><p>"İftardan sonra dikkat edilmesi gerekenler"</p><br/><p>İftardan 1-2 saat sonra ara öğün yapılabileceğini belirten Tayyar, ara öğün seçeneklerini şu şekilde sıraladı:</p><br/><p>"Meyve + yoğurt veya süt</p><br/><p>1 porsiyon meyve + yaklaşık 40 gram çiğ, tuzsuz kuruyemiş."</p><br/><p>Tayyar, günlük su tüketiminin 2-2,5 litre olması ve bu miktarın iftar ile sahur arasına yayılması gerektiğinin altını çizdi.</p><br/><p>"Tok tutan besinler"</p><br/><p>Dyt. Tayyar, tok tutan besinleri şu şekilde paylaştı:</p><br/><p>"Yumurta</p><br/><p>Et, tavuk, balık gibi protein kaynakları</p><br/><p>Yoğurt, süt, peynir</p><br/><p>Kurubaklagiller</p><br/><p>Tam tahıllı ürünler</p><br/><p>Ceviz, badem gibi yağlı tohumlar."</p><br/><p>Dyt. Tayyar, "Protein ve lif içeriği yüksek besinler mide boşalma hızını yavaşlatarak kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar ve daha uzun süre tokluk hissi oluşturur" dedi.</p><br/><p>"Örnek iftar ve sahur menüsü"</p><br/><p>Tayyar, sözlerine şöyle devam etti:</p><br/><p>"Örnek iftar:</p><br/><p>1-2 bardak su + 1 hurma</p><br/><p>1 kepçe çorba</p><br/><p>60-90 g et/tavuk/balık</p><br/><p>3-4 yemek kaşığı sebze veya bakliyat</p><br/><p>1 kase yoğurt</p><br/><p>Zeytinyağlı salata</p><br/><p>1 dilim tam tahıllı ekmek veya 3 kaşık bulgur</p><br/><p>İftardan 1-2 saat sonra ara öğün:</p><br/><p>Meyve + yoğurt/süt veya Meyve + 40 g çiğ, tuzsuz kuruyemiş</p><br/><p>Örnek sahur:</p><br/><p>1-2 haşlanmış yumurta veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağında hazırlanmış omlet</p><br/><p>Az tuzlu peynir</p><br/><p>2 dilim tam tahıllı ekmek</p><br/><p>2 tam ceviz veya 5 badem</p><br/><p>Domates, salatalık, yeşillik</p><br/><p>1 bardak süt veya 1 kase yoğurt."</p><br/><p>Sahurun atlanmasının açlık süresini 19-20 saate çıkarabileceğini belirten Dyt. Tayyar, bunun kan şekeri düşüklüğüne yol açabileceğini ifade etti. Tayyar; sahurda ağır, tuzlu ve baharatlı yemeklerin susuzluğu artırabileceğini ve sindirim sorunlarına neden olabileceğini söyledi.</p><br/><p>"Ramazan’da sağlıklı beslenmek için genel öneriler"</p><br/><p>Tayyar, "Sahur mutlaka yapılmalıdır. Tek öğün beslenilmemelidir. Porsiyon kontrolü sağlanmalıdır. Yemekler yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmelidir. Günlük 2-2,5 litre su içilmelidir. Kızartma yerine ızgara, haşlama ve fırın tercih edilmelidir" dedi.</p><br/><p>İftardan sonra en az 45 dakika hafif tempolu yürüyüş yapılmasının sindirimi desteklediğini ve kilo kontrolüne katkı sağladığını belirten Tayyar, Ramazan ayında dengeli öğün planlaması, yeterli sıvı alımı ve düzenli fiziksel aktivite ile metabolik dengenin korunabileceğini söyledi.</p><br/><p>"Ramazan’da sık yapılan beslenme hataları"</p><br/><p>Dyt. Tayyar, Ramazan’da sık yapılan beslenme hatalarını şöyle sıraladı:</p><br/><p>"İftarda hızlı ve aşırı yemek</p><br/><p>Sahuru atlamak</p><br/><p>Porsiyon kontrolü yapmamak</p><br/><p>Yetersiz su tüketmek</p><br/><p>Şerbetli tatlıları sık tüketmek</p><br/><p>Kremalı, aşırı tuzlu ve baharatlı yemekleri tercih etmek."</p><br/><p>Dyt. Tayyar, Ramazan ayında doğru beslenme alışkanlıklarıyla hem sağlığın korunabileceğini hem de sağlıklı kilo yönetiminin mümkün olduğunu vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:05:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/index.php/images/haberler/2026/02/ramazanda-iftar-ve-sahur-icin-saglikli-beslenme-onerileri-1771405504.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
